top of page
Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
Mustafa Küçük
14 Eyl 2025
2 dakikada okunur
2025 Avrupa Basketbol Şampiyonası (EuroBasket 2025) finalinde Almanya’ya 88-83 mağlup olan A Milli Basketbol Takımımız, turnuvayı ikinci sırada tamamladı ve gümüş madalya kazandı.

 

EuroBasket 2025’te A Grubu’nu 5’te 5 yaparak lider bitiren Türkiye, son 16 turunda İsveç’i, çeyrek finalde Polonya’yı ve yarı finalde Yunanistan’ı mağlup ederek finale yükseldi. Ay-yıldızlı ekip, 2001’in ardından bir kez daha Avrupa ikinciliği elde etti.


 

Büyük Çekişmeye Sahne Olan Final

 Letonya’nın başkenti Riga’daki Arena Riga’da oynanan finalde milliler, maça fırtına gibi başladı. Dış atışlarda yüksek yüzde yakalayan Türkiye, 3. dakikada farkı çift hanelere taşıdı: 13-2. Ancak Bonga ve Wagner’in sayılarıyla toparlanan Almanya, ilk periyodu 24-22 önde tamamladı.

 

İkinci çeyrekte savunma ribaundlarında zorlanan milliler, Lo’nun önderliğinde hücumda etkili olan Almanya karşısında geri düşse de Alperen Şengün’ün oyuna ağırlığını koymasıyla kontrolü eline aldı ve devreyi 46-40 önde kapattı.

 

Üçüncü periyot karşılıklı basketlerle geçerken Türkiye, final periyoduna 67-66 üstün girdi. Son bölümde oyunun temposunu artıran Almanya, kritik üçlüklerle öne geçti. Bitime 18 saniye kala Schröder’in isabetiyle farkı üç sayıya çıkaran Almanya, mücadeleyi 88-83kazanarak şampiyon oldu.


 

Millilerden 24 Yıl Sonra İkinci Final

 A Milli Takım, 24 yıl aradan sonra çıktığı finalde ikinci kez gümüş madalya ile yetindi. Ay-yıldızlılar, 2001’de Abdi İpekçi Spor Salonu’nda oynanan finalde de Yugoslavya’ya 78-69 mağlup olmuştu.

 


Almanya’nın İkinci Avrupa Şampiyonluğu

 2023 Dünya Kupası’nı kazanan Almanya, EuroBasket 2025’te de namağlup olarak şampiyonluğa ulaştı. Turnuvayı 9’da 9 ile tamamlayan Alman ekibi, 1993’ün ardından ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu.



 

Final Kapalı Gişe

 Arena Riga’daki final karşılaşması kapalı gişe oynandı. Türkiye’nin yanı sıra çevre ülkelerden gelen çok sayıda Türk taraftar, tribünlerde ay-yıldızlı ekibi destekledi.

 


Kupa Seremonisi

Karşılaşmanın ardından düzenlenen törende A Milli Takım oyuncuları ve başantrenör Ergin Ataman gümüş madalyalarını aldı. Şampiyon Almanya’ya ise altın madalyalar takdim edildi. Kupayı, FIBA Avrupa Başkanı Jorge Garbajosa’dan alan kaptan Dennis Schröder, takım arkadaşlarıyla birlikte havaya kaldırdı.

Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
Seda Küçük
14 Eyl 2025
3 dakikada okunur
Güneydoğu Asya’nın kalbinde yer alan küçük ama etkileyici bir ada devleti: Singapur. Temiz sokakları, göğe uzanan modern yapıları, doğayla uyum içinde planlanmış şehir dokusu ve dillere destan sokak lezzetleriyle, çağdaş dünyanın en özgün şehirlerinden biri. Asırlardır ticaretin, göçün ve kültürel dönüşümün kavşak noktası olan bu şehir, bugün hâlâ geçmişle geleceği aynı masada buluşturuyor. Singapur yalnızca teknolojik bir metropol değil; çok kültürlülüğün, ileri görüşlü şehir planlamasının ve köklerine sadık bir yaşam felsefesinin simgesi. İster bir gurme olun ister doğanın izini süren bir yolcu ya da çağın yeniliklerine hayran bir gezgin... Singapur, her ziyaretçisine anlatacak farklı bir hikâye sunar. Her köşesi, keşfetmeye değer bir başka dünyaya açılır.


Tarihçesi

Singapur’un tarihi, 14. yüzyıla Srivijaya İmparatorluğu dönemine kadar uzanır. Adını Sanskritçede “Aslan Şehri” anlamına gelen Singapura kelimesinden alır. Ancak asıl yükselişi, 1819’da İngiliz Sir Stamford Raffles’ın burayı bir ticaret limanı olarak kurmasıyla başladı. 1942’de Japonlar tarafından işgal edilen ülke, II. Dünya Savaşı sonrası tekrar İngiliz yönetimine geçti ve 1965 yılında bağımsız bir cumhuriyet hâline geldi. O günden bu yana teknoloji, finans ve ticarette dünya sahnesine çıkan bir dev durumunda.



Aktiviteler

Singapur’un Renkli Rotaları

Singapur’da bir sokağın köşesini döndüğünüzde gökdelenler yerini yemyeşil bahçelere bırakabilir. Camdan kulelerin arasında yükselen dev ağaçlar, gökyüzüne uzanan tapınak kuleleri, rengârenk mahalleler ve teknolojinin nefes kesen yüzü… Burası sadece bir şehir değil, âdeta başka bir gezegen.



Gardens by the Bay

Singapur’un sembolü hâline gelmiş bu devasa bahçeler, sadece botanik meraklıları için değil, mimari ve teknoloji tutkunları için de bir başyapıt. Özellikle Supertree Grove adı verilen dev ağaç benzeri yapılar, gün batımında başlayan ışık ve ses gösterileriyle büyüleyici bir görsel şölene dönüşüyor. Cloud Forest ve Flower Dome ise iklim kontrollü seralarıyla dünyanın farklı bitki örtülerini tek bir çatıda sunuyor.



Merlion Park

Singapur’un ruhunu yansıtan yarı aslan, yarı balık heykeli Merlion hem efsanevi bir simge hem de bir fotoğraf klasiği. Marina Bay manzarası eşliğinde gece ve gündüz yürüyüş yapmak ışıl ışıl bir ambiyansıyla unutulmaz bir deneyim sunuyor. Özellikle gece saatlerinde ışıklarla süslenmiş gökdelen silueti, bu parkı bir masal diyarına dönüştürüyor.



Chinatown, Little India ve Kampong Glam

Singapur’un çok kültürlü yapısını adım adım keşfetmek istiyorsanız, bu üç semt sizi zamanda yolculuğa çıkarır.

  • Chinatown: Çin tapınakları, kaligrafi atölyeleri ve kırmızı fenerlerle bezeli sokaklar arasında yürümek hem huzurlu hem canlandırıcı.

  • Little India: Baharat kokuları, çiçek zincirleri ve Bollywood ezgileriyle dolu bir dünya.

  • Kampong Glam: Malay kültürünün kalbi. Altın kubbeli Sultan Camii, Arap Sokağı’ndaki el işi dükkânları ve duvar resimleriyle hip bir atmosfer sunuyor.



Marina Bay Sands SkyPark

Dünyaca ünlü Marina Bay Sands otelinin tepesindeki bu gökyüzü terası, 360 derece şehir manzarasıyla âdeta bir “Singapur’a bakış dersi” veriyor. Sonsuzluk havuzunda yüzmek ayrıcalıklı bir deneyim olsa da sadece terasa çıkmak bile nefes kesici.

Özellikle akşam saatlerinde ışık gösterileriyle birlikte izlenen şehir silueti, sonsuza kadar hafızanızda kalacak bir görüntü sunuyor.



Singapore Zoo & Night Safari

Singapore Zoo bambaşka bir seviyede. Açık alan konseptiyle hayvanları doğal yaşam alanlarında izleme imkânı sunuyor. Night Safari ise gece açık olan ilk vahşi yaşam parkı olarak el feneriyle yapılan rehberli turlar ve trenle yapılan gezilerle çocuklu aileler kadar doğa sever yetişkinleri de büyülüyor.



Singapur’a İlk Kez Gidecekler için  Kaçırılmaması Gereken 5 Deneyim

  • Singapore Flyer’a binip 165 metre yükseklikten manzarayı izleyin.

  • Sentosa Adası’na gidip plajların, su parklarının ve Universal Studios’un tadını çıkarın.

  • Orchard Road’da alışveriş yapın; lüks markalardan sokak modasına kadar her şey burada.

  • Boat Quay ve Clarke Quay’de gece hayatının keyfine varın.

  • Hawker Centre’larda yerel halkla iç içe sokak yemeklerini deneyimleyin.



Mutfak

Singapur mutfağı sadece bir lezzet değil; âdeta bir kimlik ifadesi, bir birlik hikâyesi. Çin’in wok ateşiyle kavrulmuş aromaları, Malay mutfağının tropik baharatları, Hint sokaklarının yoğun kokuları ve Peranakan kültürünün ev yapımı geleneksel tatları… Hepsi aynı sokak tezgâhında buluşur, aynı masada kaynaşır. Bu ülkede yemek yemek bir ihtiyaç değil, bir ritüeldir. Her lokma geçmişin izlerini taşır, her tarif göç yollarından gelen bir hikâyeyi fısıldar. Dünyanın en gelişmiş şehirlerinden biri olan Singapur’da, sokak lezzetleri Michelin yıldızına kavuşur, şefler halkın arasına karışır.



En Favori Yemekleri

  • Hainanese Chicken Rice: Haşlanmış tavuk ve aromalı pirinçle yapılan, sade ama efsane bir lezzet.

  • Chilli Crab: Baharatlı domatesli sosla hazırlanan bir yengeç yemeği.

  • Laksa: Hindistan cevizi sütlü, erişteli, baharatlı bir çorba – Malay ve Çin etkisiyle harmanlanmıştır.

  • Satay: Yer fıstıklı sosla servis edilen marine edilmiş et şişleri.

  • Char Kway Teow: Karides, yumurta ve sebzeyle wokta çevrilen yassı erişte.

  • Kaya Toast & Soft-Boiled Eggs: Kahvaltıların vazgeçilmezi; hindistan cevizli reçel ile yapılan kızarmış ekmek.



Ulaşım

İstanbul’dan Singapur’a direkt uçuşlar yaklaşık 11 saat sürüyor ve genellikle Türk Hava Yolları ya da Singapore Airlines tercih ediliyor. Ayrıca Dubai, Doha gibi şehirlerden aktarmalı uçuş seçenekleri de mevcut. Varış noktası olan Changi Havalimanı, dünyanın en modern havalimanlarından biri. Havalimanından şehir merkezine ulaşım ise oldukça kolay; metro, otobüs, taksi veya mobil uygulamalar ile hızlı ve konforlu bir şekilde şehre ulaşabilirsiniz.

Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
Mustafa Küçük
12 Eyl 2025
3 dakikada okunur
Kimi oyuncular bir role bürünür, repliğini söyler, sahneden iner. Kimi ise karakterin ruhuna dokunur, onu yaşar, yaşatır, izleyicinin kalbine yerleşir… Salih Bademci, işte o nadir oyunculardan biri. Sahneyle, kamera karşısıyla, kelimelerle ve suskunlukla derin bağlar kuran, oynadığı her rolde kendini yeniden tanımlayan bir isim. Bu röportajda, mesleğine duyduğu tutkudan hayata bakışına, içsel dönüşümlerinden Bodrum’a dair hislerine kadar, onu daha yakından tanımaya çalıştık. Samimi, gerçek ve olduğu gibi… Salih Bademci anlattı, biz dinledik.


Oyunculuk sizin için bir meslekten öte ne ifade ediyor?

Oyunculuk benim için bir ifade alanı. Kendimi, insanı, hayatı anlama ve anlatma biçimi. Yani evet, bir meslek ama aynı zamanda bir tür varoluş şekli.


Sizi bugünlere getiren en önemli kişisel değeriniz nedir?

Samimiyet. Ne sahnede ne hayatta hiçbir şeyi öylesine yaşamak istemedim. Oyun oynarken de ilişki kurarken de sahici olmayı önemsiyorum.


Oynadığınız karakterlere hazırlanırken kendinizden neleri katıyorsunuz?

Her şeyimi. Hafızamı, korkularımı, utandığım anları, küçücük bir anımı... Ama sonra da karakterin hakikatini bulduğum anda kendi egomu geri çekmeye çalışırım. Çünkü asıl olan karakterin dünyası.


Şöhretle ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Sizi en çok zorlayan ya da besleyen yanları neler?

Ben onunla ilişkimi mesafeli ama saygılı tutuyorum. En çok zorlayan kısmı, bazen kendinle sevdiklerinle baş başa kalamamak. Ama diğer yandan seni hiç tanımayan birinin sana yürekten sarılması da çok besleyici.


Oyunculuk dışında keşfetmek istediğiniz bir sanat dalı var mı?

Müzik hep içimde. Şarkı söylemek değil sadece, müziği anlamak, dinlemek, onunla düşünmek. Onu meslegimle birleştirmek.



Hayatınızın bir dönüm noktası diyebileceğiniz an nedir?

Konservatuvara girdiğim ilk gündür sanırım.


Özel hayat ve iş dengesini kurmak sizin için kolay mı? Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Zor. Özellikle bizim işte zaman kavramı flu. Ama eşim, kızım, ailem bu dengeyi sağlamamda çok etkili. Bazen bir kahvaltı bile günü kurtarıyor.


Hayatta sizi en çok motive eden şey nedir?

Yaptığım işin birine gerçekten dokunduğunu görmek. Bir seyircinin gözünden yaş gelmişse ya da biri “Bu sahnede kendimi gördüm” dediyse, o bütün yorgunluğa değiyor.


Seyirciyle kurduğunuz bağı nasıl tanımlıyorsunuz?

Büyülü bir bağ. O an sahnede yalnız olmadığımı hissettiriyor. Tepkileri, nefes alışları bile oyunun ritmini etkiliyor. Seyirciyle beraber yaşayan bir şey bu.


Başarılı bir oyunculuk performansının olmazsa olmazı sizce nedir?

Sahici olmak. Seyirci gercek olmayanı kabullenir. Ama sahici olmayanı asla.


Bir oyuncu olarak sahnede ya da sette en çok keyif aldığınız an hangisidir?

O anı yakaladığım an. “Şimdi oldu!” dediğim, karakterin içinden bir şeyin aktığı, benim de şaşırdığım o an. Hem çok kişisel hem de çok paylaşmaya açık.


Geçmişteki Salih’e bir cümleyle seslenme şansınız olsa ne derdiniz?

“Her şey zamanında olacak, acele etme.”



Bilinçli olarak reddettiğiniz ama sonra pişman olduğunuz bir proje oldu mu?

Pişmanlık değil ama “O deneyim nasıl olurdu acaba?” dediğim işler oldu tabii. Ama her seçim bir diğerini doğurduğu için fazla takılmamaya çalışıyorum.


Hayat felsefenizi özetleyen bir motto ya da cümle var mı?

“İyilik bulaşıcıdır.” Ne verirsen dönüp dolaşıp yine sana geliyor.


Oynadığınız rollerin kendi hayatınızı değiştirdiğini düşündüğünüz oldu mu? Olduysa bir örnek verir misiniz?

Özel hayatımı değil ama oyunculuk kariyerime ivme kazandırdığını düşündüğüm çok iş var. Öyle bir geçer zaman ki bunların başında gelir mesela. Sonrasında kiralık aşk, ilk ve son, kulüp,terzi...


Son olarak “Bodrum’u herkes bir şeyle tanımlar; kimine göre bir kaçış, kimine göre bir başlangıç… Sizin için Bodrum neyin karşılığı? Hangi duyguyu ya da anıyı çağrıştırıyor?”

Bodrum benim için Türkiye’nin mavi beyaz simgesi gibi. O sebeple özgürlük ve huzur barındırması herkes gibi en büyük temennim.


“Sahici olan her şey kıymetlidir” diyen başarılı oyuncu Salih Bademci, oyunculuğa sadece bir meslek değil, bir varoluş biçimi olarak bakıyor. Sanatıyla insanlara dokunmayı, sahnede nefes alan bir bağ kurmayı ve her rolünde kendinden izler bırakmayı seviyor.

Röportajdan Akılda Kalanlar:

  • Oyunculuk benim için bir ifade alanı, bir tür varoluş şekli.

  • Ne sahnede ne hayatta hiçbir şeyi öylesine yaşamak istemedim.

  • Karakterin hakikatini bulduğum anda kendi egomu geri çekmeye çalışırım.

  • Şöhretle ilişkimi mesafeli ama saygılı tutuyorum.

  • Müzik hep içimde… Onu mesleğimle birleştirmek istiyorum.

  • Konservatuvara girdiğim ilk gün hayatımın dönüm noktasıdır.

  • Sevdiklerimle bir kahvaltı bile bazen günü kurtarıyor.

  • Bir seyircinin gözünden yaş gelmişse, o bütün yorgunluğa değiyor.

  • Seyirci gerçek olmayanı kabullenir ama sahici olmayanı asla.

  • Her şey zamanında olacak, acele etme.

  • İyilik bulaşıcıdır.

  • ”Öyle Bir Geçer Zaman ki” kariyerime ivme kazandıran işlerin başında gelir.

  • Bodrum benim için Türkiye’nin mavi beyaz simgesi gibi: Özgürlük ve huzur barındırıyor.


BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page