top of page
Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
Seda Küçük
20 May 2025
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 21 May 2025

Bahar Bodrum’a erken gelir... Toprak hafifçe uyanır, begonviller yavaştan göz kırpar, deniz ise hâlâ uykuludur… Ama güneş, her sabah biraz daha cesur doğar. Bu yıl da öyle oldu. Güneş, umutla yüreğimizi ısıtırken İstanbul’un derinlerinde sessizce biriken bir gerilimle karşı karşıyayız. Beklenen o büyük deprem… Her yeni gün, ona biraz daha yaklaştığımızı bilmek, içimizi burksa da göz ardı edemeyeceğimiz bir gerçek.


Deprem; yalnızca yerin altındaki fayların değil, zihnimizdeki “bize bir şey olmaz” duvarlarının da kırılması demek. İstanbul gibi kadim bir şehrin sokaklarında yürürken geçmişin mirasıyla bugünün ihmalleri iç içe geçiyor. Her taşın altında bir hikâye, her binada bir hayat saklı… Ama ne yazık ki pek çoğumuz, depremin sadece birkaç saniyede bu hikâyeleri paramparça edebileceğini unutuyoruz. Oysa afetler unutmuyor. Hatırlamak, hazırlanmak ve önlem almak zorundayız.


Binalarımız ne kadar sağlam? Mahallelerimiz ne kadar bilinçli? Ailemizle bir afet anında nasıl buluşacağımızı konuştuk mu hiç? Belki de artık sadece “duvarların dışını” değil, içini de sağlamlaştırmamız gerekiyor. Çünkü gerçek hazırlık, bilgiyle, dayanışmayla, hatırlamakla başlar. Ve belki de en önemlisi, korkularla yüzleşerek…


Bu topraklar güzel olduğu kadar kırılgan da. Ve biz, ne kadar teknolojik çağda yaşasak da hâlâ doğaya karşı hazırlıklı olmayı tam anlamıyla başaramadık. Olası İstanbul depremi sadece bir jeoloji meselesi değil; şehir planlamasından toplumsal farkındalığa, eğitimden kent estetiğine kadar uzanan çok katmanlı bir konu. Bu sayımızda bu kırılganlığı hatırlatmak, unutmamak ve unutturmamak istedik. Çünkü bilmek, değişimin ilk adımıdır.


Ama elbette bu bahar sayısında sadece kaygılar değil, hayatın neşesi de var. Çünkü yaşam, her zaman dengede. Bir yanda Moskova sokaklarında esen bahar rüzgârı, diğer yanda dijital dünyanın aile bağlarını nasıl şekillendirdiğine dair düşündüren bir yazı… Braveheart’ın puslu İskoçya’sında kalbimize dokunan notalar, altın zincirlerde sofistike detayların zarif ihtişamı ve tatlı severleri mest edecek yeni trend: Bihter tatlısı…


Gelecek dediğimiz şey bazen bir tabakta, bazen bir ritimde, bazen de bir otomobilin sessizliğinde gizlidir. Elektrikli araçlarla birlikte fosil tüketiminin yüzde 40 azalması umut verici değil mi? Belki de bu dönüşüm sadece çevre için değil, hayatlarımızı sadeleştirmek için de bir fırsattır.


Bu sayımızda doğaya, geleceğe ve hayatın kendisine dair çok sesli bir senfoni bulacaksınız. Baharın yeni başlangıçlarını selamlarken İstanbul’a ve tüm sevdiklerimize içten bir duayla…

Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
BODRUMDergi
28 Nis 2025
1 dakikada okunur
Türk rock müziğinin öncü gruplarından maNga, merakla beklenen yeni single’ı “Bergüzarım” ile müzikseverlerle buluştu. Bergüzarım, “kıymetlim” anlamına geliyor. Bu parça, sadece grubun uzun süredir beklenen geri dönüşünün bir simgesi olmakla kalmıyor, aynı zamanda yakında yayımlanacak yeni albümlerinin de güçlü bir habercisi niteliğinde.

Melodik rap ve senfonik öğelerin harmanlandığı “Bergüzarım”, dinleyicilere maNga’nın ikonik Şehr-i Hüzün dönemini anımsatırken daha modern ve cesur bir sound’la dikkat çekiyor. Gerek altyapısı gerekse duygusal yoğunluğuyla, geçmişin özlenen atmosferini bugünün müzikal anlayışıyla birleştiriyor.


Şarkı, ayrılığın eşiğinde duran ama aslında ayrılmak istemeyen bir ruh hâlini merkezine alıyor. Melankolik ama umut dolu hikâyesiyle “Bergüzarım”, sadece geçmişe bir selam duruşu değil; aynı zamanda maNga’nın müzikal evrimini ve duygusal derinliğini de gözler önüne seren bir eser.


Sanatsal dokunuşlarla zenginleşen bu çıkış, aynı zamanda grubun gitaristi Yağmur Sarıgül ve bir grafik tasarımcı iş birliğiyle, yapay zekâ destekli bir sanat çalışmasından ilham alınarak hazırlanan özel bir kapak tasarımı ile taçlandırıldı. Ayrıca, uzun zamandır maNga hayranlarının hasretle beklediği çizgi roman estetiği, bu şarkının klibiyle birlikte yeniden hayat buluyor.


Şarkının sözleri Ferman Akgül’e ait. Müziği ise Ferman Akgül ve Yağmur Sarıgül’ün ortak imzasını taşıyor. Düzenlemesi maNga tarafından yapılan parçanın prodüktör koltuğunda ise Tarkan Gözübüyük ve Yağmur Sarıgül oturuyor.


maNga’nın yıllardır kurduğu müzikal bağa sadık kalan dinleyiciler için “Bergüzarım” hem tanıdık duygulara dönüş hem de grubun gelecekteki sesine dair heyecan verici bir yolculuğun başlangıcı olacak.


BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page