top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Oğuz Ateş
    Oğuz Ateş
  • 11 Ara 2025
  • 4 dakikada okunur
Su; yaşamın kaynağı, medeniyetin yönünü belirleyen en değerli hazinemizdir. Ancak sanıldığı kadar zengin değiliz; her damlası kıymetli, her israfı geleceğimizden eksiltir. Barajlarımız, akarsularımız ve deniz suyu arıtma tesislerimizle suyu yönetmek elimizde fakat asıl güç, bilinçli bireylerde saklıdır. Unutmayalım ki su sadece doğanın değil, insanlığın da aynasıdır. Ona nasıl davranırsak, geleceğimiz de öyle akacaktır.


Su; dünya üzerinde bol miktarda bulunan ve tüm canlıların yaşayabilmesi için vazgeçilmez olan, kokusuz ve tatsız bir kimyasal bileşiktir. Sıklıkla renksiz olarak tanımlanmasına rağmen kızıl dalga boylarında ışığı hafifçe emmesi nedeniyle mavi bir renge sahiptir. Dünyanın oluşum sürecinde bir oksijen ve iki hidrojen atomlarının birleşmesiyle meydana gelen suyun döngüsü aslında okyanuslardan başlar. Bu döngüde önce buharlaşan su, daha sonra yoğunlaşır ve gökyüzünden yağmur olarak yeryüzüne geri döner.


Hayatımızı idame ettirebilmemiz için en önemli besin kaynağımız olan su, dolaşım ve sindirim sistemlerinin çalışmasında temel unsur olduğu gibi vücudumuzdan artık ve zehirli maddelerin atılmasında da mühim bir vazifeyi yerine getirir. İnsan organizmasının önemli bir kısmı sudan meydana gelir. Su, vücudun sağlıklı çalışması için vazgeçilmezdir. Hücredeki biyokimyasal tepkimelerden vücut ısısının düzenlenmesine, eklemlerin kayganlığından besinlerin sindirimi ve taşınmasına kadar pek çok hayati görevi vardır. Ayrıca kalsiyum, magnezyum ve flor gibi minerallerin alınmasını sağlar, zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur ve tüm organ sistemlerinin düzenli çalışmasını destekler. Vücudun su dengesini korumak için su ve diğer içecekler büyük önem taşır. Gün içinde yaklaşık 2,5 litre su kaybederiz; bu kaybın yiyecek ve içeceklerle karşılanması hidrasyonun sürdürülmesi için gereklidir. Kaybolan suyun yerine konmaması dehidratasyon denilen sıvı kaybına yol açar. Özellikle bebekler, dehidratasyon açısından en hassas gruptur.



Su; insanlık tarihi boyunca sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda uygarlığın yönünü belirleyen bir güç olmuştur. Ülkemiz ise bu gücü en yakından hisseden ülkelerden biridir. Dağlarından doğan, ovalarını besleyen ve üç tarafı denizlerle çevrili olan bu güzel ülke, suyun coğrafyasını yaşayan bir memlekettir.


Ülkemizin akarsuları coğrafyanın ritmini belirler. Kızılırmak 1.355 kilometrelik uzunluğuyla ülkemizin en büyük nehri olarak Anadolu’nun ortasından geçer ve topraklara bereket taşır. Fırat ve Dicle ise yalnız ülkemiz için değil, bütün Orta Doğu için stratejik öneme sahiptir. Bu iki nehir hem tarımı hem de bölgesel siyaseti şekillendirir. Sakarya, Gediz, Büyük Menderes ve Çoruh gibi diğer önemli akarsular da ülkenin çeşitli bölgelerinde hayatın kaynağıdır.


Ülkemizin akarsuları genellikle kısa ve eğimli olduğu için bu suların tutulması zordur ve hızla denize ulaşırlar. İşte bu noktada, suyu verimli kullanmanın anahtarı olan barajlar devreye girer. Türkiye, su kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla uzun yıllardır baraj yatırımlarına büyük önem vermektedir. Günümüzde ülkemizde 900’ün üzerinde baraj bulunmaktadır. Bu barajlar yalnızca su depolamakla kalmaz; sel riskini azaltır, sulama kanallarıyla tarımsal üretimi destekler, şehirlerin içme suyu ihtiyacını karşılar ve enerji üretimine katkı sağlar.


Bu alandaki en önemli örneklerden biri, Fırat Nehri üzerinde yer alan Atatürk Barajı’dır. Türkiye’nin en büyük barajlarından biri olan bu dev yapı, sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kalkınmasına değil, ülke genelindeki enerji üretimine de büyük katkı sunmaktadır. Ayrıca Keban, Karakaya, Deriner, Oymapınar gibi diğer barajlar da Türkiye’nin enerji bağımsızlığı ve tarımsal üretimi için kritik rol oynamaktadır.



Bilinenin aksine ülkemiz sanıldığı kadar su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.400 metreküp civarındadır. Su zengini sayılabilmek için kişi başı minimum 8.000 metreküp olması gerekmektedir. Bu nedenle ülkemiz su stresi yaşayan ülkeler kategorisinde yer almaktadır.


Ülkemiz ne yazık ki kuraklık, endüstri, sanayi, kentleşme, yoğun nüfus ve iklim değişikliği gibi nedenlerden ötürü doğal tatlı su kaynaklarımız açısından sorun yaşamaya başlamıştır. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da su kıtlığı zaman zaman ciddi biçimde hissedilmektedir. Karadeniz’in bol yağışıyla İç Anadolu’nun kuraklığı arasındaki fark suyun coğrafi olarak ne kadar dengesiz dağıldığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle alternatif olarak deniz suyu arıtma tesisleri kurulmakta veya planlanmaktadır.


Bir litre deniz suyunda yaklaşık 35 gram tuz bulunur. Bu yüksek tuz oranı nedeniyle deniz suyu doğrudan kullanıma uygun değildir. Ancak çeşitli arıtma sistemleri ve işlemler sayesinde deniz suyu, içme ve kullanma suyu hâline getirilebilir.


Dünya genelinde deniz suyunun arıtılmasında üç temel sistem kullanılmaktadır: Ters osmoz (Reverse Osmosis), Buharlaşma yöntemleri (MSF, MED) ve VSEP (Vibratory Shear Enhanced Processing). Bu yöntemler arasında en yaygın olanı ters osmoz sistemidir.


Ters osmoz yöntemi, yaklaşık 60–70 bar basınç altında çalışan özel bir membran sistemiyle tuz ve diğer çözünmüş katı maddelerin sudan ayrılmasını sağlar. Bu süreçte deniz suyu önce ön filtreleme aşamasından geçirilir, ardından kimyasal dezenfeksiyon uygulanır. Daha sonra yüksek basınç altında membran filtrelerine yönlendirilir. Son aşamada ise suyun pH dengesi ayarlanır, saflık derecesi optimize edilir ve UV dezenfeksiyonu yapılarak tamamen arıtılmış su depolanır. Böylece deniz suyu, güvenle kullanıma hazır hâle gelir.


Dünya genelinde deniz suyu arıtma sistemleri giderek daha yaygın hâle gelmektedir. Ülkemizde de özellikle Ege, Akdeniz ve Marmara kıyılarında bu amaçla çeşitli tesisler kurulmuştur. Türkiye’deki ilk örneklerden biri Avşa Deniz Suyu Arıtma Tesisidir.

Bir deniz suyu arıtma tesisinin kurulum maliyeti; tesisin konumu, kapasitesi ve arıtılacak deniz suyunun kalitesine göre değişmekle birlikte, genellikle milyonlarca dolar düzeyindedir. Arıtılmış suyun maliyeti ise ortalama olarak metreküp başına 0,50 ile 1,5 ABD doları arasında değişmektedir.


Su sadece doğanın değil, insanın da aynasıdır. Biz suya nasıl davranırsak, su da bize o şekilde akacaktır. Bugün atılacak her adım çok önemlidir. İsrafı önlemek, suyu yeniden kullanmak, damla sulama sistemlerini yaygınlaştırmak ve şehirlerde yağmur suyu hasadı yapmak geleceğin su güvenliğini belirleyecektir. Devlet politikaları kadar bireysel bilinç de önemlidir. Musluğu kapatmak küçük bir hareket gibi görünür ama aslında büyük bir kültürün göstergesidir. Ülkemiz barajlarıyla, akarsularıyla ve gölleriyle büyük bir tatlı su potansiyeline sahiptir ancak bu potansiyel doğru yönetilmediği sürece gelecek kuşaklara eksilerek aktarılacaktır. Bu yüzden suyu sadece tüketilecek bir kaynak olarak değil, korunacak bir emanet olarak görmemiz gerekmektedir.

Küresel emisyonların yaklaşık beşte birini oluşturan karayolu taşımacılığının karbondan arındırılması, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde kritik önem taşıyor. Elaris İş Geliştirme Müdürü Ramazan Akyol, artan elektrikli araç sayısı ile birlikte Türkiye’nin fosil yakıt tüketiminde yüzde 40’a kadar azalma beklendiğini açıkladı.


Enerji sektöründeki toplam emisyonların yüzde 24’ü ulaştırma kaynaklı. Bunun içinde binek ve hafif ticari araçlar, doğrudan sera gazı emisyonlarının yaklaşık %15’ini oluşturuyor. Karayolu taşımacılığında “karda yürüyüş”e izin vermeyen bu oran, temiz teknolojilerle dramatik şekilde düşürülebiliyor: Elektrikli araçlar, geleneksel içten yanmalı motorlu araçlara kıyasla ortalama yüzde 70 daha az karbon salınımı gerçekleştiriyor. Uluslararası Temiz Taşımacılık Konseyi (ICCT) verilerine göre ise yenilenebilir kaynaklarla şarj edildiğinde bu fark yüzde 81’e kadar yükseliyor.



Ekonomiye Katkısı Büyük

Elaris İş Geliştirme Müdürü Ramazan Akyol, elektrikli araçların düşük karbonlu ekonomiye geçişteki kritik rolünü ve Türkiye’nin enerji bağımsızlığına katkısını şu sözlerle özetliyor: “Egzoz emisyonu sıfır olan elektrikli araçlar hem iklim hedeflerimize ulaşmamızda hem de fosil yakıt faturalarımızı düşürmemizde kilit taşı.


Elektrikli Araçta Yüzde 120 Artış

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, Mart 2025 itibarıyla trafikteki elektrikli araç sayısının 218 bin 238’e yükseldiğini, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 120 artış kaydettiğini gösteriyor. Bu ivme, ülkemizin fosil yakıt tüketimini yüzde 40’a kadar azaltma potansiyeli barındırıyor.


Enerji Bağımsızlığına Doğru

Bu dönüşüm yalnızca çevresel bir zafer değil; aynı zamanda stratejik bir adım. Elektrikli araçlar sayesinde azalan petrole dayalı yakıt ihtiyacı, Türkiye’nin enerji ithalatını ciddi oranda aşağı çekiyor. Böylece dışa bağımlılığımız azalırken yerli ve yenilenebilir kaynakların payı büyüyor.”

Cumhuriyet’in ilk yelkenli okul gemisi STS Bodrum, Birleşmiş Milletler Okyanus Konferansı (UNOC) kapsamında 23 Mayıs 2025 Cuma günü Bodrum Limanı’ndan çıktığı uluslararası deniz yolculuğunu tamamlayarak, 23 Haziran 2025 Pazartesi günü saat 16.00’da Bodrum Limanı’na dönüş yaptı. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin uluslararası tanıtım çalışmaları kapsamında, BOSAV (Bodrum ve Karya Bölgesi Kültür Sanat ve Tanıtma Vakfı) ve Maximiles Black The Bodrum Cup iş birliğiyle gerçekleşen bu anlamlı yolculuk, hem Türkiye’nin denizcilik mirasını tanıttı hem de çevresel sorunlara yönelik farkındalığı uluslararası platforma taşıdı.


Fotoğraflar: Özgür Diri


1 Ay Süren Yolculuk, 2900 Deniz Mili, 1 Vizyon

23 Mayıs’ta Bodrum Limanı’ndan ayrılan STS Bodrum, 2 bin 900 deniz mili kat ederek Nice, Bastia, Bonifacio, Acciaroli/Ascea gibi önemli Akdeniz limanlarına uğradı. Bu rota boyunca düzenlenen etkinlikler, Türkiye’nin denizcilik ve çevre bilinci konularındaki kararlılığını gözler önüne serdi. Yolculuk süresince; iklim değişikliği, istilacı türler, deniz kirliliği ve mavi ekonomi gibi küresel konuların ele alındığı konferanslara ve temsillere katılım sağlandı. STS Bodrum, kortej geçişlerinde Atatürk silüetli yelkeniyle Türkiye’yi temsil etti.




Etkinlikler ve Katılımlar:

  • 2-4 Haziran tarihlerinde Nice Limanı’nda STS Bodrum, UNOC kapsamında katılımcılara açıldı. 

  • 5-6 Haziran tarihlerinde Bastia Limanı’nda öğrenci grupları ile gemi üzerinde etkinlikler yapıldı.

  • 8 Haziran Dünya Okyanus Günü’nde Birleşmiş Milletler bayrağı ile Ocean Wonders Filosu’na, resmi katılım gerçekleşti.

  • 118 teknenin yer aldığı “La Grande Parade pour l'Océan” Korteji’nde Atatürk silüetli yelkeniyle yer aldı.

  • 10-12 Haziran tarihleri arasında Bonifacio Limanı’nda önce Bonifacio Belediye Başkanı ağırlandı, ardından gemi halka ve öğrencilere açılarak, çocuklarla etkinliklerine devam etti.

  • 15-17 Haziran tarihleri arasında Acciaroli/Ascea sahilinde düzenlenen konferanslarda iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik, istilacı türler ve bölgeler arası iş birliği tartışıldı.

  • Paestum-Velia Antik Kenti ziyaret edildi, arkeolojik kazılar yerinde incelendi.



Cumhuriyet’in İlk Yelkenli Okul Gemisi STS Bodrum’un UNOC Yolculuğunda Görev Alan Ekip


Mürettebat:

  • Mustafa Cengiz - Kaptan

  • Mehmet Çetin Bilgin - Kaptan

  • Mehmet Danacı - Muğla Sıtkı Koçman Üni. Denizcilik Meslek Y.O. Öğr. Gör.

  • Mehmet Özgür Yenilmez- Muğla Sıtkı Koçman Üni. Denizcilik Meslek Y.O. Öğr. Gör.

  • Aslı Göktan - Hakem - Gemici

  • Harun Can - Gemici & Aşçı

  • Kazım Arga - Gemici

  • Özgür Diri - Gemici & Fotoğrafçı

  • Şahin Turguttekin - Kaptan



Katılımcılar ve Etkinlikte Görev Alanlar:

  • Ahmet Aras (Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı)

  • Gonca Aras (Menteşe Belediye Başkanı)

  • Erman Aras (​​The Bodrum Cup Onursal Başkanı)

  • Fidel Berber (Fransa Muğla Fahri Konsolosu)

  • Elise Ovart-Baratte (Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Özel Danışmanı)

  • Süleyman Uysal ( The Bodrum Cup Organizasyon Komitesi Başkanı, BOSAV Yönetim Kurulu Başkanı)

  • Ekin Ekinci Uysal - The Bodrum Cup Komite Üyesi

  • Deniz Sezgün Bodour - The Bodrum Cup Komite Üyesi, BOSAV Üyesi

  • Ali Arıkan - The Bodrum Cup Çocuk Komitesi Üyesi

  • Ertuğrul Erim Önüt - The Bodrum Cup Komite Üyesi, Tırhandil Cup Komite Başkanı, BOSAV Yönetim Kurulu Üyesi

  • Serena Pennetti - Akdeniz'i Koruma Derneği Üyesi

  • Hasan Subaşıoğlu - The Bodrum Cup Yarış Komitesi Başkanı

  • Cem Ertuğ - The Bodrum Cup Komite Üyesi




Destek Verenler:

  • Şeref Sevi

  • Erdem Ağan - Ağanlar Tersanesi CEO’su

  • Mazlum Ağan - Ağanlar Tersanesi

  • Tuna Altunkaya - Bodrum Denizciler Derneği Başkanı

  • Mine Koç Kaymak - The Bodrum Cup Komite Üyesi, BOSAV Yönetim Kurulu Üyesi

  • Deniz Kaftan - The Bodrum Cup Komite Üyesi - Tırhandil Cup Komite Üyesi

  • Mesude Çakır Tarhan - The Bodrum Cup Komite Üyesi Sosyal Medya Sorumlusu

  • Selen Sürel Akkaya - The Bodrum Cup Komite Üyesi Sosyal Medya Sorumlusu 

  • Dilek Özcan - The Bodrum Cup Komite Üyesi  & İletişim Danışmanı

  • Necip Güveniş - The Bodrum Cup Komite Üyesi  & Grafik ve Baskı İşleri Sorumlusu

  • Yağmur Kızılok - The Bodrum Cup Komite Üyesi & Film ve Çekim Ekibi

  • Murat Bakar - The Bodrum Cup Komite Üyesi & Bakar Sigorta Yöneticisi

  • Burak Bakar - The Bodrum Cup Komite Üyesi &  Bakar Sigorta Yöneticisi




Görkemli Bir Karşılama ile Bodrum’a Dönüş

STS Bodrum’un dönüşü, 23 Haziran’da Bodrum Limanı’nda coşkulu bir törenle karşılandı. Tüm teknelerin korna çaldığı, bando takımının marşlar eşliğinde limanda yer aldığı bu karşılama törenine denizciler, yerel halk ve basın büyük ilgi gösterdi. Bu tarihi an, Bodrum’da hem denizcilik kültürünün hem de Cumhuriyet mirasının ortak bir coşkusuna dönüştü. Bodrum Belediyesi Başkan Yardımcıları İlknur Ülküm Seferoğlu ve Ercan Pehlivan, Bodrum Belediyesi Koordinatörleri Emel Çakaloğlu ve Niyazi Atare, Bodrum Liman Başkanı Tuncay Aydın, Deniz Ticaret Odası Başkanı Orhan Dinç, Bodrum Denizciler Derneği Başkanı Tuna Altunkaya, Bodrum Kent Konseyi Başkanı Gamze Türk Oğuz, Proyad Başkanı Halil Özyanık ve STS Bodrum’un tasarımını yapan, inşa sürecini yöneten deneyimli denizci Yücel Köyağasıoğlu da bu anlamlı karşılamada yer aldı.


Bu anlamlı yolculuk; Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi, BOSAV (Bodrum ve Karya Bölgesi Kültür Sanat ve Tanıtma Vakfı), Maximiles Black The Bodrum Cup ve Bodrum Denizciler Derneği iş birliğiyle hayata geçirildi. 


Sigorta Destekçisi Anadolu Sigorta

Görsel yapısı ve taşıdığı hikâyeyle gittiği her limanda dikkat çeken ve sigorta destekçisi Anadolu Sigorta olan STS Bodrum, artık Birleşmiş Milletler Okyanus Konferansı’nda Türkiye’yi temsil eden özel bir okul gemisi olarak hem Türkiye hem dünya denizcilik tarihindeki özel yerini bir kez daha vurguluyor.



Cumhuriyet’in İlk Yelkenli Okul Gemisi: STS Bodrum

36 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğinde ve 450 m² yelken alanına sahip olan STS Bodrum, Türkiye’nin ilk ve tek yelkenli okul gemisidir. 2001 yılında BOSAV öncülüğünde, Bodrum halkının katkılarıyla inşa edilmiştir. Deneyimli denizci Yücel Köyağasıoğlu’nun hem tasarımını yaptığı hem de inşa sürecini yönettiği STS Bodrum’da halen sistemli ve uygulamalı denizcilik eğitimi verilmektedir. Yapım süreci ise geleneksel ahşap yat üretimi açısından örnek bir model teşkil etmektedir.

 

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page