top of page
Bodrum’un kalabalıktan uzak, hâlâ doğallığını koruyan nadir köylerinden biri Dereköy. Taş evleri, yeşil tarlalarında otlayan inekleri, sabah çaylarını yudumlayan dayıların buluşma noktası köy kahvesi ve mütevazı ilkokuluyla zamanın yavaş aktığı bir yer burası. Bu pastoral atmosferin tam kalbinde ise sizi şaşırtacak kadar farklı ve özgün bir restoran karşılıyor: Dereköy Lokantası.


Bu yıl 6. yaşını kutlayan Dereköy Lokantası, açıldığı ilk günden bu yana çizgisini bozmadan, her sezon kendini yenileyerek yoluna devam ediyor. Bodrum’un gastronomi sahnesinde kendine has bir yer edinen bu lokanta, Michelin Rehberi’nin Türkiye’ye ilk adım attığı yıldan itibaren tavsiye listesinde yer alıyor. Bunu sadece tabaklarındaki lezzetle değil, mekânın ruhuyla da başarıyor. Dereköy Lokantası; sıcak, özgür, yaratıcı ve bir o kadar da cesur bir hikâye anlatıyor.


Yerel Tatlarla Global Tekniklerin Buluştuğu Tabaklar

Lokantanın mutfağında, şef Zişan Altıncaba’nın imzası var. Zişan Şef, çocukluğundan gelen tatları ve anıları, dünya mutfaklarına dair teknik bilgi ve deneyimiyle harmanlayarak her bir tabağa özgün bir karakter katıyor. Menü, Türk mutfağının köklerine sadık ama sınırları aşan bir anlayışla hazırlanıyor.

Burcu Aykıran
Burcu Aykıran

Örneğin; Pekmezli Ciğer, tanıdık bir lezzeti sofistike bir yorumla sunarken Izgara Kereviz, Uzakdoğu’nun tazeliğiyle Akdeniz’in sadeliğini birleştiriyor. Kuru Etli Soka, fermente tatlara meraklı damaklar için bir keşif alanı sunarken Dana İşkembe Gnocchi, cesur bir sentezin nefis bir örneği olarak öne çıkıyor. Kaz Tandır ise Anadolu’nun geleneksel lezzetini rafine bir sunumla günümüze taşıyor.


Her tabak hem görsel hem tat anlamında şaşırtıcı derecede dengeli.Lokantanın mutfağında “alışılmışa meydan okuma” fikri, lezzetle bütünleşmiş durumda.



Bağlardan Gelen İlham, Masalarda Hayat Buluyor

Bu yıl Dereköy Lokantası ekibine, restoran yöneticisi ve sommelier olarak Burcu Aykıran katıldı. Kendisi sadece deneyimli bir sommelier değil, aynı zamanda şarabın bir masaya nasıl anlam kattığını bilen nadir isimlerden biri. Burcu Aykıran liderliğinde hazırlanan şarap menüsü, özellikle yerli butik üreticilerin seçkin örneklerine odaklanıyor.


Burcu Aykıran ve ekibi, şarabı yalnızca bir içki değil, bir anlatı aracı olarak görüyor. Bu anlayışla, misafirlerine yalnızca yeni lezzetler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda şarapların ardındaki üretici hikâyelerini, bağ öykülerini ve bölgesel zenginlikleri de paylaşıyorlar. Bu da yeme-içme deneyimini çok daha derin, çok daha özel bir hâle getiriyor.



Bütüncül Bir Deneyim

Dereköy Lokantası, rezervasyon sürecinden misafirin masaya oturtulmasına, ağırlanmasından uğurlanmasına kadar her detayı titizlikle ele alan bütüncül bir hizmet anlayışına sahip. Misafirleri kendilerini lüks bir restoranda değil, iyi tanıdıkları, özenle ağırlanacakları özel bir evde hissediyor.



Doğanın içinden, müziklerin arka planda hafifçe eşlik ettiği bir atmosferde, özenle tasarlanmış tabaklarla buluşmak, burada bir akşam yemeğinden çok daha fazlası. Dereköy Lokantası, Bodrum’un ruhunu içinde barındıran ama bu ruhu özgünlükle yeniden inşa eden bir mekân.


Eğer yolunuz Bodrum’a düşerse, rotanızı biraz içeriye, Dereköy’e çevirin. Sizi bekleyen sadece tabaklar değil, iyi düşünülmüş bir hikâye, sıcak bir atmosfer ve unutulmaz bir deneyim olacak.

  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 23 Haz 2025
  • 1 dakikada okunur
Klasik ocakbaşı kültürüne modern bir yorum getiren Perran, Doğu ve Güneydoğu Anadolu mutfağının özgün lezzetlerini İstanbul sınırlarının ötesine taşıyor. Şehrin Meksikalısı Ranchero markasının yaratıcıları Tanyeri & Gonzalez Ailesi ile Türkiye’nin ödüllü kebap ustası Şef Mehmet Keskin’in Caddebostan ve Kalamış’ta hizmete açtığı Perran Ocakbaşı, yaz sezonuna özel, yepyeni bir adreste misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Perran’ın, denizle iç içe konumlanan Bodrum Yalıkavak Tilkicik Koyu’ndaki yeni mekânında, geleneksel tatlar Ege’nin eşsiz manzarası eşliğinde yeniden hayat bulacak.


Masmavi denizi, cennet koyları, çam ağaçlarıyla çevrili tepeleri, serin yaz akşamları ve muhteşem gün batımlarıyla Ege’nin incisi Yalıkavak, bu yaz çok özel bir lezzet noktasına kavuşuyor. Yeni nesil ocakbaşı konseptiyle İstanbul gastronomi dünyasında fark yaratan Perran, Caddebostan ve Kalamış’tan sonra Yalıkavak’ta açmaya hazırlandığı yazlık mekânında, Mehmet Şef’in, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü malzemelerle hazırladığı zengin et ve kebap çeşitleri ile birbirinden özel mezelerini misafirlerinin beğenisine sunacak.



Yalıkavak’ta Lezzetli Bir Yaz Başlıyor

Perran’ın mutfağında, özenle marine edilmiş kebap çeşitlerinden yöresel mezelere, taş fırın ürünlerinden farklı coğrafyaların baharatlarıyla harmanlanmış et tabaklarına kadar zengin bir yelpaze yer alıyor. Perran Yalıkavak’ta misafirlerin masasına gelen her bir tabak, hem otantik hem de yenilikçi bir gastronomi deneyimi sunuyor.



Ege’nin masmavi sularıyla iç içe konumu, damak çatlatan lezzetleri, kaliteli hizmet anlayışı ve geleneksel mutfağa getirdiği modern yorumuyla Perran, bu yaz Yalıkavak’ın vazgeçilmez adreslerinden biri olmayı hedefliyor.

İzmir’in gözde tatil ve gastronomi duraklarından Urla, bu kez özel bir tatlıyla gündemde. Avlu Urla’nın imzasını taşıyan “Bihter Tatlısı”, kısa sürede kent sakinlerinin gözdesi oldu.


Tatlı tutkunlarının son zamanlardaki en merak ettiği lezzetlerden biri olan Bihter Tatlısı, el yapımı Belçika çikolatası ve özel reçeteyle hazırlanan pastacı kekiyle öne çıkıyor. Avlu Urla’nın yenilikçi mutfak yaklaşımıyla ortaya çıkan bu tatlı, sadece damağa değil, aynı zamanda Urla’nın gastronomi hafızasına da hitap ediyor.


Bir Tatlıdan Daha Fazlası

Mekânın yöneticileri, Bihter Tatlısı’nın kısa sürede yerel halkın ve ziyaretçilerin favorisi hâline geldiğini belirtiyor: “Misafirlerimiz Bihter’i yalnızca bir tatlı olarak değil, Urla’yı simgeleyen bir lezzet deneyimi olarak görmeye başladı. Bu ilgiden büyük mutluluk duyuyoruz.”


Yoğun aromalı çikolata tabakasıyla kaplı özel kek yapısı, tatlıya karakteristik bir kimlik kazandırıyor. Sosyal medyada paylaşılan görseller ve tarif aramaları da gösteriyor ki Bihter sadece bir tatlı değil, aynı zamanda bir fenomen.



Urla’ya Tatlı Bir Turizm Dalgası

İzmir’den ve çevre illerden gelen tatlı severler, Avlu Urla’da bu eşsiz lezzeti tatmak için sıraya giriyor. Mekân, gastronomi turizmine katkı sunmaya devam ederken “Bihter” sayesinde Urla’nın yerel lezzet haritasında yeni bir durak daha belirmiş oldu.



Bihter Tatlısı Tarifi (Ev Usulü)

Profesyonel mutfaklarda özenle hazırlansa da evde denemek isteyenler için basitleştirilmiş bir Bihter tarifi:


  • 200g bitter çikolata (tercihen Belçika çikolatası)

  • 1 su bardağı un

  • 3 yumurta

  • Yarım su bardağı toz şeker

  • 100g tereyağı

  • 1 çay kaşığı vanilin

  • 1 tutam tuz


Yapılışı:

Çikolatayı benmari usulü eritin. Tereyağı ve çikolatayı karıştırın. Ayrı kapta yumurta ve şekeri çırpın, ardından diğer malzemeleri ekleyin. Karışımı kalıba döküp önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20-25 dakika pişirin. Üzerine çikolata ganaj ve dilediğiniz meyvelerle servis edebilirsiniz.


“Bihter” İsmi Nereden Geliyor?

Tatlıya ilham olan “Bihter” ismi hem zarafeti hem de yoğun duyguları çağrıştırması açısından tercih edilmiş. Mekân sahiplerine göre, tatlının derin lezzeti, tıpkı “Aşk-ı Memnu”nun ikonik karakteri Bihter gibi akılda kalıcı ve etkileyici. Böylece bir tatlı, bir karakterle özdeşleşerek kültürel bir bağ da kurmuş oluyor.

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page