top of page
Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
BODRUMDergi
22 Ara 2025
2 dakikada okunur
2022’de hayatımıza giren yapay zekâ uygulamaları, yalnızca teknoloji meraklılarının değil, ruhsal sorun yaşayan bireylerin de ilgisini çekti. Ancak uzmanlara göre yapay zekâ, terapi sürecinin yerini alabilecek bir araç değil. Son dönemde birçok kişi, ruhsal sıkıntılarını hafifletmek için yapay zekâya yöneliyor. Bu durum ise önemli bir soruyu gündeme taşıyor: “Yapay zekâ terapinin yerini alabilir mi?” Uzmanların bu soruya yanıtı net: “Kesinlikle hayır.”


Yapay zekâ artık sadece bilgiye erişim aracı olmaktan çıkıp duygusal destek alanlarında da kullanılmaya başlandı. Son dönemde birçok kişi, ruhsal sıkıntılarını paylaşmak veya yönlendirme almak amacıyla yapay zekâya başvuruyor. Ancak uzmanlar bu durumun tehlikeli bir yanılgıya yol açabileceği konusunda uyarıyor.


Psikolog Dr. Fatma Kayım
Psikolog Dr. Fatma Kayım

Terapi Profesyonel Bir Süreç Gerektirir

Bloom Psikoloji Merkezi’nden Psikolog Dr. Fatma Kayım, “Sana tam anlamıyla bir terapist olamam” yanıtının, yapay zekânın sınırlarını net biçimde ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Terapi; profesyonel, güvene dayalı ve derin bir süreçtir. Yüz yüze ya da kontrollü bir şekilde ilerlemesi gerekir.


Profesyonel terapi, danışanın kendini yargılanmadan ifade edebileceği güvenli bir alan yaratır. Terapistler; geçmiş yaşantılar, kişisel öyküler, ihtiyaçlar ve sözel olmayan ipuçlarını (mimik, ses tonu, beden dili) dikkate alır. Her danışana özgü yaklaşım geliştirilir, bu da yapay zekânın veremeyeceği bir derinliktir.


Ayrıca unutulmamalıdır ki yapay zekâ araçlarının empati kurma becerisi yoktur ve bu tür yazılımlar tarafından tam olarak anlaşılmak mümkün değildir.



Yanlış Yönlendirme Riski

Araştırmalara göre bireylerin yapay zekâya yönelmesinin başlıca nedeni ‘damgalanma korkusu.’ Bu durum tehlikeli bir riski beraberinde getiriyor. Yapay zekâ araçları belirtilere göre olası tanılar önerebilir. Ancak psikiyatrik tanılama, semptomların ötesinde çok daha derin bir analiz gerektirir. Özellikle eş tanı gibi karmaşık durumlarda yapay zekâ yetersiz kalıyor. Üstelik yüzeysel öneriler, uzman kontrolü olmadan uygulandığında ciddi olumsuz sonuçlara yol açabiliyor.



Sonuç olarak; yapay zekâ anlık rahatlama yaratabilir ancak terapinin yerini alması mümkün değildir. Ruhsal sorunlarla baş eden kişilerin mutlaka profesyonel destek almaları gerekir.”

Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
BODRUMDergi
20 Ara 2025
1 dakikada okunur
Kaşkaloğlu Göz Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, halk arasında bilinenin aksine, astigmat rahatsızlığının lazerle tedavisinin mümkün olduğunu söyledi.


Sık görülen görme kusurlarından biri olan astigmatın, gözlük kullanılmadığında baş ağrısı, bulanık görme ve netlik kaybı gibi rahatsızlıklara neden olduğunu belirten Asena şunları söyledi:



Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena
Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena

“Femtosaniye Lasik uygulamasıyla astigmat tedavisinde başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Lasik operasyonları dünyada yaygın olarak uygulanıyor. Lasik, excimer laser ile kornea tabakasına yeniden şekil verilerek kırma kusuru dediğimiz göz bozukluklarının düzeltilmesi işlemidir. Kırma kusuru olarak tanımladığımız göz bozuklukları; miyopi, hipermetropi ve astigmattan oluşuyor. Lasik sayesinde bu bozukluklar düzeltilebiliyor.






Görme Kalitesi Yükseliyor

Miyop ve hipermetropta olduğu gibi astigmat tedavisinde de femtosaniye lasik uygulaması gerçekleştiriyoruz.Halk arasında astigmatizmanın lazerle düzeltilemediğine dair yanlış bir kanı hakim. Astigmat da miyopi ve hipermetropi gibi belli sınırlara kadar lasik cerrahisiyle düzeltilebiliyor. Eğer 1 numaranın üzerinde astigmat varsa ve hastanın göz yapısı uygunsa lazer tedavisiyle görme kalitesi eski seviyesine döndürülebiliyor. Astigmatı olan bazı hastalar kontakt lens kullanamıyor ve yüksek numaralı astigmatlarda lensler de yeterli olmuyor. Eğer göz yapısı uygun değilse ve numara çok yüksekse, göz içi lens (ICL) tedavisi uyguluyoruz ve bu yöntemle de iyi sonuçlar alabiliyoruz.



Femtosaniye lasik tedavisinde iki göze de aynı operasyondan yapıyoruz ve işlem birkaç dakika sürüyor. Ameliyat hazırlığıyla birlikte, hasta 10 - 15 dakika ameliyathanede kalıyor. Hastanın ameliyat olduğu gün dinlenmesi ve gözünü kapalı tutması gerekiyor. Ertesi gün ise normal yaşantısına dönebiliyor.”

Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
BODRUMDergi
18 Ara 2025
2 dakikada okunur
İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Ziya Köseoğlu, yürüyüşün sağlık açısından önemini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Yürümek; kendi sağlığımız için yapabileceğimiz en basit, en etkili ve en ekonomik egzersizdir. Pahalı spor salonlarına, özel ekipmanlara ya da evden çok uzaklaşmaya gerek yok. Evden dışarı adımınızı attığınız anda, hatta merdivenleri inmeye başladığınız an itibarıyla, hayat kurtaran bu egzersizin bir parçası olursunuz. Yürüme eylemi, farklı kas gruplarının aynı anda ve koordineli bir şekilde çalışmasına olanak sağlayarak sadece fiziksel sağlığımızı desteklemekle kalmaz, aynı zamanda vücut postürümüzün korunmasında da kilit rol oynar.”


Uzm. Dr. Ziya Köseoğlu, Dünya Yürüyüş Günü’ne de dikkat çekerek şunları söyledi:


Uzm. Dr. Ziya Köseoğlu
Uzm. Dr. Ziya Köseoğlu

Yürüyüş, Ruh Sağlımızı da Korur

“Uluslararası Herkes için Spor Birliği’nin 3-4 Ekim’i Dünya Yürüyüş Günü ilan etmesi tesadüf değildir. Bu zahmetsiz ve ücretsiz egzersiz, fiziksel sağlığımıza iyi geldiği kadar ruhsal sağlığımızı da korur; düşüncelerimizi sakinleştirmeye ve stres seviyemizi düşürmeye yardımcı olur.


Haftada En Az 150 Dakika Hareket

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 5 yaşından 65 yaşına kadar herkesin sosyokültürel ve sosyoekonomik durumundan bağımsız olarak hareket etmesi gerektiğini vurguluyor. Yetişkinler için temel hedef; hafta boyunca en az 150-300 dakika orta yoğunlukta veya 75-150 dakika yüksek yoğunlukta aerobik fiziksel aktivite önerilmektedir. Çocuklar ve ergenler için ise haftada en az 3 gün, 60’şar dakikalık, kas ve kemikleri güçlendiren yüksek yoğunluklu aktiviteler yapmalıdır. Elbette, az yürümek hiç yürümemekten iyidir. Ancak genel kılavuzlar, haftada en az 5 gün ve her defasında en az 30 dakika tempolu yürüyüş önermektedir.



Doğru Tempoyu Nefes Açlığı Gösterir

Market veya pazar yerinde dolaşmak egzersiz sayılmaz. Yürüyüşün faydalı olabilmesi için tempolu ve hafif nefes nefese kalacak şekilde yapılması gerekir.

Doğru Tempoyu Anlama Kuralı Yürürken sakin konuşmaya engel

olacak bir nefes açlığı içinde olmak doğru tempoda yürüdüğünüzü gösterir. Bu hız, her bireyin kondisyonuna göre farklılık gösterecektir.


Akıllı Saatler Kalbinizi DinliyorGünümüzde akıllı saatler gibi teknolojiler sayesinde kişiler, kalp hızlarına uygun yürüyüş yapabiliyor. Bu cihazlar hem kalp atım hızınızı ölçmesi hem de adımsayar olarak kullanılması açısından mükemmel birer egzersiz asistanı görevi görüyor.


Amerikan Kalp Derneği’nin verilerine göre, yürüdüğünüz temponun yaşınıza göre kalp atış hızınızı belirli bir hedef aralıkta tutması gerekir. Eğer 40 yaşındaysanız; haftanın en az 5 günü, her defasında en az 30 dakika süren ve kalp atımınızı ortalama 130-140 vuruş/dakika aralığında tutan tempolu yürüyüş, sizin için ideal bir fiziksel aktivite olacaktır.


Bilimsel kanıtlar, düzenli ve tempolu yürümenin rahim, bağırsak ve meme kanseri riskini azalttığını gösteriyor. Ayrıca düzenli yürüyüş şu konularda da size yardımcı olur:


  • Tip 2 diyabet ve kalp hastalığı riskini azaltır.

  • Sağlıklı kilonuzu korumanızı sağlar.

  • Kabızlığı önlemede yardımcı olur.

  • Kendinizi iyi hissetmenizi sağlar ve günlük enerjinizi artırır.

  • Ruh hâlinizi iyileştirir; stres, kaygı ve depresyonu yönetmenize yardımcı olur.

  • Uykunuzu düzenler ve kalitesini artırır.

  • Bağışıklık sisteminizi destekler.

  • Kas ve kemikleri güçlendirir; kondisyon, esneklik ve hareket kabiliyetini artırır.



10 Bin Adım için Harekete Geçin

Sağlık Bakanlığı, 2012’deki ‘10.000 adım için 2 milyon adımsayar’ kampanyasından sonra 2025-2028 Türkiye Obezite ile Mücadele ve Fiziksel Aktivite Eylem Planı ile tekrar sahalara dönüyor. Şehir meydanlarında, aile hekimliği birimlerinde ve hastane bahçelerinde sağlıklı yaşamı teşvik etmek amacıyla boy ve kilo ölçümleri yapmayı hedefliyor. Sadece Bakanlık değil, Mersin Büyükşehir Belediyesi gibi belediyeler ve Amerikan Diyabet Derneği gibi sivil toplum örgütleri de düzenledikleri kampanyalarla (örneğin 10.000 adımı kanıtlayana limonata ikramı) toplumu yürüyüşe ve hareketliliğe teşvik ediyor.




Unutmayın, en iyi egzersiz yapmaktan keyif aldığınız, kolay ve düzenli olarak yapabildiğiniz egzersizdir. Başlamak için sadece bir adım atmanız yeterlidir!”

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page