top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
    Seda Küçük
  • 15 Şub 2022
  • 4 dakikada okunur
Venedik’in meydanlarında oturup kanallarını seyrederken eşsiz hayallere dalacak ve kendinizden geçeceksiniz. Sokaklarında yürüyerek ya da gondolla nefes kesen kanallarında süzülerek gezebileceğiniz ve gezerken büyüsüne kapılacağınız bir yer burası.


Bir zamanlar Avrupa’nın en varlıklı şehirlerinden biri olan Venedik, 118 adanın üzerine kurulu kanallarla ayrılmış, köprülerle bağlanmış bir İtalya şehridir. İtalya’nın Adriyatik sahilinde, lagünün merkezine ağaçtan temel kazıklar çakılarak üzerine inşa edilen şehir dünyaca ünlüdür. Âşıklar, balayı çiftleri ve romantik bir tatil yapmak isteyenlerin ilk aklına gelen yerler arasındadır.




Venedik, birçok isimle anılmaktadır. “Kanallar Şehri”, “Sular Şehri”, “Köprüler Şehri” ve dünyaca ünlü maskeleri nedeniyle “Maskeler Şehri.” Sokaklarında yürüyerek ya da gondolla nefes kesen kanallarında süzülerek gezebileceğiniz ve gezerken büyüsüne kapılacağınız bir yer burası. Venedik, sahip olduğu Akdeniz iklimi dolasıyla kışın dahi aşırı soğuk değildir. İlkbahar ve sonbaharda genelde hava güzeldir. Venedik’in en güzel zamanı ise nisan ayından ekim ayına kadar olan zamandır. Şehir, kasım ve aralık aylarında gelgit olayı ile sular altında kalabilir.


Bilim adamlarının tahminleri doğruysa iklim değişimleri, depremler, doğal afetler ve ekonomik sebepler nedeniyle tabiat ana bu şehrin kaybolmasına karar vermiş durumda.

Bu güzel şehir, dünyanın en romantik şehirlerindendir. Ne yazık ki son 1000 senedir ufak ufak batıyor ve son 100 yılda batışı %300 artmış durumda. Son 100 yıl içinde 24 santimetre batan şehir için İtalya hükümetinin çeşitli projeler üzerinde çalışmaları sürüyor. Kurtarılabilecek mi? Kimse bilmiyor…



Tarihçesi

Roma İmparatorluğu döneminde kurulmuş olan Venedik, imparatorluğun dağılmasıyla birlikte Bizans İmparatorluğu’nun yönetimi altına girmiştir. Dağınık bir yapıya sahip olan şehirde Bizans etkisi çok fazla hissedilmediğinden hızlı bir şekilde gelişmeye devam etmiştir. Bölgedeki yerli halk tarih boyunca geçimini balıkçılıkla sağlamıştır. Altın çağı boyunca Bizanslılar ve İslam dünyasıyla güçlü ticaret bağlantıları olmuştur. On üçüncü yüzyılın sonlarında 3.300’den fazla Venedik ticaret gemisi Akdeniz ticaretine yön vermiştir. Akdeniz ticaretinin hâkim devletlerinden biri olarak hem devlet hem de halk zenginleşmiştir. Bu refah dönemi boyunca şehrin en önde gelen aileleri daha büyük saraylar yaptırmak ve en yetenekli sanatçıları desteklemek için birbirleriyle yarışmışlardır. Bu sayede Venedik, sanat ve mimaride büyük bir gelişim göstermiştir. Rönesans döneminde önemli bir rol oynayarak pek çok sanatçıyı ağırlamıştır. Bu sanatçıların da etkisiyle şehir önemli bir tarihi birikime sahip olmuştur ve günümüze kadar korunabilen pek çok tarihi eseriyle görülmeye değer bir şehirdir. Tüm Venedik şehri ve lagünü 1987 yılında tarihi ve mimarisi nedeniyle Unesco Dünya Mirasları listesine girmiştir.


Aktiviteler

Tarihi eserler açısından son derece zengin bir kent olan Venedik’i gezmeye doyamayacaksınız.

San Marco Meydanı’nı görün

Meydan hareketli ve bir o kadarda büyülü yapılarıyla tam bir sanat eseri. Burada yer alan St. Mark’s Bazilikası, Doge’s Palace(Dükler Sarayı) ve 1496 yılından kalma saat kulesi Torre dell’ Orologio öncelikle gezmeniz gereken yerler arasında. Meydanda yer alan eşsiz Ahlar Köprüsü’nü ise dışarıdan görebilirsiniz ancak üzerinden geçmek için Dükler Sarayı’na giriş biletiniz olmalı. San Marco Meydanı aynı zamanda maskeli baloların düzenlendiği en büyük açık hava balo salonlarından biridir.


Gondol veya Traghetto’ya binin

Venedik’te yapılan hiçbir aktivite şehrin kanallarında gondolla gezmenin yerini tutmaz. Bu yüzden Gondol’a binmeden Venedik’ten dönmeyiniz! 80-100 euro arasında değişen 30 dakikalık gondol turlarının fiyatı maalesef biraz tuzlu. Ancak bir gondolu 6 kişiye kadar paylaşabiliyorsunuz.


Burano Adasını gezin

Adanın sokaklarında dolaşmaktan oldukça keyif alacaksınız. Rengârenk binalarıyla sosyal medya hesaplarınızı hareketlendirip takipçilerinize görsel bir şölen yaşatabilirsiniz. Ada aynı zamanda dantel işçiliği ile ünlü. Fırsat bulabilirseniz dantel atölyelerini de gezebilirsiniz.


Aqua Alta kitabevini görün

Dünyanın en ilginç kitabevleri arasında yer alan Aqua Alta kanal üzerindeki binalardan birinin altında yer alıyor. Gondolların içine yerleştirilmiş kitapları, kedisi, çiçekleri ve şapkalarıyla oldukça değişik bir yer.


Campanile Çan Kulesi’nden Venedik’i seyredin

M.S 888 ve 912 yılları arasında yapılan Campanile’nin çökmesi üzerine 1902’de aynısı yeniden yapılmış. En ilginç yerleşim düzenine sahip olan adalar ve kanallar şehri Venedik’i mutlaka yüksekten görmelisiniz. Şehirdeki en yüksek yapı olan (99 metre) Campanile, gün batımında sizlere büyüleyici bir manzara sunuyor.

Şehrin büyüsüyle Vivaldi dinleyin

İtalyan barok klasik müzik bestecisi, virtüöz kemancı ve “Kızıl rahip” lakabıyla tanınan Vivaldi’yi memleketinde dinlemek bambaşka bir deneyim olacak. Kaliteli bir Vivaldi dinletisi arıyorsanız. Venedik Barok Orkestrası ya da La Fenice Orkestrasını tercih etmelisiniz.


Müzeleri gezin

Collezione Di Peggy Guggenheim müzesi, Museo Marciano, Dükler Sarayı, arkeoloji müzesi, deniz müzesi, Gallerie Dell Academia ve dahası… Gitmeden yapacağınız küçük bir ön araştırmayla hangi müzeleri gezeceğinize karar verebilirsiniz. Neredeyse adım başı bir müze bulunan Venedik’te müzeleri gezerken zaman planlaması önemli unutmayın.

Venedik Karnavalına katılın

Kötü bir anının karnavala dönüşen hikâyesini yaşamak için şubat ayında kesinlikle Venedik’te olmalısınız. Geçmişte yaşanan veba salgını nedeniyle Venedikliler yüzlerindeki yaraları gizlemek için maske takarlarmış ve yıllar sonra bu kötü anı bir karnavala dönüşmüş. İnsanlar maskeleri ve birbirinden güzel kostümleriyle karnaval boyunca Venedik sokaklarını dolduruyor. Düzenlenen çeşitli sanat etkinlikleri ve konserler de karnaval süresince devam ediyor.



Mutfak

Tarihi yüzyılları bulan çok eski ve köklü bir mutfak kültürüne sahip olan şehirde enfes tatlar var. Makarna, pizza, risotto ve tiramisu gibi ünü dünyaya yayılan lezzetlerle tanınan bir ülke İtalya. Ancak Venedik kendi içinde bambaşka bir mutfağa sahip. Bu yüzden Venedik’e gidip de klasik İtalyan lezzetlerinin peşine düşmeyin! Günlük olarak lagünde tutulan taze balık ve deniz ürünlerinden yapılan Baccala Mantecato, Sarde In Saor veya Moleche gibi yemekler deneyebileceğiniz özel lezzetlerden birkaçı. Fritelli Veneziana ise Venedik’in en sevilen tatlısı. Bir çeşit donut. Venedik’in dar sokaklarında oturmuş yüzyıllar öncesinde yaşananların atmosferine kapılmışken Venedik’e özgü bir kokteyl olan Bellini’nin de tadına bir bakın derim.



Ulaşım

Venedik’e ulaşmak için doğrudan havayolunu kullanabilirsiniz. Bazı firmalar Marco Polo Havalimanı’na doğrudan ve aktarmalı seferler düzenlemektedir. Uçuş yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Ya da İtalya’nın Roma, Milano ve Floransa gibi diğer turistik şehirlerine iniş yapıp sonrasında demir yolunu kullanarak Venedik’e ulaşabilirsiniz.

  • Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
    Seda Küçük
  • 3 Oca 2020
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 17 Şub 2024

Bir şehri düşlemekle başlar her şey. Önce hayali, sonra heyecanı süsler rüyalarınızı. Ansızın bir uçağın, otobüsün ya da trenin içinde bulursunuz kendinizi. İşte Riga’da masalımsı görünüşü, ilginç aktiviteleri ve zengin müzeleriyle sizi gerçekliğin sınırlarını zorlayacak bir heyecana davet ediyor.


Tarihçesi

Letonya’nın başkenti olan Riga, Baltık Denizi’ne şehrin ortasından geçen Daugava Nehri ile açılır. Baltık devletleri içinde en büyük şehir olmasının yanı sıra, önemli bir kültür, siyaset, eğitim, finans, ticaret ve endüstri merkezidir. Kuzey’in Paris’i olarak anılan Riga, Baltık devletlerinin en kozmopolitan şehridir. Ticari bir merkez olarak uzun bir tarihe sahiptir. Bu yansımalar, cadde ve meydanlarda açıkça görülmektedir.


Rigalıların ‘Bakımlı bir kadına’ benzettikleri şehir, farklı kültürlerin etkilerini de içinde barındırıyor. Şehrin ortasında yüzlerce çiçek tarlalarının bulunduğu Riga, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde.


Yüz ölçümü 304 kilometrekare olan Riga’nın nüfusu 2017 verilerine göre 641 bin 423’tür. Avrupa Birliği üyesi olan şehrin para birimi Euro’dur. İklimi, ılık yazları ve soğuk kışlarıyla tipik Avrupa kara iklimi olarak tanımlanabilir. Karlı geçen kış mevsiminde gündüz ortalama sıcaklık -6 dereceden -25 dereceye kadar düşebiliyor. Yaz mevsiminde ise hava durumu ideal, 20-25 derece civarında. Sık olmasa da yağmur yağabiliyor.


Şehrin kuruluşu 12’inci yüzyıla kadar uzanır. 12’inci yüzyıl sonlarında liman şehri olan Riga’ya Alman ticaret gemilerinin uğramasıyla nüfus artmış ve önem kazanmıştır. 1201 yılı Riga’nın resmi kuruluş yılı olarak kabul edilir. Letonya’nın 1991’de Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını almasıyla Riga, bağımsız Letonya’nın başkenti olmuştur.


1201 yılında Albert of Bremen tarafından kurulan Riga, Daugava Nehri ile iki bölgeye ayrılmaktadır. Nehrin doğu yakasındaki Orta Çağ’dan kalma Eski Kent; 19 ve 20’inci yüzyıl mimarili binalar, 2 katlı müstakil evler, çok katlı Sovyet apartmanları ile çevrili. Berlin, Paris, Roma gibi şehirlere çok benzediği için Sovyet döneminde Batı Avrupa’da geçen bir çok film Riga’da çekilmiştir. Şehrin turistik yerleri ise Eski Kent ve Özgürlük Anıtı çevresinde toplanıyor. 2004 yılında Avrupa Birliğine kabul edildiğinden Riga’ya girebilmek için Schengen Vizesi gerekmektedir. Riga, korunan tarihi ve Orta Çağ’dan kalma mistik havasıyla tam bir masal diyarıdır.



Aktiviteler

Riga gezilecek yerler bakımından oldukça zengin bir yapıya sahip. Yüksek kuleli kiliseleri, anıtlar, eski kent, turistik yerler ve kafeler Riga’da gezilecek yerler arasında öne çıkıyor. Şehrin en uzun caddesi Brivibas Bulvarı. Şehir de zaten bu bulvarın etrafında büyümüş. Üstelik Riga’da yürüyerek gezmek de mümkün, merkezden çok uzaklaşmazsanız otobüs veya taksiye ihtiyacınız yok. İşte Riga’nın yumuşak dokusu, tarihi kokusu içinde yer alan yapılardan bazıları.

House of Blackheads

Eskiden tüccarlar loncası olan bina bugün ilginç bir müze. Binanın bodrum katında bir şarap mahzeni ve ticaretle ilgili sergiler, üst katlarında büyük balo salonları bulunmakta.


Güneş Müzesi

Müze, güneş mitolojisinin tarihini ve Letonya kültürü içerisindeki yeri anlatıyor.

St. John Kilisesi

Mihrabı Rönesans döneminden olan kilisenin içinde Hz. İsa’nın ölümü, göğe yükselişi ve yeniden dirilişini tasvir eden resimler bulunmakta. Jana Caddesi’nde yer alan St. John’s Church’un tavanı Gotik dönemden ve 5 ayrı bölümden oluşuyor. İçinde dev bir org bulunan kilise 13’üncü yüzyıldan kalma.

The House of the Black Cat

Bina, çatısındaki iki kara kedi heykeliyle ünlü. Rivayete göre loncaya kabul edilmeyen bir tüccar bu evi inşa ettirip kedi heykellerini kuyrukları loncaya (Big Guild) bakacak şekilde konumlandırarak kuruluşu küçümsediğini vurgulamıştır.

St. Peter Kilisesi

St. Peter’s Church, Riga’nın en eski kilisesi. 1209 yılında inşa edilen Skarnu Caddesi’ndeki kilise, kulesine Pazartesi günleri hariç çıkıp tüm kenti görebilirsiniz.


Riga Kalesi

Rigas Pils adlı kale Eski Kent’in kuzeyinde yer almakta. İçerisinde Letonya Ulusal Tarih Müzesi, Yabancı Sanat Müzesi var.

Özgürlük Anıtı

Özgürlük Anıtı Letonya’nın ilk bağımsızlık döneminde dikildi. Tepesinde üç yıldız taşıyan kadın, Letonya’nın üç bölgesini kucaklayan özgürlüğü simgeliyor. Anıt, Riga’ya gelen turistlerin fotoğraf çektirmek için en çok tercih ettikleri yer olma özelliğini de taşıyor.



Açık Hava Müzesi

Letonya’ya gelip de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de Açık Hava Müzesi. Riga şehrinin hemen çıkışında, Yugla Gölü’nün kıyısında yer almaktadır. Birbirinden farklı kültürel yapılara sahip dört bölgeden (Kurzeme, Litzeme, Latgale ve Zemgale) meydana gelen Letonya’nın 4 bin 500 yıllık tarihini gözler önüne seren Letonya Etnografya Açık Hava Müzesi’nde, Orta Çağ döneminden kalma kıyafetler, eşyalar ve çeşitli aletler sergileniyor. Senenin belirli dönemlerinde açık olan müze, ziyaretçilerden büyük ilgi görmekte. 118 farklı yapının bulunduğu ve 80 hektar üzerine kurulu olan müzeyi her yıl yüz binlerce turist geziyor.




Riga’ya yolunuz düşerse ve zamanınızda varsa bu çılgın etkinliklere mutlaka katılın. Böylelikle hem spor yapmanın keyfini hem de farklı bir deneyimi yaşayabilirsiniz.


Yarış Kızağı

Letonya Olimpik Takımı ile birlikte saatte 100 kilometre hızla profesyonel bir yarış kızağı sürmek ister misiniz? Cevabınız evetse Kasım’dan Mart’a kadar vaktiniz var.


Kano

Gauja Nehri’nde Temiz havanın ve adrenalin dolu dakikaların keyfini çıkarabileceğiniz kano gezileri yaz aylarının en sevilen aktivitelerinden biri.


Paintball

Eski Sovyet ordu üssünde paintball heyecanı yaşamak her insan için özel bir farklılığı oluşturacaktır.


Kayak

Şayet Riga’ya kışın gidecekseniz, muhteşem güzellikler yaşamanıza imkan tanıyacak olan kayak keyfini kaçırmayın. Riga’ya son derece yakın olan kayak merkezlerinde kış tatilinizin keyfini çıkarabilirsiniz.


Kurumuş Zeytin Dallarıyla Masaj

Gezerken yorulduysanız eğer, saunaya girmek ve masaj yaptırmak için en iyi adreslerden biri Riga’ya 50 kilometre uzaklıktaki Sigulda kasabasındaki Maurini Konuk Evi. Ormanın içine yapılmış ahşap binanın dışındaki sıcak su havuzu ve saunada yıldızları seyrederken ruhunuzu ve bedeninizi dinlendirebilirsiniz. Sauna sonrası kurumuş zeytin dallarının hafif dokunuşuyla vücudunuza yapılan masaj ve sonrasında buz gibi bir gölde yüzmek tüm yorgunluğunuzu söküp alacaktır.



Mutfak

Riga’nın en az 800 yıllık bir yemek kültürü var. Zaten şehir Baltık Gastronomi Başkenti olarak da kabul ediliyor. Bu yüzden zengin bir mutafağa sahip.


Biesu Zupa | Pancar kullanılarak hazırlanan bir çorba çeşidi olan Biesu Zupa ana yemek öncesi içinizi ısıtacaktır.

Biezpiena Siers | Hamur işlerinde kullanılan bir lor çeşidi olan Biezpiena Siers‘i, bazı yöresel yemeklerde de görebilirsiniz. Hafif ve kokusuz bu peyniri, sabah kahvaltılarında da tüketebilirsiniz.

Griki | Bulgur pilavına benzeyen Griki, kara buğday kullanılarak yapılmakta. Yöresel tatlar denemekten keyif alanların rahatlıkla tercih edebileceği Griki’nin yanında tavuk ve et gibi çeşitli yiyecekler de tüketebilirsiniz.

Piragi | İçine soğan ve pastırma konularak yapılan Piragi bir çörek çeşidi. Karnınız acıkmaya başladığında atıştırmalık olarak tüketebileceğiniz bu hamur işini mutlaka deneyin.

Bezelye Çorbası | Leton halkı bezelyenin olduğu yemekleri oldukça seviyor. Bu nedenle bir çok yemeğin içinde bezelyeye rastlamanız mümkün. Yemek öncesi güzel bir başlangıç yapmak isteyenler tadına bakabilir.


Ulaşım

İstanbul’dan Riga’ya ve Riga’dan İstanbul’a her gün tek bir sefer bulunuyor. Uçuş yaklaşık 3 saat kadar sürüyor. Havaalanı ufak olduğu için kalabalık olmuyor. Pasaport kontrolünde bitmek bilmeyen kuyruklar yaşamıyorsunuz. Bavulunuzu alıp hemen çıkıyorsunuz. Narvesen’den (Ufak marketler zinciri) veya turist bürosundan tek yön otobüs bileti alabilirsiniz. Veya direk otobüs sürücüsüne ücret ödeyerek de yolculuk yapabilirsiniz. Otobüs veya minibüslerle şehir merkezine direkt gidebiliyorsunuz. Yaklaşık 15-20 dakika sürüyor.


Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page