top of page
Gerçek bir olayı ele alarak bunu hayal mahsulü, fantastik bir öyküye dönüştüren tarzıyla tanınan yazar Ali Tanrısever, araştırma yaparken okuduğu bir dipnottan yola çıkarak 200 sayfalık Matmazel Marika’nın hikâyesini yazdı. Yazar bu ilk romanında; kurgu ile gerçeği harmanlayarak İstanbul’un binlerce yıllık karanlık dehlizlerinin sır perdesini aralıyor.



Ali Tanrısever kimdir, bize kendinizden bahseder misiniz?

8 Mart 1958’de Kadıköy, Yeldeğirmeni’nde doğdum. Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin ilk mezunlarındanım. Gerçek olaylardan yola çıkarak kurgulanmış gerçeküstü öyküler yazmayı seviyorum. Öykülerim ve denemelerim birçok dergide yayımlandı ve yayımlanmaya devam ediyor. Resim ve fotoğraf sanatıyla da ilgileniyorum. Dünyaca ünlü cerrahımız Prof. Dr. Münci Kalayoğlu’nun hayatını anlatan “Hatırda Kalanlar” adlı biyografiyi yayına hazırladıktan sonra ilk romanımın yazımına başladım. “Matmazel Marika” artık okuru ile baş başa.



Sizin genellikle; gerçek bir olayı ele alarak bunu hayal mahsulü, fantastik bir öyküye çevirdiğinizi biliyoruz. Bu hikâyedeki çıkış noktanızı oluşturan gerçek hikâye nasıl ortaya çıktı ya da böyle bir gerçek olay var mı?

Evet, romandaki ilginç hikayenin çıkış noktası bu kez bir dipnotta gizliydi. Yine uzunca bir öykü için araştırma yaparken karıştırdığım İlbeyi Özer’e ait "Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Yaşam ve Moda" kitabında okuduğum bir dipnot iki yüz sayfalık bir roman yazdırdı bana.


Ne yazıyordu o dipnotta?

Beyoğlu gazinolarında garsonluk yapan Marika isimli Rum kızını tebdili kıyafetle kaçırıp Sarayburnu açıklarında bulunan Fransız gemisine getiren sonrasında ise katleden Başçavuş Varnez ve arkadaşının polis tarafından tutuklanması ve Pangaltı Tevkifhanesi’ne sevk edildiğine dair Polis Müdürlüğü’nden Dahiliye Nezareti’ne gönderilen yazı. (Dos.54 Nr.40 Tar. 15/22.6.1921)


Bu dip notu okudunuz, “Bundan iyi bir hikaye çıkar” dediniz ve bu roman ortaya çıktı öyle mi?

Evet, tam olarak öyle oldu. Tabii yazacağım bir romanda yer almasını istediğim tarihi olaylar ve kişiler uzun zamandır, “Bizi ne zaman yazacaksın” diye zihnimi meşgul ediyordu. Bu dipnot beni etkiledi ve içerdiği gerçek hikâyeyi temel alarak fantastik bir roman yazmaya karar verdim. Böylece kurgu ile gerçeği harmanlayarak sıkmadan okunacak bir eser ortaya çıktı.


Matmazel Marika gerçekte kim, hayatınıza dokunmuş bir kişilik mi?

Ben Kadıköy Yeldeğirmeni’nde iki katlı, küçücük ahşap bir Rum evinde doğdum. Matmazel Marika’nın evinde. Üst katımızdaki iki oda, sıfır salonda otururdu Marika. Bizim birinci kattaki bir oda, sıfır salon evimizin içinden çıkılan ikinci katta. Matmazel Marika, unvanından da anlaşılacağı üzere hiç evlenmemiş, yalnız yaşayan bir kadındı. Yedi yaşıma kadar bana dadılık yapmıştır bir nevi. Annem yirmi yaşında bir genç kızmış ben doğduğumda.  Çok iyi hatırlıyorum, baştan aşağı simsiyah giyinirdi Matmazel Marika. Siyah kısa topuklu rugan ayakkabılar, siyah naylon çorap, siyah ceket, siyah şapka, şapkadan aşağı sarkan ve yüzünü kapatan siyah tül ve siyah eldivenler.


Bambaşka bir kişilik olarak okuyoruz Matmazel’i romanda. Sanki Matmazel’i olmasını arzu ettiğiniz bir karaktere sokmuşsunuz doğru mu?

Evet. Güçlü, tuttuğunu koparan, akıllı, güzel bir kadın olarak kurguladım. İş hayatının içinde olsaydı muhtemelen böyle biri olurdu Matmazel Marika.


Bu roman okuruna ne vadediyor?

Bu romanı yazarken amacım, okuyuculara keyifli ve eğlenceli bir okuma deneyimi sunmaktı. Romanımı, hafif bir dille yazarak sıkmadan, merak uyandıran bir öykü sunmayı hedefledim. Polisiye, aşk, gizem ve popüler tarih unsurlarını bir araya getirerek okurun bir solukta bitirebileceği, keyifli bir roman oluşturmaya çalıştım. Eğer okuyucularımız, romanı keyifle, bir çırpıda okudum derlerse amacıma ulaşmış olacağım.


ÖZET


Hani bazı anlar vardır, insanın hayatını sonsuza kadar değiştiren. Mantıklı bir açıklama bulunamaz, anlatsan bile kimseler inanmaz.


Sana tüm kalbiyle inanan kişinin dahi, “Bunlar sadece filmlerde olur, gerçek hayatta böyle şeyler olmaz ki” diyeceği şeyler..


Tüm yaşadıkların, hayatının tamamı seni bu ana hazırlamak için planlanmış gibidir. Doğduğun andaki yıldızların açıları mı, kader mi, yazgı mı? Ne olduğunu bilemezsin. Kendini tanıyamaz, olanları ifade edemezsin ama yine de bu anın içindesindir işte...


Tüm bu olanları yaşamışsındır. O anda, geri kalan yaşamının eskisi gibi olmayacağını hissedersin...


İşte bu kitapta okuyacaklarınız, o anın ve sonrasının hikâyesidir…

  • Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
    Seda Küçük
  • 13 Eyl 2023
  • 3 dakikada okunur
Dijital Pazarlama Uzmanı Naz Kılıç, kendini bildi bileli hep bir köpeği olsun istemiş ama bunun için bir arayış içinde de olmamış. Bir gün patili dostunun gelip kendisini bulacağına dair içinde büyük bir his varmış. Bu hissin gerçekleşeceği günü beklerken 2018 yılında Lui isimli kediyi sahiplenmiş. Pandemide, İstanbul’dan Bodrum’a taşınmış ve sürekli gittiği bir restoranda o beklenen buluşma gerçekleşmiş. İlk gördüğünde, ‘Keşke benim olsa’ dediği Bodrum Finosu cinsi Sakız her nasıl olduysa 3 ay sonra onun olmuş. Şimdi Sakız ve Lui’yle birlikte renkli ve mutlu bir yaşamı var.


Sahiplenme hikâyeniz nedir?

Her zaman bir köpek sahiplenmek istiyordum aslında ama bunun güzel bir rastlaşma olarak karşıma çıkacağını düşünüyordum. Öyle de oldu. Bodrum’a ilk taşındığım 2019 yılından beri haftada en az 2-3 kere gittiğim Ortakent’te bulunan aşırı hayvan dostu bir restoran vardı. Oraya her gittiğimde köpekleri sevip onlarla oynardım. 2 sene önceki yangınlarda Sakız ve ikizi Lokum bir şekilde ailelerinden koparak restorana geldiler. Geldiklerinde çok küçüklerdi. Restorandakiler sahiplendikleri için sadece gördüğüm zamanlarda ara sıra sevebiliyordum. Bir gün, restoranda çalışan ve Sakız’ı o zamanlar sahiplenen arkadaşımın yeni bir iş için Marmaris’e taşınması gerekti ve Sakız ile hikâyemiz bu şekilde başladı.



İlk karşılaşmanızda ne hissettiniz?

İlk karşılaşmamda gördüğüm en tatlı ve en güzel köpek olduğunu düşündüm. ‘Keşke benimle yaşasa’ demiştim içimden. Birkaç ay sonra da bu dileğim gerçek oldu.


İsmini nasıl koydunuz, sizin için özel bir anlamı var mı?

Sakız ismini ben koymadım aslında karşılaştığımızda ismi Sakız’dı. Bu isme alıştığı, tam bir Ege köpeği olduğu ve renginden ötürü hiç değiştirmek istemedim.


Cinsi nedir, bu cinsi en belirgin özellikleri nedir?

Cins olarak aslında karışık bir köpek. Jack Russel ile bir sokak köpeği karışımı diyebiliriz. Bodrum’da bu tarz cins/sokak köpeği karışımı çok var ve onları ‘Bodrum Finosu’ diye de isimlendiriyorlar. Oldukça akıllı, enerjik, kedi kovalamayı çok seven, hiç yorulmayan, sadık ve mutlu köpekler olarak tanımlayabilirim.


Nasıl iletişim kuruyorsunuz, isteklerini size nasıl anlatıyor?

Sakız gerçekten çok özgür bir ruha sahip, ne kadar eğitimden geçerse geçsin kendi çok canı istemediği bir komutu uygulamıyor. Hayır kelimesini duyduğu zaman yapmakta olduğu şeyi bırakıyor, benim için bu yeterli. Bunun dışında da burnuyla bana dokunmak, oyuncağını yanıma getirmek ve havlamak gibi bir çok iletişim yöntemi de var.



Neden bir evcil hayvan sahiplenmek istediniz?

Bodrum’da yalnız yaşıyordum ve hem güvenlik hem arkadaşlık açısından iyi geleceğini düşündüm. Sakız her ne kadar küçük görünse de içgüdüleri, çok iyi duyan kulakları ve alarm yerine geçebilecek havlaması ile bana kendimi güvende hissettiriyor. Bunun dışında gerçek bir arkadaş, birlikte eğleniyoruz, yürüyüş yapıyoruz, arabayla geziyoruz. Ayrıca onun sayesinde diğer hayvanları da daha iyi anlayıp empati yapabiliyorum.


Karar vermeden önce, evde bir hayvanla yaşamının nasıl bir şey olduğuna dair bir fikriniz var mıydı?

Karar vermeden önce de evde kedimiz vardı, bol bol tüy ile karşılaşacağımı biliyordum. Ancak köpeklerin çok farklı bir havası var. Daha insan odaklı yaşıyorlar ve önceden bildiklerim çok işe yaramadı. Sakız tüm tecrübelerime rağmen süprizlerle doluydu.


Sakız’ın aileye katılmasından sonra hayatınız nasıl değişti?

Hem bizim hem de kedimiz Lui’nin hayatı renklendi, neşelendi.



Bir evcil hayvana sahip olmanın olumlu ve olumsuz yanları nedir?

Olumsuz bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Sadece organizasyon açısından bazen biraz daha çok efor sarfetmemiz gereken durumlar oluyor. Evcil hayvan kabul etmeyen oteller, restoranlar gibi yerlere gidemiyoruz veya önceden ona göre araştırma yapmamız gerekiyor. Bir de tabii hasta olduğu zaman konuşarak anlatamaması büyük bir zorluk oluyor. Onun dışında olumsuz bir yön olduğunu düşünmüyorum ama olumlu tarafları saymakla bitmez. Normalde kedilerle anlaşamasa da evdeki kedi Lui ile kanka oldular ve birlikte hayatımıza neşe katıyorlar.


Evcil hayvan sahiplenmek isteyenlere mesajınız nedir?

Gerçek bir dostunuz olsun istiyorsanız hemen bir hayvan sahiplenebilirsiniz. Moraliniz bozulduğunda sabırla dinleyip yüzünüzü güldüreceğine emin olabilirisiniz.

  • Yazarın fotoğrafı: Özge Zeki
    Özge Zeki
  • 4 Eyl 2023
  • 2 dakikada okunur
Moda fotoğrafçılığında minimalizm ve doğallık yükselişte. İddialı çekimleriyle öne çıkan fotoğraf sanatçısı Yunus Emre Çetin ile bu trendin moda markalarına yansımasını konuştuk.


Moda fotoğrafçısı olarak tarzınızı nasıl özetlersiniz?

Çabuk tüketilir görseller yerine, yıllarca kullanılabilecek kalitede, çalıştığım markayı ileri taşıyacak özellikte, ikonik görseller üretmeye özen gösteriyorum. Teknik olarak da çalışmalarımda genellikle doğal ışık kullanıyorum. Çekimlerimi doğada ya da bir mekânda çekmeyi tercih ederim. Eğer müşteri ya da ajans toplantısında bu konularda karar bana aitse, stüdyo, set ve yapay ışıkları kullanmamayı tercih ediyorum.



Yunus Emre Çetin | Fotoğraf Sanatçısı
Yunus Emre Çetin | Fotoğraf Sanatçısı

Sizi diğer moda fotoğrafçılarından farklı kılan nedir?

Ben çekimlerimde özgün tarzımı yansıtmaya özen gösteriyorum. Beni farklı kılan iki önemli şey var; ilki sanatsal ve mesleki açıdan zihnimi çok çeşitli kaynaklardan besliyorum. Filmler, diziler, kitaplar, dergiler, seyahatlerim, sanat eserleri ve önemli sanatçılara ait uluslararası çalışmalar. Bu kaynaklardan yalnızca birkaçı. Örneğin; herkes bir dizi veya filmde konuya odaklanırken ben fotoğrafik dile, ışık ve renk kullanımına odaklanıyorum. Bu özelliğim sayesinde bilinçaltım tüm bu kaynakları iyice özümsedikten sonra bunu bir şekilde harmanlayıp işime yansıtıyor. İkincisi ise işi; çekim öncesi, çekim günü ve çekim sonrası olarak kısımlara ayırıp her aşaması için ayrı bir çalışma yapıyorum. İşimi uluslararası standartlarda, tam ciddiyet ve özen içeren kurumsal zihniyetle yapıyorum.



Dünyada moda çekimlerinde yapay ışıktan uzak, doğal ve minimalist kareler yükselişte. Sizin de çekimlerinizde doğallık ve zarafet hep ön planda. Sizce bu trend moda markalarının kampanya karelerine nasıl yansıyacak?

Gelişen teknoloji ve sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle hem çok hızlı görsel üretmeye hem de üretilen görselleri çok çabuk tüketmeye başladık. Bu da beraberinde yoğun dijital düzenlemeleri, yapay zekâ destekli dev ekranlar ile gerçek mekânda çekiliyor algısı yaratan Hollywood teknolojisini ve stüdyoya hapsolmuş sahte bir gerçekliği getirdi. İyi saç ve makyaj yapmak, iyi mekân bulmak, doğal ışığı iyi değerlendirmek, iyi fotoğraf çekmek gibi yetenek ve zaman gerektiren işler yerini teknolojik imkânlara, dijital ekipmanlara ve bilgisayar başındaki düzenlemelere bıraktı. Bu noktada ben de fotoğrafın ve fotoğrafçılığın özünün korunması gerektiği düşüncesinden yola çıkarak fotoğrafta doğal ışık ve doğal mekânların kullanılmasını, retouch aşamasında ise dijital manipülasyondan uzak, kusurların mümkün olduğunca doğal bir şekilde, minimum dijital müdahale ile kapatılmasını savunan doğallık trendine yöneldim. Fikrin özünde fotoğrafın gerçeği yansıtması gerektiği, sade ve doğal bir dili olması gerektiği var. Nitekim yurt içinde ve yurt dışında da artık bu konuda adımlar atılmaya başlandı. Norveç’te kabul edilen sosyal medya yasası da bu durumun somut bir ispatı oldu. Yasaya göre artık paylaşılan bir fotoğrafta Photoshop yapıldığını belirtmemek suç sayılacak. Bu gelişmeyi minimalizm ve doğala geçiş fikri adına atılan olumlu bir adım olarak görüyorum.



“Yurt dışında ofis açarak uluslararası alanda tanınırlığımı artırmak, farklı coğrafyalarda önemli projelere imza atmak istiyorum. Şimdilik fizibilite aşamasındayım ancak yakın gelecekte bu konuda girişimlerde bulunabilirim.”



Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page