top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 12 Eyl 2025
  • 3 dakikada okunur
Kimi oyuncular bir role bürünür, repliğini söyler, sahneden iner. Kimi ise karakterin ruhuna dokunur, onu yaşar, yaşatır, izleyicinin kalbine yerleşir… Salih Bademci, işte o nadir oyunculardan biri. Sahneyle, kamera karşısıyla, kelimelerle ve suskunlukla derin bağlar kuran, oynadığı her rolde kendini yeniden tanımlayan bir isim. Bu röportajda, mesleğine duyduğu tutkudan hayata bakışına, içsel dönüşümlerinden Bodrum’a dair hislerine kadar, onu daha yakından tanımaya çalıştık. Samimi, gerçek ve olduğu gibi… Salih Bademci anlattı, biz dinledik.


Oyunculuk sizin için bir meslekten öte ne ifade ediyor?

Oyunculuk benim için bir ifade alanı. Kendimi, insanı, hayatı anlama ve anlatma biçimi. Yani evet, bir meslek ama aynı zamanda bir tür varoluş şekli.


Sizi bugünlere getiren en önemli kişisel değeriniz nedir?

Samimiyet. Ne sahnede ne hayatta hiçbir şeyi öylesine yaşamak istemedim. Oyun oynarken de ilişki kurarken de sahici olmayı önemsiyorum.


Oynadığınız karakterlere hazırlanırken kendinizden neleri katıyorsunuz?

Her şeyimi. Hafızamı, korkularımı, utandığım anları, küçücük bir anımı... Ama sonra da karakterin hakikatini bulduğum anda kendi egomu geri çekmeye çalışırım. Çünkü asıl olan karakterin dünyası.


Şöhretle ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Sizi en çok zorlayan ya da besleyen yanları neler?

Ben onunla ilişkimi mesafeli ama saygılı tutuyorum. En çok zorlayan kısmı, bazen kendinle sevdiklerinle baş başa kalamamak. Ama diğer yandan seni hiç tanımayan birinin sana yürekten sarılması da çok besleyici.


Oyunculuk dışında keşfetmek istediğiniz bir sanat dalı var mı?

Müzik hep içimde. Şarkı söylemek değil sadece, müziği anlamak, dinlemek, onunla düşünmek. Onu meslegimle birleştirmek.



Hayatınızın bir dönüm noktası diyebileceğiniz an nedir?

Konservatuvara girdiğim ilk gündür sanırım.


Özel hayat ve iş dengesini kurmak sizin için kolay mı? Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Zor. Özellikle bizim işte zaman kavramı flu. Ama eşim, kızım, ailem bu dengeyi sağlamamda çok etkili. Bazen bir kahvaltı bile günü kurtarıyor.


Hayatta sizi en çok motive eden şey nedir?

Yaptığım işin birine gerçekten dokunduğunu görmek. Bir seyircinin gözünden yaş gelmişse ya da biri “Bu sahnede kendimi gördüm” dediyse, o bütün yorgunluğa değiyor.


Seyirciyle kurduğunuz bağı nasıl tanımlıyorsunuz?

Büyülü bir bağ. O an sahnede yalnız olmadığımı hissettiriyor. Tepkileri, nefes alışları bile oyunun ritmini etkiliyor. Seyirciyle beraber yaşayan bir şey bu.


Başarılı bir oyunculuk performansının olmazsa olmazı sizce nedir?

Sahici olmak. Seyirci gercek olmayanı kabullenir. Ama sahici olmayanı asla.


Bir oyuncu olarak sahnede ya da sette en çok keyif aldığınız an hangisidir?

O anı yakaladığım an. “Şimdi oldu!” dediğim, karakterin içinden bir şeyin aktığı, benim de şaşırdığım o an. Hem çok kişisel hem de çok paylaşmaya açık.


Geçmişteki Salih’e bir cümleyle seslenme şansınız olsa ne derdiniz?

“Her şey zamanında olacak, acele etme.”



Bilinçli olarak reddettiğiniz ama sonra pişman olduğunuz bir proje oldu mu?

Pişmanlık değil ama “O deneyim nasıl olurdu acaba?” dediğim işler oldu tabii. Ama her seçim bir diğerini doğurduğu için fazla takılmamaya çalışıyorum.


Hayat felsefenizi özetleyen bir motto ya da cümle var mı?

“İyilik bulaşıcıdır.” Ne verirsen dönüp dolaşıp yine sana geliyor.


Oynadığınız rollerin kendi hayatınızı değiştirdiğini düşündüğünüz oldu mu? Olduysa bir örnek verir misiniz?

Özel hayatımı değil ama oyunculuk kariyerime ivme kazandırdığını düşündüğüm çok iş var. Öyle bir geçer zaman ki bunların başında gelir mesela. Sonrasında kiralık aşk, ilk ve son, kulüp,terzi...


Son olarak “Bodrum’u herkes bir şeyle tanımlar; kimine göre bir kaçış, kimine göre bir başlangıç… Sizin için Bodrum neyin karşılığı? Hangi duyguyu ya da anıyı çağrıştırıyor?”

Bodrum benim için Türkiye’nin mavi beyaz simgesi gibi. O sebeple özgürlük ve huzur barındırması herkes gibi en büyük temennim.


“Sahici olan her şey kıymetlidir” diyen başarılı oyuncu Salih Bademci, oyunculuğa sadece bir meslek değil, bir varoluş biçimi olarak bakıyor. Sanatıyla insanlara dokunmayı, sahnede nefes alan bir bağ kurmayı ve her rolünde kendinden izler bırakmayı seviyor.

Röportajdan Akılda Kalanlar:

  • Oyunculuk benim için bir ifade alanı, bir tür varoluş şekli.

  • Ne sahnede ne hayatta hiçbir şeyi öylesine yaşamak istemedim.

  • Karakterin hakikatini bulduğum anda kendi egomu geri çekmeye çalışırım.

  • Şöhretle ilişkimi mesafeli ama saygılı tutuyorum.

  • Müzik hep içimde… Onu mesleğimle birleştirmek istiyorum.

  • Konservatuvara girdiğim ilk gün hayatımın dönüm noktasıdır.

  • Sevdiklerimle bir kahvaltı bile bazen günü kurtarıyor.

  • Bir seyircinin gözünden yaş gelmişse, o bütün yorgunluğa değiyor.

  • Seyirci gerçek olmayanı kabullenir ama sahici olmayanı asla.

  • Her şey zamanında olacak, acele etme.

  • İyilik bulaşıcıdır.

  • ”Öyle Bir Geçer Zaman ki” kariyerime ivme kazandıran işlerin başında gelir.

  • Bodrum benim için Türkiye’nin mavi beyaz simgesi gibi: Özgürlük ve huzur barındırıyor.


  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 7 Eyl 2025
  • 2 dakikada okunur
A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Tayland’ın ev sahipliğinde düzenlenen 2025 FIVB Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda tarih yazdı. Filenin Sultanları, büyük heyecana sahne olan finalde İtalya’ya 3-2 mağlup olarak turnuvayı ikinci sırada tamamladı ve gümüş madalyanın sahibi oldu. Millilerimiz ikinci olmasına rağmen finalde 105 sayı üretirken Dünya şampiyonu olan İtalya ise 98 sayı topladı.
 

Tarihi Final, Unutulmaz Anlar Yaşattı

Bangkok’taki Huamark Salonu’nda oynanan final mücadelesine her iki takım da tempolu başladı. İlk seti 25-23 kazanan İtalya 1-0 öne geçti. İkinci sette Melissa Vargas ve Eda Erdem’in etkili oyunuyla üstünlük kuran millilerimiz 25-13’lük skorla eşitliği sağladı. Çekişmeli geçen üçüncü seti 26-24 kazanan İtalya skoru 2-1’e taşıdı. Dördüncü sette sahaya karakter koyan Sultanlar, 25-19’luk galibiyetle durumu 2-2 yaptı. Karar setinde ise üstünlüğü elden bırakmayan İtalya, 15-8’lik skorla şampiyonluğa uzandı.

 


Vargas’tan 33 Sayı

Mücadelenin en skorer ismi A Milli Takımımızın yıldızı Melissa Vargas oldu. 33 sayı kaydeden Vargas, takımın hücum gücünü sırtladı. Kaptan Eda Erdem Dündar 19, Ebrar Karakurt ise 12 sayıyla katkı verdi.

 

Tarihi Başarı: İlk Kez Dünya İkincisi

Grup aşamasında İspanya, Bulgaristan ve Kanada’yı set vermeden geçen Filenin Sultanları, son 16 turunda Slovenya’yı 3-0 mağlup etti. Çeyrek finalde ABD’yi 3-1’le geçen milliler, yarı finalde Japonya’yı da 3-1’le geçerek tarihinde ilk kez adını Dünya Şampiyonası finaline yazdırdı.

 

Finalde kupayı kaçırsa da gümüş madalya elde eden A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Dünya Şampiyonası tarihinde ilk kez ikinciliğe ulaştı ve Türkiye voleyboluna tarihi bir başarı daha kazandırdı.


 

Eda Erdem ve Melissa Vargas, Turnuvanın En İyileri Seçildi

Dünya Şampiyonasında; A Milli Takım’ın Kaptanı Eda Erdem, turnuvanın en iyi orta oyuncusu,

Melissa Vargas ise en iyi pasör çaprazı seçildi. Vargas, ayrıca 152 sayı ile FIVB Kadınlar Dünya Şampiyonası’nı “En Çok Sayı Kaydeden Oyuncu” olarak bitirdi.

  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 4 Eyl 2025
  • 2 dakikada okunur
Birlikte bir hayat kurmak… Ne kadar büyük ve umut dolu bir cümle. Ancak çoğu zaman bu büyük başlangıçlar, daha yolun başında derin çatlaklarla karşılaşıyor. Araştırmalar gösteriyor ki evliliklerin yaklaşık yüzde 40’ı ilk beş yıl içerisinde sona eriyor. Bu oran, bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Evliliğin ilk yılları sadece bir alışma süreci değil, aynı zamanda bir sınav.


Peki neden bu kadar çok çift daha ilk beş yıl dolmadan yollarını ayırıyor?

Evlilik; iki farklı geçmişi, iki ayrı hayali ve iki özgün karakteri aynı çatının altına yerleştirmeye çalışmakla başlıyor. Bu, başlangıçta oldukça romantik görünse de zamanla günlük hayatın gerçekleriyle yüzleşmeye başlıyoruz. Sorumluluklar artıyor, iletişim hataları büyüyor, beklentiler çarpışıyor. Her ne kadar birbirimizi sevsek de aynı hayatı sürdürmeye dair yeterince hazırlıklı olmayabiliyoruz.


Evliliğe Dair Yanlış Beklentiler Var

Toplumda evliliğe dair yerleşmiş bazı yanlış beklentiler var. Evliliğin sadece mutluluk getireceği, her şeyin kendiliğinden yolunda gideceği düşünülüyor. Oysa gerçek hayat, filmlerdeki gibi akmıyor. Duygular zamanla değişiyor, sorunlar kapıyı çalıyor ve iletişim becerileri yetersiz kaldığında sevgi bile suskunluğa dönüşebiliyor.


Kritik Eşik İlk Beş Yıl

İlk beş yıl, aslında bir tür denge arayışı. Eşler kendi alanlarını korumaya çalışırken aynı zamanda ortak bir yaşam biçimi oluşturmak istiyorlar. Bu süreçte sıkça şu hatalar yapılıyor: Partneri değiştirmeye çalışmak, sorunları paylaşırken sağlıksız çevrelerden destek almak, çocukla problemleri çözmeye çalışmak ya da sorumluluğu hep karşı tarafta görmek.



Eşinizi Olduğu Gibi Kabul Edin

Oysa evliliğin sağlıklı yürümesi için temel bazı tutumlara ihtiyaç var. Öncelikle çiftlerin birbirlerini oldukları gibi kabul etmeleri gerekiyor. Hiç kimse bir başkasının “projesi” değildir. Birlikte öğrenmek, birlikte gelişmek ancak karşılıklı saygı ve anlayışla mümkün olabilir.


Sihirli Cümle “Seni Seviyorum”

Ayrıca evlilik; sessizlikle değil, sürekli ve dürüst bir iletişimle beslenir. Duygular ifade edilmediğinde, zamanla içe kapanır ve çiftler birbirlerine yabancılaşabilir. En basitinden “seni seviyorum” demek, bir ilişkinin dinamiğini değiştirecek kadar güçlüdür.



Sarılmak Her Derde Deva

Ve fiziksel temas… Sarılmak, küçümsenen ama güçlü bir bağ kurma şeklidir. Araştırmalara göre sarılmak, vücudun oksitosin salgılamasını sağlar. Bu hormon hem güveni hem de duygusal yakınlığı artırır. Basit bir temas bile bazen uzun bir konuşmadan daha etkili olabilir.


Son olarak çiftlerin unutmaması gereken bir şey var: Her ilişkide zor dönemler olacaktır.

Önemli olan, bu dönemlerde birlikte kalabilme iradesini gösterebilmektir. Evlilik, her zaman pürüzsüz bir yolculuk değildir. Ama sabır, emek ve karşılıklı çaba varsa; en fırtınalı günler bile aşılır.


İlk beş yıl, evliliğin en çok öğreten zaman dilimi. Bu eşiği aşabilen çiftler, çoğunlukla daha güçlü, daha olgun ve daha gerçek bir birlikteliğe adım atıyorlar. Önemli olan, bu yılları bir sınav değil, bir öğrenme süreci olarak görebilmek.


Evliliğin İlk 5 Yılına Dair Veriler:

  • Türkiye’de boşanmaların yüzde 40’ı evliliğin ilk 5 yılı içinde gerçekleşiyor.

  • TÜİK 2024 verilerine göre, en çok boşanma kararı alınan dönem evliliğin ilk 1-3 yılı arası.

  • Boşanma nedenlerinin başında iletişimsizlik, ekonomik sorunlar ve aile içi baskılar geliyor.

  • Uzmanlara göre, evlilik danışmanlığına başvuru oranı son 3 yılda yüzde 65 arttı.

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page