top of page
Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
BODRUMDergi
27 Şub 2025
2 dakikada okunur
Atların doğal yürüyüşlerinden faydalanarak gerçekleştirilen bir tedavi yöntemi olan Hippoterapi, son yıllarda alternatif tıp alanında dikkat çeken bir tedavi biçimi hâline geldi. Veteriner Hekim Uğur Selin Çelikten, Hippoterapi’nin nasıl işlediğini, hangi hastalıklar için etkili olduğunu ve bireylerin iyileşme süreçlerine nasıl katkı sağladığını açıkladı.


Hippoterapi’nin aslında eski bir tedavi yöntemi olduğunu ve Hippoterapi’nin Hipokrat’ın eserlerinde bile yer aldığını hatırlatan Uğur Selin Çelikten şunları söyledi: “Hippoterapi, eski Yunanca’da hippo, at, su aygırı, tedavi ve terapi anlamına gelen kelimelerden oluşur. At destekli tedavi olarak tanımlanan Hippoterapi’den ilk kez MÖ 5. yy’da Hipokrat’ın eserlerinde bahsedilmiştir. 1960’larda Almanya, Avusturya ve İsveç’te geleneksel fizik tedaviye entegre edilen Hippoterapi, modern dünyada yeniden popülerlik kazandı. Atların yürüyüş hareketlerinden faydalanarak yapılan bu tedavi, özellikle özel gereksinimli çocuklar ve nörolojik rahatsızlıkları olan bireyler için önemli faydalar sağlıyor.


Uğur Selin Çelikten | Veteriner Hekim
Uğur Selin Çelikten | Veteriner Hekim

İnsan ve hayvan sağlığında modern tıbbın faydaları elbette tartışılamaz. İlaçların yan etkileri veya antibiyotiklere dirençli bakteri suşlarından dolayı veya tamamlayıcı tedavi olarak alternatif tıp tedavileri, yüzyıllardır tercih edilmektedir. Veteriner hekimliğinde ve insan sağlığında sıklıkla uygulanan alternatif tıp yöntemleri homeopati, fitoterapi, akupunktur gibi yöntemlerin yanında öyle bir yöntem var ki bu yöntem, bir hayvanın insan sağlığının iyileştirilmesine aracı olmasını sağlıyor. İşte o tedavi Hippoterapi.


Hippoterapi’nin Biyolojik Temeli

Atların ritmik hareketleri, binicinin pelvisini ve vücudunu doğal şekilde etkileyerek denge, kas tonusu ve koordinasyonu geliştiriyor. Atın hareketi, insanın doğal yürüme biçimini taklit eder ve bu sayede tedaviye katılan bireylerin bel ve gövde kaslarını güçlendirirken aynı zamanda sosyal becerilerini de geliştirmelerini sağlar.


Hangi Hastalıklar İçin Etkili?

Hippoterapi ile serebral palsi, travmatik beyin hasarı, Down sendromu, otizm, kas distrofisi, multipl skleroz gibi nörolojik ve ortopedik hastalıkların tedavisinde başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Hippoterapi sadece fiziksel gelişimi desteklemekle kalmaz, aynı zamanda hastaların bilişsel ve psikolojik durumlarına da olumlu etkilerde bulunur.


Eğlenceli ve Etkili Bir Tedavi Yöntemi

Hippoterapi’nin en önemli avantajlarından biri, tedavi sürecinin eğlenceli olmasıdır. Hem çocuklar hem de yetişkinler için uygun olan bu terapi yöntemi, hastaların tedaviye katılımını artırıyor. Fiziksel ve bilişsel terapilerde hızla ilerleyen bir tedavi süreci sağlamak, insanların tedaviye olan ilgisini ve katılımını artırıyor. Tedavi; sosyal ve motor becerilerdeki iyileşmeleri hızlandırıyor.



Fiziksel, Mesleki ve Konuşma Terapilerinde Kullanımı

Hippoterapi, yalnızca fiziksel tedavi değil, aynı zamanda mesleki terapi ve konuşma terapisi alanlarında da etkilidir. Atın hareketleri, motor becerileri ve günlük aktivitelerdeki performansı geliştirirken konuşma terapisi açısından da bilişsel ve motor işlevleri destekler. Hippoterapi, tedavi sürecini hem eğlenceli hem de etkili hâle getirerek hastaların daha hızlı bir iyileşme süreci geçirmelerini sağlıyor.”


Uğur Selin Çelikten | Veteriner Hekim

Yazarın fotoğrafı: Dt. Ebru Küçük Erşan
Dt. Ebru Küçük Erşan
26 Şub 2025
2 dakikada okunur
Diş eksikliklerini iki ana başlık altında incelemek gerekir: azı bölgesindeki diş eksiklikleri ve ön bölgedeki diş eksiklikleri. Özellikle arka bölgede bulunan çok köklü dişlerin kaybı sonrasında, bu bölgelerde kemik kaybı meydana gelir. Arka dişlerin çekimi sonrası, komşu dişler öne doğru devrilebilir veya yatabilir. Bu durum dişler arasında aralanmaya, yiyecek kaçmasına, çürük oluşumuna ve diş eti sorunlarına yol açabilir. Alt çenede oluşan boşluklarda üst diş aşağıya sarkabilir, üst çenede boşluk varsa alt diş yukarıya yükselebilir. Karşı dişin uzaması, boşlukta yapılacak tedaviyi zorlaştırabilir ve tek taraflı çiğneme alışkanlığı diş eti problemlerine sebep olabilir.


Tek diş eksikliğinin tedavisi hastanın yaşına ve ihtiyaçlarına göre belirlenir. Bazı durumlarda ortodontik tedavi, bazı durumlarda ise implant veya zorunlu hâllerde köprü uygulamaları tercih edilebilir.


Tek Diş Eksikliğinin Sebepleri

  • Diş Çürüğü: Sürekli olarak şekerli ve asitli gıdaların tüketimi, zararlı bakterilerin dişlerde çoğalmasına ve çürük oluşumuna neden olur. Bu çürükler zamanla diş kaybına yol açabilir.

  • Travma: Ağız ve dişlerde meydana gelen yaralanmalar diş kaybına sebep olabilir.

  • Kötü Ağız Hijyeni: Yetersiz ağız ve diş bakımı, zararlı bakterilerin diş yüzeyinde birikmesine ve diş çürüklerine neden olur.

  • Genetik Faktörler: Genetik yatkınlık, diş yapısını ve dayanıklılığını etkileyebilir.

  • Diş ve Diş Eti Hastalıkları: Periodontal hastalıklar diş kaybına neden olabilir.

  • Yaşlanma: Yaş ilerledikçe diş yapısı zayıflar ve diş kayıpları görülebilir.



Tek Diş Eksikliğinde Oluşabilecek Sorunlar

  • Diş Fonksiyonlarının Bozulması: Eksik diş çiğneme ve konuşma gibi işlevleri olumsuz etkileyebilir.

  • Diş Şekil ve Pozisyon Değişiklikleri: Eksik dişin çevresindeki dişler zamanla kayabilir veya devrilebilir.

  • Estetik Sorunlar: Özellikle ön bölgede eksik diş, görsel açıdan rahatsız edici olabilir.

  • Çene Problemleri: Tek taraflı çiğneme alışkanlığı çene ekleminde sorunlara yol açabilir.

  • Diş Eti Hastalıkları: Eksik dişin neden olduğu boşluklar, diş eti problemlerini tetikleyebilir.



Tek Diş Eksikliği Tedavi Yöntemleri

  • Köprü Uygulaması: Daha kısa sürede tamamlanabilen, ekonomik ve estetik açıdan tatmin edici bir yöntemdir.

  • İmplant Tedavisi: Eksik dişin olduğu bölgeye implant yerleştirilir. İmplant, komşu dişlere zarar vermeden doğal diş görünümü ve işlevi sağlar. Ayrıca kemik kaybını önler. İmplant konulduktan sonra genellikle belli bir süre iyileşme dönemi beklenir. Önünde ya da arkasındaki dişler sağlamsa bu dişlere dokunulmaz. Dolayısıyla yanındaki dişlerin ömrü daha uzun olabilir ve buradaki boşlukta kemik implantla aktivasyonunu sürdürür ve kemik hücreleri canlılığına devam eder. İyi yapılmış bir implantla buradaki kemik bütünlüğünü uzun vadede korumak mümkündür.

  • Ortodontik Tedavi: Uzun süreli diş eksikliklerinde dişlerin kayması sonucu daralan boşluklar ortodontik tedaviyle açılarak implant için uygun alan oluşturulabilir.


Bu işlemlerde hastanın yaşı, sağlık durumu ve ekonomik koşulları göz önünde bulundurularak uygun tedavi yöntemi belirlenmelidir. Diş kaybı sonrasında zaman kaybetmeden tedaviye başlanması, uzun vadede daha sağlıklı sonuçlar verecektir.


Herkese sağlıklı günler dilerim.

Yazarın fotoğrafı: Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
25 Şub 2025
2 dakikada okunur
Maymun çiçeği (Mpox), tropik yağmur ormanlarının derinliklerinden küresel bir tehdit hâline gelen, ender rastlanan bir zoonotik hastalıktır. 2022 yılında, 116 farklı ülkeden gelen vaka bildirimleriyle dikkatleri üzerine çeken bu hastalık, Dünya Sağlık Örgütü’nün “Halk Sağlığını Tehdit Eden Acil Durum” ilan etmesine yol açtı. Mpox, sadece bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp tüm dünyayı etkileyen bir halk sağlığı meselesine dönüşmüş durumda.


Epidemiyolojik Veriler

2022-2024 arasında toplam 99 bin 176 laboratuvar tarafından doğrulanmış mpox vakası ve 208 ölüm rapor edilmiştir. Vakaların yüzde 19’u Amerika kıtasından, yüzde 11’i ise Avrupa bölgesinden bildirilmiştir. Çoğunlukla Afrika bölgesinde görülse de uluslararası seyahat ve diğer faktörler hastalığın farklı kıtalara yayılmasına neden olmuştur.


Bulaşması ve Semptomlar

Maymun çiçeği virüsü, bir orthopoxvirüs türüdür ve insanlara genellikle enfekte hayvanların kanı, vücut sıvıları, deri ya da mukoza lezyonlarıyla temas yoluyla bulaşır. Ayrıca insandan insana bulaşması, yakın temas (ten teması dahil) veya vücut sıvıları aracılığıyla gerçekleşebilir.


Hastalığın kuluçka süresi genellikle 6-14 gün arasında değişmekle birlikte, 1-21 gün arasında da gözlemlenebilir. Belirtileri şunlardır:

  • Ağrılı deri döküntüleri

  • Lenf bezlerinde büyüme

  • Ateş

  • Şiddetli baş ağrısı, kas ağrıları ve yorgunluk


Cilt döküntüleri makül (düz tabanlı), papül (kabarık, sert ve ağrılı), vezikül (berrak sıvı dolu) ve püstül (irin dolu) şeklinde ilerler. Hastalık genellikle 2-4 hafta süren semptomlarla sınırlı kalır. Ancak çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve kronik hastalar için daha ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.



Tedavi ve Korunma

Hastalığın tedavisinde bazı antiviral ilaçlar etkili olabilir. Bununla birlikte, tedavi genellikle semptomları hafifletmeye ve komplikasyonları önlemeye yöneliktir.


Korunma Yöntemleri:

  • Hasta kişilere ve kontamine olmuş eşyalarına doğrudan temastan kaçınılmalıdır.

  • Hasta bakımında eldiven ve maske gibi kişisel koruyucu ekipman kullanılmalıdır.

  • Toplum farkındalığı artırılmalı ve sağlık çalışanlarının eğitimi sağlanmalıdır.

  • Henüz mpox için özel bir aşı geliştirilmemiştir. Ancak çocukluk döneminde çiçek aşısı olan bireylerin bir miktar çapraz koruma sağladığı düşünülmektedir.



Seyahat ve Risk Yönetimi

Mpox, özellikle uluslararası seyahatlerde dikkat edilmesi gereken bir hastalıktır. Seyahat edenlerin, gidilecek ülkenin sağlık koşullarını dikkate alması ve bilinen risklere karşı önlem alması önemlidir. Bu kapsamda:

  • Olası hastalıklar için aşı olunmalı,

  • Profilaktik ilaçlar kullanılmalı,

  • Dünya Sağlık Örgütü’nün ve T.C. Sağlık Bakanlığı’nın önerileri takip edilmelidir.


Farkındalığın artırılması ve gerekli önlemlerin alınması, yeni pandemilerin önlenmesinde hayati öneme sahiptir. Bulaşıcı hastalıklardan korunmak, sadece bireysel değil, toplumsal sağlık açısından da kritik bir sorumluluktur.


Unutmayalım: Korunmak, yayılmayı önlemek demektir.

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page