top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 10 Şub
  • 3 dakikada okunur
Takvimler şubat ayını gösterdiğinde, Datça’da mevsimler birbirine karışır. Kış henüz tamamen çekilmemiştir; sabahları serin, akşamları rüzgâr hâlâ kendini hissettirir. Ancak badem ağaçları bu bekleyişe aldırmaz. Yamaçlarda, patikalarda, eski taş evlerin bahçelerinde açan pembe ve beyaz çiçekler, Datça’nın baharı erkenden karşılayan karakterini ortaya koyar. Her yıl bu zamanlarda düzenlenen Datça Badem Festivali, doğanın bu sessiz ama güçlü uyanışını bir şenliğe dönüştürür.


Datça Yarımadası, iki deniz arasında uzanan coğrafyası ve kendine özgü iklimi sayesinde badem yetiştiriciliği için benzersiz bir alan sunar. Bu topraklarda badem, sadece bir tarım ürünü değil; geçmişten bugüne aktarılan bir yaşam biçimidir. Eski Datçalıların dilinde badem; bereketin, sabrın ve sürekliliğin karşılığıdır. Badem Festivali de bu köklü ilişkiyi hatırlatmak ve yaşatmak amacıyla her yıl daha fazla insanı Datça’da buluşturur.



Festival boyunca ilçe merkezi ve çevresindeki alanlar, yerel üreticilerin stantlarıyla canlanır. Dalından yeni toplanmış bademler, badem ezmeleri, bademli tatlılar, sabunlar, yağlar ve el emeği ürünler ziyaretçilerin ilgisini çeker. Ancak bu stantlarda satılan şey yalnızca ürün değildir; her biri, toprağa verilen emeğin ve doğayla kurulan ilişkinin somut bir yansımasıdır. Üreticiler, badem ağaçlarının yıllar süren bakımını, mevsimlerle kurdukları dengeyi ve hasadın sabır isteyen sürecini paylaşır. Badem Festivali, aynı zamanda Datça’nın kültürel hafızasını görünür kılan bir buluşma alanıdır. Festival programında yer alan söyleşiler, paneller ve atölyeler; tarım, ekoloji ve yerel üretim üzerine düşünmeyi teşvik eder. Sanat etkinlikleri, müzik dinletileri ve sergiler ise Datça’nın sade ama derinlikli yaşam anlayışını yansıtır. Badem çiçekleri arasında düzenlenen doğa yürüyüşleri, ziyaretçilere yarımadanın bakir patikalarını keşfetme imkânı sunar.



Festivalin öne çıkan yönlerinden biri de Datça’nın yaz aylarında alışık olunan kalabalığından uzak, daha dingin bir yüzünü göstermesidir. Şubat ayında Datça, yavaşlamayı bilenler için ideal bir durak hâline gelir. Sokaklarda acele yoktur; kahveler uzun uzun içilir, sohbetler uzar. Badem Festivali, bu yavaşlığı bozmadan, aksine ona uyum sağlayan bir ritimle ilerler.


Yerel mutfak da festivalin önemli bir parçasıdır. Bademli çörekler, yöresel tatlılar ve geleneksel tarifler, Datça mutfağının doğallığını ve sadeliğini yansıtır. Ziyaretçiler için bu tatlar, yalnızca damakta kalan bir lezzet değil; Datça’nın kültürel kimliğini tanımanın bir yoludur. Festival, yerel üretimin desteklenmesi ve sürdürülebilir tarımın önemine de dikkat çeker.



Her yıl şubat ayında açan badem çiçekleri, Datça’da umudun ve yeniden başlamanın simgesidir. Badem Festivali ise bu simgeyi paylaşmanın, çoğaltmanın bir yolu olarak karşımıza çıkar. Doğayla uyumlu yaşamı, emeğin değerini ve Datça’nın sakin ruhunu bir araya getirir. Kışın bitmeye yüz tuttuğu bu dönemde Datça’ya yolu düşen herkes, badem ağaçlarının sessiz ama davetkâr çağrısına kulak verir.



12 Şubat’ta Başlıyor

Datça Belediyesi Badem Çiçeği Festivali 12-13-14-15 Şubat 2026 tarihlerinde Datça’da... Doğa, sanat ve eğlencenin doyasıya yaşanacağı Badem Çiçeği Festivali’nde bahara en erken merhaba diyenlerden olmak isterseniz şimdiden planlarınızı yapın.



Badem Çiçeği Festivali’nin Ruhu

Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt festivalle ilgili şunları söyledi: “Badem çiçeklerini açtıran nedir diye sorarsanız, aşktır deriz. Demophon’un badem ağacına dönüşmüş Phyllis’e sarıldığında dallarının çiçek açması gibi, Datça’da bulutların dağlara, toprağın denize, rüzgârların teknelerin beline sarılması gibi Datça’nın insanı da doğaya sarılır aşkla. Bu aşkın gücüne dayanamaz bademler, açıverir çiçeklerini. Çünkü önümüz bahardır, önümüz aydınlıktır, berekettir. Sabırsız çiçekleri selamlar dünyayı ve insanı emekten, güzellikten, kardeşlikten yana olan. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bir araya gelir insanlar, gönüllerde de açar badem çiçekleri. Balıkaşıran’dan Knidos’a kadar köyler şöyle bir silkinir, türküler söylenir, kol kola girilir, oyunlar oynanır. Yüz yaşında nineler doğrulur, maniler söyler toprağa, doğaya, bademe dair, çiftçi tarlasına adımını atar, kadınların yanakları pembeleşir, çocukların daha bir kanı kaynar. Yarımada şenlenir, bir curcuna başlar.


Bir çiçeğin açması nedir? Düşündünüz mü hiç? Umuttur her şeyden önce, geleceğin müjdecisidir. Uyanıştır; kışın uyuşukluğunu, ölü toprağını atmaktır üstümüzden. Berekettir; toprağın, güneşin, yağmurun cömertliğidir. Doğumdur; yaşamın enerjisini hissetmektir.


İnattır; her sene bıkmak bilmeden dirençle gözlerini açmaktır. Bir çiçeğe bakıp kötülük düşünebilir mi insan? Karalar bağlayabilir mi, kendini yılgın hissedebilir mi?


Şimdi biz de bir badem fidanı dikiyoruz bu kadim topraklara. Ağacımızı büyüteceğiz. Soğuğa dayanaklı tomurcukları açacak, kökü derinlere erişecek. Çiçekleri dünyaya gülümseyecek. O ağacın gölgesinde hepimize yer olacak, sana bana, toprağa ve hayvanlara. Bu bir niyettir; buluşma heyecanı, paylaşma mutluluğu, kardeşçe sarılmanın huzuru, topraktan fışkıran yaşama neşeyle gülümsemenin özlemidir. Çağrımız sanadır, toprağa ve geleceğedir.”

  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 6 Şub
  • 2 dakikada okunur
Türk pop müziğinin megastarı Tarkan, yaklaşık 7 yıl aradan sonra sahnelere dönerek müzikseverlere unutulmaz bir konser serisi yaşattı. Uzun süredir canlı performans gerçekleştirmeyen sanatçının İstanbul’da verdiği konserler, daha ilk andan itibaren büyük bir heyecan yarattı ve kısa sürede gündemin zirvesine yerleşti.

Tarkan
Tarkan

İstanbul’daki Volkswagen Arena’da gerçekleştirilen konserler, biletlerin satışa çıkar çıkmaz tükenmesiyle Tarkan’ın yıllar geçse de popülerliğinden hiçbir şey kaybetmediğini bir kez daha gösterdi. Günler öncesinden oluşan yoğun talep nedeniyle konserlerin tamamı kapalı gişe oynandı; bu durum, sanatçının sahnelere dönüşünü âdeta bir müzik şölenine dönüştürdü.


Tarkan
Tarkan

Sahneye enerjik performansı ve geniş repertuvarıyla çıkan Tarkan, kariyerinin farklı dönemlerinden seçtiği hit şarkılarla izleyicilere nostalji ve coşkuyu aynı anda yaşattı. Sanatçı, konser sırasında yaptığı konuşmalarda hayranlarına duyduğu özlemi dile getirirken, uzun bir aradan sonra yeniden sahnede olmanın kendisi için de özel bir anlam taşıdığını vurguladı .


Tarkan
Tarkan

Konser serisi yalnızca müzikal açıdan değil, yarattığı kültürel ve magazinsel etkiyle de dikkat çekti. Ünlü isimlerin izleyici olarak katıldığı gecelerde zaman zaman sürpriz anlar yaşandı; bu anlar sosyal medyada geniş yankı buldu. Öte yandan biletlerin kısa sürede tükenmesi, karaborsa tartışmalarını da beraberinde getirdi ve konserlere olan yoğun ilgiyi bir kez daha gözler önüne serdi.


Tarkan
Tarkan

Ekonomik boyutuyla da konuşulan konserler, yüksek seyirci sayısı ve bilet gelirleriyle müzik sektörüne canlılık kazandırdı. Uzmanlara göre bu konser serisi, Türkiye’de büyük ölçekli canlı müzik etkinliklerine olan talebin hâlâ çok güçlü olduğunu ortaya koydu .


Tarkan’ın 7 yıl sonra gelen bu dönüşü, yalnızca bir konser serisi değil; sanatçının dinleyicileriyle yeniden kurduğu güçlü bağın ve Türk pop müziğindeki kalıcı yerinin etkileyici bir göstergesi olarak hafızalara kazındı.


Tarkan
Tarkan

Hayranlarına Teşekkür Etti

Tarkan, konserlerin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla hayranlarına teşekkür etti. Sanatçı, sahne öncesi ve sonrası yaşadığı duyguları şu sözlerle dile getirdi:


“Geçtiğimiz günlerde sosyal medyadaki güzel paylaşımlarınızı gördüm, yorumlarınızı okudum, hakkımda çıkan güzel yazıları okudum. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Çok teşekkür ederim, sağ olun, var olun. Ama şunu söylemek istiyorum ki konserlerde ben de sizlerden aldığım o güzel enerjiyle sahnede o hâle geliyorum. Bizim yarattığımız bir sinerji bu. Ama anlıyorum ki ne kadar özgür olmaya, biraz rahatlamaya ve deşarj olmaya da ihtiyacımız varmış. Bana da çok iyi geldiniz siz. Ben de size iyi geldiysem ne mutlu bana.”

  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 26 Eki 2025
  • 5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 26 Eki 2025

Denizin büyüsü, yelkenin heyecanı ve Bodrum’un eşsiz ruhu, bu yıl da Maximiles Black The Bodrum Cup’ta buluştu. “Nesillerce” temasıyla yola çıkan 100’ün üzerinde tekne ve yaklaşık 1.500 yelkenci, 75 deniz millik parkurda beş gün boyunca rüzgârla yarıştı. Yalıkavak Marina’da başlayan yolculuk, Bodrum Limanı’nda sona erdi. Etkinliğin son günü 25 Ekim’de Ağanlar Tersanesi’nde düzenlenen ödül töreninde şampiyonlar kupalarını kaldırdı.


Nesillerce Süren Yolculukta Zafer Rüzgârı Esti

Bir hafta boyunca hem denizde hem karada süren festivalde, binlerce yelkenci Yalıkavak, Iasos ve Bodrum rotalarında beş etaptan oluşan yarışta mücadele etti. Heyecan dolu yolculuğun sonunda, Maximiles Black 37. The Bodrum Cup Kupası’nın sahibi BELİZ G oldu.

 


Şampiyon ekipler şöyle sıralandı: 

Maximiles Black 37. The Bodrum Cup Şampiyonu: BELİZ G

● Maximiles Black 37. The Bodrum Cup Challenge Kupası : BELİZ G

● Anadolu Sigorta The Bodrum Cup 37. Yıl Özel Kupası : MA

● Opet Cruiser Kupası : İŞ BANKASI FLYER

● ⁠Maximiles Black 37. The Bodrum Cup Bodrum’un En Hızlısı (12 mil): HIZIR 1

 


Deniz ve Müzik Festivali

Etkinlik süresince Yalıkavak, Iasos ve Bodrum koylarında yelkenler yarışırken, karada da konserler ve çeşitli etkinliklerle festival coşkusu yaşandı. 20 Ekim’de kampana töreninin ardından Primetime teknesinde DJ Deniz Savaş etkinliği ile başlayan Maximiles Black The Bodrum Cup’ın keyifli akşamları, 21 Ekim’de Ruins Night’ta Komodor Gecesi’nde Dj Muuv ile devam etti. Ardından 24 Ekim Cuma gecesi Mandalin Bar’da Deniz Sipahi konseri, yarışçılar ve katılımcılara keyifli bir akşam yaşattı. 25 Ekim Cumartesi gecesi ise Ağanlar Tersanesi’nde düzenlenen ödül töreninin ardından Gaye Su Akyol sahne aldı. Binlerce katılımcı unutulmaz bir kapanış gecesine tanık oldu.



The Bodrum Cup Organizasyon Komitesi Başkanı Süleyman Uysal:

“Bu yıl ‘Nesillerce’ mottosuyla çıktığımız bu rota, geçmişi geleceğe bağlayan en güçlü sembol oldu. 1988’de birkaç denizcinin hayaliyle başlayan bu serüven, bugün hem ülkemizin hem de Akdeniz’in en köklü deniz festivallerinden birine dönüştü. Yıllardır bizimle yarışan teknelerin çocuklarıyla aynı yelken altında buluştuğunu görmek, bu mirasın kuşaktan kuşağa aktarıldığının en güzel göstergesi. Bizler 37 yıldır Bodrum için bir değer yaratıyoruz ve bu değerin yarınlara da kalması için çalışıyoruz. Denizin, yelkenin ve Bodrum’un büyüsü gelecek nesillerde de aynı coşkuyla yaşasın istiyoruz. Başta isim sponsorumuz Türkiye İş Bankası’nın kart markası Maximiles Black olmak üzere, bizimle yol alan tüm sponsorlarımıza, destek veren kurumlara, komitemize ve denizcilik ailesine gönülden teşekkür ediyorum.”


The Bodrum Cup Onursal Başkanı Erman Aras:

“37 yıldır bu organizasyon, denizciliğin ruhunu, ustalığın inceliğini ve paylaşılan değerlerin gücünü geleceğe taşıyor. Bu yılın ‘Nesillerce’ teması, tam da bu ruhu anlatıyor; çünkü The Bodrum Cup’ta bir baba ile oğul aynı teknede yarışabiliyor, genç yelkenciler ustalarının rotasında ilerliyor. Bu, Bodrum’un kimliğini oluşturan en özel miraslardan biridir. The Bodrum Cup, her yıl Ege’nin rüzgârını barışın, dostluğun ve dayanışmanın diliyle birleştiriyor. Bu ruhu 37 yıldır yaşatan tüm yelkencilere, destek veren markalara ve emeğini esirgemeyen herkese teşekkür ediyorum.”


Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle:

“Sporun günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesini ve sağlıklı yaşam bilincinin yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz. The Bodrum Cup’ta yelkencilerin coşkusuna eşlik ederken, yelken sporuna ilginin artmasına, denizcilik kültürünün yaygınlaşmasına ve denizlerin korunmasına yönelik farkındalığın arttığına tanıklık ediyoruz. Geleceğe doğaya karşı sorumluluk taşıyan, dayanışmayı ve aynı amaç doğrultusunda bir arada çalışmayı, bir yaşam kültürü bırakmayı benimseyen bir kurum olarak nesiller boyunca devam edeceğine inandığımız Maximiles Black The Bodrum Cup’ın bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Maximiles Black 37. The Bodrum Cup boyunca bizi unutulmaz anlarla buluşturan yelken tutkunlarına, The Bodrum Cup organizasyon komitesine ve etkinliğin her aşamasında emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum.”



Anadolu Sigorta Genel Müdürü Z. Mehmet Tuğtan: 

“Deniz tutkusunu dayanışma, çevre bilinci ve sürdürülebilirlik temalarıyla buluşturan ve 8 yıldır bir parçası olmaktan gurur duyduğumuz Maximiles Black The Bodrum Cup, denizcilik kültürümüzü yaşatan ve nesiller arasında güçlü bir bağ kuran çok özel bir organizasyon. Bu yıl da oldukça coşkulu ve başarılı geçti. Bir asrı geride bırakıp geleceğe yelken açarken denizcilik kültürünün yaşatılmasına bir kez daha katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu sene “Nesillerce” temasıyla düzenlenen Maximiles Black The Bodrum Cup’da ilk kez, Anadolu Sigorta’nın farklı birimlerinden çalışanlarımızın bir araya gelerek oluşturduğu tekne ekibimiz ile yer aldık. Anadolu Sigorta yelken ekibinin yarışta sergilediği azim ve takım ruhu hepimizi gururlandırdı. Çalışma arkadaşlarımızın bu coşkuya emekleriyle katılması, “Kaybetmek Yok” anlayışımızın en güzel yansıması oldu. The Bodrum Cup’ta denizle, dostlukla ve dayanışmayla buluşan herkesi kutluyor; emeği geçen tüm organizasyon ekibine ve denizcilerimize teşekkür ediyorum.”



OPET Sürdürülebilirlik ve Kurumsal İletişim Lideri Gül Altan Yeltik:

“Akdeniz'in en büyük yelken festivali olan The Bodrum Cup, denizlerin korunmasına ve sürdürülebilirliğe yaptığı katkılarla uluslararası bir marka haline geldi. Bu yıl da Bodrum Cup hepimiz için unutulmaz ve eşsiz bir deneyim oldu. Organizasyonun, Türkiye'nin eşsiz kıyılarını dünyaya tanıtmasının yanı sıra yerel ekonomiyi canlandırmasına sağladığı katkılar, bizim için büyük önem taşıyor. OPET olarak bir kez daha, denizi, rüzgârı ve insanı buluşturan bu muhteşem yolculuğun parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Attığı her adımda sürdürülebilirlik, şeffaflık ve toplumsal faydayı merkezine alan OPET için, böyle bir organizasyonda yer almak, değerlerimizi hayata geçirmenin ve gelecek kuşaklara ilham vermenin en güzel yollarından biri. Bu yıl “nesillerce” temasıyla gerçekleştirilen The Bodrum Cup,  bizlere gelecek kuşaklar için doğayı, denizleri korumanın önemini bir kez daha hatırlattı. Yarış boyunca sporcuların gösterdiği azim, ekiplerin uyumu ve seyircilerin coşkusu;  sürdürülebilirlik, doğaya saygı ve dayanışmanın en güzel haliydi. Tüm yelkencilerimize gösterdikleri azim ve sportmenlik için, organizasyon ekibine titiz çalışmaları için, emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum.”


 

Cactus Hotels Grup Yönetim Kurulu Üyesi Nurçe Erben:

“Bodrum’un tarihi kadar köklü, denizin ruhu kadar özgür bir buluşma olan The Bodrum Cup’ta yer almak bizim için büyük mutluluk. ‘Nesillerce’ teması, Bodrum’un tarihini ve denizin büyüsünü bugünün enerjisiyle harmanlayarak bu özel organizasyonun özünü mükemmel şekilde yansıtıyor. Ruins olarak, böylesi eşsiz bir deneyimde bulunmak ve Bodrum’un kültürel zenginliğini kutlamak bizim için ayrı bir keyif. The Bodrum Cup ile birlikte kültür ve sporun buluştuğu bu deneyimin bir parçası olmak ve Bodrum’un güzelliklerini tanıtmak bizler için büyük bir gurur.”Yalıkavak Marina CEO’su Umut Özkan: “Maximiles Black 37. The Bodrum Cup’ın ‘Nesillerce’ temasıyla bir kez daha deniz tutkunlarını Bodrum’da buluşturmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Yalıkavak Marina olarak, bu köklü organizasyonun başlangıç noktası olmak bizim için ayrı bir gurur. Her yıl olduğu gibi bu yıl da, farklı kuşaklardan yelkencilerin aynı rüzgârda buluştuğu, dostluğun ve dayanışmanın güçlendiği bir festivale ev sahipliği yaptık. Ege’nin tarihi mirası ile modern denizciliğin buluştuğu bu yolculukta, deniz kültürünün nesilden nesile aktarılmasına katkı sağlamak bizim en büyük değerlerimizden biri. Şampiyon olan tüm ekipleri tebrik ediyor; emeği geçen organizasyon ekibine, sponsorlarımıza ve tüm denizcilik ailesine teşekkür ediyorum.”

 

  



37. Yılın Rotası

● 21 Ekim Salı - [Privia Black Etabı] /  Yalıkavak – Yalıkavak (12 mil)

● 22 Ekim Çarşamba - [Ruins Etabı] /  Yalıkavak – Iasos (14 mil)

● 23 Ekim Perşembe - [Yalıkavak Marina Etabı]  / Iasos – Yalıkavak (14 mil)

● 24 Ekim Cuma - [Opet Etabı] /  Yalıkavak – Bodrum (20 mil)

● 25 Ekim Cumartesi - [Anadolu Sigorta 100. Yıl Etabı] / Bodrum – Bodrum (15 mil) / Ödül Töreni – Ağanlar Tersanesi


 

37. Yılın Rüzgârı Sponsorların Desteğiyle Esti

Maximiles Black The Bodrum Cup’a bu yıl isim sponsoru Türkiye İş Bankası’nın kredi kartı markası Maximiles Black; ana sponsor Opet; platin sponsorlar Anadolu Sigorta, Yalıkavak Marina, Four Seasons Hotels İstanbul, Ruins Luxury Resort; gold sponsorlar Ağanlar, İş Yatırım, Setur Marinas, Egesu Marina, Hapimag Sea Garden Resort Bodrum, JAECOO; silver sponsorlar arasında Bakar Sigorta Aracılık Hizmetleri, Eskiceshme Otel, Arvento, Era Outdoor katkı sunuyor.  T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, T.C. Muğla Valiliği, T.C. Muğla Büyükşehir Belediyesi, T.C. Muğla Büyükşehir MUTTAŞ, T.C. Bodrum Kaymakamlığı, T.C. Bodrum Belediyesi, Bodrum Belediye AŞ, T.C. Milas Kaymakamlığı, T.C. Milas Belediyesi, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, Sahil Güvenlik, Bodrum Deniz Kurtarma, T.C. Bodrum Ticaret Odası, İMEAK Deniz Ticaret Odası, Bodrum Otelciler Derneği, Bodrum Denizciler Derneği, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği, Era Bodrum Sailing Club, TYBA Yachting, Türkiye Yelken Federasyonu, goturkiye.com resmi sponsor olarak destek veriyor. 

 

 

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page