top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Oğuz Ateş
    Oğuz Ateş
  • 12 Oca 2024
  • 6 dakikada okunur
Türkiye’nin tartışmasız en önemli turizm markalarından biri olan Bodrum; küresel iklim değişikliğinin yanısıra sıcak ve kurak iklimi nedeniyle ne yazık ki sık sık yangınlarla gündeme geliyor. İşte bu nedenle Bodrum’da yaşayanlar için bahçelerinde yetiştirilebilecek ağaçlar hem estetik hem de yangın güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Bu sayımızda, Bodrum’da yangına sebep olan ve yangını önleyen ağaçları ele alacak ayrıca Bodrum’daki evlerin peyzajnda kullanılabilecek ağaçlar hakkında detaylı bir rehber sunacağım.



Bodrum’un sıcak ve kuru iklimi, birçok ağaç türünün burada mükemmel bir şekilde yetişmesine olanak tanır. İşte Bodrum’da yetişen ağaçlardan bazıları.


Güzelliğin ve Bereketin Sembolü Zeytin

Özellikle Akdeniz bölgesinde yaygın olarak yetiştirilen ve binlerce yıldır insanlar için besin kaynağı olarak kullanılan muhteşem bir bitki olarak bilinir. Zeytin ağacı, sadece meyvesi olan zeytinlerin lezzetli yağı için değil aynı zamanda kültürel ve tarihi önemi nedeniyle de öne çıkar. Her daim yeşil ve uzun ömürlü bir ağaçtır. Genellikle 4-10 metre yüksekliğe ulaşabilen bu ağaçlar; küçük, gümüşi-yeşil yapraklara sahiptir. Zeytin meyveleri, yeşil ve siyah olmak üzere iki ana renkte gelir. Zeytinler, özel işlemlerden geçirilerek zeytinyağı üretiminde kullanılır.




Zeytin ağacı ve zeytinler, tarih boyunca insanlar için büyük bir öneme sahip olmuştur. Antik Mısır’dan Roma İmparatorluğu’na ve Akdeniz bölgesinin diğer bölgelerine kadar, zeytin ağacı ve zeytinler zengin bir tarih ve kültürel mirasa sahiptir.


Zeytin ağaçları, Akdeniz iklimi gibi belirli iklim koşullarına ihtiyaç duyar. İyi drenajlı topraklarda ve güneş ışığına maruz kaldığında en iyi sonuçları verirler. Zeytinler, genellikle sonbaharda hasat edilir. Hasat sonrası zeytinler özel işlemlerden geçirilir ve zeytinyağı üretimi için kullanılır.


Zeytinlerden elde edilen zeytinyağı, dünya genelinde çok çeşitli yemeklerde ve yemek pişirme işlemlerinde kullanılır. Zeytinler ve zeytinyağı, sağlık açısından birçok fayda sunar. Zeytinyağı, çoklu doymamış yağlar açısından zengindir ve kalp sağlığını koruma konusunda olumlu etkilere sahiptir. Aynı zamanda antioksidanlar bakımından zengin olup kansere karşı koruyucu özellikler gösterebilir. Zeytin; lif, E vitamini ve mineraller açısından da zengindir. Zeytinyağı ayrıca cilt bakım ürünlerinde ve sabun yapımında da kullanılır. Zeytin ağacı, sadece lezzetli zeytinlerin ve zeytinyağının kaynağı olarak değil, aynı zamanda kültürel mirasımızın bir parçası olarak da önemlidir. Zeytin ağacı, bereket, sağlık ve barışın sembolü olarak binlerce yıldır insanlar için anlam taşıyan bir bitki olmuştur. Ayrıca, zeytinyağı sağlığa faydalı özellikleri ile popülerliğini korumaktadır ve dünya mutfaklarında vazgeçilmez bir bileşen olarak kullanılmaya devam etmektedir. Zeytin, lezzet ve sağlık dolu bir hazine olarak hayatımızın bir parçasıdır.





Akdeniz’in Tatlı Hazinesi Mandalina

Mandalina, turunçgiller ailesine ait bir meyve olup, tatlı ve taze tadıyla bilinir. Bodrum Mandalinası ise özellikle Bodrum ve çevresinde yetiştirilen özel bir mandalina çeşididir. Kökeni Antik Roma’ya kadar uzanır. Ancak, bu özel mandalina çeşidi özellikle Bodrum ve Ege bölgesindeki iklim koşullarında mükemmel bir şekilde yetiştiği için bu bölgelerde popülerdir. Bölgenin tarım ve ticaretinde önemli bir rol oynar. Küçük ve portakal rengindeki meyveleriyle tanınır. Kabuğu ince ve kolayca soyulabilir. Mandalina dilimlerinin içi sulu, tatlı ve hoş bir aromaya sahiptir. Bodrum mandalinası, Akdeniz iklimine ve iyi drenajlı topraklara ihtiyaç duyar. İyi bir sulama ve bakım gerektirir. Yetişme süreci sırasında dikkatli bir şekilde kontrol edilir ve olgunlaştığında hasat edilir. Bodrum mandalinası hasat edildikten sonra hızla pazara ulaştırılır ve taze olarak tüketilir veya mandalina suyu üretiminde kullanılır. Tatlı ve ekşi dengesinin mükemmel bir şekilde yakalandığı lezzetli bir meyvedir. Mandalina dilimlerinin aroması tatlıdır ve çiğnendiğinde ferahlatıcı bir tada sahiptir. Bu özel mandalina, tatlılık ve taze aroma arayanların favorisi olmuştur.



Bodrum mandalinası, taze tüketimin yanı sıra mandalina suyu üretiminde de sıkça kullanılır. Ayrıca tatlı ve pastaların lezzetli bir bileşeni olarak kullanılır. Mandalina kabuğu ayrıca çeşitli mutfak tariflerinde ve kokulu yağların üretiminde de kullanılır. Lokum, reçel, dondurma hatta muhteşem kokusu ile kolonyası da yapılmaktadır.















Ekşi Aromalı Limon

Limon, turunçgiller ailesine ait bir meyve olup taze tadı ve ekşi aromasıyla bilinir. Bodrum limonu ise özellikle Bodrum ve çevresinde yetiştirilen özel bir limon çeşididir. Limon, tarih boyunca ticaret yolları üzerinde önemli bir ürün olmuştur. Bodrum limonu da bu ticaretin bir parçası olarak bilinir. Özellikle Bodrum ve Ege bölgesi iklim koşulları, bu özel limonun başarılı bir şekilde yetiştirilmesini sağlar.





Bodrum limonu, Akdeniz iklimi gibi belirli iklim koşullarına ihtiyaç duyar. İyi drenajlı topraklar, güneş ışığı ve ılıman hava koşulları, limon ağaçlarının sağlıklı büyümesi için gereklidir. Özellikle yeşil ve sarı kabukları, su dolu, ekşi meyveleriyle tanınır. Kabuğu ince ve kolayca soyulabilir. Limon dilimlerinin ekşi tadı, yemeklere ve içeceklere benzersiz bir lezzet katar. Ayrıca limon suyu, tatlılarda ve salatalarda tercih edilen bir bileşen olarak kullanılır. Bodrum limonu, ekşi ve taze bir meyve olarak bilinir. Limonlar, C vitamini ve antioksidanlar açısından zengindir. Bu nedenle bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca limon suyu, sindirim sağlığını destekleyebilir ve cilt bakımında kullanılır.


Asya’dan Bodrum’a Ilgın Ağacı

Ilgın ağacı, genellikle “Japon akçaağacı” veya “Çin akçaağacı” olarak da adlandırılır.

Bu ağaç türü, özellikle Asya kökenli olup Japonya ve Çin gibi bölgelerde doğal olarak yetişir. Ancak, dünya genelinde pek çok bölgelerde süs ağacı olarak yetiştirilmektedir. Ilgın ağacı, yaprak döken bir ağaçtır ve tipik olarak 10-15 metre yüksekliğe ulaşır. Yaprakları bitki için karakteristik olan mavi-yeşil renkte ve bileşik yapılıdır. Çiçekleri gösterişli ve sarı renklidir, bu nedenle süs ağacı olarak popülerdir. Ilgın ağacı, yaz mevsiminde çiçeklenir.Çiçekler, yoğun bir şekilde açar ve ağacın görünümünü süsler. Görsel anlamda çekici bir süs ağacı olarak kullanılır. Özellikle parklar, bahçeler ve cadde süslemelerinde tercih edilir. Ayrıca Ilgın ağacı, odun üretimi ve geleneksel tıp uygulamalarında tohumları için de kullanılır.


Ilgın ağacı, uzunca bir baklaya benzer meyveler taşır. Bu meyveler, ılgın meyvesi olarak adlandırılır ve sarı renkte olup tohumlar içerir. Ilgın meyvesinin tohumları geleneksel Çin tıbbında kullanılmıştır. Tohumlar, özellikle öksürük ve astım gibi solunum problemlerini hafifletmek için ve bazı sindirim sorunlarına karşı kullanılmıştır. Ilgın ağacı, bitki örtüsünün korunmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca böcekler için besin ve barınak kaynağı olabilir. Ancak bazı bölgelerde bu tür böceklerin istilacı olarak yayılmasından kaynaklı ekosistemlere olumsuz etkileri de olabilir.


Çam Ormanları ve Kozalaklar

Bodrum’da çam ağaçları da bol miktarda bulunur. Hem görsel açıdan güzel hem de odun ve çam kozalağı üretimi için önemlidirler. Çam ağaçları, Bodrum’un manzarasını süsler ama aynı zamanda kozalakları nedeniyle yangınların hızla yayılmasına neden olurlar.





Yangına Dirençli Ağaçlar

Bodrum gibi yangın riskinin yüksek olduğu bölgelerde, yangını önlemek ve yangın güvenliğini artırmak amacıyla bazı ağaç türleri seçmek önemlidir. Bu ağaçlar, yangınla mücadelede yardımcı olabilir ve yangının hızla yayılmasını engelleyebilir. İşte Bodrum ve benzeri bölgelerde yangını önlemek için dikilebilecek bazı ağaç türleri.


  • Kızılçam, yangına dayanıklı bir ağaç türüdür ve yangın kontrolüne katkı sağlar. Ayrıca bodur çeşitleri bahçe ve peyzaj için de uygundur.

  • Mürver ağacı, hızlı büyüyen bir ağaç türüdür. Dikildiği bölgelerde toprak erozyonunu önler ve kuraklık toleransı gösterir.

  • Karaçalı ağacı, bodur bir ağaç türüdür, kuraklık koşullarına dayanıklıdır. Ayrıca çiçekleri ve meyveleri ile görsel olarak çekici bir bitkidir.

  • Lavanta bitkisi, yangın önlemede kullanılabilecek bir bitki türüdür. Yangın alanlarına yakın bölgelerde lavanta yetiştirmek, yangın riskini azaltabilir.

  • Sedum bitkileri, kurak koşullara dayanıklı olup toprak erozyonunu önler. Yangın alanlarında toprak tutucu olarak kullanılabilir.

  • Yaprak dökmeyen meşe ağaçları, Bodrum ve benzeri bölgelerde yangına dayanıklıdır. Aynı zamanda ekosistem için önemli bir role sahiptir.

  • Zeytin ağacı, yangın direnci ve kuraklık toleransı gösteren bir ağaç türüdür. Yangın alanlarının sınır bölgelerinde dikilmek üzere tercih edilebilir.


Yangın önleme amacıyla bu ağaçları dikmeden önce yerel yangın güvenliği yönetmeliklerini ve tavsiyelerini incelemek önemlidir. Ayrıca ağaçlarınızı düzenli olarak bakımlı ve sağlıklı tutmak, yangın kontrolüne katkı sağlar.





Yangını Körükleyen Ağaçlar

Bodrum gibi sıcak ve kurak iklimlere sahip bölgelerde yangını arttıran bazı ağaç türleri bulunmaktadır. Bu ağaçlar, yangın riskini artırabilir çünkü genellikle kurur, hızla yanar veya yangının yayılmasına katkıda bulunur.

  • Akçaağaç, özellikle kuru dönemlerde yapraklarını döken ve kolayca kuruyan bir ağaç türüdür. Kuruyan yapraklar, yangın riskini artırabilir.

  • Çam ağaçları, kurak ve sıcak iklimlerde yaygın olarak bulunan ağaçlardır. Bununla birlikte, bazı çam türleri reçineli iğneler taşıdığından yangına daha fazla yakıt sağlayabilirler. Kozalakları aşırı ısıdan mermi gibi fırlayarak yangın alanını kısa süre içerisinde büyütebilmektedir.

  • Selvi ağaçları, genellikle Bodrum ve benzeri bölgelerde süs ağacı olarak yetiştirilir. Ancak bu ağaçlar reçine içerdiği için yangın sırasında hızla alev alabilirler.

  • Akasya ağaçları, hızla büyüyüp dökülen yaprakları nedeniyle yangın riskini artırabilir.


Bodrum’da yangın güvenliği için bazı önlemler alabilir veya uygulamalar yapabilirsiniz. Bahçelerinizde ağaç yetiştirmenin yanı sıra yangın güvenliği için aşağıdaki ipuçlarına dikkat etmek önemlidir. Bahçenizin çevresine yangın kesici şeritler oluşturun. Bu açık alanlar, yangının ilerlemesini engeller. Bahçe ağaçlarınızı düzenli olarak budayın ve kuruyan dalları kesin.


Ayrıca ağaçların altındaki kuru yaprakları temizleyin. Bahçenizde su kaynakları bulundurun. Bu, yangın söndürme için önemlidir. Ailenizle ve komşularınızla bir yangın güvenlik planı oluşturun.


Bu plan, yangın durumunda nasıl hareket edeceğinizi belirler. Eğer ikinci eviniz, yazlığınız veya bahçeniz var ise onun da yangın güvenliği açısından düzenli olarak kontrol edilmesini sağlayın.





Bodrum, doğal güzellikleri ve tarihiyle ünlü bir bölgedir ve bu güzellikleri korumak için yangın güvenliği büyük bir öneme sahiptir. Yangınların Bodrum gibi kurak bölgelerde ciddi bir tehdit oluşturduğunu göz önünde bulundurarak yangın güvenliği önlemlerini artırmak ve yangın kontrolüne dikkat etmek gerekir. Yangın riskini azaltmak için yerel yetkililer ve orman yönetim kuruluşları tarafından belirlenen yangın güvenliği kurallarına uymak önemli. Ayrıca yangın riski taşıyan ağaç türlerini yakın yapı ve alanlardan uzak tutmak da yangın tehlikesini azaltabilir. Yangın tehlikesini azaltmak ve bahçelerinizde görsel güzellik oluşturmak için bu yazım umut ediyorum ki sizlere rehberlik edecektir. Doğayı sev, doğayı koru.

IDEA Universal - Uluslararası Kalkınma ve Çevre Derneği’nde Proje Direktörü olarak çalışan Evrim Aykan, daha iyi bir dünya için harekete geçmenin önemine değiniyor. Kendisiyle gönüllülük yolculuğunu ve Afrika’da sahada çalışma sürecinde yaşadıklarını konuştuk.



Evrim Aykan, IDEA Universal - Uluslararası Kalkınma ve Çevre Derneği’nde Saha Koordinatörü göreviyle Afrika’da birçok akıllı köy projesinin hayata geçmesini sağladı. Gönüllülüğü hayatının merkezine alan yaklaşımıyla suyu ve gıdası olmayan pek çok bölgede sürdürülebilir dönüşüm sağlanmasına yardımcı oldu. Özellikle Afrika gibi zorlu bir coğrafyada projeleri hayata geçirirken güçlü bir bedene ve sağlıklı bir ruh hâline sahip olmak gerektiğinin altını çiziyor ve ekliyor, “Büyük sabır ve adanmışlık gerektiren bir iş yapıyoruz.”


Eğitiminiz endüstri ürünleri tasarımı üzerine, sizi tanıyabilir miyiz?

1980, Artvin doğumluyum. 8 yaşından sonra İstanbul’da büyüdüm. Bütün eğitim ve çalışma hayatım İstanbul’da geçti. 2007 yılında, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden bir Endüstri Ürünleri Tasarımcısı olarak mezun oldum fakat meslek hayatıma bir mekân ve çevre tasarımcısı olarak devam ettim. 2010 yılında, 1 yıl Avustralya’da yaşadıktan sonra geri geldim. Acısıyla tatlısıyla hayatı doya doya yaşamayı, seyahat etmeyi, yeni insanlar, yeni mekânlar görmeyi, yeni deneyimler edinmeyi çok seviyorum. 2017’den beri, bir kalkınma ve çevre derneği olan IDEA Universal’ın Afrika’daki saha sorumlusuydum. 2023 yılının ortalarında ise sahadan biraz çekildim. Fakat hâlâ derneğimizin İstanbul’daki merkez binasında Proje Direktörü olarak görevime devam ediyorum.


Gönüllü olma hikâyesi ve birlikte gelen farkındalık ne zaman nasıl başladı?

2016-2017 yılları arasında geçirdiğim bir buhran beni hayatın içinde yeni anlamlar aramaya itti. Ciddiye aldığım, düzenli gidip geldiğim yaratıcı bir işim vardı. Ürün ve mekân tasarımları yapıyordum. Bazen de küçük hikâyeler tasarlıyordum. Çok okuyor, çok yazıyordum ve her fırsatta geziyordum. Çünkü sahip olduklarım ve yaptıklarım bana yetmiyordu. Sanırım her şeyden önce kendi varoluş kimliğimi tasarlamaya çalışıyordum. Oysaki varoluş tasarlanan bir şey değildi, kendiliğinden oluverirdi. Neydi olamadığım bilemiyorum ama hep bu bir şeyler olma hâli beni çok yoruyordu. Kimseye ne faydası olan ne de zararı olan kendi hâlinde bir hayatım varken bir gün fark ettim ki tıpkı Lalalar’ın şarkı sözlerinde olduğu gibi: “Yalnız ölü balıklar akıntıyı takip ederdi.” Bu farkındalık bana bir kez daha bir şeyleri değiştirmenin vaktinin geldiğini hatırlattı. Bu yüzden konfor alanımdan çıkıp yaşadığım evi, seçtiğim mesleği ve kendimi değiştirdim öncelikle. Eğer ihtiyaç içinde yaşamayacak kadar şanslıysak, ihtiyaç duyan başkalarına yardım etmek doğal bir içgüdüdür. Ben de bu doğal içgüdüyü takip etmeye başladım. Kooperatif yetiştiricilik. Yani sadece anne tarafından değil, baba, büyükanne, büyük dede, kardeş ve diğer aile efradı tarafından elbirliğiyle yetiştirilen insan gibi türlerde, diğerlerini düşünme ve yararlarını gözetme alışkanlığı daha fazla görülüyor. Ben de sekiz yaşına kadar köyde ve kalabalık bir aile ile birlikte büyümüş bir birey olarak koskocaman bir şehrin ve hayatın ortasında yaşadığım yalnızlıktan ve bireyci bencilliklerden sıkılmıştım. Sahip olduğum her şeyden vazgeçebileceğim bir noktaya gelmiştim. Fakat bir zaman sonra fark ettim ki aslında sahip olduğumu düşündüğüm hiçbir şeye aslında sahip değildim. Materyaller dünyası büyük bir illüzyondu. Doğanın kuvveti karşısında yaşayacağımız ufacık bir sarsıntı hayatlarımızı kökten değiştirebilirdi. Bu nedenle “Minimalist” bir çevreci olarak hayatımı yeniden düzenledim. Önce sigarayı bıraktım. Sonra insan bağımlılığı, eşya bağımlılığı, yemek bağımlılığı, fikir bağımlılığı, toprak bağımlılığı derken tüm bağımlılıklarımdan kurtuldum ve en sonunda da her şeyi terk edip yola çıkmaya ve dünyanın herhangi bir yerindeki gönüllü projelerde çalışmaya karar verdim. Fakat tek başıma yapacağım bu yolculuğun ne zaman ve nereye evrileceğini planlamamıştım.

IDEA Universal ile yollarınız nasıl kesişti?

Ben Türkiye’deki STK’ları araştırırken IDEA Universal’ı internette gördüm. O zamanlar ‘volunteering/gönüllülük’ vurgusu daha baskındı web sitelerinde. İsminin anlamını ve açılımını bilmeden bende yarattığı düşünce; evrensel bir fikre ve iyilik yapma hareketine gönüllü olarak

katılabilecek bir networke sahip oldukları idi. Bu yüzden büyük bir merak içinde ‘o’ evrensel fikrin ne olduğunu öğrenmek için peşlerine düştüm. Uzunca bir süre sosyal medya hesaplarını takip ettim. Hayri Dağlı’nın 2017’de İstanbul’da düzenlediği ya da davet edildiği her konferansa ve seminere katıldım. Bir yıllık takip ve araştırmadan sonra ‘gerçekçi, yenilikçi ve dürüst bir politika’ izlediklerine ikna olup onların gönüllü ekibine katılmaya karar verdim ve Hayri Dağlı’ya mail attım. Uzunca bir süre yanıt alamadım. Fakat vazgeçmedim ve sanırım o da benim kararlı olduğumu görünce bana olumlu bir dönüş yaptı. Bir önceki sorunuzda cevaplamaya çalıştığım farkındalık süreci aslında benim yolumu IDEA Universal ile kesiştirdi. Kendimi yaratma sorumluluğu ve varoluşsal sorunlarım beni bu arayışa itmeseydi belki de hiç Hayri Dağlı ile tanışmayacak ve yolum hiç Afrika’ya düşmeyecekti.


Neden Afrika ve neden özellikle temiz su projeleri?

Ben derneğin gönüllü ekibine katılmaya karar verdiğim sırada İstanbul’daki evimi kapatıp yola çıkmak için hazırlıklara başlamıştım fakat bu seyahatin nereden başlayacağı kararını henüz

vermemiştim. Hayri Dağlı eğer beni gönüllü ekibine kabul ederse o anda o neredeyse ben de seyahatime oradan başlamalıyım diye düşünmüştüm. Ve öğrendim ki o sırada Hayri Dağlı Tanzanya’da projeler yürütüyordu ve beni ekibe birkaç aylığına kabul etmişti. Ben de bunun üzerine planlarımı Afrika üzerine yaptım. Ve o günden sonra da Afrika benim miladım oldu. Suya erişme ya da temiz suya erişme problemi özellikle Afrika’daki en ciddi sorunlardan biri. Afrika’ya yardım etmek için nereden başlarsanız başlayın, eğer bu temel problemi çözmezseniz yaptığınız hiçbir yardım, hiçbir çaba işe yaramayacaktır ya da geçici çözümler olarak kalacaktır. Oysaki bu temel sorunu çözdüğünüzde, bu çözümle beraber gelen diğer değişimler Afrika insanın hayatını kökten ve kalıcı olarak değiştirip, dönüştürüyor. Suya kavuşan bir topluluk öncelikle sağlık problemlerinden kurtulur, sonrasında tarım yapma şansı elde eder ve gıdaya erişim probleminden kurtulur, su bulabilmek için harcadıkları (güneşin altında minimum günde 4-5 km yürüyorlar su kaynağına erişebilmek için) zamanı ve enerjiyi onlara geri kazandırırsınız. Bu yüzden IDEA Universal’in temiz su projeleri hayati bir öneme sahiptir ve ben de bu vesileyle bu projelerin içinde yer almaktan her zaman onur duydum.



Özellikle sahada çalışırken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Büyük sabır ve adanmışlık gerektiren bir iş yapıyorum. Güçlü bir bedene ve sağlıklı bir ruh hâline sahip olmanız gerekiyor. Evinizden, ailenizden, dostlarınızdan çok uzakta ve size tamamen yabancı, unutulmuş coğrafyalarda daha adaletli bir dünya için çalışıyorsunuz. Biyolojik olarak ağır iklim koşullarına ve yeme alışkanlıklarına adapte olmanız gerekiyor. Dinlerine, dillerine, yaşam biçimlerine saygı duymanız gerekiyor. Çalışma sisteminize sadık ve disiplinli olmanız gerekiyor. Çalıştığınız kurumun manifestosundan ve prensiplerinden ödün vermemeniz gerekiyor. Derneğe yapılan bağışların doğru zamanda, doğru yerlere ve doğru şekilde ulaşmasını sağlamak başlı başına en büyük sorumluluğunuz. Beraber çalışmak zorunda olduğumuz devlet kurumlarının ya da tedarikçilerin hantallığı ve yetersizliği en büyük sorunlardan biri. “Beyaz bir kadın” olarak Afrika’da varlık göstermenin problemlerini de göreceli olarak ister ilk sıraya isterseniz son sıraya koyabilirsiniz.



Hiç korktuğunuz ya da boşa kürek çektiğinizi düşündüğünüz oldu mu?

Yollar! Afrika’da tır ve kamyon şoförleri hiçbir kurala uymuyorlar ve çılgınca araç kullanıyorlar. Araba tamirleri ve hatta hiçbir şeyin tamiri doğru düzgün yapılmıyor bu ülkede. Siz ne kadar dikkat ederseniz edin, karşı tarafın dikkatsizliği ve umursamazlığı yüzünden trafik kazaları beni en çok korkutan şeylerden biri. Bunun dışında korktuğum bir şey olmadı. Boşa kürek çektiğimi ise hiçbir zaman düşünmedim. Elbette bazen enerjimin düştüğü ve yorgun hissettiğim zamanlar oluyor, özellikle devlet kurumlarının umursamazlığını ve gelir adaletsizliğinin en büyük yaşandığı bölgelerdeki sefaleti görünce çaresiz gibi hissediyorum fakat ne zaman ki bir köyü suya kavuşturup hep beraber danslar edip şarkılar söylüyoruz ve sonraki süreçlerde toplulukların nasıl iyileştiğini ve yaptığımız işlerin topluluklara ne büyük faydalar getirdiğini görüyorum o zaman tüm zorlukları unutuyorum. Böyle günlerde enerjimi ve umudumu geri topluyorum.


En büyük motivasyon kaynağınız ne oldu?

En büyük motivasyonum “çocuklar”. Çok masum ve çok saflar. Bu coğrafyalarda onlarla iletişim kurabileceğim hiçbir dili bilmiyorum. Genellikle kendi kabile dillerini konuşuyorlar fakat sevgi dili tüm engelleri kaldırıyor. Çocukları kandıramazsınız, onlara rol kesemezsiniz. Çünkü onlar her şeyi tüm saflığıyla görür ve hissederler. Sizi sever ve ilginç bulurlarsa hiçbir çıkar ve beklentileri olmadan sizinle bağ kurarlar. Onlarla beraberken çok mutlu oluyorum. Bir de temiz suya kavuştukları “o ilk an” benim en büyük motivasyonum. Çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı hepsinin gözlerinde aynı ışıltıyı ve dayanışmayı görüyorum.


Duygusal tatmini en çok ne zaman hissettiniz?

Daha önceki yıllarda gönüllü olduğum dönemde, Tanzanya’da bir köyü ziyaret etmiştim ve oradaki temiz su projesini oranın devlet politikaları yüzünden hayata geçirememiştik. İlk ziyaretimde Anotolia isimli yaşlı bir teyze yaşadıkları su sıkıntısı yüzünden çok sitem etmişti ve “Siz de politikacılar gibi gelip bize söz verip hiçbir şey yapmadan gideceksiniz değil mi?” diye haykırmıştı. Ben ne dediğini öğrendiğimde onu sakinleştirmek için ama aslında kendimi sakinleştirip ağlamamak için ona sımsıkı sarılmıştım. Ona hiçbir söz vermedim o gün ama kendime bir söz verdim; gücüm yettiğince ihtiyacı olan herkese elimden geleni yapacağım ve asla pes etmeyeceğim dedim. Bu sabrın sonucunda Anatolia ile geçen yıl yollarımız tekrar kesişti ve sonunda onun da köyüne temiz su ulaştırabildik. O zaman duygusal bir rahatlama ve tatmin yaşamıştım. Anatolia teyzeyi ve bana yaşattığı bu hissi hiç unutmuyorum bu yüzden.


Pandemiyi Afrika’da geçirmek nasıldı?

Pandemi başladığında İstanbul’daydım fakat pandemi başladıktan 6 ay sonra Hayri, Tanzanya’da bir saha görevlisine ihtiyacı olduğunu söyledi ve benim de koşullarım o an tam olarak bu göreve uygun olduğu için işi kabul ettim. Çalıştığım tasarım ofisi pandemi sürecinden dolayı kapanmak üzereydi ve ben de bu bunaltıcı süreci Türkiye’de geçirmek istemiyordum. Riskliydi ve zordu elbette bu kararı almak fakat Tanzanya ile ilgili birçok deneyimim vardı ve orayı çok seviyordum. Tanzanya hiçbir zaman sınır kapılarını kapatmadı. Pandemi ile ilgili izlediği politika tüm dünyanın tersine idi fakat her şeye rağmen pandemi süreci orada çok hafif geçti. Ve tam tersine ben kendimi orada dünyanın herhangi bir yerinde hissedebileceğimden çok daha güvende ve mutlu hissettim.


Tüm bu süreç size neler öğretti ve nasıl bir kadına dönüştürdü?

Çok güçlendim. Ama maskülen bir güçten bahsetmiyorum. Kırılgan ve savunmasız olmayı kabul etmenin getirdiği bir güç bu. Birbirimize ne kadar ihtiyacımız olduğunu kabul etmenin getirdiği bir güç. Çünkü birlikte çok güçlüyüz. Benim sahadaki faaliyetlerimin başarıya ulaşması için arka planda da muhteşem bir ekip çalışıyor. Bu birlikteliğin kuvveti dünyayı değiştirmeye yetiyor. Fakat bu değişimin her şeyden önce kendimizden başlaması gerektiğini öğretti bana bu süreç. Kendine ve başkalarına karşı çok daha şefkatli olmayı öğrendim. Esnemeyi, toleranslı olmayı fakat öz-değerimden ödün vermemeyi öğrendim. Sadeleştim, özgürleştim. Tam anlamıyla; ruhuyla, fikriyle, bedeniyle özgür ve korkusuz bir kadına dönüştüm. Daha doğrusu korkularıma rağmen, korkularımla beraber özgürleştim. Özgürleşirken yaşadığım hayatı ve bu gezegeni daha çok sevdim. Dünyayı birçok konumdan, birçok farklı rotadan, birçok hâliyle görme şansım oldu. Gezegen senden, benden farklı bir şey değil, benimle beraber nefes alan bir organizma. Bu yüzden göbek bağıyla bağlıyız birbirimize. Bu kadim bilgiyle devam ediyorum artık hayatıma.



Daha iyi bir dünya için hayal kuran fakat nereden başlayacağını bilemeyenler için tavsiyeleriniz neler olur?

Sadece hayal kurmayın! Harekete geçin! Benim hayatın içinde bu kadar çok yol almamın tek nedeni “eylem” insanı olmam. Yola çık, harekete geç arkadaşım! Ne olur en fazla? Denemekten asla korkma! En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir bana göre. Bu yüzden arada kalmaktan, fikirler, hayaller, insanlar ve mekânlar arasında sıkışıp kalmaktan hoşlanmıyorum. Bir de dünyayı değiştirmek ne haddimize! Öncelikle memnun olmadığın kendini bir değiş önce, gerisine bakarız. Çünkü sen değişirsen dünya değişiyor. Sen iyi olursan dünya daha iyi bir yer olur. İnan buna! Kendini besle, ruhunu besle, aklını besle. Ama tüketme! Öğren, çok öğren, çok oku, çok gez. Üret ve karşılıksız paylaş elinde olanları. O zaman çoğalıyoruz hayallerimizle beraber.


Bundan sonra ne gibi projelerde yer almayı hedefliyorsunuz?

Hayatı olduğu gibi yaşayıp yolun beni nereye götüreceğini görmek istiyorum. Hayata ve kendime daha çok güveniyorum artık. Beni utandırmayacak ve bıktırmayacak bir noktaya taşıyacağından eminim. Afrika’nın en doğusundan en batısına, Tanzanya, Gambiya, Senegal ve Uganda’da ve Türkiye’de yüzlerce su, tarım ve eğitim projeleri hayata geçirdim. Ömrüm izin verirse bu deneyimi aktarmak ve kalıcı bir şeylere dönüştürmek istiyorum. Elbette yaratmaya, üretmeye devam edeceğim. Belki bir ekolojik çiftlik kurarım, belki bir tarlaya deneyim ekerim, belki bir çocuğun tazecik aklına bir fikir ekerim, belki bir kitap yazarım, belki bir film olurum, belki bir umut… Bilemiyorum. Yaşayıp göreceğiz.

  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 18 Kas 2023
  • 1 dakikada okunur
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum’da yaşanan su sıkıntısının önüne geçmek için 110 Milyon TL’lik bir bütçe ayırdı. Bu bütçe doğrultusunda MUSKİ Genel Müdürlüğü tarafından ilçenin birçok noktasında ilave içme suyu çalışmaları yapılıyor.


Bodrum’da barajların kuruması ve DSİ tarafından kapatılmak zorunda kalınması nedeniyle Muğla Büyükşehir Belediyesi ilave su çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda, Büyükşehir Belediyesi tarafından MUSKİ’ye 110 Milyon TL’lik yatırım bütçesi aktarılırken bu bütçe ile Bodrum’da su kesintilerinin en aza indirilmesi amacıyla yapılan çalışmalarla ilk etapta günde 1100 m3 su sağlayan kaynak sisteme eklenerek Bodrum’un hizmetine sunuldu. Bunlara ek olarak farklı su kaynaklarından üç ayrı proje kapsamında yürütülen çalışmaların ilkinde 72 bin kişinin ihtiyacını karşılayacak olan ve günde 8 bin 600 m3 ilave su, sisteme kazandırıldı. Bu çalışma kapsamında, 2 bin 700 metre hat imalatı, bir adet su deposu ve terfi merkezi, 5 adet yeni sondaj kuyusunun açılması çalışmaları tamamlanarak 7 Kasım’da hizmete sunuldu.



Diğer bir çalışma ile günde yaklaşık 8 bin 200 m3 sürekli yer altı su kaynağı ve 26 Bin m3/gün yedek yüzeysel su kaynağı temini için yürütülen diğer 2 proje için de çalışmalar sürüyor. Bir başka bölgede de 23 bin 500 m3/gün ilave içme suyu çalışmasına başlandı. Ayrıca yaklaşık 268 bin kişiye hizmet sunacak düzeydeki 32 bin 100 m3/gün su daha kısa sürede sisteme dahil edilecek ve tüm çalışmalar sonucunda yarımadanın temel içme-kullanma suyu ihtiyacı önemli ölçüde sağlanacak. MUSKİ Genel Müdürlüğü tarafından bu dönemde site ve otellere ait depoların dolumu için fazla su tüketimi olmaması adına vatandaşlardan hassas davranmaları istendi.


Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page