top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 15 Ara 2023
  • 4 dakikada okunur
Gerçek hayat hikâyelerinin izini sürerek romanlarının çatısını kuran; İncir Kuşları, Piruze, Aşk Başka Evde gibi ses getiren romanların yazarı Sinan Akyüz, hayattaki en önemli başarının insan kalabilmek olduğunu belirterek, “Ama öyle zalim insanlardan biri olarak değil, merhamet sahibi insanlardan biri olarak kalabilmek. Galiba bu hayatta yazılması en zor olan hikâyenin adıdır merhamet!” dedi. ‘Ben, Amir / Savaşın Unutulan Çocuğu” Bosna’daki soykırımı anlatan üçlemenin son kitabıyla raflardaki yerini alan Sinan Akyüz, Bodrum Dergi’nin konuğu.

Sinan Akyüz | Yazar
Sinan Akyüz | Yazar

Biraz kendinizden bahseder misiniz, Sinan Akyüz kimdir?

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunuyum. Aynı zamanda eski bir gazeteci ve fotoğrafçıyım. Uzun yıllar çeşitli gazete ve dergilerde çalıştıktan sonra gazetecilik mesleğini bırakıp emekliye ayrıldım.


Peki yazmaya olan ilginiz ne zaman başladı? Sizi yazmaya yönlendiren, esinlendiğiniz isimler oldu mu?

Doğrusu gazetecilik yaptığım dönemde başladı. Yaptığım haberlerden ve yazdığım köşe yazılarından zevk almamaya başlamıştım. Çünkü o günlerde bir şeyi fark ettim. O da şuydu: ‘Yaptığım her haber ve yazdığım her köşe yazısı suyuna tirit yazılardı!’ Yani, bu yazılar ölümsüz değildi. Bugün vardı ama yarın yoktu. Mesleki çıkmaza girdiğim o dönemde baş ucumda duran kitaba birden gözüm takıldı. Kitabın kapağında ‘William Shakespeare, Romeo ve Juliet’ yazıyordu. Galiba o an bir aydınlanma yaşadım ve şunu fark ettim: Aslında Shakespeare’i ölümsüz kılan şey yarattığı bu güçlü karakterlerdi. Romeo ve Juliet. O gün anladım ki Shakespeare ölümsüz biriydi ve bu ölümsüzlüğün kapısını da Romeo ve Juliet’le aralamıştı. Ben o gün bu gerçeği fark eder etmez suyuna tirit yazılar yazmayı bıraktım ve böylece kalıcı eserler üretmeye başladım.


Çoğu sanat dalında olduğu gibi yazarlar için de motivasyon önemli bir nokta. Çalışırken sizi motive eden şeyler nelerdir?

Bu soruya iki kelimeyle cevap verebilirim: Disiplin ve sabır! Bir roman yazarının motivasyonunu bence bu iki şey sağlıyor. Disiplin çünkü roman yazmak maraton koşmaya benzer. Ancak o disiplin içinde zamanı verimli kullanabiliyorsunuz. Sabır çünkü roman yazmak çok sabır gerektiren son derece sıkıcı bir iştir. Bir de şunu belirtmek isterim ki ben bazı yazarların aksine ilhama inanan biri değilim. İlham dediğiniz şey ya şarkı sözü yazarları ya da şairler için geçerli olabilir ancak. Altı yüz sayfa roman yazan bir yazarın herhâlde ilhamdan daha başka şeylere ihtiyacı var.

Ben, Amir / Savaşın Unutulan Çocuğu
Ben, Amir / Savaşın Unutulan Çocuğu

Ben, Amir / Savaşın Unutulan Çocuğu, Bosna’daki soykırımı anlatan üçlemenin son kitabı. Ben, Amir’in hikâyesi okuyucuya ne vadediyor ve sizi bu üçlemeyi yazmaya yönelten şey neydi?

Bosna üçlemesinin ilk kitabı İncir Kuşları, ikincisi de Meyra’ydı. Ve şimdi üçlemenin son kitabı olan Ben, Amir’i okurlarıyla buluşturuyoruz. Böylece Bosna hikâyesi her yönüyle tamamlanmış oluyor. İlk iki kitap Bosna’da yaşanan savaşı gözler önüne seriyordu. Üçlemenin son romanı Ben, Amir ise savaşı değil, aksine savaşın yarattığı ve geride bıraktığı enkazı anlatıyor. Son kitap aslında Bosna Savaşı’nın izlerinin bir insanda nasıl can bulduğu hâli diyebiliriz. Sırplar savaş zamanı o kadar kötülük yaptılar ki kadınlara ve çocuklara… İşte Ben, Amir o kötülüğün can bulmuş hâli. Sorunuzun diğer kısmına gelirsek… Bosna üçlemesini yazdım çünkü birilerinin çıkıp o dönemde yaşanan iğrençlikleri bütün çıplaklığıyla anlatması gerekiyordu. Tabii vicdan ve merhamet sahibi birilerinin.


Yaptığınız araştırmalarda sizi en çok şaşırtan şey ne oldu?

İnsanların nasıl acımasız olabildiklerini görmek beni hem çok şaşırttı hem de çok üzdü. O gün anladım ki meğerse hayvanlar bu insanlardan daha merhametliymiş. Beni şaşırtan diğer bir şey de meğerse savaşların asıl kurbanı kadınlar ve çocuklarmış. Erkekler şanslı çünkü bir kurşunla hayatları son bulabiliyor. Peki ya savaş zamanında tecavüze uğrayan kadınlara ne demeli?


Sinan Akyüz | Yazar
Sinan Akyüz | Yazar

Bilgisayarın başında değilken, zihninizi üzerinde çalıştığınız projeden uzakta tutabiliyor musunuz?

Asla hayır. Nedeni ise yeni bir hikâyeye başladığım zaman tek başıma eve kapanırım ve hikâye bittiğinde o evden dışarı çıkarım. Tabii bu aylar süren bir tren yolculuğu gibi benim için.


Ülkemizde yazar olarak yaşamanın zorlukları nelerdir?

Bu soruya iki şekilde cevap verebilirim. Birincisi, maddi zorluklar! İkincisi de manevi zorluklar! Türkiye’de ne yazık ki yazarların ikinci bir işi olmalı. Hem de gelir getiren iyi bir işi. Kitap yazıp da zengin olan insan sayısı çok azdır ülkemizde. Bu, işin maddi tarafı. Bir de manevi tarafı var. Bence yazarlar ülkemizde hak ettiği değeri görmüyor. Sosyal medya fenomenleri daha kıymetli gibi bu ülkede. Onlara gösterilen ilginin onda biri yazarlara gösterilmiyor.

Sinan Akyüz | Yazar
Sinan Akyüz | Yazar

Diğer yazarlarla arkadaşlık etmenin entelektüel açıdan canlandırıcı bir etkisi olduğu söylenir. Bunun bir yazar için önemli olduğunu düşünüyor musunuz?

Elbette. Bir kere ortaya çok keyifli sohbetler çıkıyor bir araya geldiğimizde. Bir tarih yazarından geçmişi dinlemek, bir şairin ağzından mısraları duymak muhteşem bir duygu. Ayrıca işin şöyle bir güzelliği de var, besleniyor yazar bu sohbetlerde!


Sinan Akyüz’ün bir yanı yazar diğer yanı ise eş, baba, evlat ve kardeş… Bunların hepsine birden nasıl yetişiyorsunuz? Hayatı ıskaladığınızla ilgili zaman zaman kendinizi sorguluyor musunuz?

Bu hayatta ‘keşke’leri az olan bir insanım. Çünkü hayatı olduğu gibi kabullenmiş biriyim. Aslında mükemmel biri olmaya çalıştığınızda ıskalıyorsunuz hayatı ve kendiniz dâhil hiç kimseyi mutlu edemiyorsunuz. Ben mutlu eden değil, mutlu olmaya çalışan biriyim. Böyle olunca da etrafınızdaki herkes mutlu oluyor. Çünkü sizin yüzünüz gülüyor.


Bir evcil hayvanınız var mı? Varsa onunla ilişkiniz nasıl?

Geçen yıla kadar evimizde ‘guinea pig’lerimiz vardı. Ve bütün ev halkı onlarla duygusal bir bağ kurmuştu. Sonra tek tek ölmeye başladılar. O süreç hepimizi çok etkiledi ve üzdü. İnanın günlerce ağladığımızı biliyorum. Sonra evde hayvan beslememeye karar verdik. Çünkü başlarına bir şey geldiğinde insan üzüntüden perişan oluyor. En çok da çocuklar.

Yazmak dışında zamanınızı nasıl geçirmeyi seviyorsunuz?

Yazmak mesleğim, okumak ve gezmek hobim. Bol bol okurum, gezerim. Ayrıca müzikle uğraşıyorum. On yıldır klarnet eğitimi alıyorum ve deyim yerindeyse artık öttürüyorum.


Hayat felsefeniz nedir? Hayatla eğlenen bir yapınız mı var yoksa ciddiye mi alırsınız?

Gençken ciddiye alıyordum ama şimdi eğleniyorum. Çünkü uzun bir süre önce şöyle bir gerçeğin farkına vardım: Artık hiçbir arkadaşıma ‘Allah sana bol kazanç versin’ demediğimi fark ettim. Peki bunun yerine ne mi diyorum? Şunu: ‘Allah sana sağlık versin!’ Şimdilerde böyle dememim nedeni de çevremdeki dostlarımın hastalık ve ölüm haberlerini alıyor olmamdan kaynaklanıyor. Yaş elliyi geçince hayat felsefem şöyle şekillendi: Az ye, çok gez, sağlıklı yaşamaya bak!


Küresel ısınmayla birlikte doğa, doğal hayat ve dolayısıyla dünyanın geleceği oldukça risk altında. Sizin bu konuyla ilgili düşünceleriniz neler?

Bu hayatta bildiğim bir şey var ki insanoğlu zalim ve yıkıcı! Doğa da işte insanoğlunun bu zalimliğini kaldıramıyor artık. Bunca yıl bu zalimliğe göğüs gerdi ama o da ‘yeter artık, ne hâliniz varsa görün,’ dedi. Ama insanoğlu bu… Doğaya karşı gözleri kör, kulakları sağır! Hâlâ görmezden ve duymazdan geliyor. Bakalım bu durum nereye kadar sürecek böyle?


Sizin için hayattaki en önemli başarı nedir?

İnsan kalabilmek! Ama öyle zalim insanlardan biri olarak değil, merhamet sahibi insanlardan biri olarak kalabilmek. Galiba bu hayatta yazılması en zor olan hikâyenin adıdır merhamet!


  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 22 Eki 2023
  • 2 dakikada okunur
Cumhuriyetimizin 100. yılına özel olarak Selanik-İstanbul-Bodrum üçgeninde gerçekleştirilen Maximiles Black The Bodrum Cup tamamlandı. 21 Ekim’de yapılan son yarışın ardından Ağanlar Tersanesi’nde düzenlenen törenle ödüller sahiplerini buldu. Denizcilik ve yelken tutkunlarını buluşturan yarışmada 2023’ün kazananı Gara Poşet oldu.


100’den fazla yat, 2 bine yakın yelkenci ve 10 bine yakın ziyaretçiyi konuk eden ve 2 Ekim’de Selanik’ten başlayan The Bodrum Cup, Çanakkale ve İstanbul duraklarından sonra Bodrum’a döndü. Son etabı 21 Ekim’de Bodrum – Bodrum rotasında tamamlanan Maximiles Black 35. The Bodrum Cup’ın kazananı Gara Poşet oldu. Anadolu Sigorta’nın ödülü olan “The Challenge Winner of 2023” kategorisinde de birincilik ödülünü yine Gara Poşet kazandı.



Cumhuriyetin 100. yılına özel Maximiles Black The Bodrum Cup bu yıl üç ayrı etaptan oluştu. Yelkenler önce “Herşeyin Başladığı Yer” olan Selanik’e, Atatürk’ün doğduğu kente açıldı.


Daha sonra Türk karasularına geçti ve Çanakkale Anıtı’nı selamladıktan sonra bölgenin göz alıcı koylarının ardından İstanbul’un hareketli sularına yelken açtı. Dolmabahçe önünde Atamızı anan filonun İstanbul geçişi kentte tam bir bayram havası estirdi.























Bu görkemli geçiş İstanbul’da şehir hatları vapurlarının destekleriyle gerçekleştirilirken İstanbullular, Şehir Hatları’nın kaldırdığı ücretsiz feribot ile töreni denizden canlı olarak izleme fırsatı buldu. Ardından, ekipler Bodrum’a geri döndü.



Destekçisi Olmaktan Mutluyuz

Organizasyona dair açıklamalarda bulunan Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mehmet Tuğtan, 6 yıldır Bodrum Cup’ı desteklediklerini belirterek, “Faaliyetlerimizi ekonomik, çevresel ve sosyal katma değer yaratma vizyonuyla sürdürüyoruz. Bunu sosyal etkisi yüksek projelerle de destekliyoruz. Deniz odaklı ekonomik faaliyetleri tanımlayan, mavi ekonomiye dikkat çeken Bodrum Cup ile iş birliğimiz de bunun bir sonucu. 6 yıldır destekçisi olduğumuz organizasyon, bu yıl yine kıyasıya yarışlara ev sahipliği yaptı. Cumhuriyetimizin 100. yılı nedeniyle Büyük Önder’in doğum yeri olan Selanik’ten başlayan yarışlar etkinliğe ayrı bir anlam kattı. Her geçen yıl daha geniş bir coğrafyaya yayılan Bodrum Cup’ı bu yıl da desteklemekten büyük mutluluk duyduk” dedi.


Anadolu Sigorta’nın Platin sponsoru olduğu, 35. The Bodrum Cup bu yıl Türkiye İş Bankası’nın kart markası Maximiles Black’in isim sponsorluğu, Opet ve Tüpraş’ın ise ana sponsorluğunda Bodrum’da denizcilik ve yelken tutkunlarını buluşturdu. Türkiye İş Bankası ödülü olan Maximiles Black “The Winner of 2023” ile Anadolu Sigorta’nın ödülü olan “The Challenge Winner of 2023”ün kazananı Gara Poşet olurken 35. yıl özel kupasının sahibi ise Germania Nova oldu.



Çanakkale-Bodrum arasında gerçekleşen yarışların kazananına verilen Maximiles Black The Bodrum Cup Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılı Anma Yarışları Ödülü “The Challenge Winner of 2023” birincisi Colombaio, Opet & Tüpraş’ın ödülü “2023 Overall 1st Place” birincisi ise VAY teknesi oldu.


Maximiles Black The Bodrum Cup’ın Platin sponsorları arasında yer alan Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mehmet Tuğtan “The Challenge Winner of 2023” kategorisinde birinci olan Gara Poşet ekibine ödülünü verdi. Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü Berna Semiz Ergüntan ise şirketin organizasyona 6. kez sponsor olmasından dolayı takdim edilen ödülü aldı.




Gazze’deki olayların ardından milli yas ilan edilmesi nedeniyle festival kapsamındaki Candan Erçetin konseri iptal edildi.

  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 26 Ağu 2023
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 Ara 2023

ELİF TURAN

Bodrum sahnelerinin parlayan yeni yıldızı Elif Turan; bitmeyen enerjisi, muhteşem sahne performansıyla izleyenlerini âdeta büyülüyor. Bodrum’a yolunuz düşerse mutlaka, Elif Turan’ı izlemeye zaman ayırın... Ortaokul yıllarında müzik öğretmeni tarafından keşfedilen Elif Turan; İzmir Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi’ni bitirdikten sonra tam burslu olarak kazandığı Bilgi Üniversitesi’nde ustalardan caz eğitimi aldı. 15 yıl boyunca İstanbul’da sahne alıp 2007’de ‘Çık Aradan’ ve 2014’te ise ‘Can Kenarı’ isimli iki albüm çıkardı. Sonra da Bodrum’un yolunu tuttu. Şimdilerde yine yeniden “İyi Değilim” teklisiyle sevenleriyle buluşacak. Mottosu, “Hayat kısa, kuşlar uçuyor.”

Elif Turan | Şarkıcı
Elif Turan | Şarkıcı

Elif Turan’ı tanıyabilir miyiz?

İzmir Karşıyaka’da doğup liseden sonra üniversite eğitimim için İstanbul’a yerleşip 15 sene orada sahne ve albüm çalışmaları yaptım. Eğitimimi caz üzerine tamamladım. Sıkı bir caz müzisyeniyim aslında. ‘Çık Aradan’ isimli ilk albümümü 2007 yılında, kendi söz ve bestelerimden oluşan ikinci albümüm ‘Can Kenarı’nı ise 2014 yılında çıkardım. Şu sıralar klibi de bitmek üzere olan, söz ve müziği yine bana ait, düzenlemesini İskender Paydaş’ın üstlendiği yeni teklim ‘İyi Değilim’i piyasaya çıkarmaya hazırlanıyorum. Bundan sonra hiç ara vermeden üretmeye ve şarkılarımı sık sık müzikseverlerle paylaşmaya devam edeceğim.


Elif Turan | Şarkıcı
Elif Turan | Şarkıcı

Müziğe olan yatkınlığınızı ilk kim keşfetti?

Ortaokuldaki müzik öğretmenim Emel Hocam, ailemi çağırıp “Bu çocuğu kesinlikle müziğe yönlendirmeliyiz” dedikten sonra başladı her şey. Ondan sonra da piyano ve şan dersleriyle beraber bir yola çıktık.


Müzik alanında ne tür eğitimleriniz var, kimlerle çalıştınız?

Ortaokul bittikten sonra İzmir’de konservatuar ve güzel sanatlar lisesi sınavlarına girdim. İkisini de kazandım ancak fagot çalmak istemediğimden İzmir Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi’ni tercih ettim. Burada 4 sene piyano, keman ve şan eğitimi aldım. Caz aşkı lisede başlamıştı, devamında da caz okumak istiyordum. O yıllarda sadece Bilgi Üniversitesi’nde caz eğitimi veriliyordu ve müthiş hocalar, üstatlar vardı. Yetenek sınavlarına girdim ve tam burslu olarak piyano bölümünde okumaya hak kazandım. Nükhet Ruacan, Yıldız İbrahimova ve Randy Esen ile caz, vokal; Ali Perret ile piyano; Ricky Ford, Donovan Mixon, İmer Demirer, Cengiz Baysal ve Timur Selçuk ile de armoni ve ensemble çalışmaları yaptım.


Elif Turan | Şarkıcı
Elif Turan | Şarkıcı

En çok hangi türde müzik yapmayı seviyorsunuz, neden?

Her ne kadar pop albümler çıkarmış olsam da gönlümde her zaman caz müzik vardır. Sıklıkla sahne de yaparım ve çok keyifli geçer. Cazın kendi içindeki disonans (uyumsuz, sert) armoni yapısı ve ritimlerindeki senkoplar ve off beat’ler (dümdüz gitmeyen, sıradışı aksak hareketler) beni en çok çeken özellikler.


En sevdiğiniz şarkınız hangisi, bir hikâyesi var mı?

Eylül’de çıkacak olan ‘İyi Değilim’ adlı parça en çok içime sinen şarkım oldu diyebiliriz. Hem kendim piyanoda çalıp söyleyecek olmam, hem de duygusal anlamda birçok etkileşim barındırması nedeniyle benim için önemli.


Elif Turan sahnedeyken kendini nasıl hissediyor, ne tür duygular yaşıyor?

Aynı anda onlarca duygu... Orası çok acayip bir yer. Her şeyi, herkesi görüyorsunuz. Dinleyenlerin enerjisi size geçiyor. Bütün kontrolü ele almalısınız. Aklınız, hem grubunuzda hem dinleyicide hem de bir sonraki adımda olmalı. Başta stresli ancak sonrasında kopup giden, kendimi tamamen müziğin akışına bıraktığım tuhaf karışık duygu durumları diyebiliriz.


Elif Turan | Şarkıcı
Elif Turan | Şarkıcı

Yeni projelerinizden bahseder misiniz?

Eylül’de yeni teklim geliyor ‘İyi Değilim’. Çok ara verdim albümlerim arasında... Benim dışımda gelişen olaylar oldu maalesef ama bundan sonra sık sık şarkılarımı duyacaksınız. Onun haricinde sahne çalışmalarım hız kesmeden kışın da özellikle Bodrum’da devam edecek.


Sahnedeki Elif Turan’ın dışında bir de öteki Elif var. O nasıl biri?

Mottom, ‘Hayat kısa, kuşlar uçuyor.’ Biraz anı yaşıyorum aslında... İstemediğim hiçbir şeyi yapmak istemem. Sevdiklerim, arkadaşlarım hep yakınımda ve iyi olsun isterim. Bunun için çok çabalarım da. Diğer yandan enerjisi iyi gelmeyen insanlardan da nazikçe uzaklaşırım. Gezmeyi ve yeni insanlar tanımayı çok severim. Bir de hissikablelvuku var, sezgilerim çok kuvvetlidir. İçimden geçirdiğim şeyler genelde gerçekleşir.


Müzikle dopdolu bir hayatınız var… Bir de akıp giden bir hayat… Hayatı ıskaladığınızla ilgili zaman zaman kendinizi sorguluyor musunuz?

Hepimiz zaman zaman kaçırıyoruz mutlaka bir şeyleri ama elimden geldiğince hayattan zevk almaya bakıyorum.



Bir evcil hayvanınız var mı? Varsa onunla ilişkiniz nasıl?

Daha doğar doğmaz sahiplendiğim bir terrierim var, 4 senedir beraberiz. Birbirimize çok bağlıyız. Nereye gitsek hep beraber gideriz, evde bırakmaya bile kıyamam. Benim bütün kötü huylarımı değiştirdi, onardı diyebilirim. Bugüne kadar yaptığım en iyi şey Kırçıl’ı sahiplenmek oldu.


Küresel ısınmayla birlikte doğa, doğal hayat ve dolayısıyla dünyanın geleceği oldukça risk altında. Sizin bu konuyla ilgili düşünceleriniz neler?

Doğa bize değil, biz doğaya muhtacız varolmak için… İnsanlar genelde, “Benim musluğu kapamamla mı tasarruf sağlanacak” diye düşünüyor. Evet, aynen öyle. Olağan seyrinde bir hayat, daha temiz bir çevre, yaşanabilir bir gelecek için hepimiz elimizi taşın altına koyacağız. Bencilliği ve açgözlülüğü bırakmamız gerekiyor bir an önce.


Elif Turan | Şarkıcı
Elif Turan | Şarkıcı

Güçlü olduğunuz taraflarınız ve zayıf olduğunuz yönleriniz nelerdir?

Herkese çok çabuk inanıp güvenmek konusunda zaman zaman hayal kırıklıkları yaşadığım oluyor ancak gerçekten kalbinin içini açan, çıkarsız, karşılıksız temeller üzerine kurduğumuz arkadaşlıklarım, dostluklarım için ise her şeyimle seferber olurum.


Elif Turan | Şarkıcı
Elif Turan | Şarkıcı

Müzik dışında zamanınızı nasıl geçirmeyi seviyorsunuz?

Doğada yürüyüş yapmayı çok severim. İnsana iyi gelen meditatif bir tarafı var. 3 senedir ‘tae bo’ya sardım, ona devam ediyorum, dans ediyorum. Glutensiz ve vegan yiyecek denemeleri yaparım sık sık. Bodrum’da yaşamanın verdiği en büyük ayrıcalığı da denizi tabii, denizde olmak da bana çok iyi geliyor.


Elif Turan | Şarkıcı
Elif Turan | Şarkıcı

Hayatı planlı mı yaşarsınız, yoksa gelişine mi?

Plan yapmayı hiç sevmem. Çok programlı insanlarla da pek anlaşamam.


Özel ve iş ilişkilerinizde kırmızı çizginiz var mı yoksa esnek misinizdir?

Gayet toleranslı ve esneğimdir. Sadece verilen sözler benim için çok önemli. Ben ne kadar sözüme sadıksam karşımdaki kişiden de onu beklerim. Zaten aksi hâlde o kişi için notumu veririm.


Hayat felsefeniz nedir? Hayatla eğlenen bir yapınız mı var yoksa ciddiye mi alırsınız?

Hayat, ciddiye almak için o kadar kısa ki andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmak bence en büyük bilgeliktir.


Sizin için hayattaki en önemli başarı nedir?

Geçmişiniz ve bugüne kadar yaptıklarınızla barışık olmak, pişmanlık duymadan yola devam etmek.


Hayat, ciddiye almak için o kadar kısa ki andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmak bence en büyük bilgeliktir.

Elif Turan | Şarkıcı
Elif Turan | Şarkıcı

Hangi tür müzik dinliyorsunuz?

Her şeyi dinlerim ama en çok caz dinlemek bana keyif veriyor.


Ruhunuzu nasıl dinlendiriyorsunuz?

Çok kalabalıklar içinde olduğum dönemlerde; üst üste sahne, konser olduğunda ara ara kendimi izole edip yalnız kalmayı tercih ediyorum. Sosyal medya detoksu da çok iyi geliyor.


Ne tarz giyinmeyi seviyorsunuz?

Rahat... Bazen aynı şeyden bir kaç adet bile aldığım oluyor, sadece rahatlığından ötürü.


Müzik sektörüne yeni katılanlara neler tavsiye edersiniz?

Benim başladığım dönemlerden çok çok farklı bir yerde artık sektör. Buna çok seviniyorum. Gençler muazzam... Bir çoğu üretiyor, kendi prodüktörlüğünü yapıyor, şarkılarını kendi servis ediyor. Çok özgün, alternatif işler var. En önemlisi üretmek, üretmeye devam etsinler.


Bodrum size ne ifade ediyor?

Bodrum benim hayalimdi, hayalimi yaşıyorum. Olmak istediğim yerdeyim…


Elif Turan | Şarkıcı
Elif Turan | Şarkıcı

ELİF’İN ENLERİ


  • Renk: Pudra

  • Yemek: Annemin yaptığı her şey

  • Tatlı: Sufle

  • Meyve: Ananas

  • Şehir: Muğla

  • Kasaba: Tüm Gökova

  • Kitap: Mavi Sürgün

  • Yazar: Cevat Şakir

  • Film: Vanilla Sky

  • Oyuncu: Penelope Cruz

  • Şarkı: Buna tek bir cevap veremem

  • Şarkıcı: Çocukluk idolüm Ella Fitzgerald

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page