top of page
Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
Mustafa Küçük
19 Nis 2025
2 dakikada okunur
Dünya Fotoğraf Organizasyonu tarafından bu yıl 18.’si düzenlenen Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri 2025’in kazananları, 18 Nisan’da Londra’da gerçekleştirilen özel gala töreninde açıklandı. Fotoğrafçılık dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri olan bu ödüllerde, “Yılın Fotoğrafçısı” unvanı Zed Nelson’a verildi. Ünlü belgesel fotoğrafçısı Susan Meiselas ise fotoğrafçılığa yaptığı üstün katkılar nedeniyle onur ödülüne layık görüldü.


Yılın Fotoğrafçısı: Zed Nelson

İngiliz fotoğrafçı Zed Nelson, altı yıl süren ve dört kıtayı kapsayan belgesel projesi “The Anthropocene Illusion” ile büyük ödülün sahibi oldu. 25 bin ABD doları para ödülüne, Sony dijital ekipmanlarına ve 2026 sergisine katılım hakkına layık görülen Nelson, çalışmasında insanın doğayla olan ilişkisini; doğa rezervleri, hayvanat bahçeleri ve şehir planlamaları gibi yapay alanlar üzerinden sorguluyor.



Profesyonel Kategori Kazananları

Her biri kendi alanında özgün bir anlatım ve yüksek teknik beceri sergileyen 10 profesyonel kategori kazananı da ödüllendirildi:

  • Mimari & Tasarım: Ulana Switucha (Kanada) – The Tokyo Toilet Project

  • Yaratıcılık: Rhiannon Adam (Birleşik Krallık) – Rhi-Entry

  • Belgesel: Toby Binder (Almanya) – Divided Youth of Belfast

  • Çevre: Nicolás Garrido Huguet (Peru) – Alquimia Textil

  • Manzara: Seido Kino (Japonya) – The Strata of Time

  • Perspektifler: Laura Pannack (Birleşik Krallık) – The Journey Home from School

  • Portre: Gui Christ (Brezilya) – M’kumba

  • Spor: Chantal Pinzi (İtalya) – Shred the Patriarchy

  • Natürmort: Peter Franck (Almanya) – Still Waiting

  • Yaban Hayatı & Doğa: Zed Nelson (Birleşik Krallık) – The Anthropocene Illusion



Genç ve Öğrenci Kategorileri

  • Yılın Açık Yarışma Fotoğrafçısı Ödülü: Tbourida La Chute adlı tekil kareyle Olivier Unia’ya (Fransa) verildi.

  • Yılın Öğrenci Fotoğrafçısı: The Last Day We Saw the Mountains and the Sea projesiyle Micaela Valdivia Medina (Peru) oldu.

  • Yılın Genç Fotoğrafçısı Unvanı: Venice Beach’te çektiği etkileyici kareyle Daniel Dian-Ji Wu’ya (Tayvan, 16) verildi.



Susan Meiselas’a Onur Ödülü

Bu yılki Fotoğrafçılığa Üstün Katkı Ödülü, belgesel fotoğrafçılığın öncülerinden Susan Meiselas’a verildi. Portrelere yönelik iş birlikçi yaklaşımı ve görünmeyeni görünür kılan anlatılarıyla Meiselas, çağdaş belgesel pratiğine yön veren isimlerden biri olarak anılıyor.

Sergi Londra’da Açıldı.


Kazanan ve finale kalan eserler, 17 Nisan – 5 Mayıs tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’da sergileniyor. Ziyaretçiler 300’ün üzerinde baskının yanı sıra dijital ekranlarda da yüzlerce görseli inceleme şansı buluyor.

Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
Mustafa Küçük
12 Nis 2025
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 21 Haz 2025

Türkiye’nin ilk ulusal sigorta şirketi olan Anadolu Sigorta, 100. kuruluş yıl dönümünü 11 Nisan Cuma akşamı Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde düzenlenen özel bir gala etkinliğiyle kutladı. Sanat ve teknolojinin buluştuğu, ‘Yüzyıllık İmza’ adlı gösteriyle taçlanan gecede, izleyicilere unutulmaz bir sahne deneyimi sunuldu.


Sanat yönetmenliğini ve koreografisini Beyhan Murphy’nin, müzik direktörlüğünü Tuluğ Tırpan’ın üstlendiği etkinlikte; Birce Akalay, Salih Bademci, Sertab Erener, Chromas ve Sinema Senfoni Orkestrası performanslarıyla geceye damga vurdu. Yapay zekâ destekli dijital görsellerle zenginleştirilen sahne gösterisi, Anadolu Sigorta’nın 100 yıllık serüvenini sanatın diliyle anlattı.



1925 yılında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla kurulan Anadolu Sigorta’nın ev sahipliğinde gerçekleşen geceye; iş dünyası, sigorta sektörü, sivil toplum kuruluşları ve medya dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Etkinlikte, şirketin tarihi dönüm noktaları; kuruluşu, Ankara Yangını, Atatürk’ün vefatı, büyük afetler, ekonomik dönüşümler ve sosyal sorumluluk projeleri gibi başlıklarla sahneye taşındı.



Gösteride ayrıca, “Bir Usta Bin Usta” ve “Ormanın Gözleri” gibi sosyal sorumluluk projeleri üzerinden şirketin topluma katkı vizyonu vurgulanırken, dijitalleşme süreciyle birlikte geleneklerini koruyarak nasıl dönüşüm geçirdiği anlatıldı. Anadolu Sigorta, ikinci yüzyılına sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve toplumsal gelişim alanlarında daha güçlü adımlarla girmeyi hedefliyor. 100. yıl galası, yalnızca bir kutlama değil; geçmişe saygı ve geleceğe umutla bakılan bir yolculuk olarak hafızalarda yer etti.



Cumhuriyetle İç İçe Geçmiş Bir Bağımsızlık Hikâyesi

Gecede konuşan Anadolu Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Tümsavaş, şirketin tarihinin Cumhuriyet ile iç içe geçmiş bir bağımsızlık hikâyesi olduğuna dikkat çekti. Tümsavaş, “Anadolu Sigorta’nın tarihi, Cumhuriyet’in finansal bağımsızlık hikâyesidir. Her büyük başarının bir hikâyesi vardır. Bizim hikâyemiz de bundan tam 100 yıl önce başladı. Yüce Atatürk’ün direktifiyle kurulan Türkiye İş Bankası’nın ilk iştiraklerinden biri olarak doğduk ve ulusal sigortacılık sektörünün temellerini attık” dedi.



Bir Şirket Değil, Bir Değerler Sistemi

Genel Müdür Z. Mehmet Tuğtan ise konuşmasında, Anadolu Sigorta’nın sadece bir şirket değil, aynı zamanda bir değerler sistemi olduğunu belirterek şunları söyledi: “Anadolu Sigorta’nın hikâyesi 1925 yılında yazılmaya başlandı. Bugün yaklaşık 3 bin acente, 1.800 çalışan ve dijital kanallar aracılığıyla Türkiye’nin dört bir yanına ulaşıyoruz. 8 Mart hem kuruluş günümüz hem de Dünya Kadınlar Günü. Bu yalnızca bir tesadüf değil; çünkü yüzde 52 kadın çalışan oranımızla toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.



Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
Seda Küçük
6 Mar 2025
3 dakikada okunur
Her kitap, yeni bir yolculuktur. İster okuyun ister dinleyin, o an nerede olduğunuzun bir önemi yoktur. Kitap, sizi astral bir yolculuğa çıkarır; bazen kendi iç dünyanızda derinleşirken bazen de başkalarının hayatlarına savrulursunuz. Okurken mekânları ve karakterleri zihninizde canlandırır, onların hikâyesine kapılırsınız. Bazen bir öğretinin içinde kendinizi test eder, bazen de hayatın anlamını yeniden keşfedersiniz. Okudukça hayata yeni anlamlar yükler, yenilenmeye duyduğunuz ihtiyacı fark edersiniz...

Unutma Dersleri

Nermin Yıldırım

“Bir yanlışı, sırf güzel olduğu için sevebilir insan.” Aşk acısıyla boğuşan Feribe, canını yakan hatıralardan kurtulmak için soluğu Mazi İmha Merkezi’nde alır. Ne var ki burada verilen unutma derslerinde unutmanın temel şartlarından birinin hatırlamak olduğunu öğrenince tadı kaçan kahramanımız, bir de aklının köşesinden bile geçmeyecek yepyeni sorunların devreye girmesiyle büsbütün çıkmaza sürüklenir. Kişisel ve toplumsal bellek ekseninde yazdığı romanlarla tanıdığımız Nermin Yıldırım, Unutma Dersleri’nde okuru geçmişin oyunbaz gölgeleri arasında dolaştırırken, bir yandan da hayat karşısındaki çaresizliğimizi muzip bir dille gözler önüne seriyor. İnsan kandırılmaz, kanmak istediği için kanar. Öyle ya da böyle yoldan çıktığıma göre, demek ben de kendimi kaybetmeye teşne, bulmamam gereken yerde aramaya meyyaldim. İşte bu yüzden diyorum ya, başıma gelen her şeyi hak ettim.



Gece Açan Çiçekler

Tarık Tufan

“Hapsoldukları yerde gözlerini kapıya dikmiş son bir umutla birilerinin gelmesini bekliyorlardı. Istırap yüklü ruhlarının tek kurtuluşu buydu. Hayatlarının o en uzun gecesinde hikâyelerini anlatmayı seçtiler. Çünkü insan ölünce bedeni çürür, geriye yalnız hikâyesi kalır ve bütün hikâyeler gece anlatılır.” İstanbul’un Vefa semtinde ayakta kalan son ahşap konaklardan biri; Canfeda Konağı, namı diğer Uğursuz Konak. Konağa hapsolmuş genç bir kadın; Halide. Yıllardır konaktan uzakta hayatlar süren kardeşleri; Cihangir, Zeliha ve Nihal. Annelerinin ölümünün ardından, konağın satışı için son kez bir araya gelen kardeşlerin talihsiz alınyazılarının gizemini çözecek sadece bir geceleri var. Geçmişle yüzleşirken, konağın senelerdir kilitli tutulan odasının kapısı aralanınca, ailenin günahları ve suçlarıyla konağın sakladığı sırlar ortaya dökülür. Osmanlı’dan günümüze akan dokunaklı bir aile hikâyesi.



Hiç

Markus Zusak

“19 yaşındayım, taksi şoförüyüm. Sadece bu işe yarıyorum, bir de arkadaşlarımla kâğıt oynamaya. Başka hiçbir uğraşım, isteğim, hedefim yok. Bir ev arkadaşım var, adı Kapıcı. Kendisi aynı zamanda köpeğim olur ve karşılıklı kahve içmekten büyük keyif alırız. Kısacası sıradanlığın mihenk taşıyım ve bundan şikâyetçi değilim. Ama bir gün posta kutumda bulduğum iskambil kartının, çerçevedeki bu resmi değiştireceğini nereden bilebilirdim ki? “Hiç” oluşum, kimliği belirsiz birini rahatsız etmişe benziyor ve belli ki benimle oyun oynamak istiyor. Neden sorusunun cevabı aslında çok basit: umursamak için. Peki o hâlde, oyuna hazırım!”





Casuslar Sahili

Tess Gerritsen

“19 yaşındayım, taksi şoförüyüm. Sadece bu işe yarıyorum, bir de arkadaşlarımla kâğıt oynamaya. Başka hiçbir uğraşım, isteğim, hedefim yok. Bir ev arkadaşım var, adı Kapıcı. Kendisi aynı zamanda köpeğim olur ve karşılıklı kahve içmekten büyük keyif alırız. Kısacası sıradanlığın mihenk taşıyım ve bundan şikâyetçi değilim. Ama bir gün posta kutumda bulduğum iskambil kartının, çerçevedeki bu resmi değiştireceğini nereden bilebilirdim ki? “Hiç” oluşum, kimliği belirsiz birini rahatsız etmişe benziyor ve belli ki benimle oyun oynamak istiyor. Neden sorusunun cevabı aslında çok basit: umursamak için. Peki o hâlde, oyuna hazırım!”





İkiyüzlü Öyküler

O. Henry

Hayatı boyunca Amerika’nın farklı bölgelerinde bulunan O. Henry, yaşadığı yerlerde karşılaştığı sıradan insanların hikâyelerini anlatıyor bize. Öykülerindeki karakterler çoğunlukla hayata yeni atılan gençlerden, evsizlerden, suçlulardan, yeniyetme sanatçılardan ve âşıklardan oluşuyor. Bu karakterlerin başlarına gelen olaylar neredeyse her zaman beklenmedik bir şekilde sonlanıyor. Bazı öykülerinde yoksulluğu, ölümü, aşkı dramatik bir tonla ele alan yazar, zaman zaman yalnızca güldürüyor. Ancak tüm öykülerinin ortak özelliği, yazarın her şeye yansıtmayı başardığı ironik tutumu ve insanlara karşı olan eleştirel hatta alaycı bakışı. İkiyüzlü Öyküler, şaşırtıcı bir yazarın ustalık dolu kısa öykülerini bir araya getiriyor.



Yitik Adanın Öyküsü

Jose Saramago

İber Yarımadası anlaşılmaz bir şekilde anakaradan ayrılmıştır. Dünyanın her yerindeki gazeteler Yarımada’nın o tarihi fotoğrafını kocaman manşetlerle yayınlarken birbirinden ilginç rastlantılarla bir araya gelen beş kişinin her biri de bu kopuşun kendi davranışlarının sonucu olduğunu düşünmektedir. İki atla bir köpeği de yanlarına alarak koyuldukları serüvende, bir karaağaç dalı ile toprağa şekiller çizen Joana Carda, yerin sarsıldığını duyan Pedro Orce, sürekli sığırcıklar tarafından takip edilen José Anaiço, çok ağır bir taşı denize attığının nasıl görüldüğüne bir türlü akıl erdiremeyen Joaquim Sassa ve tavan arasında bulduğu bir çorapla uğraşıp duran Maria Guavaira, bizi hayali bir dünyaya doğru yola çıkartırken bir yandan da yaşamla ilgili pek çok gerçekle yüzleştiriyor.

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page