top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 25 Şub
  • 1 dakikada okunur
Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken tanı ile tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Belirtiler ortaya çıkmadan yapılan PSA testi ve ileri görüntüleme yöntemleri sayesinde hastalık erken evrede saptanabiliyor. Özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerin düzenli kontrolleri hayati önem taşıyor. Günümüzde ise robotik cerrahi, prostat kanseri tedavisinde devrim niteliğinde bir yöntem olarak öne çıkıyor; küçük kesilerle yapılan bu yüksek hassasiyetli operasyon hem ameliyat başarısını artırıyor hem de hastaların yaşam kalitesini koruyarak iyileşme sürecini hızlandırıyor.


Özel Sağlık Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Erem Asil, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanserinin erken tanı sayesinde tamamen tedavi edilebildiğini belirterek şunları söyledi: "Prostat kanseri her zaman belirti vermez. Sık idrara çıkma, idrarda yanma, kanama ya da menide kan görülmesi prostat kanserinde karşılaştığımız şikayetlerdir. Hastalığın erken çevrelerinde hiçbir şikayet olmayabilir.



Tarama amaçlı yapılan PSA değerinin yüksek çıkması durumunda öncelikle multiparametrik prostat MR görüntüleme yapıyoruz; MR’da şüpheli lezyon saptanırsa MR füzyon prostat biyopsisi ile tanıyı kesinleştiriyoruz. 50 yaş üzerindeki erkeklerin yılda bir kez PSA testi yaptırması çok önemli. Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerde ise bu taramalara 45 yaşından itibaren başlanmalıdır. Erken tanı konulan prostat kanseri, günümüzde tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır. Belirtiler ortaya çıkmadan yapılan kontroller hayat kurtarır.



Robotik Cerrahi ile Konforlu Tedavi

Prostat kanseri tedavisinde modern yöntemler ön plana çıktı. Robotik cerrahi hem ameliyat başarısını artırıyor hem de hastaların yaşam kalitesini koruyor. Robotik cerrahi, küçük kesilerden girilerek gerçekleştirilen yüksek hassasiyetli bir ameliyat yöntemidir. Geleneksel açık veya laparoskopik cerrahinin sınırlarını aşarak karmaşık operasyonların güvenle yapılmasına olanak tanır. Küçük kesi sayesinde hastada travma ve kan kaybı, minimuma iner; iyileşme süreci hızlanır ve kişi daha kısa sürede normal yaşamına döner."


  • Yazarın fotoğrafı: Prof. Dr. Mete Güngör
    Prof. Dr. Mete Güngör
  • 22 Şub
  • 3 dakikada okunur
Lazer teknolojileri, kadın sağlığında yalnızca estetik beklentilere değil; fonksiyonel sorunlara ve yaşam kalitesini etkileyen pek çok şikâyete de modern, güvenli ve konforlu çözümler sunmaktadır. Cerrahiye alternatif ya da tamamlayıcı olarak kullanılan bu yöntemler; genital bölge renk açmadan vajinal rejuvenasyona, idrar kaçırmadan menopozal yakınmalara kadar geniş bir alanda, kısa sürede ve minimal invaziv yaklaşımlarla etkili sonuçlar sağlayabilmektedir.


Modern, Güvenli ve Etkili Tedavi Günümüzde lazer teknolojileri, kadın sağlığı alanında cerrahiye alternatif veya tamamlayıcı birçok güvenli ve konforlu tedavi seçeneği sunmaktadır. Genital bölgeye yönelik lazer uygulamaları; estetik kaygıların yanı sıra fonksiyonel sorunların ve yaşam kalitesini düşüren şikâyetlerin giderilmesinde de etkin biçimde kullanılmaktadır.


1. Genital Bölgede Renk Açma (Genital Bleaching)

Lazerle renk açma işlemleri; dış genital bölgedeki büyük dudaklara (labia majora) ve perine–anüs çevresine uygulanmaktadır. Genital bölgedeki koyulaşma temel olarak, östrojen hormonlarının melanin üreten melanosit hücrelerini uyarması sonucu gelişir. Bunun yanı sıra yaşlanma, gebelik, epilasyon yöntemleri, ultraviyole ışınları, hormonal bozukluklar (örneğin polikistik over sendromu, Cushing hastalığı), bazı ilaçlar, cerrahi işlemler ve genetik yatkınlık da renk koyulaşmasına neden olabilir. Lazer uygulamasında, kişinin cilt rengi ve koyulaşmanın derecesine göre cihaz ayarları yapılarak melanin pigmentleri hedef alınır. İşlem genellikle önceden uygulanan lokal anestezik kremlerle gerçekleştirilir ve ortalama 15–20 dakika sürer. Sonuçlar çoğunlukla bir ay içinde belirginleşir. Amaç, genital bölgenin doğal ve sağlıklı rengine kavuşmasını sağlamaktır.


2. Lazer ile Vajinal Daraltma (Vajinal Rejuvenasyon)

Lazerle vajinal daraltma, cerrahi olmayan, anestezi gerektirmeyen, ağrısız ve hasta konforu yüksek bir uygulamadır. Lazer enerjisi vajinal dokuda kollajen liflerini ısıtarak kan dolaşımını artırır; liflerin kısalıp kalınlaşmasını sağlayarak dokunun toparlanmasına, elastikiyet kazanmasına ve vajinanın daralmasına yardımcı olur. Bu yöntem, vajinal genişleme nedeniyle cinsel hazda azalma yaşayan kadınlar için etkili bir seçenektir. Ancak idrar torbası, bağırsak veya rahim sarkması gibi ileri anatomik sorunlarda cerrahi vajinoplasti daha uygun olabilir.

İşlem genellikle jinekolojik muayene masasında, 10–20 dakika içinde tamamlanır. Sonrasında birkaç gün hafif pembe akıntı, ardından 7–10 gün açık renkli akıntı görülebilir. Hafif yanma hissi normaldir. Çoğu hastada işlemden yaklaşık bir hafta sonra cinsel ilişkiye girilmesinde sakınca yoktur. Genellikle 1 ay arayla 2–3 seans önerilir; etkinin korunması için 2–3 yılda bir tekrar edilebilir.



3. Lazer ile İdrar Kaçırma (Stress Üriner İnkontinans) Tedavisi

Gülme, hapşırma, ağır kaldırma gibi efor sırasında ortaya çıkan idrar kaçırma (stress üriner inkontinans), genç kadınların yüzde 4–14’ünü, menopoz sonrası kadınların ise yaklaşık yüzde 50’sini etkileyen yaygın bir sorundur. Özellikle vajinal doğum yapan kadınlarda daha sık görülür. Hafif ve orta dereceli vakalarda lazer, cerrahiye gerek kalmadan etkili bir tedavi seçeneği sunar. Lazerin fototermal etkisiyle mesane boynu dokusunda yeni kollajen sentezi uyarılır, doku güçlenir ve toparlanır. Cerrahi yöntemler genel anestezi altında yapılırken, lazer uygulaması yaklaşık 15 dakika sürer, kesi gerektirmez ve hasta aynı gün günlük yaşamına dönebilir. Genellikle 4 hafta arayla 2–3 seans uygulanır.


4. Menopozal Genitoüriner Sendromda (GSM) Lazer Tedavisi

Menopoz veya bazı cerrahi ve onkolojik tedaviler sonrası gelişen östrojen eksikliği, genital bölgede kan dolaşımının azalmasına ve vajinal atrofiye yol açar. Menopoz sonrası kadınların yaklaşık yarısında; kuruluk, kaşıntı, yanma, enfeksiyonlara yatkınlık ve cinsel ilişki sırasında ağrı görülür. Bu tabloya genitoüriner sendrom (GSM) adı verilir. GSM tedavisinde en etkili yöntem lokal östrojen uygulamalarıdır. Ancak hormonal tedavi kullanamayan hastalarda lazer, ameliyatsız ve anestezisiz bir tamamlayıcı seçenek olarak öne çıkar. Lazer, vajinal dokuda kan dolaşımını ve kollajen üretimini artırarak kuruluk, darlık, kaşıntı ve ağrı şikâyetlerini azaltır. Genellikle 4 hafta arayla 2 seans yeterli olmaktadır.



5. Genital Siğil Tedavisinde Lazer

Genital siğiller, insan papilloma virüsü (HPV) kaynaklı lezyonlardır ve hem kadınlarda hem erkeklerde görülebilir. Lazer tedavisi, siğil dokusunu hedefe yönelik olarak buharlaştırır ve çevre sağlıklı dokulara minimum zarar verir. Avantajları arasında düşük kanama riski, kısa iyileşme süresi ve iz kalma ihtimalinin azalması yer alır. İşlem genellikle lokal anestezi altında yapılır ve çoğu hasta aynı gün normal yaşamına dönebilir. Gerekli durumlarda birden fazla seans uygulanabilir.


6. Liken Sklerozda Lazer Tedavisi

Liken skleroz, özellikle vulvar bölgede görülen kronik ve inflamatuvar bir hastalıktır. Kaşıntı, yanma, ağrı ve ciltte incelme ile seyreder; yaşam kalitesini ve cinsel sağlığı ciddi biçimde etkiler. Standart tedavi yüksek potentli topikal kortikosteroidlerdir. Ancak tedaviye yanıtın yetersiz olduğu veya yan etkilerin ortaya çıktığı durumlarda lazer, tamamlayıcı bir seçenek olarak değerlendirilebilir.


7. Vulvar Vestibulit Sendromunda Lazer Tedavisi

Vulvar vestibulit sendromu, vestibuler bölgede kronik ağrı ve aşırı hassasiyetle karakterizedir. Cinsel ilişki sırasında ağrı, tampon kullanımıyla rahatsızlık sık görülür. CO₂ ve Er:YAG lazer uygulamaları, vestibuler bölgede kontrollü mikrotermal etki oluşturarak sinir uçlarının aşırı duyarlılığını azaltır, kan dolaşımını artırır ve doku elastikiyetini iyileştirir. Bu sayede semptomların hafiflemesine katkı sağlar.

Dondurulmuş gıda markası Feast, tüketiyi doğru bilgiyle buluşturmak için yeni bir farkındalık kampanyası başlattı. “Bilinçli Tüketici Testi: Etiket Okuma 101” başlığıyla hayata geçirilen kampanya, dondurulmuş gıda alışverişinde etiket okumanın önemine dikkat çekiyor ve tüketicilere ürün seçiminde yol gösterici ipuçları sunuyor.


Dondurulmuş gıda, pratiklik ve besin değerini koruma açısından en güvenilir çözümlerden biri. Ancak doğru ürünün seçilmesi için etiket üzerindeki bilgilerin dikkatle incelenmesi büyük önem taşıyor.  Etiketler, ürünün içeriğinden saklama koşullarına, besin değerinden son tüketim tarihine kadar tüketicinin bilinçli bir karar verebilmesi için gerekli tüm bilgileri barındırıyor.



Dikkat Edilmesi Gereken Başlıklar

Feast’in başlattığı bu farkındalık kampanyasında, etiket üzerinde kontrol edilmesi gereken kritik noktalar öne çıkarılıyor:


İçindekiler Listesi: Üründe kullanılan hammaddelerin sıralaması ve varsa katkı maddeleri mutlaka incelenmeli. Katkısız, koruyucusuz veya doğal içerikli ürünler özellikle tercih edilmeli.


Besin Değerleri Tablosu: Protein, lif, vitamin ve mineral oranlarının yanı sıra tuz, şeker ve yağ miktarları dikkatle değerlendirilmeli. Dengeli beslenmeyi rutin hâline getiren herkes, ihtiyaçlarına uygun ürünleri bu tablo sayesinde kolayca seçebilir.


Saklama ve Pişirme Talimatları: Dondurulmuş ürünlerin tazeliğini ve besin değerini koruyabilmek için önerilen saklama sıcaklıkları ile çözündürme ve pişirme yönergelerine uyulması büyük önem taşır.


Menşei ve Üretim Bilgileri: Ürünün üretildiği tesis, parti numarası ve menşei bilgileri, gıda güvenliği açısından takip edilebilirliği sağlar.



Bilgi ve Farkındalık

Farkındalık kampanyası, sadece etiket okuma alışkanlığını yaygınlaştırmayı değil, aynı zamanda tüketicilerin gıda güvenliği ve dengeli beslenme konularında bilgi sahibi olmalarını da amaçlıyor. Kampanya kapsamında hazırlanan bilgilendirici içerikler, sosyal medya ve dijital platformlarda yayınlanarak geniş kitlelere ulaştırılıyor. Böylece tüketiciler, hem alışverişte doğru seçimler yapabiliyor hem de beslenme planlarını daha sağlıklı bir şekilde düzenleyebiliyor.


Feast, tüm tüketicileri dondurulmuş gıda alışverişinde etiket okumayı bir alışkanlık hâline getirmeye davet ediyor. Bilinçli seçimler, sağlıklı sofraların en önemli adımı olarak öne çıkıyor ve hem bireysel sağlık hem de toplum genelinde sağlıklı beslenme bilincinin artmasına katkı sağlıyor.

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page