top of page
Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
BODRUMDergi
26 Haz 2025
2 dakikada okunur
Bodrum’un gözde tesislerinden Bodrium Hotel bünyesinde hizmet veren Ianua Spa Wellness & Center sağlık ve güzellik uygulamalarını bir arada sunuyor. Güzellik ve Makyaj Uzmanı, Uluslararası PhiContour Uygulayıcısı Samiye Çeki, gençlik ve güzellik katan Porselen Boto Lift ve Oenanthe etkisi hakkında bilgi verdi.


Çeki, Bodrum’da ilk kez Ianua Spa Wellness & Center’da uyguladıkları doğal gençlik dokunuşu Porselen Boto Lift’in cildin yenilenmesini destekleyen, cerrahi müdahale gerektirmeyen özel bir cilt bakım uygulaması olduğunu söyledi.


Cilt Daha Parlak, Sıkı ve Genç Bir Görünüme Kavuşuyor

Samiye Çeki, “İçeriğindeki doğal aktif bileşenler sayesinde cilt üzerinde anında tonlama, oksijenlenme ve sıkılaşma etkisi yaratır. Bu sayede cilt daha parlak, sıkı ve genç bir görünüme kavuşur. Porselen Boto Lift, doğadan ilham alan güçlü bileşenler içerir. En dikkat çekenlerden biri Oenanthe bitkisi özü olup ciltteki sarkmaların önlenmesine yardımcı olur. Bu yöntem; ince kırışıklıklar, cilt sarkmaları, renk düzensizlikleri, mat ve yorgun ciltler, akne izleri gibi birçok sorunun giderilmesine yardımcı olur. Aynı zamanda cildin nem dengesini koruyarak sağlıklı ve canlı bir görünüm kazandırır. Uygulama oldukça konforludur ve ortalama 30 dakika sürer. Öncelikle cilt temizlenir ve ardından özel formüle sahip içerikler uygulanarak cildin derinlemesine yenilenmesi sağlanır. İşlem sonrası hafif bir kızarıklık oluşabilir ancak bu kısa sürede geçer. Kişi, günlük hayatına hemen dönebilir” diye konuştu.


Güzellik ve Makyaj Uzmanı, Uluslararası PhiContour Uygulayıcısı Samiye Çeki
Güzellik ve Makyaj Uzmanı, Uluslararası PhiContour Uygulayıcısı Samiye Çeki

Kırışıklıklar da Azalıyor

Porselen Boto Lift işleminde en iyi sonuçların genellikle sonbahar ve kış aylarında alındığına dikkat çeken Çeki, şunları söyledi: “İşlem sonrası cilt güneşe karşı daha hassas olabilir. Ancak doğru güneş koruma ürünleriyle her mevsimde uygulanabilir. Cildin ihtiyacına bağlı olarak 3 - 4 hafta arayla birkaç seans önerilir. İlk seanstan itibaren ciltte aydınlık, pürüzsüzlük ve sıkılaşma fark edilir. Düzenli uygulamalarla bu etkiler kalıcı hâle gelir ve cilt gençleşir. Cildine doğal bir ışıltı kazandırmak, kırışıklıkları azaltmak ve sıkı bir görünüm elde etmek isteyen herkes için ideal bir uygulama. Ancak en iyi sonuçları almak için cilt tipine uygun bir bakım programı oluşturmak ve uzman bir danışmandan destek almak büyük önem taşıyor. Bu uygulama, Bodrum’da ilk kez Ianua Spa Wellness & Center bünyesinde, Bodrium Hotel’de uygulanıyor”

Yazarın fotoğrafı: Dt. Ebru Küçük Erşan
Dt. Ebru Küçük Erşan
25 Haz 2025
2 dakikada okunur
Estetik diş hekimliği denildiğinde ön dişler genellikle odakta yer alsa da işlevsel açıdan asıl yükü taşıyanlar arka dişlerdir. Gülümsememizde görünmeseler de yeme ve konuşma gibi temel fonksiyonların mimarı olan bu dişlerin dayanıklı, uzun ömürlü ve sağlıklı bir yapıya sahip olması hayati önem taşır. Peki, bu kadar kritik bir görev üstlenen arka dişlerde monolitik zirkon mu yoksa metal destekli porselen mi daha doğru bir seçim olur?


Monolitik Zirkon: Estetik ve Dayanıklılığı Buluşturan Teknoloji

Monolitik zirkon, diş hekimliğinde son yıllarda öne çıkan yenilikçi bir malzeme. Özellikle arka dişlerde tercih edilmesinin başlıca nedenleri arasında:

  • Yüksek Dayanıklılık: Monolitik zirkon, çiğneme sırasında oluşan yüksek kuvvetlere karşı son derece dirençlidir. Bu özelliğiyle özellikle sert gıdaların çiğnendiği azı dişleri için ideal bir çözümdür.

  • Doğal Görünüm: Metal içermediği için ışık geçirgenliği oldukça yüksektir. Bu da zirkonun diş eti hattında doğal bir geçiş sağlamasına yardımcı olur.

  • İnce ve Hafif Yapı: Daha az diş kesimi gerektirir. Bu sayede hem sağlıklı diş dokusu korunur hem de konforlu bir kullanım sunar.

  • Uzun Ömür: Doğru bakım ve düzenli kontrollerle uzun yıllar sorunsuz kullanılabilir.



Metal Destekli Porselen: Klasikten Vazgeçemeyenlere

Metal destekli porselenler, uzun yıllardır diş tedavilerinde güvenle kullanılan klasik bir yöntemdir. Hâlâ tercih edilme nedenleri arasında:

  • Yüksek Mukavemet: Metal altyapısı sayesinde kırılmaya karşı dirençlidir.

  • Yaygın Kullanım ve Ekonomik Seçenekler: Uygulama alanı geniştir ve maliyet açısından zirkona göre genellikle daha erişilebilirdir.


Ancak bazı dezavantajları da göz önünde bulundurmak gerekir:

  • Estetik Sınırlılık: Metal alt yapı, zamanla diş eti hattında grileşmeye neden olabilir.

  • Daha Kalın Yapı Gereksinimi: Uygulanabilmesi için daha fazla diş dokusu kaldırılması gerekebilir.

  • 8Işık Geçirgenliği Düşüktür: Bu da doğal görünümü bir miktar azaltabilir.



Hangi Malzeme Kime Uygun?

Seçim yaparken hekiminizin yönlendirmesi çok değerlidir. Çünkü her hasta özel bir vakadır.


Her Ağız Aynı Değildir

Diş yapınız, çiğneme kuvvetiniz, ağız hijyeniniz ve estetik beklentileriniz bu tercihi şekillendirir. Eğer hem sağlamlık hem de görünüm sizin için önemliyse, monolitik zirkon çok yönlü bir seçenek sunar. Ancak ekonomik bir çözüm arıyor ve estetik sizin için öncelikli değilse metal destekli porselen de güvenilir bir alternatiftir.


Unutmayın, en doğru karar detaylı bir muayene ve bireysel değerlendirme sonrası hekiminizle birlikte verilmelidir.



Gülümsemeye Giden Yol Sağlam Dişlerden Geçer

Estetik kadar işlevsellik de önemlidir. Özellikle arka dişlerdeki restorasyonlar, hem konforlu bir yaşam hem de sağlıklı bir çene yapısı için kritik rol oynar. Doğru malzeme, doğru tedavi planı ve düzenli kontrollerle arka dişlerinizle güçlü bir şekilde hayatın tadını çıkarabilirsiniz.

Yazarın fotoğrafı: Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
24 Haz 2025
3 dakikada okunur
Gün geçmiyor ki bir yerlerde nefes borusuna yemek kaçması, suda boğulma ya da vücudun çeşitli bölgelerinde kanama veya travmaya bağlı yaralanmalarla karşılaşılmasın. Bu tür olaylar; restoranlarda, trafikte, plajlarda, işyerlerinde, okullarda ya da toplu taşıma araçlarında meydana gelebiliyor. Acil durumlarda, sağlık kuruluşuna ulaşılana ya da sağlık ekipleri olay yerine gelene kadar yapılacak küçük müdahaleler, çoğu zaman hayat kurtarıcı olabilir. Bu nedenle, toplumda ilkyardım bilincinin gelişmesi ve ilkyardım eğitimi almış bireylerin sayısının mümkün olduğunca artırılması büyük önem taşır.


Yasal Dayanak: İlkyardım Yönetmeliği

Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından 29.07.2015 tarih ve 29429 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İlkyardım Yönetmeliği bu alandaki temel yasal düzenlemedir. Bu yönetmelikte; ilkyardım eğitici eğitmeni, ilkyardım eğitmeni ve ilkyardımcı yetiştirilmesi ile bu eğitimleri düzenleyecek merkezlerin açılış, işleyiş ve denetimi ile ilgili usul ve esaslar belirlenmiştir.



Türkiye’de ilkyardım eğitimleri ancak Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış ilkyardım eğitim merkezleri tarafından verilmektedir. Bu merkezlerden 16 saatlik Temel İlkyardım Eğitimi alan kişiler Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan teorik ve pratik sınavlarda başarılı olmak koşulu ile ilkyardımcı sertifikası almaya hak kazanır. Teorik ve pratik sınavların her birinden en az 85 puan alınması gerekmektedir. Başarı not düzeyinin oldukça yüksek olması ilkyardımın önemini göstermektedir. İlkyardımcı, acil durumlarda hastalara müdahale edebilmek için ciddi bir sorumluluk üstlenmektedir. Müdahale sınırlarını çok iyi bilmeli ve uygulamalıdır.



Yönetmelikte İlkyardımcı Tanımı “İlkyardım tanımında belirtilen amaç doğrultusunda, hasta ve yaralıya tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç gereçlerle ilaçsız uygulamaları yapan, ilkyardım eğitimi alarak ilkyardımcı belgesi almış kişi” şeklindedir. İlkyardımcının görevi sağlık ekipleri gelene kadar hastayı stabil hâle getirmeye çalışmaktır. İlkyardımcı bir sağlık personeli değildir ve sağlık personelinin yapabileceği işlemleri yapamaz. Eğitim sırasında öğrendikleri bazı uygulamaları, hastayı stabil hâle getirmek amacıyla yerine getirebilirler; ancak herhangi bir tedavi uygulamaları mümkün değildir.



İlkyardımcı neler yapabilir?

Öncelikle hem olay yerini hem de hasta veya yaralının durumunu değerlendirebilir. Gerekli durumlarda temel yaşam desteği uygulayabilir. Kanamaların durdurulması için turnike ya da baskı uygulamaları yapabilir. Komaya giren hastaya koma pozisyonu verebilir. Travmaya bağlı yaralanmalarda ilk müdahaleyi yapabilir. Yanık, donma ve sıcak çarpmalarında ilkyardımı yapabilir. Kan şekeri düşmesi, ateş vb. durumlarda ilk müdahaleyi yapabilir. Zehirlenmelerde, hayvan ısırmalarında, boğulmalarda, ‘göz, kulak ve buruna yabancı cisim kaçması’ durumlarında ilkyardımı yapabilir; hasta veya yaralı taşıma tekniklerini doğru bir şekilde uygulayabilir.



Gönüllülükten Zorunluluğa

İlkyardım eğitimi önceleri gönüllülük esasına göre yapılmaya başlandı. Toplumda ilkyardımcı sayısının yeterli düzeye ulaşması için gönüllülük esası yeterli gelmeyince, yasal düzenlemelerle bu sayı artırılmaya çalışıldı. Toplu yaşam alanlarında yeterli sayıda ilkyardımcının bulunması, halk sağlığı açısından büyük önem taşır. Bu bağlamda, özellikle okullar ve işyerleri öncelikli olarak değerlendirilmelidir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve buna bağlı mevzuatlarla birlikte iş yerlerinde çalışan kişilere yönelik işverenlere yükümlülük getirildi. Buna göre; az tehlikeli işyerlerinde 20, tehlikeli işyerlerinde 15 ve çok tehlikeli işyerlerinde 10 çalışana en az bir ilkyardımcı düşecek şekilde ilkyardımcı bulundurulması zorunlu hâle getirilmiştir. İşverenlerin bu yükümlülüklerini yerine getirmesiyle birlikte hem işyerlerinde hem de toplumda ilkyardım bilgisine ve yetkisine sahip kişilerin sayısı artmaya başladı. Medyada sıkça karşımıza çıkan ilkyardım başarı haberleri de bu artışı destekler nitelikte.Okullarda öğretmenler öğrencilerine, restaurantlarda garsonlar müşterilerine müdahale etmeye, trafik kazalarında ise ilkyardımcılar sorumluluk almaya başladılar.



Bilinçli Müdahale Oranı Yükseldi

İşyerlerine getirilen bu yükümlülük sayesinde okullarımızda birçok öğretmen ilkyardımcı olurken fabrikalarda da çok sayıda çalışan ilkyardım belgesi almaya başladı. Yine de işyerlerinde yeterli sayıya ulaştığımız söylenemez. İşyerlerinde yeterli ilkyardımcı sayısına ulaştığımız zaman ülkemizde acil durumlarda destek olacak ilkyardımcılar sayesinde ölüm ve yaralanma oranlarında düşme görülecektir. Birçok hayat kurtulacak ya da erken müdahale sayesinde olay daha hafif atlatılacaktır.



Vatandaşlık Görevi

Ülkemizde acil sağlık hizmetleri Sağlık Bakanlığı koordinatörlüğünde 112 Acil Sağlık Hizmetleri tarafından yürütülmektedir. Son yıllarda ülkemizde acil sağlık hizmetleri konusunda hem teknolojik araç gereç hem de personel açısından çok ileri gitmemize rağmen ilkyardım eğitimi ve ilkyardımcıların katkısı yadsınamaz. Acil durumlarda sağlık ekipleri gelene kadar bilinçli ve iyi eğitilmiş ilkyardımcıların sayısını artırmak yöneticilere düşen en önemli görevlerden biri olsa da birey olarak iyi bir ilkyardım eğitimi almak ve ilkyardımcı olmak da vatandaşlık görevimizdir.

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page