top of page

Güncelleme tarihi: 20 Eyl 2024

Ressam Firdevs Ersoy’un 3. kişisel resim sergisi olan “Kuşlar ve Ağaçlar” 19 Eylül Perşembe günü açıldı. Firdevs Ersoy’un dostları ve sanatseverlerin katıldığı Yağhane Ortakent’teki sergi 19 Ekim Cumartesi gününe kadar ziyaret edilebilecek.

Ressam Firdevs Ersoy
Ressam Firdevs Ersoy

Serginin açılışında konuşan Firdevs Ersoy, doğanın kendisine hep huzur verdiğini belirterek şunları söyledi: “Doğayı gözlemlemek, onun döngüsünü takip etmek, izlemek benim için ilham kaynağı ve yaşam kılavuzu olmuştur. Bir ağacın, kuş sesinin, denizin, yağmurun, bir şelalenin ve bir dağın verdiği huzuru, o boyutta hiçbir insan veremiyor insana. Doğanın tasarımı muhteşem! Üretkenliği, çalışkanlığı, çeşitliliği, adaleti, renkleri, doğurganlığı…


Seda Küçük - Firdevs Ersoy - Mustafa Küçük
Seda Küçük - Firdevs Ersoy - Mustafa Küçük

Bu tasarımın içinde beni en çok etkileyen ağaçlar ve kuşlar olmuş ki resimlerimi yaparken fırçamın çizgisi bir ağaç ile başlayıp kuşlarla sonlandı. Gençlik yıllarımda okuduğum Richard Bach’ın çok sevilen kitabı Martı Jonathan Livingston büyüme çağımda benim yol haritam oldu ve öyle de devam etti. Hikâyenin kahramanı Jonathan’ın gelişme, öğrenme, özgürleşme tutkusu ve çabası beni adeta büyüledi. Kendime rol model seçtim.


Ağaçlara gelince; Kökleriyle toprağa sıkı sıkı tutunmuş ağaçlar, ahlaki etik ve milli değerlerimize sahip çıkmanın önemini hatırlatıyor. Üretkenliği, çeşitliliği ve yaratıcılığı, yeşili, hüznü ve sevinci ile beni büyülüyor. Özgürleşme özlemi ile gökyüzüne uzanan dalları bende kuşların yoruldukları zaman dinlenebilecekleri, sığınabilecekleri bir yuva hissiyatını yaşatıyor. Devrim hocanın atölyesinde tekrar tekrar canlanan rengarenk kuşlar, eskilerin kanaviçeleri ile dünü unutmayıp, bugünü yaşatmayı ve uçak fobisi olan bana uçabileceğim yarını hayal ederek tuval üzerinde bir gerçeklik yaşatıyor.”



Ressam Firdevs Ersoy
Ressam Firdevs Ersoy

Hülya Polat’ın Gözünden Firdevs Ersoy

“Firdevs’i tanıdığımda, çok iyi tenis oynayan, emekli bir öğretmendi. Düşüncelerini aldığı notlar aracılığıyla insanlarla paylaşırdı. Gazete ve dergilerde yazıları yayımlandı. ‘Yeni Bir 365’ adında 2014 yılında bir kitabı çıktı. Sonra çini boyamaya geçti ve birbirinden güzel Anadolu’nun tarihi çinilerini, çok ince işçilik gerektiren el emeği, göz nuru dökerek tükenmez bir sabırla ve titizlikle tekrar canlandırdı. Bir müddet sonra ham seramik üzerine var olan deseni boyama ona yetmemeye başladı. Kendi rengini, dokusunu, desenini taşıyacak ürününü tasarlayıp üretebilmek için toprağın, çamurun içine daldı. Beylerbeyi Olgunlaşma Enstitüsü’nde seramik eğitimini tamamlayıp ürettiği toprak objelere kendi şekillerini çizdi, kendi renklerine boyadı.


Firdevs, kendisinin bile farkında olmadığı içindeki barajın kapağını açmış senelerdir biriktirdiği yaşanmamışlıkları, özlemleri, tutkuları serbest bırakmıştı. Seramik ve çini eserleriyle 2018 yılında Üsküdar Kuzguncuk’ta Kelimet Sanat Galerisi’nde ilk kişisel sergisini açtı. 2019 yılında yine aynı sanat galerisinin Kadıköy’deki salonlarında karma sergiye katılarak eserlerini sanatseverlerle buluşturdu


Sanat eğitimi almadığı hâlde, yeteneğinin verdiği güç ve cesareti, aşkla birleştirerek başka bir boyuta taşıdı. Sanatçının yaratma gücünü ateşleyici, her izleyenin eserlerine farklı bakışını katacağı anlam ve derinliğin çoğalması ile dünyayı güzel kılacak gözlerdir. Firdevs, eserlerini Beykoz Acarkent Collezium’da açtığı sergi ile sanatseverlerle tekrar buluşturdu.


Firdevs’in kusursuz çizgileri onu Devrim Erbil’in atölyesine götürdü. Gönüllü olarak başladığı çalışmalar Devrim Hoca’dan övgüler aldı. Firdevs’in öğretmenlikten gelen disiplini, şefkati, dinleyen sakin tavrım, onu gençlerin çalıştığı atölyenin ayrılmaz parçası hâline getirdi. Halen Devrim Erbil’in atölyesinde asistan olarak üretmeye devam ediyor.”

 



 

  • Yazarın fotoğrafı: Melis Tutan
    Melis Tutan
  • 28 Ağu 2024
  • 1 dakikada okunur
Bu topraklarda kadın olmanın en acı yanını yaşayan, güzeller diye anılıp adları bilinmeyen kadınların hikâyeleri anlatılıyor Servi Nine ve Üç Güzeller’de. İsim isim öğreniyoruz güzelleri… İthaki Yayınlarıdan 2022’de çıkan Servi Nine ve Üç Güzeller, 2023 Duygu Asena Roman Ödülü’nü kazanmış. Seçici kurulun açıklaması şöyle: “Hikâye anlatıcılığında gösterdiği ustalık, Türkçe kullanımındaki yetkinliği, yoğun gerçeklik duygusu, bu topraklarda yüzlerce yıldır kadına ve doğaya uygulanan şiddetin değişmediği gerçeğini İstanbul’daki küçük bir park üzerinden anlatmadaki mahirliği ve kadının adını bulabilmesi, var olabilmesi için sunduğu önermeler gerekçesiyle oy çokluğu ile Arlin Çiçekçi ödüle değer görülmüştür.”


Kendisi ile yapılan bir röportajda şöyle diyor Arlin Çiçekçi: “Servi Nine, tarihi bir vakadan esinlenerek hayal ettiğim bir karakter. Tarihimizde ölümü soruşturulup ‘cinayet’ olarak kayda geçirilen ilk kadından bahsediyorum. Fakat adı maalesef kayıtlarda yok. Yani 1702’de de kadının adı yok. Yöresel efsanelerde de kadının adı önemsenmemiş, ‘güzeller’ denilip geçilmiş. Bu romanda, o kadınlara bir ad verdim.”



Doğumu sırasında annesini yitiren Suna’nın öyküsünü anlatan Servi Nine ve Üç Güzeller kitabı, hikâyesinin yanı sıra sımsıcak bir baba kız sevgisi ile de okuyucuyu sarmalıyor. Sevginin kuşaktan kuşağa aktarılışını görüyoruz kahramanlarında. Kitap bir yandan bu topraklarda adı geçmeyen kadın kahramanların hazin hikâyelerini anlatırken bir yandan da baba sevgisinin ve şefkatinin iyileştirici, yaşama bağlayıcı gücünü gösteriyor.


Suna’nın aşk öyküsü, kendisini hor gören eşi için “imanımı kırdı” diye bahsedecek kadar saf, duru. Sevgisiz büyüyen bir oğlan çocuğunun maalesef sevmeyi bilmediğini, sevemediğini gösteriyor eşi Suna’yı hor görüşlerinde. Sevginin ne demek olduğunu bilen Suna da buna boyun eğmiyor ve kendi ayakları üzerinde duruşu ile başlıyor hikâyesini yazmaya.


Su gibi akıp giden bir kitap Servi Nine ve Üç Güzeller.


İyi okumalar!

  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 20 Ağu 2024
  • 2 dakikada okunur
Türk pop müziğinin son dönemdeki en büyük hitlerine imza atmış olan ve bu şarkıları pop starlara söyleten Ersay Üner, ikinci albümü ‘Taverna’ ile yorumculuktaki iddiasını da kanıtladı. Yedi taverna klasiği ve Ersay Üner’in yeni şarkısı ‘Sevme’den oluşan albüm kısa sürede listelerde üst sıralara tırmandı. Meğerse bu müziği çok özlemişiz…


Dinleyicinin bu tarzı bu kadar çabuk kucaklamasını bekliyor muydunuz?

Hissediyordum ama bu kadar hızlı anlayacaklarını tahmin etmiyordum. Dinleyici samimiyetimi algılamış ve tavernayı özlemiş demek ki...


Bu fikir aklınıza nereden geldi?

Kariyerim boyunca hep farklı olanı aradım. Taverna her zaman aklımda olan bir şeydi. Çünkü ben bu işe taverna ve pavyonlarda başladım. O kültürü çok iyi biliyorum. Vakti bu zamanmış.



Tavernanın popüler olduğu dönemde bu müzikle ilgili deneyiminiz nasıldı?

Nejat Alp, Ferdi Özbeğen, Ümit Besen, Atilla Kaya dinlerdim. Hatta İstanbul’a ilk geldiğim dönemde Udi Sami Çelik’in arkasında çıkar, taverna yapardık. Mercan Restoran’da Arif Susam çıkardı, onu dinlemeye giderdik.


Eski şarkıları modern aranjeleri ile dinlemek çok keyifli. Nasıl bir çalışma sonucu ortaya çıktı?

Orijinal duygusunu kaybetmemesi için hücum kayıt yaptık. Yani parçaları baştan sona canlı kaydettik. Ufak tefek hataları da bıraktık. Zaten benim için taverna ruhu önemliydi.


Şarkı seçimindeki kriteriniz ne oldu?

Ses rengime, duyguma yakışan ve o dönemden en çok hatırımda kalan şarkıları seçtim. 80 şarkı arasından sadece yedi şarkı seçerken oldukça zorlandım.


Perde arkasında olmakla sahneye çıkmak arasındaki fark ne? Sahne daha zor olabilir mi?

Tam tersi, sahne benim için çok kolay ve çok seviyorum. Çünkü çocukluğumdan beri oraya aitim. Bestecilik, söz yazarlığı ve prodüktörlük kısmı başka bir yaşam, başka sorumluluklar tabii. İkisinin dengesini korumaya çalışıyorum.


Yazdığınız her şarkıda “Bu hit olur” hissi yaşıyor musunuz?

Her şarkı kafamın içerisinde hayal dünyamda başlıyor. Bazen bir melodi bazen bir söz. Mutlaka bir hikâye anlatması gerekiyor. Bana kalırsa hepsi güzel ama hit olup olmadığını solistle buluştuktan sonra hissediyorum. Solist de aynı şeyi hissederse “evet” diyorum.




Başkalarına verdiğiniz hit olmuş şarkılarınızdan kendinizin seslendirdiği bir albüm yapmayı düşünür müsünüz?

Büyük ihtimalle yapabilirim.


Hit adayı şarkılar için astronomik bedeller talep edildiği doğru mu?

Rolls Royce’a da binebilirsin, ikinci el bir binek arabaya da. Ama ilkini istiyorsan bedelini ödersin. Her şeyin kendine göre bir pahası var ve bunun astronomik olup olmadığına biz karar veremeyiz.

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page