top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Özge Zeki
    Özge Zeki
  • 12 Mar
  • 2 dakikada okunur
Güzellikten modaya uzanan en yeni lansmanlar, sezonun bakım ve stil anlayışını yeniden şekillendiriyor. L’Occitane ve Isana’nın yenilikçi bakım ürünleri, Cosmed ve Maruderm ile çok adımlı rutinlere dönüşürken; Tommy Hilfiger koleksiyonu modern şehir stiline yön veriyor. Sospiro ve The Merchant of Venice imzalı yeni nesil kokular ile OJO Candles’ın duyusal dokunuşları, sezonun en güncel trendlerini bir araya getiriyor.


Eller Koruma Altında

14 Şubat’ta favori ürünleriniz arasına yenilerini eklemeye hazır olun. Kendine bakmak deyince sepetinize L’Occitane hızlı emilen yüzde 20 Shea Yağlı El Kremi’ni ekleyin. Kışın kuruyan elleriniz bu ikonik el kremiyle rahatlayacak; yüzde 20 shea yağı içeren formülü gerçekten etkili. İkinci ten hissi veren kokusu hafif kremsi ve kesinlikle çok rahatlatıcı.



Canlandırıcı Yüz Bakımı

Avokadonun besleyici içeriğiyle geliştirilen yüz kremi, cildin nem dengesini desteklerken daha pürüzsüz ve canlı bir görünüm elde edilmesine katkı sağlıyor. Günlük bakım rutinine kolayca dahil edilebilen formülüyle cildi yumuşatıyor ve konforlu bir bakım deneyimi sunuyor.



Günlük Kore Bakım Rutini

Isana’nın yeni Kore Serisi; güçlü aktif içerikler, ciltle uyumlu dokular ve modern formülasyonlarla geliştirilmiş. Rossmann’dan ulaşılabilen seri; nemlendirme, yatıştırma ve cilt bariyerini destekleme odağıyla uzun vadeli bakım sunuyor.



Çok İşlevli Ürünler

Her bir ürününü, güçlü ve uzun araştırmalar sonucunda, dünya standartlarında üreterek eczacı ve dermatologların tavsiyeleriyle kullanıcıya ulaştıran Cosmed’in Sevgililer Günü’ne özel multi-masking ritüeliyle, kendinize ve sevdiğinize ayırdığınız zamanı unutulmaz bir deneyime dönüştürün.



Miras Stiller

TOMMY HILFIGER New York 2026 Sonbahar koleksiyonu, ilham kaynağı olarak adını aldığı şehirden yararlanıyor. Klasik kolejli tarzın modern bir ifadesini temsil eden koleksiyon, New York’un rahat bakış açısıyla yeniden yorumlanırken, miras stiller çağdaş konforla, şık giyimi günlük kullanışlılıkla buluşuyor.



Ferah Banyolar

The Bath Factory markası, Türkiye genelindeki Gratis mağazalarında yerini aldı. “Her duş bir ritüel” felsefesiyle yola çıkan seri, günlük duş rutinini benzersiz bir spa deneyimine dönüştürmeyi hedefliyor.



Tende Büyüleyici Notalar

Sospiro Vibranna; güçten doğan, yumuşaklıkla şekillenen ve her ikisini de içinde taşıyan karakterler için yaratılmış. Parfüm, bergamut ve Süsen kökünün (Orris) ışıltılı açılışıyla başlar; tende büyüleyici bir his bırakan parlak ve pudramsı bir aydınlık yaratır. Kalp notalarına ilerledikçe, Hindistan cevizi, Yosun ve Müge çiçeğinin zarif uyumu ortaya çıkar.



Duygulara Davet

OJO Candles, Sevgililer Günü’ne özel hazırladığı “Rhythm of the Heart” koleksiyonu ile romantizmi lüks bir deneyime dönüştürürken, kalbin bu benzersiz ritmini kutluyor. Her mum, bir duyguyu yeniden uyandırmak, bir anıyı çağırmak ya da yepyeni bir bağ kurmak için tasarlanmış.



Sonsuz Zarafet

Zümrüt rengi gözler ve sonsuz bir zarafetin kokusuyla tanışın. The Merchant of Venice’in parfümü Imperial Emerald, ilhamını en büyüleyici ve görkemli varlıklardan biri olan tavus kuşundan alıyor. Üst notalarında bergamot, mandalina, pembe biber ve iris öne çıkıyor.



Şiirsel Semboller

Jonathan Anderson’ın Dior Haute Couture İlkbahar Yaz 2026 koleksiyonu, büyülüyor. Dior’un eski Kreatif Direktörlerinden John Galliano’nun tazeyken toplayıp Anderson’a hediye ettiği siklamen demetleri, yaratıcı sürekliliğin şiirsel sembollerine dönüşüyor ve seramik sanatçısı Magdalene Odundo’nun insan formunu çağrıştıran eserleriyle birlikte ele alınıyor.



Derinlemesine Temizlik

Maruderm’in Sevgililer Günü’ne özel önerdiği 3 adımlı cilt bakım rutini, kadın ve erkek kullanımına uygun formülleriyle öne çıkıyor. Derinlemesine temizlik ve uzun süreli nem sağlayan bu sade bakım adımları, sevgiyi ortak bir deneyime dönüştürüyor.



Al Sadu dokumalarıyla Anadolu’nun halı ve kilim motifleri, modern sokak estetiğiyle birleşiyor. Özel tasarımlar, adidas Türkiye’nin ilk global koleksiyonuyla dünyaya açılıyor.


Adidas Originals’ın globalde satışa sunulan ilk Türk lokal tasarım koleksiyonu: Benji + Lamia x adidas Originals’ın lansman daveti Esma Sultan Yalısı’nda düzenlenen özel davetle tanıtıldı. Bizim de takip ettiğimiz davette, tarihten ilham alan desenlere şeflerin geceye özel lezzetleri eşlik etti.



Moda yazarlarının ve Adidas tutkunu ünlü isimlerin katıldığı davette her detay düşünülmüştü. Esma Sultan Yalısı davete özel ışıklandırılmıştı. Oturma düzeni iki uzun masa olarak tasarlanmıştı ve masalar zarif mumlar ve çiçekle süslenmişti. Benji + Lamia x adidas Originals koleksiyonu ise ön tarafta özel ışıklandırmayla konumlandırılmıştı.



Yemekte sohbet ettiğimiz adidas Originals Kategori Direktörü Menekşe Yüksel, ekip olarak bu özel koleksiyonun adidas Originals’ın globalde satışa sunduğu ilk Türk lokal koleksiyonu olduğundan dolayı çok heyecanlı olduklarını aktardı. 1,5 yıl önce başlayan çalışmalar, “Benji + Lamia x adidas Originals” koleksiyonuyla sonuçlanmış ve böylece yerel yaratıcılık uluslararası sahneye taşınıyor. Bünyamin Aydın ve Lamia Al-Otaishan Aydın’ın adidas global tasarım ekipleriyle birlikte hayata geçirdiği koleksiyon; adidas Originals’ın ikonik siluetlerinden ilham alan, zanaat, kültür ve çağdaş estetiği bir araya getiren iki özel tasarımdan oluşuyor. Koleksiyonda markanın ikonik ayakkabısı Tokyo, Bünyamin Aydın’ın çok katmanlı tasarım yaklaşımıyla yeniden yorumlanırken; bir diğer ikonik model Japan HI ise Lamia Aydın’ın kültürel referanslardan beslenen estetik diliyle modern bir kimlik kazanıyor.



Tokyo – Benji modeli, Türk ve Alman kültürlerinden beslenen zengin bir hikâye etrafında şekilleniyor. Anadolu’nun halı dokumacılığı ve kilim motiflerinden ilham alan tasarım, zanaatkârlığı modern sokak modasıyla bir araya getirirken; Bünyamin Aydın’ın geleceğe duyduğu ilgiyle fütüristik bir perspektif kazanıyor. Geleneksel Türk motiflerinin güncel bir dille yeniden yorumlandığı tasarımda desen, renk ve dokular; metalik ve gümüş yansımalarla metaforik bir kontrast oluşturuyor, geçmiş ile geleceği aynı estetik çizgide bir araya getiriyor.



Japan HI – Lamia modeli ise yüzyıllardır Arap kültüründe önemli bir yere sahip olan Al Sadu dokuma geleneğinden ilham alıyor. Bedevi kadınlarının emeğini ve göçebe yaşamın ritmini odağına alan tasarım; çölün doğal renk paletini, kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel hafızayla birlikte çağdaş bir bakış açısıyla ele alıyor.

  • Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
    Seda Küçük
  • 14 Şub
  • 2 dakikada okunur
Takvim yapraklarında 14 Şubat yazdığında; çoğumuzun aklına kırmızı güller, kalp şeklinde çikolatalar ve aceleyle seçilmiş hediyeler gelir. Oysa Sevgililer Günü, bugünkü tüketim ritüellerinin çok ötesinde, yüzyılları aşan bir hikâyenin mirasıdır. 14 Şubat sadece aşkı değil; direnişi, inancı ve insanın sevme cesaretini de taşır.


Bir İsyanın Aşka Dönüşen Hikâyesi

14 Şubat’ın kökeni, Roma İmparatorluğu’nun sert ve disiplinli dönemlerine uzanır. Rivayete göre; İmparator II. Claudius, askerlerin evlenmesini yasaklar; çünkü ona göre evli erkekler savaş meydanında yeterince cesur değildir. Bu yasağa karşı çıkan bir din adamı vardır: Valentine. Genç âşıkları gizlice evlendirdiği için yakalanır ve 14 Şubat günü idam edilir. Efsaneye göre, Valentine ölmeden önce gardiyanın kızına bir mektup yazar ve altına şu notu düşer: “Senin Valentine’ından.” Bugün hâlâ kartlarda gördüğümüz bu ifade, belki de tarihin en eski aşk imzasıdır.



Pagan Ritüellerden Ruhsal Bağlılığa

Ancak Sevgililer Günü’nün hikâyesi tek bir figürle sınırlı değildir. Antik Roma’da şubat ayı, doğanın yeniden uyanışını ve arınmayı temsil ederdi. Lupercalia adı verilen pagan festivali; bereketi, bedeni ve yaşamın sürekliliğini kutsardı. Bu ritüellerde aşk, kutsal ve dünyevi olan arasında bir köprüydü. Hristiyanlığın yükselişiyle birlikte bu pagan gelenekler dönüştürülür; aşk, bedensel coşkudan ruhsal bağlılığa doğru yeniden tanımlanır. Valentine figürü, bu dönüşümün sembolü hâline gelirken 14 Şubat da eski inançlarla yeni ahlak anlayışının kesiştiği bir tarih olur.



Aşkın Şiirle Buluştuğu Çağ

Orta Çağ’a gelindiğinde, 14 Şubat aşkın edebi bir dil kazandığı bir döneme girer. İngiliz şair Geoffrey Chaucer, kuşların bu tarihte eşlerini seçtiğinden söz ederken doğa ile insan duyguları arasında şiirsel bir bağ kurar. Aşk artık yalnızca gizli yaşanan bir duygu değil; mektuplarla, şiirlerle ve sembollerle ifade edilen kamusal bir anlatıya dönüşür. Bu dönem, Sevgililer Günü’nün romantik kimliğinin temellerinin atıldığı yıllardır.



Aşkın Ticarileşen Yüzü

Sanayi Devrimi ve modernleşmeyle birlikte 14 Şubat yeni bir evreye girer. El yazısı mektupların yerini basılı kartlar, kişisel ifadelerin yerini evrensel semboller almaya başlar. 20. yüzyılda ise Sevgililer Günü, küresel bir kültürel olaya dönüşür. Aşk, artık yalnızca hissedilen değil; satın alınan, paketlenen ve sunulan bir deneyim hâline gelir. Bu dönüşüm, günün anlamını tartışmalı kılarken aynı zamanda onun ne kadar güçlü bir sembol olduğunu da gösterir.



Herkes İçin Farklı Bir Anlam

Bugün 14 Şubat, herkes için aynı duyguyu çağırmaz. Kimi için bir kutlama, kimi için bir beklenti, kimi içinse sessiz bir hüzündür. Aşk; romantik ilişkilerle sınırlı olmayan, dostlukta, bağlılıkta, hatırlamada ve hatta kayıpta kendini gösteren çok katmanlı bir duygudur. Sevgililer Günü’nün gerçek gücü, belki de bu çeşitliliği görünür kılmasında yatar.


Zamana Direnen Bir Duygu

Tarihin içinden süzülüp gelen bugün, bize şunu hatırlatır: Aşk, zamana direnebilen nadir duygulardandır. Kimi zaman bir yasaya karşı çıkacak kadar cesur, kimi zaman bir mektuba sığacak kadar sade, kimi zaman da bir ömre yayılacak kadar derindir. 14 Şubat, tüm dönüşümlerine rağmen hâlâ insanın en eski ihtiyacına işaret eder: Sevilmek ve sevebilmek.

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page