top of page
Yazarın fotoğrafı: Oğuz Ateş
Oğuz Ateş
1 Eyl 2024
4 dakikada okunur
Feng Shui, binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan Çin geleneğinde kökleri bulunan bir sanattır. Bu sanat, bir mekânın enerji akışını optimize ederek insanların yaşam kalitesini artırmayı amaçlar. Ancak Feng Shui’nin etkileri sadece fiziksel düzenleme ile sınırlı değildir. Aynı zamanda mekânın ruhsal ve duygusal atmosferini de derinden etkiler. Bu sayıda sizlere Feng Shui’nin mimariye olan derin etkilerini anlatacağım.


Feng Shui kökeni Çin’e dayanan ve binlerce yıllık bir geçmişi olan bir çevre düzenleme ve yerleşim sanatıdır. Feng Shui’nin temel amacı; yaşadığımız ve çalıştığımız mekânlarda enerjiyi, yani “chi”yi dengeleyerek uyum, huzur ve refah sağlamaktır. Feng Shui, kelime anlamı olarak “rüzgâr” ve “su” demektir. Bu terimler doğadaki enerjiyi temsil eder ve Feng Shui bu enerjiyi mekânlarda nasıl yönlendireceğimizi gösteren kurallar bütünüdür. Feng Shui’nin temel prensipleri enerjinin mekânlarda nasıl dolaştığını ve bu enerjinin nasıl optimize edileceğini açıklar. Yin ve Yang, Feng Shui’nin temel taşlarından biridir. Bu iki zıt fakat tamamlayıcı enerji dengeyi ve uyumu temsil eder. Yin ve Yang geleneksel Çin felsefesinde çok önemli bir yere sahiptir. Yin; dişil, soğuk, pasif, sakin ve karanlık enerjiyi, Yang ise eril, pozitif, aktif, canlı ve aydınlık enerjiyi ifade eder. Bir mekânda bu iki enerjinin dengeli bir şekilde bulunması uyum ve huzuru sağlar. Yin ve Yang birbirlerini tamamlama ve dengeleme prensibi üzerine dayanır. Bu prensibe göre evrende her şey Yin ve Yang’ın birleşimiyle var olur.


Feng Shui’nin iç mimariye olan etkisi mekânların hem estetik hem de işlevsel olarak daha dengeli ve huzurlu hâle getirilmesidir. Feng Shui doğal ışığın ve hava akışının önemini vurgular. Pencere ve kapıların yerleşimi, doğal ışığın mekâna girmesini ve temiz hava akışının sağlanmasını maksimize edecek şekilde düzenlenir. Bu mekânın daha aydınlık ve ferah olmasını sağlar. Bir evin giriş kapısının doğru konumlandırılması, karşılandığı alanın geniş ve açık olması, misafirleri içeriye davet eden bir atmosfer oluşturur. Bu düzenleme insanların ilk izlenimlerini olumlu yönde etkiler ve mekânın enerji dengesini güçlendirir. Aynı zamanda detaylı bir mekân düzeni içinde bulunan insanların zihinsel olarak daha net ve odaklanmış hissetmelerine yardımcı olabilir. Mobilyaların yerleşimi de enerji akışını etkiler. Feng Shui’ye göre mobilyalar kapılardan gelen enerji akışını engellemeyecek şekilde yerleştirilmelidir. Bu hem enerji akışını düzenler hem de mekânın daha düzenli ve ferah görünmesini sağlar. Renklerin Feng Shui’de oldukça önemli rolü vardır. Her renk farklı bir enerjiye sahiptir ve bu enerjiler mekânda belirli bir dengeyi sağlamak için kullanılır.





Örneğin mavi ve yeşil renkler sakinlik ve huzur getirirken kırmızı ve turuncu renkler enerjiyi ve canlılığı arttırır. Bir odada kullanılan renkler ve malzemeler belirli enerji türlerini teşvik edebilir veya sakinleştirebilir. Birçok iç mimar bu prensipleri kullanarak odaklanma için yeşil, huzur için mavi tonları tercih ederken canlılık için kırmızı veya turuncu gibi renkleri seçebilir.


Feng Shui, beş element teorisine dayanır ateş, toprak, metal, su ve ağaç. Her elementin ve yönün kendine özgü bir enerjisi ve anlamı vardır. Bu elementler doğru kullanıldığında, mekânlarda denge ve huzur oluşturur. Her elementin mekânda temsil edilmesi enerjinin dengelenmesini sağlar. Su elementi akıcılığı ve berraklığı temsil eder, ağaç elementi ise büyümeyi ve canlılığı. Binaların yönlendirilmesi Feng Shui’de önemlidir. Binaların çevresel faktörlere ve doğal enerji akışına uygun şekilde yerleştirilmesi, olumlu enerjiyi maksimize eder. Giriş kapısının konumu binanın yönü ve çevresel ögelerle uyumu dikkate alınır. Feng Shui’ye göre mekânların açık ve akıcı olması enerjinin serbestçe dolaşmasını sağlar. Bu nedenle, iç mekân tasarımında açık planlı yaşam alanları tercih edilir.


Duvarlar ve bölmeler minimumda tutulur böylece enerji akışı kesintiye uğramaz. Feng Shui doğayla uyumlu malzemelerin kullanılmasını teşvik eder. Ahşap, taş, bambu gibi doğal malzemeler, mekânda denge ve huzur sağlar. Ayrıca bitkiler mekâna canlılık ve tazelik katarken aynı zamanda pozitif enerjiyi de arttırır. Su unsurlarının yani çeşmeler veya akvaryumların mekâna entegre edilmesi pozitif enerjiyi çekmek, zenginlik, bolluk gibi olumlu etkiler oluşturmak için kullanılır. Feng Shui her zaman simetri ve dengeyi vurgular.


Bu mobilyaların düzenlenmesi, dekoratif ögelerin yerleştirilmesi ve renk uyumunda da geçerlidir. Bagua haritası Feng Shui’de mekânları değerlendirmek ve düzenlemek için kullanılan bir araçtır.


Sekiz bölgeden oluşan bu harita, her bir bölgenin belirli bir yaşam alanını temsil ettiğini gösterir. Örneğin kariyer, aşk, sağlık gibi yaşam alanları Bagua haritasında yer alır. Mekânın her bir bölgesi bu haritaya göre düzenlendiğinde o alanda pozitif enerji artar. Bir iç mimarın yeni bir evi tasarlarken Feng Shui prensiplerini nasıl kullandığını düşünelim. Ev sahipleri yaşam alanlarında huzur ve denge aradıklarını belirttiğinde iç mimar Feng Shui’nin rehberliğini kullanarak şu adımları atmalıdır.



  • Giriş ve Karşılama Alanı: Ev girişi güneydoğuya bakıyor. Feng Shui’ye göre bu yönlendirme yang enerjisini artırır ve ev sahiplerine canlılık katar. Girişte; geniş bir alan ve aydınlık bir ortam sağlandığında misafirler sıcak bir karşılama hisseder.

  • Renk Seçimi: Oturma odası için huzur ve sakinlik veren mavi tonlar seçilir. Duvarlarda ve dekoratif ögelerde kullanılan mavi, odanın atmosferini sakinleştirir ve içinde bulunanların rahatlamasına yardımcı olur.

  • Mobilya Düzenlemesi: Yatak odası için simetri ve denge önemlidir. Yatağın başı kuzeye bakar ve her iki tarafında eşit büyüklükte gece komodinleri bulunur. Bu düzenleme uyku kalitesini artırır ve enerji dengesini destekler.

  • Simetri ve Denge: Feng Shui’nin temel prensiplerinden biri olan simetri ve denge mimari tasarımda da belirleyici bir rol oynar. Örneğin bir salonun düzenlemesinde simetrik olarak yerleştirilmiş mobilyalar ve dekoratif ögeler mekânın enerji akışını güçlendirir ve içinde bulunanların kendilerini daha dengeli ve güvende hissetmelerini sağlar.

  • Doğal ve Suni Aydınlatmanın Etkisi: Feng Shui aydınlatmanın mekân üzerindeki etkisini de vurgular. Doğal ışık mekânı canlandırır ve enerjiyi yükseltirken doğru seçilmiş yapay aydınlatma da mekânın atmosferini büyük ölçüde etkiler. Oturma odasında kullanılan aydınlatma armatürleri odanın enerji seviyesini artırabilir veya sakinleştirebilir.

  • Yönler ve Elementlerin Rolü: Feng Shui’nin doğa ve evrenle olan bağlantısını yansıtan önemli bir unsur da mekânın yönleridir. Güneybatıya bakan bir pencere; yang enerjisini (ateş elementi) çekerken kuzeydoğuya bakan bir pencere yin enerjisini (su elementi) teşvik edebilir. Bu yönlendirme iç mekânın hangi tür enerjilerle dolduğunu ve insanların bu enerjilerden nasıl etkilendiğini belirleyebilir.


Feng Shui, mimarlık ve iç mekân tasarımında sadece estetik bir yaklaşım değil aynı zamanda mekânın işlevselliği, enerji dengesi ve ruhsal atmosferi üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bu eski sanatın prensiplerini anlamak ve uygulamak modern yaşamın getirdiği stres ve karmaşıklığı azaltarak insanların daha dengeli ve mutlu bir yaşam sürmelerine yardımcı olabilir. Feng Shui’nin mimari tasarımdaki derin etkilerini anlamak, mekânlarımızın sadece nasıl göründüğünden daha fazlasını anlamamıza ve içinde yaşayan ruhları şekillendirmemize olanak tanır. Feng Shui, mekânların enerjisini dengeleyerek insanların yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen bir disiplindir. İç mimarlık ve mimari tasarımda Feng Shui prensiplerinin uygulanması mekânların daha huzurlu, dengeli ve estetik olarak çekici olmasını sağlar. Feng Shui’nin temel prensipleri olan Yin ve Yang dengesi, beş element teorisi, Bagua haritası ve chi enerji akışı, iç mekân tasarımında rehberlik edici rol oynar. Bu prensiplerin doğru uygulanması yaşam alanlarında uyum ve huzurun sağlanmasına yardımcı olur.

Yazarın fotoğrafı: Melis Tutan
Melis Tutan
28 Ağu 2024
1 dakikada okunur
Bu topraklarda kadın olmanın en acı yanını yaşayan, güzeller diye anılıp adları bilinmeyen kadınların hikâyeleri anlatılıyor Servi Nine ve Üç Güzeller’de. İsim isim öğreniyoruz güzelleri… İthaki Yayınlarıdan 2022’de çıkan Servi Nine ve Üç Güzeller, 2023 Duygu Asena Roman Ödülü’nü kazanmış. Seçici kurulun açıklaması şöyle: “Hikâye anlatıcılığında gösterdiği ustalık, Türkçe kullanımındaki yetkinliği, yoğun gerçeklik duygusu, bu topraklarda yüzlerce yıldır kadına ve doğaya uygulanan şiddetin değişmediği gerçeğini İstanbul’daki küçük bir park üzerinden anlatmadaki mahirliği ve kadının adını bulabilmesi, var olabilmesi için sunduğu önermeler gerekçesiyle oy çokluğu ile Arlin Çiçekçi ödüle değer görülmüştür.”


Kendisi ile yapılan bir röportajda şöyle diyor Arlin Çiçekçi: “Servi Nine, tarihi bir vakadan esinlenerek hayal ettiğim bir karakter. Tarihimizde ölümü soruşturulup ‘cinayet’ olarak kayda geçirilen ilk kadından bahsediyorum. Fakat adı maalesef kayıtlarda yok. Yani 1702’de de kadının adı yok. Yöresel efsanelerde de kadının adı önemsenmemiş, ‘güzeller’ denilip geçilmiş. Bu romanda, o kadınlara bir ad verdim.”



Doğumu sırasında annesini yitiren Suna’nın öyküsünü anlatan Servi Nine ve Üç Güzeller kitabı, hikâyesinin yanı sıra sımsıcak bir baba kız sevgisi ile de okuyucuyu sarmalıyor. Sevginin kuşaktan kuşağa aktarılışını görüyoruz kahramanlarında. Kitap bir yandan bu topraklarda adı geçmeyen kadın kahramanların hazin hikâyelerini anlatırken bir yandan da baba sevgisinin ve şefkatinin iyileştirici, yaşama bağlayıcı gücünü gösteriyor.


Suna’nın aşk öyküsü, kendisini hor gören eşi için “imanımı kırdı” diye bahsedecek kadar saf, duru. Sevgisiz büyüyen bir oğlan çocuğunun maalesef sevmeyi bilmediğini, sevemediğini gösteriyor eşi Suna’yı hor görüşlerinde. Sevginin ne demek olduğunu bilen Suna da buna boyun eğmiyor ve kendi ayakları üzerinde duruşu ile başlıyor hikâyesini yazmaya.


Su gibi akıp giden bir kitap Servi Nine ve Üç Güzeller.


İyi okumalar!

Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
BODRUMDergi
26 Ağu 2024
3 dakikada okunur
Türkiye’nin e-ticaret pazarı, bir kadın girişimciye daha başarının yolunu açtı. 15 yıllık kurumsal kariyerin ardından hobi olarak üretmeye başladığı dekorasyon ürünlerinde Atelier Simi markasıyla faaliyet gösteren Sinem Türetken, e-ticaretin gücüyle dünyaya açılırken Türk işçiliğini ve kalitesini uluslararası arenaya taşıyor.


Türkiye’nin e-ticaret pazarı, yepyeni girişimcilerin dünya çapında markaya dönüşmesine kapı aralıyor. 15 yıllık kurumsal kariyerin ardından hobi olarak üretmeye başladığı dekorasyon ürünlerinde Atelier Simi markasıyla faaliyet gösteren Sinem Türetken, e-ticaretin gücüyle dünyaya açılırken Türk işçiliğinin kalitesini uluslararası arenada gösteriyor.


Sinem Türetken | Atelier Simi Kurucusu
Sinem Türetken | Atelier Simi Kurucusu

Metropolden Dingin Hayata Geçiş

Atelier Simi Kurucusu Sinem Türetken, 2015’te metropol hayatından dingin bir yaşama geçtikten sonra meslek hayatına yeni bir yön verdiğini belirterek, “Dijital dünyada ürünler, seri üretimle birbirinin neredeyse aynısı şeklinde sunuluyor. Ben ise el işçiliğiyle, özenle, geleneksel tekniklerle kaliteli ürünler üretmeye odaklandım. Koleksiyonumda nazarlıklar başta olmak üzere, kahve bardakları, yemek tabakları ve kase gibi ürünler yer alıyor. Dışişleri ve Turizm Bakanlıklarımızın yurt dışı seyahatlerinde hediye olarak bizim ürünlerimizi seçmeleri bizim için en büyük ödül” dedi.


Arka Planda Emek ve Özen Var

Hâlihazırda ulusal ve uluslararası birçok marka ile kurumsal ölçekte iş birliğinin bulunduğunu belirten Sinem Türetken şunları söyledi: “Her ay ortalama 3 ila 4 kurumsal toplu sipariş üretiyor, özenle paketliyor ve dünyanın her yerine iyi dileklerle uğurluyoruz. Yurt dışında en çok ABD ve İngiltere’den talep alıyoruz. Yerel pazarda da benzer oranda siparişlerimiz var. Elde ettiğimiz başarının temelinde, el yapımının kıymetini anlayan, arka planda harcanan emek ve özenin değerini bilen insanlara hitap etmemiz yer alıyor. Çünkü bu atölyeden çıkan ürünlerin bir hikâyesi var. Her biri özenle üretiliyor, üreticisinden izler taşıyor.



Dalga Serisi Bodrum’u Simgeliyor

Gördüğüm bir objeden, gittiğim bir şehirden, mekândan, kısacası günlük hayatımda karşıma çıkan her şeyden besleniyorum. Bunları tasarımlarıma yansıtıyorum. Şu an yoğun şekilde ürettiklerimizden örnek verecek olursam, Dalga Serisi aslında yaşadığım yeri hikâyelendirdiğim bir tasarım oldu. Porselen üzerine uyguladığım naif dalga, Bodrum’un masmavi denizini; üzerine kondurduğum mini altın balık da yaşadığım yere olan saygımı simgeliyor.



Bir Ürün 10-15 Günde Üretiliyor

Kültürümüzde önemli bir yer tutan ve global bir simgeye dönüşen nazarlığın, sıradanlıktan çıkıp modern ve güncel bir hâlde sunulmayı hak ettiğini düşündüm. Hedefim Türk işçiliğini ve kalitesini dünya çapında temsil etmek. Tam da bu yüzden, tek bir ürünün üretilmesi 10 ile 15 gün sürüyor. Her ürün; elle şekil verme, desenleri çizme, fırınlama için doğal bir süreçte kurumasını bekleme, 3 kez fırınlama gibi aşamalardan geçiyor. Üretimin öncesinde fikir, tasarım ve bu fikrin hayata geçmesini planlamak da aylar alıyor. Büyük emeklerle Bodrum’daki küçük atölyemizden çıkan ürünlerimizin tüm dünyaya ulaşmasından dolayı mutluluk duyuyoruz.



Güvenilir Bir Marka Oluşturmak Müşteri Sadakatini Artırıyor

Girişimcilikte esas mesele cesaret. Dijitalleşen dünyada e-ticaret sınırsız imkânlar sunuyor olabilir. Ancak ilk adımı atmak her zaman cesaret ister. Adayların faaliyet gösterecekleri pazarın ihtiyaçlarını belirleyerek hedef kitlelerini tanımlamaları, pazarlama stratejilerini doğru bir şekilde oluşturmaları açısından çok önemli. Ürünün doğru konumlandırılması bir sıfır önde başlanmasına yardımcı olabilir. Ürün kalitesi ve fiyat dengesini doğru ayarlamak, ödenene değer bir ürün sunmak da önemli. Özellikle lüks segmentteki tüketiciler, temel ihtiyaç olmayan yüksek fiyatlı ürünleri görmeden, kalitesini algılamadan satın almak istemiyor. Bu noktada güvenilir bir marka oluşturmak, müşteri sadakatini artırırken gönüllü marka elçileri yaratıp rekabet avantajı kazandırıyor.”





Atelier Simi, bir hayalin gerçeğe dönüşme hikâyesidir. Yıllarca hep ertelenmiş ve sonunda ortaya çıkmış bir tutkunun elle tutulur hâle gelmesi. Ve size ulaşan her bir parça benim bu hayalimin devam etmesinin en büyük destekçisi. Benim keyifle yarattıklarım sizin de keyif anlarınızın en büyük eşlikçisi olsun... Desteğiniz için çok teşekkür ederim. (Sinem Türetken)

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page