top of page
Doğum kontrol hapları, içerdikleri östrojen ve progesteron hormonu türevlerinin etkileriyle yumurtlama sürecini geçici olarak durduran ve bu şekilde gebeliği önleyen ilaçlardır. Ayrıca doğum kontrol haplarında bulunan progesteron türevi madde rahim iç tabakasını inceltir ve embriyonun yerleşmesine elverişsiz hâle getirir. Aynı madde rahim ağzı salgısını koyulaştırıp spermlerin geçişini zorlaştırarak gebeliği engeller. Düzenli olarak kullanıldıklarında doğum kontrol haplarının koruyuculuk oranları yüzde 100’e yakındır ve gebelik çok nadiren oluşur. Aile planlamasında etkin bir yöntem olan doğum kontrol hapları, uzun süreli kullanan kadınlarda rahim kanseri ve yumurtalık kanseri görülme olasılığını yüzde 50 azaltır.


Kullanım Şekli:

İlk kutunun ilk hapı âdet kanamasının tercihen birinci veya ikinci günü  alınmalıdır. Koruyuculuk o ay hapların düzenli olarak kullanılacağı varsayılırsa hemen başlar. Kutunun içindeki ilaçlar 21 günün sonunda biter. Bir haftalık ara verilir ve sekizinci günde diğer kutuya başlanır. Ara verilen süre içerisinde genellikle kutunun bitiminden iki gün sonra âdet kanaması gerçekleşir ve bir sonraki kutuya başlama zamanı genellikle âdetin dördüncü veya beşinci gününe denk gelir. Âdet kanamasının ne zaman gerçekleştiği önemli değildir. Haplar her günün belli bir zaman diliminde (sabah, öğlen, akşam veya gece yatarken) tok karnına alınır. Hapların aynı saatte alınması koşul olmamakla beraber hap alma alışkanlığını korumak açısından kadının belli bir saati belirlemesi ve günlük hapını bu saatte alması önerilir. İlacın günlük dozu unutulduğunda ertesi günü iki adet birden alınmalıdır. Bu durumda koruyuculuk oranı azalmaz. İlacın iki günlük dozu birden unutulduğunda o ay için koruma olmayabileceği düşünülmeli ve ek bir yöntem kullanılmalı ayrıca ara kanama olabileceği de bilinmelidir.


Haplarının Olumlu Etkileri

Doğum kontrol hapları düzenli olarak kullanıldığında istenmeyen bir gebelikten korunmanın yanı sıra âdetlerin düzenli olmasını da sağlar ve âdet kanamasının miktarını azaltarak gereksiz kan kaybını önler. Demir eksikliği anemisini, âdet öncesi gerginlik belirtilerini azaltır ve bu etkisiyle PMS hastalığında (adet öncesi gerginlik sendromu) tedavi amaçlı olarak kullanılır. Doğum kontrol hapı kullananlarda âdet sancısı, akne (sivilce) ve tüylenme daha az sıklıkla görülür. Uzun süreli kullanımlarda rahim kanseri ve yumurtalık kanseri görülme olasılığı yüzde 50 azalır. Gebelik oluşma riskinin azalması dış gebeliğinin ortaya çıkma riskinin de azalmasını sağlar. Yumurtlama süreci baskılandığından hap kullanan kadınlarda işlevsel yumurtalık kistleri ve fibrokistik meme sorunu daha az görülür. Doğum kontrol hapları pelvik enfeksiyon gelişme riskini azaltır. Bir yıllık kullanımda pelvik enfeksiyon riski en az yüzde 50-60 oranında azalır ve bu durum hap kullanıldıkça devam eder. Bu etki muhtemelen doğum kontrol haplarının içerdiği progesteron hormonu türevi maddenin rahim ağzı salgısını koyulaştırarak bakterilere karşı daha az geçirgen hâle getirmesiyle ilgilidir. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda endometriozis daha az sıklıkla görülür ve bu hastalığı olan kadınlarda belirtiler daha hafif seyreder. Hap kullanan kadınlarda kemik yoğunluğu daha yavaş azalır.



Haplarının Yan Etkileri

  • Damar Tıkanıklığı Riski: Doğum kontrol haplarının en korkulan yan etkisi kanın pıhtılaşma eğilimini artırması nedeniyle damar tıkanıklığına yol açabilmesidir. Bu yan etki günümüzde kullanılan düşük doz ilaçlar sayesinde çok ender görülür hâle gelmiştir.

  • Kanser Riski: Kadınların çoğu “kanser yapar” korkusuyla hap kullanmaktan çekinirler. Elimizdeki veriler, doğum kontrol hapı kullanımının rahim iç tabakası ve yumurtalık kanserinin ortaya çıkma riskini azalttığını göstermektedir. İstatistikler bir yıl gibi kısa süreli bir kullanımın bile rahim iç tabakası kanseri görülme sıklığını yarı yarıya azalttığını ve üç yıllık kullanımda bu koruyucu etkinin en üst seviyeye ulaştığını ortaya koymaktadır. Hap bırakıldıktan sonra da koruyucu etkisi 20 yıl daha devam etmektedir. Yumurtalık kanseri gelişiminde çok fazla yumurtlamanın etkisi vardır. Doğum kontrol haplarının kullanımı, yumurtlamayı engellediğinden yumurtalık kanseri gelişimi olasılığını azaltır. Doğum kontrol haplarının içindeki progesteron hormonu, rahim içini incelttiğden kanser gelişme olasılığını düşürür. Meme kanseri konusundaki veriler çelişmekle beraber, haplar kısa süreli kullanımda (beş yıl ve daha az) muhtemelen bu kanser türünün ortaya çıkma riski üzerinde etkisizdir. Bu konudaki çalışmalar hâlen devam etmektedir. Bugüne kadar yapılan çalışmalardan çıkan en önemli sonuçlardan biri hap kullanımının meme dokusu içinde gelişmeye başlamış ancak belirti vermeyen kanser kitlesinin gelişimini hızlandırabilmesidir. Kâr-zarar oranı karşılaştırıldığında hap kullanımından elde edilen kâr, çok düşük olasılıkla ortaya çıkan bu etkinin vereceği muhtemel zarardan çok daha fazladır. Rahim ağzı kanserleri üzerine direkt bir etkisi olmamakla birlikte rahim ağzında yaptığı değişikler ile rahim ağzını HPV gibi rahim ağzı kanseri yapan viruslere karşı daha hassas hâle getirir. Ancak düzenli smear testleri yaptıran kadınlar rahim ağzı kanserinden korunabilir.

  • Bulantı ve Kusma: Hapların içeriğinde bulunan östrojen hormonu beyindeki bulantı merkezine direkt etki ederek bulantı ve bazen kusma şikayetinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Günümüzde kullanılan düşük doz haplarda bu yan etki de daha az görülmektedir. Genellikle birkaç kutu bitimi sonrasında vücudun ilaca alışmasıyla bulantı ortadan kalkmaktadır.

  • Lekelenme Tarzı Ara Kanamalar: Özellikle düşük dozlu doğum kontrol hapları ilk kullanım aylarında yüzde 10-30 kadının âdet döngüsünün ilk günlerinde birkaç gün süren lekelenme tarzında ara kanamalara yol açabilir. İlacın koruyuculuğunu hiçbir şekilde azaltmayan bu durum genellikle birkaç period sonrası düzelir. Hap kullanan kadınların ara kanaması ortaya çıktığında durumu doktorlarına iletmeleri ve kanamanın başka bir nedene bağlı olmadığından emin olunması amacıyla jinekolojik muayeneden geçmeleri önemlidir.

  • Âdet Kanamasının Olmaması: Hapların içerdiği progesteron hormonu bazı kadınların âdet görmekte zorlanmasına neden olabilir. Bu durumda hap kullanımına devam etmek ve kutular arası olağan yedi günlük arayı vermek uygun bir seçenek olabilir. Âdet görememekten rahatsız olan kadınlar ilacı bıraktıktan belli bir süre sonra yeniden âdet görmeye devam ederler. Bu yan etkinin ortaya çıkma olasılığı hap kullanım süresi arttıkça artar.

  • Âdet Kanamasının Azalması: Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda âdet kanamasının gün ve toplam miktarının azalması hemen hemen bir kuraldır. Bu yan etkiyi olumsuz olarak değerlendirmek anlamsızdır. Kanamanın azalmasının nedeni “kanın içeride hapsolması” değil, kanayacak rahim iç tabakası gelişiminin hap kullananlarda daha az olmasıdır.

  • Libido (Cinsel İstek) Azalması: Doğum kontrol haplarının çok ender görülen bir yan etkisidir. Ortaya çıktığında ilacın kesilmesi önerilir.

  • Kilo Alımı: Doğum kontrol haplarının dozları düşürüldükten sonra bu yan etki de daha az görülür hâle gelmiştir. Genellikle doğum kontrol hapları vücutta bir miktar ödem yapar ve bu durum kiloya yarım ya da bir kg olarak yansır. İlacın direkt olarak kilo yapıcı etkisi yoktur ancak iştah açabilir. Eğer bu duruma eşlik edilirse o zaman kilo alınabilir. Ancak ilaçlar genel olarak kilo yapmazlar.

  • Memelerde Hassasiyet: Bazı durumlarda doğum kontrol hapı kullanımı memelerde dolgunluk ve hassasiyet ortaya çıkmasına neden olabilir. Genellikle günlük hayatı etkilemeyecek kadar hafif seyreden bu yan etki, düşük dozlu doğum kontrol haplarında oldukça ender olarak ortaya çıkmaktadır. İlacı kestikten sonra ortadan kalkar.

  • Yüz Cildinde Lekelenme: Düşük doz doğum kontrol haplarının çok ender görülen bir yan etkisidir. Ortaya çıktığında tedavi edilmesi zor olabilir ve ilk belirtiler görüldüğünde ilacın bırakılması faydalıdır.

  • Sivilce ve Tüylenme: Hapların içerdiği progesteron hormonu türevi maddenin, erkeklik hormonu benzeri yan etkileri yüzde ve vücudun diğer hassas bölgelerinde sivilce ve ileri durumlarda tüylenme ortaya çıkmasına neden olabilir. Yeni jenerasyon doğum kontrol haplarının içerdiği progesteron hormonu türevi maddeler, bu etkiden büyük oranda arındırılmış olduklarından bu yan etki çok ender olarak ortaya çıkar. Aksine sivilce ve tüylenme şikayeti olan kadınlarda yeni jenerasyon hapların bu şikayetleri azaltıcı etkileri olduğu bilinmektedir.

  • Baş Ağrısı: Düşük doz doğum kontrol haplarının nadir görülen bir yan etkisidir. Ortaya çıktığında mutlaka doktor haberdar edilmelidir. Ağrı kesicilere cevap vermeyen baş ağrısı, ilacın hemen kesilmesini gerektirir.

  • Gebeliğin Gecikmesi: Doğum kontrol haplarının gebe kalabilirliği kalıcı olarak ortadan kaldırması teorik olarak mümkün değildir. Ancak hap kullanımı bırakıldıktan sonra yumurtlamanın devreye girmesi üç aya kadar gecikebilir.



Hapların Sakıncalı Olduğu Durumlar

Doğum kontrol hapları uygun kişilerde usulüne uygun kullanıldıklarında nispeten güvenli ilaçlardır. Genel olarak aşağıdaki durumların varlığında doğum kontrol haplarının kullanılması kesinlikle sakıncalıdır.

  1. Gebelik şüphesi veya gebelik varlığı,

  2. Nedeni henüz belirlenmemiş âdet dışı kanama,

  3. Tromboflebit (damar iltihabı) geçirmek veya daha önceden bu sorunu yaşamış olması,

  4. Vücudun herhangi bir organında damar tıkanıklığı sorunu yaşamak veya daha önceden bu sorunu yaşamış olması,

  5. Yetmezlikle seyreden kronik karaciğer hastalığı sorunu olması,

  6. Meme kanseri şüphesi olması,

  7. İlaç içinde bulunan maddelere karşı alerjisi olması.


Yukarıdaki maddeler dikkatlice gözden geçirildiğinde doğum kontrol haplarının en büyük risklerinin damarlar üzerinde olduğu görülebilir. Hapların içerdiği östrojen hormonu türevi madde, damarların içinde akan kanın pıhtılaşma eğilimini artırır. Normal şartlarda bir yaralanma sonucunda kan kaybını önlemeye yönelik çalışan bu mekanizma, gereğinden fazla çalıştığında hayati organlara kan götüren damarlardan birinin içinde bir pıhtı oluşmasına ve damarın tıkanmasına neden olabilir. Özellikle damar tıkanıklığı açısından risk altında olan kadınlarda hap kullanımının pıhtılaşmayı artırıcı yöndeki eğilimi hayati sorunlar meydana getirebilir. Östrojen hormonu karaciğer yoluyla vücuttan atılan bir maddedir ve karaciğer işlevleri yetersiz olan kadınlarda, hormon vücuttan yeterince hızlı bir şekilde uzaklaştırılamaz ve birikici etkiler oluşabilir. Östrojen hormonu meme dokusu üzerinde önemli etkilere sahiptir ve meme kanseri şüphesi durumunda kesin tanı konana kadar bu hormonun kullanılmaması son derece önemlidir.



Düşük, Kürtaj ve Doğum Sonrası Kullanım

Doğum kontrol haplarına düşük ve kürtajdan hemen sonra başlanabilir.

Doğum sonrasında ise anne sütünün miktarını azaltabileceğinden emzirme döneminde alınmaları uygun değildir. Emzirmeyi düşünmeyen annelerde ise doğumdan altı hafta sonra kullanılmaya başlanabilir. Daha erken başlandığında damarsal sorun ortaya çıkma riski artabileceğinden lohusalık döneminde kullanılması önerilmez.

Yazarın fotoğrafı: Dt. Ebru Küçük Erşan
Dt. Ebru Küçük Erşan
14 Eyl 2024
2 dakikada okunur
Diş hassasiyeti oldukça yaygın görülen bir sorundur ve çoğunlukla diş problemleri sonucunda meydana gelir. Genelde sıcak ve soğuk hassasiyeti olarak ortaya çıkar. Bu çok rahatsız edici bir durumdur. Bu gibi durumlarda muhakkak diş hekimini ziyaret etmek gerekir. Diş hekiminiz gerekli teşhis ve tedaviyi uygulayacaktır. Günlük ağız bakımı ile hassasiyet azalabilir ve ortadan kalkabilir.


Hassasiyet Nedenleri

  • Mine aşınması, dentin açığa çıkması

  • Diş sıkma, gıcırdatma

  • Diş çürüğü

  • Diş eti çekimleri

  • Dişlerin sert ve yatay fırçalanması


Hassas Dişlerin Tetiklenmesi

  • Soğuk içecekler

  • Sıcak içecekler

  • Yanlış diş fırçalama

  • Bazı macunlar

  • Çevresel faktörler

  • Yaş faktörü



Diş hassasiyeti günlük hayatta yiyecek ve içeceklerin tüketilmesini zorlaştırır. Soğuk ve sıcak gıdalara karşı aşırı reaksiyon görülebilir. Bu durum kişilerin yeme, içme alışkanlıklarını ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir.


Diş hassasiyeti; dişin sıcak, soğuk, tatlı veya ekşi yiyecek ve içeceklerle teması etmesi sonucu ortaya çıkan geçici ya da yoğun ağrıdır. Eğer dişlerde çürük yoksa hassasiyet dişin minesinin aşınması ya da diş etinin çekilmesi sonucu oluşabilir. Diş hassasiyeti genelde 30 ve 40 yaşlarında daha çok olur. Sebepleri arasında genetik faktörler, ağız hijyeni ve hormonal değişiklikler yer alabilir.


Diş hassasiyetinde dişin, dış etkenlere nasıl karşılık verdiğini gözlemlemek gerekebilir. Bazen kanal tedavisi iyi olmayan dişlerde de farklı bir hassasiyet olabilir. Diş minesi aşınması ya da çatlak olması durumunda yine hassasiyet oluşabilir. Dişin iç kısmında yer alan dentin tabakası ya da sinirler uyarılabilir. Ağrı ve hassasiyet riski bu durumda artar.


Diğer bir konu da yanlış diş fırçalama ve yanlış ağız bakım ürünlerinin kullanılmasıdır. Çok sert ve kalitesiz fırça, aşındırıcı ve aşırı beyazlatıcı macun, kürdün ya da diş ipinin kontrolsüz kullanımı bu hassasiyeti artırır.



Diş Hassasiyeti Nasıl Tedavi Edilir

Öncelikle diş hekimine gidip uygun tedavi ve ağız bakımı yaptırılmalı, hassasiyet giderici macunlar, uygun fırça, diş ipi, ağız duşu kullanılmalıdır. Asidik gıdalardan uzak durulmalı, mide sorunu varsa giderilmeli. Günde iki kez diş fırçalanmalı. Gıcırdatma ve sıkma alışkanlığı varsa plak ya da çene botoksu uygulanmalı. Diş taşı ve plak tedavisi zamanında yapılmalı. Diş hekimi uygun görürse flonürlü jel kullanarak hassasiyeti giderebilir.

Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
Seda Küçük
5 Eyl 2024
6 dakikada okunur
Son zamanlarda kitaplardan, dizilerden, filmlerden ve bazen de sosyal medyadan aşina olmaya başladığımız bir kavramın kuvvetli adımlarının sesini gitgide artan bir şekilde duymaya başlar olduk. Aile dizimi... Yaklaşık 15 yıldır kişisel gelişim konularında çalışmalar yürüten Aile Dizimi Uzman Uygulayıcı ve Danışmanı Eshwari Ayşe Tuğba Dedeoğlu ile aile dizimini konuştuk. İşte uzmanından çok merak edilen aile dizimi hakkındaki bilinmesi gerekenler.


Tuğba Hanım nedir bu aile dizimi?

Asıl adı sistem dizimi olan bu çalışma, sesini daha çok aile dizimi çalışmaları olarak duyurdu. Yani bu şu demektir ki içinde bir sistem bulunan her yapıya dizim açılabilir; iş, aile ve ilişki gibi. Bizler birey olarak her zaman birtakım ilişkilerin içindeyiz ve bu ilişkiler hiçbir zaman sadece iki kişiyle sınırlı kalmaz. Aile, iş ya da arkadaş ortamlarımızda kurduğumuz ilişkilerimiz her daim çok daha kapsamlı bir bağ örüntüsüne sahip. Aile dizimi de aslında en basit hâliyle, bu bağ alanımızda yaşanmış olaylar ve sonuçları arasındaki ilişkileri nesnel olarak inceleyen, gözümüzle göremediğimiz ama farkındalıksız bir şekilde etkisini hayatımızda hissettiğimiz şeyleri görünür kılan bir yöntem.


Eshwari Ayşe Tuğba Dedeoğlu | Aile Dizimi Uzman Uygulayıcı ve Danışmanı

Aile dizimiyle ilgili ilk çalışma ne zaman ve kim tarafından yapıldı?

Kökleri 1980’lere kadar dayanan bu yöntem, ilk olarak Alman Psikoterapist Bert Hellinger tarafından ortaya konmuştur. Afrika’daki görevi sırasında yerli Zulu kabilesinin aile yapılarını ve ritüellerini gözlemleme şansı bulan Hellinger, Zulu kültüründe bireylerin ailelerine ve atalarına olan derin bağlarından etkilenmiş ve bu gözlemlerini psikoterapi alanına uyarlamıştır. Aile Dizimi, bireylerin aile içindeki dinamikleri ve bilinçaltı bağlarını keşfetmelerine olanak tanırken bireylerin sadece kendi kişisel geçmişleriyle değil aynı zamanda ailelerinin ve atalarının yaşantılarıyla da derinden bağlantılı oldukları fikrini

merkeze alır.


Aile dizimi uygulaması nasıl oluyor, bu uygulamayı kimler yapabiliyor?

Uygulama konusunda belli başlı aşamalar vardır ama şunu belirtmek gerekir ki her çalışma kendi içinde biricik ve özeldir. Hazırlık aşamasında, kolaylaştırıcı (uygulayıcı, danışman) ve danışan hangi konuda çalışacaklarını belirler, sonrasında temsilciler seçilerek dizim başlatılır.


Farklı ekoller olmakla birlikte en önemli ve dikkat edilmesi gereken nokta, danışanın dizim esnasında verdiği tepkiler, enerjisi ve elbette temsilcilerin enerjileridir. Temsilciler, birbirleriyle olan ilişkilerini ve duygularını ifade ederek danışanın ait olduğu sistemi canlandırır. Dizimin açıldığı alanın enerjisi bize her şeyi anlatır. Uygulayıcı, dizim sırasında ortaya çıkan dinamikleri yorumlar ve çözüm önerileri sunar. Gerekirse temsilcileri farklı konumlandırarak yeni çözümler de üretebilir. Sonuç olarak dizim çalışması bittikten sonra uygulayıcıyla birlikte deneyiminizi gözden geçirirsiniz ve günlük hayatınıza bu deneyimleri nasıl aktarabileceğinizi değerlendirirsiniz.



Aile dizimi bir nevi atalarımızla yüzleşme, hesaplaşma ve sonrasında da onlardan kaynaklı sorunları çözmek için gerçekleştirilen alternatif bir yöntem. Bu yöntemle ataların karmalarını temizlemek mümkün mü?

Aile dizimi konusunda uzun zamandır aklıma takılan ve çoğu insanın yanlış anladığını düşündüğüm bir durum var. Atalardan kurtulmak, geçmiş ataların karmalarını temizlemek, atalarla bağlarını kesmek, soy ağacı temizliği gibi pek çok başlıkta aile dizimi ve bağ kesme üzerine onlarca çalışmayla karşılaştım. Uzun yıllardır bu konuda okuyan, araştıran, eğitimler alan, aile dizimi konusunda sayısız çalışmaya katılan, farklı farklı eğitmenler ve uygulayıcılar ile çalışan biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim ki bu başlıkların hepsi ne yazık ki hatalı. Bunların hepsi insanı yanlış yönlendirmekten, insanlara yanlış vaatlerde bulunmaktan öteye geçmeyen hatalı başlıklar ve çalışmalar.


“Atalardan kurtulmak” diye bir şey söz konusu değildir, hiçbir zaman da olmadı. Çünkü özünü reddetmek ya da ondan kurtulmak, kendini reddetmekle eş değerdir. Hiçbir sorumluluk almadan zavallı kurban torun rolünü oynamaya başlamaktır. “Kanadın taşıdığı yük” ya da “obadan kurtulmak” kavramları da aynı şekilde çok hatalıdır. Gereken sorumluluğu almadan tüm sorunların kaynağını atalara yükleyip hayatımıza devam etmek bizi kahraman değil, sadece bir kurban yapar.


Son dönemde öne çıkan pek çok aile dizimi çalışması ve uygulayıcısı olsa da aile dizimi uygulamasını gerçekten hem beden hem enerji hem de farklı çalışmalarla destekleyen tecrübeli bir uygulayıcıyla gerçekleştirmenizi öneririm.


Çünkü göreceksiniz ki aile dizimi, özünde bir farkındalık çalışmasıdır. İşinin ehli kişilerin gerçekleştirdiği uygulamalarda; ailenizden gelen bağları, aktarılan enerjileri yani esasında orada olanı fark edersiniz. Olanı kendi döneminde, kendi şartlarında ve kendi imkânlarında görürsünüz. Konunun aslında sizinle bir ilgisi yoktur. Sadece atada olan bir enerji vardır ve insanı asıl şifalandıran da (illaki bu deyişi kullanmak durumunda değiliz, “iyileştiren” de diyebiliriz) bu enerjiyi görebilmektir.



Ailelerimiz ve atalarımız özünde kötü, bozuk ya da temizlenmesi gereken olgular değildir. Bu konuda önemli olan ise onları kendi dönemlerinde, kendi şartlarında ve kendi koşullarında yargısızca görebilmek, anlayabilmek ve fark edebilmektir. Olanı olduğu gibi görmek, esasında bize ait olmadığını fark edebilmek önemlidir. Yanlış anlaşılmasın; bu durum, hiçbir şey yapmadan oturduğumuz yerden hayatımıza devam edebileceğimiz anlamına gelmiyor. Yaşamımızı değiştirmek, iş yapış şeklimizi değiştirmek, ilişkilere bakış açımızı değiştirmek için edindiğimiz tüm bu farkındalıkları kullanmalıyız. Farkındalıklarımız, esasında söz konusu yoldaki taşları bir bir kaldırabilmemiz için elimizdeki en büyük güçtür.


“Atalarımdan kurtuldum!” dediğimizde, aslında yapmaya çalıştığımız şey kendi soy ağacımızdan kurtulmaya çalışmaktır. Bunu yapmaya çalışmak ise aldatmacadan başka bir şey değildir ve doğrusunu söylemek gerekirse mümkün de değildir. Naçizane tavsiyem, bu tarz konular altında verilen eğitimlerden ya da yapılan uygulamalardan uzak durmanızdır. Aile dizimi, son dönemin en popüler çalışmalarından biri olduğu için gösterilen ilginin bir sonucu olarak, alanında çok deneyimli hocaların yanında sadece çok kısa sürelerde eğitimler alarak ortaya çıkan ve “seanslar” vermeye başlayan maalesef çok sayıda “eğitmen” var. Bu noktada dikkatli olmalı, doğru eğitmeni bulabilmek için ince eleyip sık dokumalıyız. İşini bilen kişiyi bulmak, buradaki en büyük amacımız olmalı.


Farklı ekoller olmakla birlikte en önemli ve dikkat edilmesi gereken nokta, danışanın dizim esnasında verdiği tepkiler, enerjisi ve elbette temsilcilerin enerjileridir. Temsilciler, birbirleriyle olan ilişkilerini ve duygularını ifade ederek danışanın ait olduğu sistemi canlandırır. Dizimin açıldığı alanın enerjisi bize her şeyi anlatır. Uygulayıcı, dizim sırasında ortaya çıkan dinamikleri yorumlar ve çözüm önerileri sunar. Gerekirse temsilcileri farklı konumlandırarak yeni çözümler de üretebilir. Sonuç olarak dizim çalışması bittikten sonra uygulayıcıyla birlikte deneyiminizi gözden geçirirsiniz ve günlük hayatınıza bu deneyimleri nasıl aktarabileceğinizi değerlendirirsiniz.



Aile dizimi bir nevi atalarımızla yüzleşme, hesaplaşma ve sonrasında da onlardan kaynaklı sorunları çözmek için gerçekleştirilen alternatif bir yöntem. Bu yöntemle ataların karmalarını temizlemek mümkün mü?

Aile dizimi konusunda uzun zamandır aklıma takılan ve çoğu insanın yanlış anladığını düşündüğüm bir durum var. Atalardan kurtulmak, geçmiş ataların karmalarını temizlemek, atalarla bağlarını kesmek, soy ağacı temizliği gibi pek çok başlıkta aile dizimi ve bağ kesme üzerine onlarca çalışmayla karşılaştım. Uzun yıllardır bu konuda okuyan, araştıran, eğitimler alan, aile dizimi konusunda sayısız çalışmaya katılan, farklı farklı eğitmenler ve uygulayıcılar ile çalışan biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim ki bu başlıkların hepsi ne yazık ki hatalı. Bunların hepsi insanı yanlış yönlendirmekten, insanlara yanlış vaatlerde bulunmaktan öteye geçmeyen hatalı başlıklar ve çalışmalar.


“Atalardan kurtulmak” diye bir şey söz konusu değildir, hiçbir zaman da olmadı. Çünkü özünü reddetmek ya da ondan kurtulmak, kendini reddetmekle eş değerdir. Hiçbir sorumluluk almadan zavallı kurban torun rolünü oynamaya başlamaktır. “Kanadın taşıdığı yük” ya da “obadan kurtulmak” kavramları da aynı şekilde çok hatalıdır. Gereken sorumluluğu almadan tüm sorunların kaynağını atalara yükleyip hayatımıza devam etmek bizi kahraman değil, sadece bir kurban yapar.


Son dönemde öne çıkan pek çok aile dizimi çalışması ve uygulayıcısı olsa da aile dizimi uygulamasını gerçekten hem beden hem enerji hem de farklı çalışmalarla destekleyen tecrübeli bir uygulayıcıyla gerçekleştirmenizi öneririm.


Çünkü göreceksiniz ki aile dizimi, özünde bir farkındalık çalışmasıdır. İşinin ehli kişilerin gerçekleştirdiği uygulamalarda; ailenizden gelen bağları, aktarılan enerjileri yani esasında orada olanı fark edersiniz. Olanı kendi döneminde, kendi şartlarında ve kendi imkânlarında görürsünüz. Konunun aslında sizinle bir ilgisi yoktur. Sadece atada olan bir enerji vardır ve insanı asıl şifalandıran da (illaki bu deyişi kullanmak durumunda değiliz, “iyileştiren” de diyebiliriz) bu enerjiyi görebilmektir.


Ailelerimiz ve atalarımız özünde kötü, bozuk ya da temizlenmesi gereken olgular değildir. Bu konuda önemli olan ise onları kendi dönemlerinde, kendi şartlarında ve kendi koşullarında yargısızca görebilmek, anlayabilmek ve fark edebilmektir. Olanı olduğu gibi görmek, esasında bize ait olmadığını fark edebilmek önemlidir. Yanlış anlaşılmasın; bu durum, hiçbir şey yapmadan oturduğumuz yerden hayatımıza devam edebileceğimiz anlamına gelmiyor. Yaşamımızı değiştirmek, iş yapış şeklimizi değiştirmek, ilişkilere bakış açımızı değiştirmek için edindiğimiz tüm bu farkındalıkları kullanmalıyız. Farkındalıklarımız, esasında söz konusu yoldaki taşları bir bir kaldırabilmemiz için elimizdeki en büyük güçtür.



“Atalarımdan kurtuldum!” dediğimizde, aslında yapmaya çalıştığımız şey kendi soy ağacımızdan kurtulmaya çalışmaktır. Bunu yapmaya çalışmak ise aldatmacadan başka bir şey değildir ve doğrusunu söylemek gerekirse mümkün de değildir. Naçizane tavsiyem, bu tarz konular altında verilen eğitimlerden ya da yapılan uygulamalardan uzak durmanızdır.


“Aile dizimi, son dönemin en popüler çalışmalarından biri olduğu için gösterilen ilginin bir sonucu olarak, alanında çok deneyimli hocaların yanında sadece çok kısa sürelerde eğitimler alarak ortaya çıkan ve “seanslar” vermeye başlayan maalesef çok sayıda “eğitmen” var. Bu noktada dikkatli olmalı, doğru eğitmeni bulabilmek için ince eleyip sık dokumalıyız. İşini bilen kişiyi bulmak, buradaki en büyük amacımız olmalı.”

Her şeyde olduğu gibi, ne yazık ki popüler olmak adına yanlış uygulamalar yapan uygulayıcılar karşınıza çıkabilir. Bunları göz ardı edip doğru uygulayıcıyı ve doğru alanı seçmek ise tamamen bizim elimizdedir. Şöyle dönüp bir kendimize bakmamız lazım. Kurtulmaya çalıştığımız şey ne? Sorumluluk almaktan neden kaçıyoruz? Kendi sorumluluğumuzu neden almıyoruz? Hayatımızda ters giden ne varsa tüm sorumluluk bize aittir. Akan enerjiyi görmek bize iyi gelebilir çünkü kök sebebi anlarız ama yolu yürümek nihayetinde yine bize kalır. Atalarımız yıllar yıllar önce birine haksızlık yapmış, birini öldürmüş, hakkı olmayan bir toprağa veya eve sahip olmuş olabilir. Başına tam tersi mağduriyetler de gelmiş olabilir. Yine de şöyle bir düşününce anlarız ki bunları yaşayan kişi biz değiliz; hiçbiri bizim başımıza gelmedi.


Sadece ortada bize aktarılan bir enerji var ve bu enerjiyi değiştirecek olan da yine bizleriz. Bu değişim ise kurban psikolojisinde kalarak sağlanabilecek bir şey değildir. Atalarımızdan kurtulmak yerine onların şartlarını, dönemlerini ve yaşadıklarını anlamak çok önemlidir. Değişimi ancak böyle bir farkındalık seviyesinde gerçekleştirebiliriz.



Aile dizimi çalışması kişiye ne kazandır?

Farkındalık dediğimiz şey esasında yaşamın ve gelişimin temelini oluşturan unsurdur. Bizi her daim ileriye taşıyacak araçtır. Aile dizimi çalışmaları da bu farkındalığı güçlendiren, pekiştiren ve yaşamımızda kendi sorumluluğumuzu alarak ilerlememizi destekleyen çalışmalardan sadece biridir. Doğru aile dizimi çalışmaları, geçmişle barışarak bugünü ve geleceği daha sağlıklı ve dengeli yaşamamıza yardımcı olmanın yanı sıra atalarımızdan miras aldığımız enerjiler ve deneyimleri fark etmemizi sağlayarak bizi tanımlar ve güçlendirir. Bu nedenle, onları anlamak ve kabul etmek, kişisel gelişimimizin ve ruhsal iyiliğimizin vazgeçilmez bir parçası olarak hayatımızda var olur. Alanında yetkin kişilerle çalıştıktan sonra doğru uygulamalarla köklerimize inebilmek, olan enerjiyi fark edebilmek, gerekli farkındalığa ulaşabilmek ve gözümüzü daha ileriye dikebilmek işten bile değil…



BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page