top of page
Bodrum Yalıkavak’ın gözde noktalarından Gökçebel’de kapılarını açan Xenza, sezonu dünyaca ünlü Türk müzisyen Derun’un performansıyla karşıladı. Deniz manzarası, özgün mimarisi ve lezzetleriyle Xenza, daha ilk geceden adından söz ettirmeyi başardı.


İşletmeciliğini Lokman Dağ’ın üstlendiği restoran ve eğlence mekanı Xenza, Bodrum’un en özel lokasyonlarından Yalıkavak Gökçebel’de misafirlerini görkemli bir açılışla karşıladı. Yeni sezona iddialı bir giriş yapan mekan, hem mimarisi hem de atmosferiyle dikkat çekti.


İsa Akkaya, Samet Tecer, Lokman Dağ
İsa Akkaya, Samet Tecer, Lokman Dağ

Xenza’nın mutfağı ise usta Şef Dilaver Göktaş’a emanet. Gün batımında başlayan yemek servisi, eşsiz lezzetler ve özenli sunumlarla konuklardan tam not aldı.


Şef Dilaver Göktaş
Şef Dilaver Göktaş

Gecenin yıldızı ise Türk etnik müziğini uluslararası sahnelere taşıyan Derun oldu. Elektronik ritimlerle harmanladığı yerel ezgilerle dinleyicilerine unutulmaz bir müzik ziyafeti sunan Derun, Xenza’nın ilk gecesini adeta bir festivale dönüştürdü. Misafirler müziğe eşlik etti, danslar gece boyunca sürdü.


Dünyaca Ünlü Türk Müzisyen Derun
Dünyaca Ünlü Türk Müzisyen Derun

Bodrum’un eğlence haritasına iddialı bir soluk getiren Xenza, yaz boyunca özel etkinliklerle konuklarını ağırlamaya hazırlanıyor.




Gerçek meyveler, el yapımı külahlar ve 51 yıllık ustalık… Bodrum’un sıcağında serinleten bu dondurmaların arkasında, doğallığı hayat felsefesi yapan bir usta var: Sami İpek... Namıdiğer Sami Usta... Sarıyer’den Yahşi’ye uzanan bu lezzet yolculuğunda, her kaşık bir anıya, her tat bir hikâyeye dönüşüyor. Peki, bir dondurma sadece tatlı mı, yoksa bir yaşam biçimi mi? Sami Usta ile dondurma üzerine sımsıcak bir sohbet ettik.

Dondurmacı Sami Usta Yaşhi'de, Ömer Aybak Beach Hotel'in önünde hizmet veriyor
Dondurmacı Sami Usta Yaşhi'de, Ömer Aybak Beach Hotel'in önünde hizmet veriyor

 

Sizi tanıyarak başlayalım. Ne zaman ve nerede doğdunuz?

1964 yılında Çankırı’da doğdum. Annem Yugoslav göçmeni, babam Türk.

 

Peki dondurmacılık hikâyeniz nasıl başladı?

Dondurmayı Yugoslavya’da öğrendim. Orada tanıştığım bir doktor hanımefendinin özel tarifini keşfettim. Ondan öğrendim ve tam 51 yıldır onun sistemiyle, onun izinden giderek bu işi sürdürüyorum.

 

Bodrum’a geliş süreciniz nasıl oldu?

38 yıl boyunca İstanbul Sarıyer’de Roma Dondurmacısı’nı işlettim. Sonra devrettim ve 2013 yılında Bodrum’a taşındım. O zamandan beri Bodrum halkına hizmet veriyorum.

 

Sami Usta’yı diğer dondurmacılardan ayıran nedir?

Doğallık. Her şeyi gerçek meyvelerle, katkı maddesi olmadan yapıyorum. Hileye hurdaya yer yok. İnsan sağlığı benim için her şeyden önemli. Gerçek meyve, gerçek salep, doğal malzeme… Kalite olmazsa olmazım.

 

Özel bir formülünüz var mı?

Tabii ki. Tamamen bana ait, doğal bir formül kullanıyorum. Lezzetimin sırrı da burada.

 

Kaliteli bir dondurmayı anlamanın püf noktası nedir?

En basiti, rengine bakmak. Aşırı parlak, yapay renklere sahip dondurmalardan uzak durmak lazım. Gerçek doğalcıysan, dondurmanın külahını bile kendin yaparsın. Biz burada sabahları üretime başlıyoruz, isteyen gelsin, katılsın, izlesin. Ne yediğini herkes bilsin.

 

Atölye çalışmaları da yapıyorsunuz yani?

Elbette. Gelip öğrenmek isteyen herkese kapımız açık. Evde yapmak isteyenler için de öğretmeye hazırız.


 

Kaç çeşit dondurmanız var?

Şu anda 18 çeşit dondurmamız var. Limon, çikolata, ceviz, kestane, karadut, vişne, sakız, kaymak, karamel, fıstık, hindistan cevizi, balbadem, çilek, oreo, mandalina, portakal, badem ve bir de bana özel ‘Dört Mevsim’ adında bir ürünüm var. İçinde frenk üzümü, kuşburnu, yaban mersini, frambuaz, erik suyu gibi 6 farklı meyve var. Şekersizdir, çok lezzetlidir. Tadan bırakamaz. Bir de yeni çıkacak yeşil elmalı dondurmam var. Çok farklı bir lezzet.

 

Bodrum’da sizin dondurmanızı yiyen başka yerden yiyemiyor deniyor. Neden sizce?

Çünkü ürün kaliteli. Meyveleri gidip kendim topluyorum. Özenle seçiyorum, İzmir Tire’den alıyorum ya da bizzat doğadan topluyorum. Kaliteyi korumak için elimden geleni yapıyorum.

 

Dondurmanın yanına en çok ne yakışır sizce?

Tatlılardan baklava, helva, kazandibi iyi gider. İçecek olarak sade su en güzeli.

 

Yurtdışından da siparişler aldığınızı duyduk. Doğru mu?

Evet, yılın 12 ayı talep var. Kışın bile isteyenler oluyor. Türkiye içinden de isteyen herkes gelip alabiliyor veya biz paketleyip gönderiyoruz.

 

Bu sezon nasıl geçiyor, beklentileriniz neler?

Şu an biraz durgun ama okullar kapandı artık hareket başlar. Yahşi’nin sistemi böyle. Sezon yavaş açılıyor ama açıldığında yoğun geçiyor.

 


Geçtiğimiz yıl yeni bir işbirliği yaptınız. Bize biraz anlatır mısınız?

Evet, Ömer Aybaktan’la bir ortaklığa başladık. O yeni bir otel aldı ve dondurmacılığı bırakmışken bana ulaştı, “Bu lezzet devam etmeli” dedi. Onunla birlikte tekrar başladım. Şimdi büyük planlarımız var.

 

Nasıl planlar bunlar?

Bir fabrika kuracağız. Aynı kaliteyle, aynı doğallıkla daha geniş kitlelere ulaşacağız. Ömer Bey’in 2200 bayisi var. Bu bayilerin hepsinde “Sami Usta” dondurması olacak. Hem açık, hem paketli satış olacak.

 

Bu yeni işbirliğini başka yerlere taşımayı da düşünüyor musunuz?

Evet, hedefimiz büyük. Bu lezzeti her yere ulaştırmak istiyoruz.

 

Peki sizce dondurma en güzel ne zaman yenir?

Öğlen saatleri iyi olur. Özellikle hafif bir şeyler yemek isteyenler için tam öğün yerine geçiyor. Serin serin iyi geliyor, doyurucu da oluyor.

 

Bu sene fiyatlar nasıl?

Topu 100 lira. Ama bizim toplar büyük, yumruk kadar. Külahlarımız da el yapımı, büyük ve taptaze. Her şeyi burada, göz önünde yapıyoruz. İsteyen gelsin, izlesin.

 

Son olarak, bu dondurma deneyimini herkes yaşamalı diyebilir miyiz?

Kesinlikle. Herkes gelsin, tatsın. Ne yediğini bilerek, güvenerek yesin. Çünkü bizde doğallık var, emek var, sevgi var.

  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 2 Haz 2025
  • 1 dakikada okunur
Türk tasarımcı, Manej Sergi Salonu’nu âdeta bir sanat galerisine dönüştürdü; “Barlas” ile kültürlerarası köprüleri güçlendirdi. Rusya’nın başkentinde düzenlenen Moskova Moda Haftası, bu yıl da moda dünyasının nabzını tuttu. Yaklaşık 200 tasarımcının defileye katıldığı etkinlikte, ünlü Türk moda tasarımcısı Emre Erdemoğlu “Barlas” adlı kadın koleksiyonuyla büyük ses getirdi.


Barlas: Güçlü Kadınlara Övgü

Manej Sergi Salonu’nun zarif atmosferinde podyuma çıkan “Barlas”, hem minimal dokunuşları hem de cesur renk paletiyle beğeni topladı. Akıcı çizgiler ve özenle seçilmiş tekstil detayları, koleksiyonun her parçasına sofistike bir hikâye kazandırdı. Erdemoğlu, “Kadınları güçlü, kararlı ve zarif görmek istedim” diyor.



Büyükelçi de Eşiyle Katıldı

Defileye, sevilen sinema oyuncusu Uraz Kaygılaroğlu podyumda eşlik ederek Erdemoğlu’na destek verdi. Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç ve eşi Betül Aksoy Bilgiç ise koleksiyonu yakından izleyip tasarımcıyı tebrik etti.



Kültürel Diyalog ve Sinerji

Erdemoğlu, “Rus izleyicinin canlı ilgisi beni çok etkiledi. Modanın kültürlerarası köprüler kurma gücünü burada bir kez daha gördüm” diyor. Türk ve Rus moda sektörleri arasındaki üretim iş birliklerine dikkat çeken tasarımcı, ülkemizin tekstil geleneğini Rus pazarına taşımaya hazır.



Gelecek Perspektifi

Erdemoğlu, iki ülke arasında ortak defileler, tasarımcı değişim programları ve kapsayıcı iş birlikleri öneriyor.



Uluslararası Yolculuk

Milano’dan Dubai’ye, Amsterdam’dan Moskova’ya dünya çapında beğeni toplayan Emre Erdemoğlu, “Moda benim için bir kültür ve duygu paylaşımı” diyerek sonraki durağının Paris olabileceğinin sinyallerini veriyor.



Barlas Koleksiyonu ve Erdemoğlu’nun vizyoner yaklaşımı, Moskova Moda Haftası’nda Türk modasının uluslararası arenadaki gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page