top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Oğuz Ateş
    Oğuz Ateş
  • 11 Şub 2024
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 29 Şub 2024

Evler yaşam alanlarımızdır ve bu alanların aydınlatması; genel atmosferi, kullanışlılığı ve estetiği büyük ölçüde etkiler. Aydınlatma, ev tasarımının önemli bir unsurudur. Doğru bir şekilde planlanması konforlu ve fonksiyonel bir ortam oluşturmada kilit rol oynar.


Evlerde kullanılan temel aydınlatma türleri üç grupta toplanır; genel aydınlatma, bölgesel aydınlatma ve vurgu aydınlatması. Genel aydınlatma, geniş bir alanı aydınlatmak için kullanılır. Bölgesel aydınlatma, belirli bir alana odaklanır. Vurgu aydınlatması ise özel bir nesneyi veya dekoratif bir öğeyi öne çıkarmak için kullanılır.


Aydınlatmanın renk sıcaklığı, ortamın atmosferini belirler. Kelvin, Uluslararası Birim Sistemi’ne göre temel sıcaklık ölçüsü birimi sembolü K’dır. Sıcak tonlar (3000K ve altı), rahatlatıcı bir atmosfer yaratırken soğuk tonlar (4000K ve üzeri) daha enerjik bir ortam sunar. Renk İndeksi (CRI), ışığın nesnelerin gerçek renklerini ne kadar doğru yansıttığını ölçer. Yüksek CRI değerleri, renklerin daha doğru ve gerçekçi görünmesini sağlar.

Evlerde aydınlatmanın etkin kullanımı için aydınlatma kontrol sistemleri önemlidir. Dimmer, zamanlayıcı ve akıllı aydınlatma sistemleri, ışık seviyelerini ayarlamak ve enerji tasarrufu sağlamak için kullanılır.



Aydınlatma hesabı yaparken odanın fonksiyonunu, estetik tercihleri ve enerji tasarrufu hedeflerini dikkate almak doğru ışıklandırmayı sağlamak için önemlidir. Bu hesaplamalar, ev içinde konforlu ve kullanışlı bir ortam yaratmada kilit bir rol oynar. Her alana göre ayrı bir aydınlatma tasarımı, planı yapılmalıdır. Oturma odası genellikle aile ve misafirlerle vakit geçirilen bir alandır. Genel aydınlatma, bu odayı aydınlatmak için kullanılır.


Yumuşak tonlarda aydınlatma, sıcak ve davetkâr bir atmosfer yaratır. Ayrıca, okuma köşeleri veya dekoratif öğeleri vurgulamak için bölgesel aydınlatma eklemek gerekir. Mutfak, çalışma alanları ve yemek hazırlama noktaları için yeterli bölgesel aydınlatma kullanılmalıdır. Mutfağın genel aydınlatması, tavan veya tezgâhın üzerindeki lambalar aracılığıyla sağlanabilir. Işığın homojen dağılımı, mutfakta güvenli ve verimli bir çalışma ortamı oluşturur.

Yatak odasında, rahatlatıcı bir atmosfer yaratılmalıdır. Yumuşak tonlu lambalar veya dimmer kullanarak aydınlatma seviyelerini ayarlamak, dinlenmeye yardımcı olacaktır. Ayrıca, okuma lambaları gibi bölgesel aydınlatma da yatak odasında faydalı olabilir.


Evlerde aydınlatma hesabı yapmak; her odanın ihtiyaçlarına uygun bir ışıklandırma ve enerji tasarrufu için kritik bir adımdır. Bu hesaplamalar; odanın boyutları, fonksiyonu, renkleri ve genel atmosferi gibi bir dizi faktörü içerir.



Evlerde Aydınlatma Hesabı Yapma Sürecinin Adımları

Aydınlatma hesaplamasına başlamak için öncelikle odanın boyutlarını belirlemek gerekir. Bunun için yükseklik, genişlik ve uzunluk gibi temel ölçüler dikkate alınarak odanın metrekare cinsinden alanı hesaplanır.


Aydınlatma seviyesi belirleme de her odanın kullanım amacına göre bir aydınlatma seviyesi belirlenir. Örneğin, çalışma alanları için daha yüksek bir aydınlatma seviyesi gerekirken oturma odaları daha yumuşak bir aydınlatma seviyesine ihtiyaç duyabilir. Aydınlatma seviyesi, lüks (lux) veya ayak mumları (foot-candles) gibi birimlerle ölçülür.


Odanın renk tonu ve yüzey malzemesi, ışığın nasıl yansıtılacağını etkiler. Koyu renkli duvarlar ışığı emerken açık renkli yüzeyler ise ışığı daha iyi yansıtır. Bu nedenle, odanın renk temelini ve yansıtma katsayısını dikkate almak gerekir.

Hangi tür ışık kaynağının kullanılacağı, hesaplama yaparken önemli bir faktördür. LED, floresan, halojen veya akkor lambalar, farklı ışık özelliklerine sahiptir. Ayrıca, ışık kaynağının renk sıcaklığı ve renk indeksi de göz önünde bulundurulmalıdır.


Kullanılacak olan aydınlatma armatürleri, odanın ihtiyaçlarına uygun olarak seçilmelidir. Aydınlatma armatürlerinin yerleştirilme şekli, ışığın homojen bir şekilde dağılmasını sağlamak için önemlidir.


Aydınlatma hesabı yaparken enerji verimliliğini göz önünde bulundurmak gerekir. Enerji verimli ışık kaynakları ve armatürleri seçmek, uzun vadede enerji maliyetlerini düşürebilir.

Aydınlatma kontrol sistemleri, ışık seviyelerini ayarlamak ve enerji tasarrufu sağlamak için kullanılır. Dimmer, hareket sensörü ve akıllı aydınlatma sistemleri gibi kontrol mekanizmaları, ışıklandırmayı daha esnek ve verimli bir hâle getirebilir.



Enerji Verimliliği ve Çevresel Duyarlılık

Evlerde aydınlatma seçimi yaparken enerji verimliliği göz önünde bulundurulmalıdır. LED ve kompakt floresan lambalar, geleneksel halojen veya akkor lambalara göre enerji tasarruflu seçeneklerdir. Ayrıca, aydınlatma armatürlerinin malzeme seçimi ve üretim süreçleri de çevresel etkileri azaltmak adına önemlidir.


Evlerde aydınlatma tasarımı hem estetik hem de fonksiyonel açıdan düşünüldüğünde, yaşam kalitesini artırabilir. Doğru ışıklandırma, evin her odasında özel bir atmosfer yaratmak için güçlü bir araçtır.

  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 25 Ağu 2023
  • 2 dakikada okunur
Potansiyelini her ölçekte kanıtlayan yapay zekâ teknolojileri, siber saldırganlara da yeni kapılar açtı. Siber güvenlik ekosistemi, yapay zekâyla saldırı süreçlerini hızlandıran ve daha karmaşık saldırılar düzenleme yeteneği kazanan siber suçluların üstesinden yine yapay zekânın gelebileceğini düşünüyor.


Hızlı dijitalleşme ve yapay zekâ gibi yükselen teknolojiler siber saldırganların elini güçlendirirken, siber güvenlik konusundaki endişeleri de artırdı. Öte yandan iş dünyası, siber riskleri azaltmak ve tehditlere karşı daha dayanıklı olmak için yapay zekâyı benimsemeye başladı. Acumen Research tarafından yürütülen bir araştırma, 2021’de 14,9 milyar dolar büyüklüğe sahip olan yapay zekâ (AI) tabanlı siber güvenlik ürünleri pazarının 2030’a kadar 133,8 milyar dolara ulaşacağını öngördü.


Küresel standartlarda DNS güvenliği çözümleri sunan DNSSense’in Yapay Zekâ Takım Lideri Ebubekir Buber, şunları söyledi: “Siber güvenlik ve yapay zekâ konularında madalyonun iki yüzü var. Bir yanda yapay zekâ gibi yeni teknolojileri kullanarak daha karmaşık saldırılar düzenleyebilen siber saldırganlar yer alıyor. Diğer yanda ise yapay zekâdan beslenen siber tehditlere karşı yine yapay zekâ tabanlı siber güvenlik çözümleriyle karşı konulabileceğini düşünen şirketler konumlanıyor.



IBM’in Siber Güvenlik İçin Yapay Zekâ ve Otomasyon raporunda, dünya çapındaki şirketlerin yüzde 93’ünün ilerleyen süreçte yapay zekâyı siber güvenlik süreçlerinde kullanmayı düşündüğü görüldü. Siber güvenlikte yapay zekâ kullanımı konusunda en iyi performansı ortaya koyan şirketler, güvenlik odağındaki yatırım getirilerini yüzde 40 artırırken, veri ihlali maliyetlerini de en az yüzde 18 azalttı.


2022’nin son aylarında yayımlanan veriler küresel siber güvenlik ihlalleri ve siber suçların maliyetinin yıllık 1 trilyon dolara ulaştığını gösteriyor. Bu rakam küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde birine karşılık geliyor. İşletmeler hızla dijitalleşiyor, her katmanda kurumsal ağa bağlı daha çok cihaz kullanılıyor. Uzaktan çalışma yaklaşımı yaygınlaştıkça iç tehdit kaynaklı riskler de artıyor. Siber saldırganların yapay zekâ gibi teknolojileri benimsemesi, tehditleri insan gücüyle öngörülemez hâle getirirken, işletmeleri her açıdan kırılganlaştırıyor. Bu ortamda güçlü bir siber güvenlik altyapısı kurmak için uygulama katmanının en altında, başka bir deyişle kurumsal ağların merkezinde yer alan DNS güvenliğine önem vermek ve ağlardaki kötü amaçlı trafiği algılayan yapay zekâ destekli sistemlere yönelmek gerekiyor.



Günlük 240 Bin Zararlı Domain

İnternetin tamamının verisini elinde tutan yapay zekâ destekli domain sınıflandırma çözümümüz Cyber X-Ray’den aldığımız veriler, 2022’nin ikinci yarısında her gün ortalama 240 bin zararlı domain kaydedildiğini gösterdi. Siber saldırganlar, güvenlik önlemlerinden kaçınmak ve zor tespit edilen saldırılar düzenlemek için yapay zekâ tabanlı domain oluşturma algoritmalarını (DGA) kullanıyor. Bu durum ağ trafiğinin sürekli izlenmesini, tüm ağ kullanıcılarının DNS seviyesinde korunmasını, saldırılar gerçekleşmeden diğer güvenlik çözümlerinin bilgilendirilmesini ve tetiklenmesini gerektiriyor.



Uçtan Uca Görünürlük

Siber güvenlikte yapay zekâ, doğal dil işleme ve makina öğrenmesi gibi yüksek teknolojilerin kullanımına ilişkin akademik çalışmalar yürüten bir ekibe sahibiz. 7 ülkede milyonlarca kullanıcıyı internete güvenli bir biçimde bağlayan DNSSense olarak geliştirdiğimiz Cyber X-Ray, portföyümüzdeki diğer çözümlerin de veri kaynağı olarak konumlanıyor. Kurumsal ağ trafiğini sürekli izleyen DNSEye, işletmelere DNS güvenliğinde uçtan uca görünürlük sunarken, bulut tabanlı koruma çözümümüz DNSDome, bir ağı kullanan tüm kullanıcı ve cihazları internetteki zararlı içeriklerden koruma görevini üstleniyor. Çözümlerimiz siber güvenlik ekiplerinin yükünü azaltırken, farklı güvenlik çözümlerinin etkinliğine de katkıda bulunuyor.”

  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 13 May 2023
  • 2 dakikada okunur
Sürdürülebilirlik ve karbon ayak izi gibi kavramlar iş dünyasında her geçen gün daha önemli bir gündem maddesine dönüşürken, şirketler tüm süreçlerinde çevresel uygulamaları benimsemeye odaklandı. Bu kapsamda, her yıl 6 milyonu aşkın ağacın kesilmesine sebep olan kağıt kartvizitlerin yerini alabilecek dijital bir çözüm geliştirildi.


Sürdürülebilirlik pek çok işletme için öncelikli başlıklardan birine dönüşürken, geleneksel iş süreçleri ve yerleşmiş alışkanlıklar da gözden geçirilmeye başlandı. Uzun süredir iş hayatının tanışma aracı olarak kullanılan kağıt kartvizitler de bu yeniden değerlendirme sürecinin parçası oldu. Veriler, her yıl basılan kartvizitlerin 8 milyarının 1 hafta içinde çöpe atıldığını, bu kartvizitlerin üretimi için de her yıl 6 milyon ağaç kesildiğini gösterirken, kartvizitler de dijitalleşmeden nasibini aldı.


Nilsen Balata | Letshare Fikir Sahibi
Nilsen Balata | Letshare Fikir Sahibi

Kartvizit paylaşımı süreçlerini uçtan uca dijitalleştirmek için Letshare adı verilen bir uygulama geliştirildi. Letshare fikir sahibi ve iş modelini oluşturan Nilsen Balata, salgın döneminde ofis bilgilerini güncellemek için tüm kağıt kartvizitleri yeniden bastırmak zorunda kaldıklarını belirterek “Bu dönemde kağıt kartvizitlerin işlevini yitirdiğini biliyorduk fakat alternatif bir seçeneğimiz yoktu. Dijital kartvizit çözümü Letshare’in fikri, akıllı telefonların ve yenilikçi teknolojilerin hayatımıza büyük ölçüde dahil olduğu bu dönemde ortaya çıktı ve Letshare Teknoloji Ekip Lideri Yasin Hüseyin Kara ve ekibi ile uygulamayı hayata geçirdik” dedi.


İletişim bilgilerini paylaşmanın teknolojiden güç alan, kolay ve modern bir versiyonunu sunan Letshare, iOS ve Android cihazların uygulama marketlerinden indirilip kullanılabiliyor. Kişiler, dijital kartvizitlerini hazır şablonlar aracılığıyla dakikalar içinde, 10 farklı dil seçeneğiyle oluşturarak kurumsal renklerine uygun biçimde düzenleyebiliyor. Dijital kartvizitlerine LinkedIn profillerinden fatura bilgilerine, şirket tanıtımlarına, emlak ilanlarına ve sosyal medya hesaplarına kadar pek çok alanı ekleyebilen kullanıcılar, uygulamanın yapay zekâ tabanlı tarama özelliği sayesinde fiziksel kartvizitleri de iletişim listelerine kaydedebiliyor. Letshare profilleri e-posta imzalarına taşınabiliyor, sanal arka plan özelliği sayesinde online toplantılarda QR kod olarak konumlandırılabiliyor.



Uygulamanın piyasadaki NFC (yakın alan iletişimi) kart özelliği taşıyan dijital kartvizitlerle kıyaslandığında, kişisel bir müşteri ilişkileri yönetimi çözümü gibi konumlandırıldığını söyleyen Nilsen Balata, “Letshare’de oluşturulan kartvizitler karekod, WhatsApp, SMS, e-posta, sosyal medya, AirDrop gibi pek çok yolla paylaşılabiliyor. Letshare, taranan veya paylaşılan kartvizitlerin yönetilebildiği kapsamlı bir dijital rehber özelliği de sunuyor” dedi.

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page