top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
    Seda Küçük
  • 14 Şub
  • 2 dakikada okunur
Takvim yapraklarında 14 Şubat yazdığında; çoğumuzun aklına kırmızı güller, kalp şeklinde çikolatalar ve aceleyle seçilmiş hediyeler gelir. Oysa Sevgililer Günü, bugünkü tüketim ritüellerinin çok ötesinde, yüzyılları aşan bir hikâyenin mirasıdır. 14 Şubat sadece aşkı değil; direnişi, inancı ve insanın sevme cesaretini de taşır.


Bir İsyanın Aşka Dönüşen Hikâyesi

14 Şubat’ın kökeni, Roma İmparatorluğu’nun sert ve disiplinli dönemlerine uzanır. Rivayete göre; İmparator II. Claudius, askerlerin evlenmesini yasaklar; çünkü ona göre evli erkekler savaş meydanında yeterince cesur değildir. Bu yasağa karşı çıkan bir din adamı vardır: Valentine. Genç âşıkları gizlice evlendirdiği için yakalanır ve 14 Şubat günü idam edilir. Efsaneye göre, Valentine ölmeden önce gardiyanın kızına bir mektup yazar ve altına şu notu düşer: “Senin Valentine’ından.” Bugün hâlâ kartlarda gördüğümüz bu ifade, belki de tarihin en eski aşk imzasıdır.



Pagan Ritüellerden Ruhsal Bağlılığa

Ancak Sevgililer Günü’nün hikâyesi tek bir figürle sınırlı değildir. Antik Roma’da şubat ayı, doğanın yeniden uyanışını ve arınmayı temsil ederdi. Lupercalia adı verilen pagan festivali; bereketi, bedeni ve yaşamın sürekliliğini kutsardı. Bu ritüellerde aşk, kutsal ve dünyevi olan arasında bir köprüydü. Hristiyanlığın yükselişiyle birlikte bu pagan gelenekler dönüştürülür; aşk, bedensel coşkudan ruhsal bağlılığa doğru yeniden tanımlanır. Valentine figürü, bu dönüşümün sembolü hâline gelirken 14 Şubat da eski inançlarla yeni ahlak anlayışının kesiştiği bir tarih olur.



Aşkın Şiirle Buluştuğu Çağ

Orta Çağ’a gelindiğinde, 14 Şubat aşkın edebi bir dil kazandığı bir döneme girer. İngiliz şair Geoffrey Chaucer, kuşların bu tarihte eşlerini seçtiğinden söz ederken doğa ile insan duyguları arasında şiirsel bir bağ kurar. Aşk artık yalnızca gizli yaşanan bir duygu değil; mektuplarla, şiirlerle ve sembollerle ifade edilen kamusal bir anlatıya dönüşür. Bu dönem, Sevgililer Günü’nün romantik kimliğinin temellerinin atıldığı yıllardır.



Aşkın Ticarileşen Yüzü

Sanayi Devrimi ve modernleşmeyle birlikte 14 Şubat yeni bir evreye girer. El yazısı mektupların yerini basılı kartlar, kişisel ifadelerin yerini evrensel semboller almaya başlar. 20. yüzyılda ise Sevgililer Günü, küresel bir kültürel olaya dönüşür. Aşk, artık yalnızca hissedilen değil; satın alınan, paketlenen ve sunulan bir deneyim hâline gelir. Bu dönüşüm, günün anlamını tartışmalı kılarken aynı zamanda onun ne kadar güçlü bir sembol olduğunu da gösterir.



Herkes İçin Farklı Bir Anlam

Bugün 14 Şubat, herkes için aynı duyguyu çağırmaz. Kimi için bir kutlama, kimi için bir beklenti, kimi içinse sessiz bir hüzündür. Aşk; romantik ilişkilerle sınırlı olmayan, dostlukta, bağlılıkta, hatırlamada ve hatta kayıpta kendini gösteren çok katmanlı bir duygudur. Sevgililer Günü’nün gerçek gücü, belki de bu çeşitliliği görünür kılmasında yatar.


Zamana Direnen Bir Duygu

Tarihin içinden süzülüp gelen bugün, bize şunu hatırlatır: Aşk, zamana direnebilen nadir duygulardandır. Kimi zaman bir yasaya karşı çıkacak kadar cesur, kimi zaman bir mektuba sığacak kadar sade, kimi zaman da bir ömre yayılacak kadar derindir. 14 Şubat, tüm dönüşümlerine rağmen hâlâ insanın en eski ihtiyacına işaret eder: Sevilmek ve sevebilmek.

  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 3 Ara 2025
  • 5 dakikada okunur
Anadolu Sigorta, güçlü finansal performansı, dijital dönüşüm yatırımları, girişimcilik ekosistemiyle geliştirdiği inovasyon projeleri ve toplumsal etki yaratan sürdürülebilirlik çalışmalarıyla sigortacılığın geleceğini bugünden şekillendirerek ikinci yüzyılına emin adımlarla giriyor. Anadolu Sigorta Genel Müdürü Z. Mehmet Tuğtan, “Teknolojik yetkinliğimiz, kurumsal değerlerimiz ve insan odaklı yaklaşımımızla ikinci yüzyıla daha güçlü, daha çevik ve daha dayanıklı bir şekilde adım atıyoruz” dedi.


Z. Mehmet Tuğtan (Genel Müdür) - Berna Semiz Ergüntan (Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü)


Anadolu Sigorta, Feriye’de düzenlediği basın toplantısında 100. yılındaki finansal sonuçlarını, yenilikçi teknoloji yatırımlarını, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve toplumsal fayda yaratan projelerini paylaştı.

Şirketin, bir asırlık yolculuğunda sigortacılığın dönüşümüne öncülük ettiğinin aktarıldığı toplantıda, Anadolu Sigorta Genel Müdürü Z. Mehmet Tuğtan, 2025 yılı boyunca yürütülen projeler ile gelecek dönem hedefleri hakkında bilgi verdi. Tuğtan teknoloji ve Ar-Ge’nin Anadolu Sigorta’nın yeni yüzyılındaki en güçlü yatırım alanlarından biri olarak öne çıktığını vurguladı.


Anadolu Sigorta 3 branşta sektör liderliğini sürdürüyor

Anadolu Sigorta, 2025 yılının ilk 10 ayında prim üretimini bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 44,5 artırarak 74,76 milyar TL seviyesine ulaştırdı. Şirket, en yüksek prim üretimini 16.4 milyar TL ile Kara Araçları Sorumluluk branşında gerçekleştirdi; bu branşı 15.31 milyar TL ile Hastalık-Sağlık, 14.42 milyar TL ile Yangın ve Doğal Afetler ve 13.95 milyar TL ile Kara Araçları branşları izledi. Anadolu Sigorta, hayat dışı 15 ana branşın 11’inde ilk üç sırada yer almayı başarırken, Kara Araçları (Kasko), Su Araçları ve Nakliyat branşlarında sektör liderliğini sürdürdü.


Şirketin finansal sonuçlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Anadolu Sigorta Genel Müdürü Z. Mehmet Tuğtan şunları söyledi: “Şirketimizin güçlü operasyonel performansı karlılık büyümemize ve özkaynak karlılığımıza olumlu yansıdı. 2025’in ilk 9 ayında kümülatif solo net karımız yıllık %10 büyürken, son 12 aylık ortalama özkaynak karlılığımız ise %36,4 olarak gerçekleşti. Güçlü sermaye yeterliliği, reel prim üretimi ve hissedarları için reel özkaynak karlılığı sunan şirketimiz 1 Milyar Doların üzerinde piyasa değeriyle işlem görüyor. Zorlu ve değişen makro görünüme rağmen 2025 ve 2026 yıllarında reel değer yaratımına devam ederek şirketimizi daha büyük piyasa değerlerine ulaştırmayı hedefliyoruz."


"Yenilenen vizyonumuz, misyonumuz ve kurumsal değerlerimiz güven duygusunun da dönüşümüne öncülük edecek"


Anadolu Sigorta 2025 yılında vizyonunu, misyonunu ve kurumsal değerlerini yeniden belirledi. Şirket, yeni vizyonunu “Finansal liderliğimiz ve insan odaklı yaklaşımımızdan aldığımız güç, yenilikçi teknolojiler ve eşsiz müşteri deneyimi ile sigortacılığın dönüşümüne öncülük ediyoruz” ifadesiyle tanımlıyor. Bu vizyon, Anadolu Sigorta’nın yalnızca finansal başarıya değil, topluma değer katmaya ve geleceğin sigortacılığına odaklandığını gösteriyor. Anadolu Sigorta, yeni misyonunu ise “Topluma verdiğimiz sözle bugünü ve yarını güvenle koruyoruz” olarak belirlerken, sunduğu ürün ve hizmetlerle gelecekte de müşterilerinin her koşulda yanında olma hedefinin altını çiziyor.  


Anadolu Sigorta Genel Müdürü Z. Mehmet TuğtanKurulduğumuz günden bu yana insan merkezli ve sürdürülebilir bir sigortacılık anlayışını esas alıyoruz. İkinci Yüzyılımıza doğru giderken kurumsal değerlerimizi de yeniden şekillendirdik. ‘Köklülük’, ‘saygı’, ‘dürüstlük’, ‘müşteri odaklılık’, ‘birlikte başarma ve takım ruhu’ ile ‘yenilikçilik’ değerlerimiz, şirketimizin kültürünü ve çalışma anlayışını tanımlıyor. Yenilenen vizyonumuz, misyonumuz ve kurumsal değerlerimiz şirketimizin dijital dönüşüm, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve müşteri deneyimi alanlarındaki stratejik projeleriyle doğrudan örtüşürken sadece sigortacılığın değil, güven duygusunun da dönüşümüne öncülük edecek” dedi.

 

“Teknolojiye yalnızca bir araç olarak değil; sigortacılığın geleceğini yeniden tanımlayan stratejik bir kaldıraç olarak bakıyoruz”

Anadolu Sigorta’nın, dijital dönüşüm süreci ve yapay zekâ destekli inovatif projeleri ile sigortacılığın yarınını bugünden inşa eden öncü bir vizyon ortaya koyduğunu ifade eden Tuğtan “Teknolojiye yalnızca bir araç olarak değil; sigortacılığın geleceğini yeniden tanımlayan stratejik bir kaldıraç olarak bakıyoruz. Veriyle güçlenen, otomasyonla hızlanan ve yapay zekâ ile öğrenen bir model yaratıyoruz. 1859 çalışanımızın 350’si IT uzmanlarından oluşuyor. Türkiye’nin ilk yerinde Ar-Ge Merkezi sahibi sigorta şirketi olarak bugüne kadar 21 projeyi başarıyla tamamladık. Devam eden 9 projemiz bulunuyor. Bunlardan 2 tanesi önleyici sağlık hizmetleri ile ilgili inovatif çözümler sunan Avrupa Birliği projeleri. Projelerimizden biri kronik hastalık takibinde giyilebilir teknolojiler ile yenilikçi çözümler sunarken diğeri ise 5G üzerinden uzaktan fizyoterapi hizmetlerinin en doğru şekilde alınmasına olanak sağlıyor” dedi.


Şirketin dijital stratejisini “Geleceğin Şirketi” vizyonu doğrultusunda sürdürdüğünü belirten Tuğtan 2025 yılı boyunca teknoloji alanında elde ettikleri kazanımları şöyle ifade etti: “Hasar süreçlerine yönelik yapay zekâ destekli Hasar Sanal Asistan, müşterilerin hasar dosyalarına ilişkin tüm bilgileri 7/24 sunuyor ve eksper raporu, değer kaybı belgeleri, eksik evrak yönlendirmesi gibi işlemleri tek platformdan yönetebiliyor. Şirketimizin robotik süreç otomasyonu çalışmaları kapsamında 127 süreç dijitalleştirilerek 97,6 FTE verimlilik sağlandı. 2025 üçüncü çeyreği itibarıyla dijital kanallardan elde edilen üretim 601,5 milyon TL olurken, Sigortam Cepte ve Sağlığım Cepte uygulamalarıyla 1 milyona yakın kullanıcı yıl içinde yaklaşık 7,5 milyon işlem gerçekleştirdi. Yeni üretim platformumuz ASTRA ile 70 ürün modern bir arayüze taşınarak operasyonel süreçlerde önemli hız ve kalite artışı sağlandı.”


“İnovasyonu girişimcilik ekosisteminin dinamizmiyle büyütüyoruz”

Anadolu Sigorta’nın, ikinci yüzyılına hazırlanırken inovasyonu sadece iç kaynaklarla değil, girişimcilik ekosisteminin dinamizmiyle birlikte büyütmeyi tercih ettiğini belirten Tuğtan mevcut yaklaşımlarının somut çıktılarını şöyle özetledi: “Bu yaklaşımın somut iki örneği Workup AStart Girişimcilik Programı ve AStart Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (AStart GSYF).


Türkiye İş Bankası Workup Girişimcilik Programı iş birliğiyle ve Yapay Zekâ Fabrikası yürütücülüğünde hayata geçirdiğimiz Workup AStart Girişimcilik Programı’nın ilk döneminde bu yıl 8 girişim mezun oldu. Programın ilk döneminde seçilen girişimler, Anadolu Sigorta ekipleriyle birlikte gerçek iş problemleri üzerinde çalışarak çözümler geliştirdi. Bu süreci sadece bir hızlandırma programı olarak değil, ortak değer üretim platformu olarak değerlendirdik. AStart GSYF ise, sigorta teknolojileri, sağlık, yapay zekâ, mobilite, enerji, afet yönetimi ve sürdürülebilirlik başta olmak üzere farklı dikeylerde girişimcilik ekosistemine uzun vadeli ve sürdürülebilir katkı sağlamayı hedefliyor.”


“Sadece geçmişe bakmıyor, yeni yüzyılın kapılarını cesurca aralıyoruz”

Anadolu Sigorta’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik kalkınma vizyonunun bir yansıması olarak kurulduğunu, 100. yılın sadece kurumsal bir dönüm noktası değil, aynı zamanda ülkenin modernleşme yolculuğuyla iç içe geçmiş tarihsel bir anlam taşıdığını vurgulayan Tuğtan sözlerini şöyle sürdürdü: “1925’te Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde temelleri atılan şirketimiz, geçen yüzyıl boyunca yalnızca bir sigorta kurumu olmanın ötesine geçti; sigortacılığın Türkiye’deki gelişimine yön veren, sektörün standartlarını belirleyen bir öncü haline geldi. Bugün, bir yüzyılı geride bırakmanın heyecanıyla sadece geçmişimize dönüp bakmıyoruz; aynı zamanda bizi bekleyen yeni yüzyılın kapılarını cesur adımlarla aralıyoruz. Bu anlamlı yılı, çok sayıda etkinlikle dolu dolu geçirdik. Kuruluş günümüz olan 8 Mart’ta Anıtkabir’i ziyaret ederek Atamızın huzurunda, kurucumuza olan bağlılığımızı ve minnetimizi bir kez daha ifade ettik. Ardından, 11 Nisan’da büyük ses getiren Yüzyıllık İmza Gala Gecemizi gerçekleştirdik. Anadolu Sigorta'nın Cumhuriyet tarihiyle iç içe geçmiş yolculuğunu etkileyici bir görsel şovla anlattığımız bu gece, sigortacılığın çok ötesine geçen bir toplumsal hafıza ve değer hikâyesi olarak izleyicilerin büyük beğenisini kazandı. Şirketimizin tarihini ve sigortacılığın Türkiye’deki gelişimini akademik bir perspektifle ele alan, son derece kıymetli bir çalışmayı daha hayata geçirdik. İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan’ın proje koordinatörlüğünde; yazarlarımız, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Birdal ve Doç. Dr. Barış Kablamacı’nın titiz çalışmalarıyla hazırlanan “Yüzyıllık İmza” prestij kitabımız yayınlandı.”


"Katkı sunmaya devam edeceğiz"

Toplantının kapanışında Tuğtan, ikinci yüzyıla yönelik mesajını “Bir yüzyılı geride bırakırken geleceğe daha büyük bir sorumlulukla bakıyoruz. Teknoloji, sürdürülebilirlik, toplumsal fayda ve müşteri memnuniyeti odağında ilerleyerek ülkemizin ekonomik ve sosyal dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz” sözleriyle ifade etti.


“Yüzyıllık birikimimizle sosyal sorumluluk faaliyetlerimizi sürdürüyoruz”

Toplantıda Anadolu Sigorta’nın “Kaybetmek Yok” sloganıyla sürdürülebilir bir gelecek inşa etme hedefiyle çalışırken yürüttüğü toplumsal etkisi yüksek kurumsal sosyal sorumluluk projelerine değinen Anadolu Sigorta Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü Berna Semiz Ergüntan ise “2022’den bu yana yürüttüğümüz Ormanın Gözleri projesi kapsamında 16 akıllı yangın gözetleme kulesi tamamlandı ve 812.700 hektarlık alanın 7/24 izlenmesi sayesinde bugüne kadar 241 yangın erken tespit edildi. Anadolu Sigorta Kütüphaneleri projesiyle 28 okulda kütüphane ve özel eğitim sınıfları kurduk; öğrencilere toplam 41.669 kitap ulaştırdık. Kurtaran Araç projemiz kapsamında ise afet bölgeleri de dahil olmak üzere 3.450 sokak hayvanına tedavi ve rehabilitasyon desteği sağladık. Yüzyıllık birikimimiz ve kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonuyla, ormanları korumak, çocuklara nitelikli eğitim sağlamak ve canlılara yaşam hakkı sunmak amacıyla sosyal sorumluluk faaliyetlerimizi sürdürüyoruz” dedi.


Anadolu Sigorta'nın Sponsorluk Başarıları

Anadolu Sigorta’nın spor, sanat ve eğitim alanındaki geniş sponsorluk ağı da basın toplantısında paylaşıldı. Anadolu Sigorta Marmaris Ultra Trail, Maximiles Black The Bodrum Cup, Fenerbahçe–Trabzonspor–Eczacıbaşı spor kulüpleri iş birlikleri, Beşiktaş Kültür Merkezi sponsorluğu, KidZania sigortacılık deneyim alanı ve Winter Run, Uludağ Ultra Trail, Belgrad Trail gibi koşu organizasyonlarına verilen destek, şirketin toplumsal fayda yaklaşımını pekiştiren çalışmalar arasında yer aldı.



  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 2 Eyl 2025
  • 2 dakikada okunur
Türkiye’de site ve apartman yaşamının maliyeti adeta uçuşa geçti. Ülkenin önde gelen site yönetimi platformu Apsiyon, 22 bini aşkın bina ve 1,5 milyondan fazla konutu kapsayan “Toplu Yaşam Alanlarında Aidat ve Yönetim – 2025 Veri Analizi” raporunu yayımladı. Rapor, son üç yılda Türkiye genelinde aidatların ortalama yüzde 367 arttığını gözler önüne sererken özellikle büyükşehirlerde hane halklarının bütçelerini sarsan çarpıcı sonuçlara ulaşıldı. Türkiye’nin aidat karnesi, şehirler arası uçurumu net bir şekilde ortaya koydu. Muğla zirvede, Uşak dipte… Büyükşehirlerde ise aidat krizi, taşınma hareketliliğini rekor seviyeye taşıdı.

 

 

Muğla Aidat Şampiyonu Oldu

2025’te ortalama 8.710 TL ile zirveye oturan Muğla, aidat artışlarında açık ara lider oldu. Onu 6.629 TL ile İstanbul, 5.049 TL ile Ankara ve 4.919 TL ile İzmir takip etti. Listenin en altında ise 1.061 TL ile Uşak, 1.246 TL ile Hatay, 1.287 TL ile Ordu, 1.306 TL ile Aksaray ve 1.455 TL ile Mersin yer aldı.


 

Şehirler Arasında Uçurum Var

Apsiyon CEO’su Kudret Türk, “Muğla’daki ortalama aidatın Uşak’ın neredeyse yedi katı olması, ekonomik uçurumun en çarpıcı göstergesi. Bu tablo, aileleri daha uygun yaşam alanları aramaya ve iç göç hareketlerini hızlandırmaya zorluyor” dedi.

 


İstanbul’da 117 Bin Taşınma

2025’in ilk yarısında yalnızca İstanbul’da 117 binden fazla taşınma gerçekleşti. Özellikle Beşiktaş, Sarıyer ve Şişli gibi merkez ilçelerde aidatlar 10 bin TL’yi aştı, orta gelirli aileler için ciddi bütçe baskısı yarattı.

 


Bodrum ve Fethiye'de Son Bir Yılda Aidatlar Yüzde 134 Arttı

Bodrum ve Fethiye gibi yazlık bölgelerde ise son bir yılda aidatlar yüzde 134, son üç yılda ise yüzde 455 arttı. Apsiyon Akademi Direktörü Ozan Özen, 2022-2025 arasında aidat artışlarının ülke genelinde yüzde 367’ye ulaştığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Personel giderleri, temizlik ve bakım maliyetleri, enerji fiyatları, döviz dalgalanmaları ve profesyonel site yönetimi zorunlulukları aidatları rekor seviyelere taşıdı.”



Son Üç Yılda Aidat Artış Rekortmen İlleri

  • Muğla: %455 artış

  • İstanbul: %349 artış

  • Ankara: %361 artış

  • İzmir: %354 artış



 

Uzmanlardan Çözüm Önerileri

 Uzmanlara göre aidat artışlarını kontrol altına alabilmek için:

  • Şeffaf ve gerçekçi bütçeler hazırlanmalı

  • Enerji verimliliği yatırımlarına öncelik verilmeli

  • Lüks ve gereksiz harcamalardan kaçınılmalı

  • Kat malikleri genel kurullara daha aktif katılmalı

 

Aksi halde, artan maliyetlerin site yaşamını sürdürülemez hale getirmesi kaçınılmaz görünüyor.

 

 

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page