top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Özge Zeki
    Özge Zeki
  • 31 May 2023
  • 2 dakikada okunur
Saç tasarımcısı Şenol Zeytinoğlu, bu yaz hem renk hem de model olarak yükselişe geçecek trendleri Bodrum Dergi’ye açıkladı. İşte 2023 yaz saç trendleri:


1- Mikro Bob’lar

Saçlarda modaya uygun bir bob kesimi olmadan hiçbir sezon tamamlanmış sayılmaz. 2023 yazında, klasik saç kesiminin bu en kısa versiyonu öne çıkıyor. Mikro bob’u bu kadar özel yapan şey ise kesiminin kulağın hemen altında hatta kulağın ortasında bitmesi. Bu saç modeli kâkülle birleştiğinde rahat bir ‘Fransız Bob’ tarzına dönüşebilir. Bununla birlikte 2023 yazının en popüler stilinin küt ve tek uzunluktaki modeller olduğunu söyleyebiliriz. Mikro bob saç kesimlerine Prabal, Fendi, Marco Rambaldi ve Jason Wu gibi tasarımcıların yeni sezon koleksiyonlarında bolca yer verdiğini de belirtelim.


Saç Tasarımcısı Şenol Zeytinoğlu
Saç Tasarımcısı Şenol Zeytinoğlu

2. Geriye Taranmış Saçlar

Saçı geriye doğru tarayarak elde edilen rahat görünüm için 2023 yazının belki de en pratik kullanımlı saç modeli trendi diyebiliriz. Bu saç modeli, saçların basitçe arkaya doğru taranmasıyla elde ediliyor. Gevşek bırakılabilen veya başın arkasında bir topuz şeklinde toplanabilen bu saç trendi bizim de favorimiz. Ensede örgü ile de belirginleştirilerek kullanılabiliyor. Yine Alberta Ferretti ve Jason Wu’nun bu yaz tercih ettiği modellerden...

3- Atkuyrukları

Atkuyrukları geçtiğimiz yıl muhteşem geri dönüş yaptı ve moda haftalarının podyumlarında yerini aldı. İster yarım dediğimiz yukarıda toplanmış atkuyruğu, ister çocukluk günlerimizden hatırladığımız klasik atkuyruğu olsun, 2023’te bu saç modeli trendinin tüm varyasyonlarını göreceğiz. Graham John Bell, The Blonds ve Christian Dior’un yeni sezon defilelerinden aşina olduğumuz bu model, uzun saçlarda rahatlıkla kullanılabilir.


4- Küt Kaküller

Katlı kesimler son iki yıldır kadınların da saçlarında sıkça tercih ettiği modellerdendi. Ancak bu yaz kaküllerde pek görülmeyecekler. Çünkü yazın trendi dümdüz kaküller... Âdeta tek dümdüz bir çizgi gibi görünüyorlar. Bu modelde saçın uzunluğu önemli değil. İster kısa ister uzun olsun, her boyda kullanmak mümkün. Rebecca Minkoff ve Christopher Kane’in defilelerinde öne çıkan bir model…



5- Liseli Atkuyruğu

Atkuyruğu hiçbir dönemde 2023 yazı kadar popüler olmamıştı. Özellikle de ekstra uzun versiyonu... Eğer evde hâlâ takma saçlarınız varsa, yaz aylarında onları tekrar gün yüzüne çıkarabilir ve atkuyruğunuza birkaç santimetre daha ekleyebilirsiniz. Özellikle lise döneminde kullanılan ikili atkuyruğu uzun zamandır bu kadar göz alıcı ve abartılı olmamıştı. Uzun atkuyrukları yaz sezonunda LaQuan Smith ve Halpern’in gözdesi oldu.


6- Yandan Ayrılmış Saçlar

Uzun zamandır hem biz saç tasarımcılarının hem de kadınların radarında olmayan yandan ayrılmış saçlar tüm ihtişamıyla geri döndü! Bu yazın gözdesi olacak bu modeli bakımlı ve ultra şık bir şekilde kullanacağız. Nasıl mı Saçınızı sıkıca geriye doğru tarayın ve daha fazla saç teli çıkmayacak şekilde köklere jöle veya şekillendirici krem uygulayın. Şekillendirici ürünü doğrudan köklerden boylara doğru çekmek her zaman önemlidir. Ancak biz ayırma işlemini jöle kullanmadan uygulamayı da seviyoruz. Tommy Hilfiger ve Erdem’in 2023 yaz koleksiyonlarında sıkça görebilirsiniz.



7- Yumuşak Dalgalar

Göz alıcı dalgalarla vedalaşıyoruz ve saçlardaki dalgaların yumuşak ve doğal görünümüne yer açıyoruz. Saçlardaki gelişigüzel dalgalanmalar görünüme de romantik ve rahat bir karakter kazandırıyor. Doğal dalgalar elde etmek için saç maşası veya düzleştirici gibi bir saç şekillendirme aleti kullanmamak en iyisi. Saçınızı bir veya daha fazla örgüyle gece boyunca tutabilir ya da ince çorabınıza buklelerinizi tutturarak farklı bir şey deneyebilirsiniz. Sabah uyandığınızda saçlarınızdaki dalgalara inanamayacaksınız.




  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 18 May 2023
  • 2 dakikada okunur
Dijitalleşmenin yaygınlaşıp alışkanlıkların çevrimiçi platformlara kayması hareketsizliğe yol açarken ulaşım alternatiflerinin çeşitlenmesi yürüme ihtiyacını dahi ortadan kaldırıyor. Bunlara sağlıksız ve düzensiz beslenme de eklendiğinde aşırı kilo ve obezite sorunları ortaya çıkıyor. Birçok kişi hızlı ve ve pratik bir şekilde kilo vermenin yollarını araştırırken biorezonans terapisi ameliyatsız ve kolay bir yöntem olarak öne çıkıyor.


Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından paylaşılan son tahminler, 2020 ila 2030 arasında neredeyse yarım milyar kişinin, fiziksel hareketsizlikten kaynaklı bir hastalığa yakalanacağına işaret ediyor. Giderek daha fazla dijitalleşen bir dünyada, insanların hareketleri azalıyor. Buna ulaşım alternatiflerinin artması, sağlıksız ve düzensiz beslenme gibi unsurlar eklendiğinde, aşırı kilo sorunları ortaya çıkıyor. Obeziteye çözüm için Fiziksel Aktivite Küresel Eylem Planı oluşturan DSÖ, bu kapsamda hazırladığı raporda, dünya genelinde her dört yetişkinden birinin ve ergenlerin yüzde 81’inin yeterince fiziksel aktivite yapmadığına dikkat çekiyor.


İştahı Baskılıyor

Diyetisyen Elif Nur Kılıç, hem sağlığını korumak hem de güzel görünmek isteyen pek çok kişinin, fazla kilolarından kurtulmak istediğini belirterek şunları söyledi: “Aralarında ameliyatın da bulunduğu pek çok yönteme başvurabiliyorlar. Myza Rezonans olarak, biorezonans terapisiyle kişinin iştahını baskılıyoruz. Böylece hastalar iştah, sindirim ve metabolizmalarına göre hızlı ve sağlıklı şekilde kilo veriyor.Birçok hasta artık daha kolay ve hızlı kilo verebilmek için farklı yöntemlerin arayışına giriyor. Biorezonans ise hem sağlıklı hem de pratik bir alternatif oluyor. Bu uygulama vücuda dışarıdan verilen titreşimlerle gerçekleştiriliyor. Vücudun etkileşime girmesi ve enerjetik doğasında değişiklik yaratılması sağlanıyor. Biorezonans uygulamasıyla danışanlarımızın özellikle karbonhidratlara karşı iştahını baskılıyoruz. Böylece diyeti bozma isteklerini engelliyoruz.



Kişiye Özel Program

İştahın baskılanmasıyla birlikte zararlı gıdalara karşı da isteksizlik duyuluyor. İlk adımda kilo vermek isteyen hastalarımızla 15 ila 30 dakika bir ön görüşme yapıyoruz. Vücut analizini, kompozisyonlarını ölçen cihazlarımızla detaylı bir değerlendirmede bulunuyoruz. Böylece danışanımızın kaç seansta istediği kiloya ulaşabileceğini kararlaştırıyoruz. Ardından ise kişiye özel diyet listesi hazırlıyoruz. İlk seans genellikle 45 dakika sürüyor, sonraki seanslar ise kişinin iştah, sindirim, metabolizma hızına göre 60 dakikaya kadar çıkabiliyor.


Sigarayı Bırakma Oranı Yüzde 95’e Kadar Çıkıyor

Biorezonans terapisi sadece kilo vermek için değil, sigara, alkol, kumar bağımlılıklarında, ağrılı hastalıklarda, psikolojik ve alerjik rahatsızlıklarda da uygulanıyor. Farklı bağımlılıklar için biorezonans terapisi uygulayabiliyoruz. Bu terapi ile sigarayı bıraktırmada yüzde 70 ile yüzde 95, alkolü bıraktırmada ise yüzde 90 civarında başarı kaydediyoruz. Sigarayı bırakmakta zorlanan danışanlarımız için ücretsiz destek seansı yapıyoruz.



Kişinin Kararlı Olması Önemli

Biorezonans terapileri epilepsi hastalarına, kalp pili olanlara ve hamilelere uygulanamıyor. Bu terapi yönteminde istenilen sonuca ulaşmak için birçok faktörün bir araya gelmesi gerekiyor. Biorezonans terapisini yaptıracak kişinin kararlı olması, biorezonans cihazının kaliteli olması, terapi ortamının uygun koşullara sahip olması ve biorezonans uygulayıcılarının yetkin bireyler olması gibi çok önemli. 5 yıllık tecrübemizle ve uzman kadromuzla şu ana kadar binlerce danışanımızı sağlıklı ve mutlu bir şekilde uğurladık. Obezite için bıçak altına yatmak, bağımlılıklardan kurtulmak için kutu kutu ilaç içmek yerine biorezonans terapisiyle sonuca ağrısız, sancısız, yan etkisiz ulaşabilmek mümkün.

  • Yazarın fotoğrafı: Özge Zeki
    Özge Zeki
  • 16 May 2023
  • 3 dakikada okunur
Piupelle markasının kurucusu ve tasarımcısı Simten Güner Sadi; çizim, tasarım ve üretim tutkusunu farklı çanta tasarımlarıyla yansıtıyor. Üstelik markada sürdürülebilirliğe katkıda bulunabilmek amacıyla çevreye duyarlı yöntemlerle üretilmiş -water washed leather- deriler seçiliyor. Bu özel markanın bilinmeyenlerini Simten Güner Sadi ile konuştuk.



Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Markanıza nasıl ve ne zaman başladınız?

İstanbul doğumluyum ama önce eğitim, sonra iş nedeniyle uzun yıllar Ankara’da yaşadım. Yine işim nedeniyle bir süre İtalya’da yaşadıktan sonra İstanbul’a yeniden merhaba dedim. Hukuk ve uluslararası ticaret alanında uzun yıllar kurumsal hayatın içinde yer aldıktan sonra iç sesime daha çok kulak verebilmek, daha özgür kılabilmek için yeni bir öyküye başlama kararı aldım. Bu süreçte tekstil ve hazır giyim ile çanta ve aksesuar sektörlerinde uzun yıllardır özellikle Türkiye ve İtalya’da faaliyette bulunan şirketimizin bilgi ve deneyimleriyle hayatımın her döneminde benim için önem taşıyan çizim, tasarım ve üretim arzumu merakımı bir araya getirebilme şansı buldum. Bu arada pandeminin bu süreçte getirdiği birçok zorluklara rağmen kendimi daha fazla ifade edebilmek açısından yeni bir soluk bulmama da yol açtığını söylemek isterim.


Simten Güner Sadi | Piupelle Markasının Kurucusu ve Tasarımcısı
Simten Güner Sadi | Piupelle Markasının Kurucusu ve Tasarımcısı

Markanın adı nereden geliyor? Sizin keşif süreciniz nasıl gelişti?

Piu Latince kökenli artı, ‘çok daha fazla’ anlamına gelen İtalyanca bir kelime. Onunla pelle-deri kelimesini bir araya getirdik ve deri ötesi vurgusuyla markamızı oluşturduk. Piccola Pelletteria ise her türlü küçük deri ve aksesuar üretimi anlamına geliyor. Diğer taraftan kadına dair her şeye, iç sesimize, hayallerimize, yeniliklere ve gerçekleştirebilme gücümüze inanarak çıktığımız bu yolda, markamıza kadını simgeleyen ayın ilk evresini seçtik.

Tasarım felsefenizi nasıl özetliyorsunuz?

Amacım, modern ama zamansız parçalarla onu kullanan muhteşem kadınların serüvenlerinde yanlarında olmak. Bu amaçla tasarlanan her parçanın en kaliteli malzemelerle üretilmesi, güzel ve şık olmasının yanı sıra, gün boyunca güvenle kullanabileceği fonksiyonellikte olmasına özel bir önem veriyorum.


Tasarımlarınızın materyalleri neler?

Yüksek kaliteli İtalyan derileri ile başladığımız yolculuğumuzda, en kaliteli Türk derilerine de yer vermeye başladık. Gerçek derinin doğallığını ve görünümünü daha da mükemmelleştiren el sanatı ustalarımız, tüm ürünlerimizi yine özenle seçilmiş yüksek kaliteli metal aksesuar malzemeleriyle bir araya getirerek ve tamamen etik kodlara uyarak üretmekte. Bu süreçte, ortak gelecek bilincimizle sürdürülebilirliğe katkıda bulunabilmek amacıyla çevreye duyarlı yöntemlerle üretilmiş -water washed leather- derileri seçmeye özen gösterdiğimizi de belirtmek istiyorum.


Çanta tasarımlarınızı nasıl özetliyorsunuz?

Çanta tasarımlarımızı şık, modern ama zamansız ve her anlamda fonksiyonel olarak özetleyebilirim. Pandemi sürecinde, en temel ihtiyaçlarımızı hijyenik kaygılarımızla her an yanımızda tutabilecek küçük parçalar ön plandayken, zaman içinde normalleşen günlük hayatımızın ihtiyaçlarını dikkate alan modelleri ekleyerek koleksiyonumuz büyüyüp zenginleşti. Farklı renk ve materyallerle çeşitlenen on beşin üzerinde modelimiz var. Heyecanını taşıdığımız yeni modellerimiz de üretimde.



Sizce tasarımlarınız kime hitap ediyor?

Tasarımlarımız, ihtiyaç duyduğu eşyalarının şıklık ve stilinden ödün vermeden gün boyu tek bir yerde yanında olmasını, çıkarılabilir dönüştürülebilir saplarıyla düşünmeden gündüzden geceye taşıyabilmeyi, çantasını bir iki sezon değil zamansız kullanabilmeyi isteyen, çevreye duyarlı günümüzün modern ve fonksiyonel muhteşem kadınlarına hitap ediyor.


En çok hangi tasarımlar ilgi görüyor? Web üzerinden satışlar dışındaki satış noktalarınız hangileri?

En çok ilgi gören modelimiz çarpıcı geometrik formu, dokulu yumuşacık İtalyan derisiyle Olivia Hobo Bag. Ben de gün boyunca ihtiyacım olan her şeyi hatta bilgisayarımı bile onunla her an yanımda bulundurabiliyorum. Güvenli cepleri, clutch olarak da kullanılabilen iç cüzdanı, uzun çıkarılabilir askılarıyla tek bir çantadan daha fazlası. Sofia ve Nicole Bag’in yanı sıra, küçük çanta olarak Ela Bag cüzdan çanta formundaki Gina Crossbody Bag yine çok seviliyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde satışa sunduğumuz kapitone deri ve denim kumaşla farklı renklerde ürettiğimiz clutch’ların çok rağbet görmesinden mutluluk duyuyorum. Collection Point Zorlu ve Emaar mağazaları ve Nişantaşı’nda yer alan C25 bize uğurlu gelen satış noktalarımız.


Siz moda tarzınızı nasıl özetlersiniz?

Kaliteli ve zamansız parçalara yatırım yapmayı seviyorum. Özellikle vintage parçaları kullanmak kendimi daha da iyi hissetmemi sağlıyor. Hızlı tüketimi teşvik eden markalar yerine sürdürülebilirlik bilincine sahip markaları tercih ediyorum.



Projeleriniz neler?

Yavaş ama güvenilir adımlarla ilerliyoruz. Yurtdışına da çantalarımızı gönderiyoruz bu bağlamda, birkaç noktada satış yapmak için görüşmelerimiz sürüyor.




Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page