top of page
Görme engelliler için yapay zekâ ve sesi bir araya getiren teknolojiler üreten BlindLook, kapsayıcı markaları bir araya getiren EyeBrand Ceremony’nin üçüncüsünü “Beyond Darkness” temasıyla düzenledi. 15-16 Nisan tarihlerinde Hilton Istanbul Bosphorus Hotel’de gerçekleşen etkinlik, Türkiye’nin kapsayıcı markalarını bir araya getirerek dünyada bir ilki gerçekleştirdi ve karanlıkta düzenlen ödül töreninde katılımcılara bambaşka bir deneyim yaşattı.


Blindlook, iletişim ve bilginin yüzde 80 görsel odaklı olduğu dünyada, teknolojiden güç alarak görmemenin yarattığı engelleri yok etme misyonuyla kurulmuştur. 285 milyon görme engellinin hayata bağımsızca katılmasını misyon edinen BlindLook, yapay zekâ ve sesi birleştirerek markaların ürünlerini ve hizmetlerini görme engelliler için anlaşılır ve işlem yapılabilir hâle getiriyor. Ürünlerini ve hizmetlerini BlindLook teknolojisi ile dönüştüren ve EyeBrand çatısı altında buluşan markalar, karanlıkta düzenlenen ödül töreni, yemek ve müzik ziyafetinden oluşan eşsiz bir deneyim yaşadılar.



Gayrimenkul yatırımı yapılırken birçok faktörün göz önünde bulundurulması gerekiyor. Mevsimsel geçişlerden iş dünyasına, ekonomiden arz-talep dönemlerine kadar birçok unsur, yatırımlarda fiyat ve kârlılığı etkiliyor. Yatırımlarından yüksek geri dönüş almak isteyenler ise profesyonel gayrimenkul şirketlerinden destek alıyor.



Her yıl sonbahara yaklaşırken tayinlerin gerçekleşmesi, öğrencilerin okullarının belli olması gibi sebepler, vatandaşları taşınma, yatırım yapma gibi süreçlerini yaz aylarında tamamlamaya yönlendiriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2023’ün Ocak-Ekim döneminde Türkiye genelinde toplam 993 bin 835 konut satışı gerçekleştiği kaydediliyor. Satışların yüz 71,94’ünün ise Mayıs-Ekim döneminde yapıldığı görülüyor. Gayrimenkul yatırımı öncesinde ayrıntılı bir araştırma yapılması gerektiğini belirten Dreamland Gayrimenkul Yatırım Şirketi CEO’su Deniz Tüzüner şunları söyledi:


Bahar ve Yaz Aylarında Konut Satışları Artıyor

“Yatırım geri dönüşü yüksek gayrimenkul almak isteyenlerin dikkat etmesi gereken bazı önemli noktalar var. Konut alım ve satımı yılın belli dönemlerinde daha yoğun oluyor. Ülkedeki ekonomik koşullardan bağımsız düşünürsek, özellikle bahar ve yaz aylarında konut satışlarında artış yaşanıyor. Öyle ki insanların kışa hazır olma isteği yaz döneminde gayrimenkul yatırımlarına talebi artırıyor. Bu durum, elbette fiyatlarda artışı tetikleyebiliyor. Ancak, bu dönemde daha çok seçeneği değerlendirme avantajı doğuyor.



Kış Mevsimi Yatırım İçin Fırsat

Gayrimenkul yatırımlarının yavaşladığı kış aylarında düşen talebin neticesiyle yaşanan durgunluğu fırsata çevirmek isteyen yatırımcılar kış aylarında yatırım yapmayı tercih ediyor. Kış aylarında talebin az olmasıyla birlikte gayrimenkul yatırımlarında fırsatları yakalamak kolaylaşıyor.


Deniz Tüzüner | Dreamland CEO’su
Deniz Tüzüner | Dreamland CEO’su

Global Etkenler Ön Planda

Mevsimler, gayrimenkul yatırımlarında tek kriter değil. Bu süreçte uzman ekibimiz gayrimenkullerle ilgili farklı detayları da inceliyor. Sadece Türkiye’de değil, globalde yaşanan ekonomik, politik ya da çevresel gelişmeleri de takip ediyor. Konut teşviklerinde ya da faiz oranlarında verilecek olan olumlu kararlar, dönem fark etmeksizin tüm seyri değiştirebilir. Bu yüzden, gayrimenkul yatırımı farklı metriklere göre karar verilmesi gereken bir süreçtir. Süreci uzman yatırım danışmanlarıyla sağlıklı bir şekilde yönetmek mümkün.


Stratejik Fırsatlar Yaratıyoruz

Arsa ve arazi yatırımlarında müşterilerimiz için fizibilite çalışmaları yapıyoruz. Bir yatırımın fiziksel, teknik ve finansal açıdan kâr getirip getirmeyeceğini araştırıyoruz. Alanın imara açılma olasılıklarını değerlendiriyoruz. Çevresindeki elektrik, su, yol, proje, kamu yatırımları gibi faktörleri inceliyoruz.


Gayrimenkulleri satın almadan önce detaylı analizlerini gerçekleştiriyor, satın aldıktan sonra ise üst ölçekli planlarına uygun olacak şekilde gayrimenkullerin geliştirilmesini sağlıyoruz.”

Yazarın fotoğrafı: Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
25 Mar 2024
3 dakikada okunur
Doktor bey ben bu ilaçları sürekli kullanıyorum, yazar mısınız? Doktor hanım bu ilaçlar bana iyi geliyor, yazmanı rica ediyorum. Doktorum grip olmuşum, bana şu antibiyotiği yazar mısın? En çok da aile hekimlerine sormak gerekiyor bu konuyu. Her gün onlarca talep geliyor kendilerine. Taleplere “evet” demek bir dert, “hayır” demek ayrı dert. Hekimler haklı, hastalar haklı diyemiyorum ama eğitim eksikliği nedeniyle bu taleplere haksız da diyemiyorum. Maalesef böyle eğitilmiş bir toplumda bu talepler normal karşılanıyor. Olumsuz yaklaşan hekim de zaman zaman şiddete maruz kalabiliyor. En azından sevilmiyor.


Bu sorunun sağlık sistemi içerisinde çözülmesi gerekiyor. En azından rapor düzenlenerek sürekli kullanılması önerilen ilaçlar için mutlaka hekim reçetesine ihtiyaç olmamalı. Pandemi döneminde bu denendi ve faydalı da oldu. Ne zararı görüldü de uygulama kaldırıldı bilemiyorum. Ama sağlık sistemi üzerindeki yükü kaldıracağı kesin. İnsanlar sürekli kullandıkları ilaçları rapora bağlı olduğu için rapor süresi bitene kadar eczaneye giderek alabiliyordu. Hiçbir sağlık kuruluşunda kuyruğa girmeye veya zaman kaybetmeye gerek kalmaksızın insanlar ilaçlarını alabildi. Bu bahsedilen konu ilaç talepleri içinde en masum olanıdır. Bunu da yasal sınırlar içerisinde çözebilmek mümkün.


Gelelim diğer ilaç taleplerine. Hekime ulaşabilme imkânı olduğu hâlde insanlar neden böyle taleplerde bulunur anlamak mümkün değil. Hasta muayene etmek için bekleyen hekime ulaşıp kendi teşhisini koyarak ilaç isteyen insanlara, hekimlerin tepki göstermesi veya reddetmesi doğal bir sonuçtur. Sorun bu talepleri doğuran sebeptir. Hekim muayene ve tedavisi olmaksızın ilaç kullanmanın olası zararlı sonuçlarını halka öğretmemiz gerekiyor. Başkasına iyi geldiği için tavsiye edilen ilacı kullanmanın sakıncalarını öğretmemiz gerekiyor. Bir meslek sahibinden bu tür bir talepte bulunmanın anlamsız ve ayıp bir şey olduğunu öğretmemiz gerekiyor.



Akılcı ilaç kullanımı diye bir kavram var. Bunu da halka öğretmemiz gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü tahminlerine göre ilaçların yüzde 50’sinden fazlası uygun olmayan şekilde reçetelenmekte, temin edilmekte veya satılmaktadır. Tüm hastaların yarısı da ilaçlarını doğru şekilde kullanmamaktadır.


Akılcı olmayan ilaç kullanımı hastaların tedaviye uyumunun azalmasına, ilaç etkileşimlerine, bazı ilaçlara karşı direnç gelişmesine, hastalıkların tekrarlamasına veya uzamasına, advers olay görülme sıklığının ve tedavi maliyetlerinin artmasına neden olur. Bir endikasyon için uygun ilaç, etkililik, güvenlik, uygunluk ve maliyet kriterleri dikkate alınmışsa akılcı olarak seçilebilir.


Birçok ilaç türünde, hekim tavsiyesi olmadan ilaç kullanımı veya talebi oluşurken son zamanlarda Sağlık Bakanlığı’nın da mücadele etmeye başladığı gereksiz antibiyotik kullanımı, en önemli ilaç grupları arasındadır. Hastalık belirlenmeden, birbirine benzeyen bulgular oluşturan enfeksiyon hastalıklarına karşı, gerekli gereksiz doğrudan antibiyotik kullanmayı kolay çözüm olarak gören bir toplumda yaşıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün belirttiği sakıncaların hepsini lüzumsuz antibiyotik kullanımında görebiliyoruz. Antibiyotiklere karşı direnç gelişmesi, hastalıkların tekrarlaması, tedavi maliyetlerinin artması gibi birçok problem akılcı antibiyotik kullanılmamasının başlıca sonuçlarıdır.


Antibiyotiklerin yanında özellikle sindirim sistemine yönelik ilaçlar, cilt hastalıklarına karşı kullanılan ilaçlar, yeşil reçeteye tabi olmayan antidepresan ilaçlar sıklıkla reçete edilmesi talep edilen ilaçlar olarak karşımıza çıkıyor. Hekimlerimizin bu taleplere olumlu cevap vermeleri kendi mesleklerini bile riske sokabiliyor. Halkımızın bu konuda hekimlerimize karşı anlayışlı olmaları gerekiyor. Devlet ilaçları ücretsiz veriyor diye meslek sahibi kişilere duygusal bile olsa baskı yapmak, talepte bulunmak haksız bir zorlamadır. Bu da hekim tarafında oluşan bir zorluk olarak karşımıza çıkıyor. Hekimler bu yöntemle ilaç kullanmalarının doğru olmadığını anlatırken büyük zorluklar yaşıyor. Çoğunlukla da dertlerini anlatamıyorlar ve hastalar memnuniyetsiz bir tepki veriyorlar. Hekimlerin işlerini severek yapabilmelerinin önündeki en büyük engellerden bir tanesi de ülkemizde oluşan bu haksız ve mantıksız ilaç kullanımına ilişkin taleplerdir. Hekim, hasta muayene etmeye çalışarak sanatını icra etmeye çalışırken raporlu ilaçları reçete tekrarı yapan veya anlamsız ilaç temin etme çabasındaki insanlara cevap yetiştirmeye çalışan bir memur durumuna düşmektedir.



Akılcı olmayan ilaç kullanımı, sebebi ne olursa olsun çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. Raporlu ilaç kullanımları, akılcı olmayan ilaç kullanımı kapsamına girmemesine rağmen sağlık sektörünün yükünü artırdığı için yine halk sağlığı açısından önlem alınması gereken bir sorundur. Ancak bilinçsiz, doktor tavsiyesi olmadan kullanılan ilaçlar, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu sorunun çözümü için Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı farkındalık çalışmalarını daha etkili şekilde sürdürmeye çalışmak gerekir. Toplum, zamanla ve eğitildikçe konunun önemini kavrayacak ve olumlu davranışlar kazanacaktır.

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page