top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 22 Şub 2022
  • 2 dakikada okunur

İzlediğiniz dizi zirvede bir sezon finaliyle bitti. Yeni sezon kim bilir ne zaman? Bazen o kadar uzun bekleyişler yaşıyoruz ki karakterleri hatta olayları unuttuğumuz bile oluyor. Film tadında ama daha uzun soluklu bir şey arayanlar için 5 mini dizi hazırladık. Keyifli seyirler...



Chernobyl | 5 Bölüm | IMDb: 9.4

1986 yılında Sovyet Ukrayna’da meydana gelen Çernobil felaketinin nasıl meydana geldiğini anlatan dizi, Çernobil nükleer santralindeki patlama ve sonrasında yaşananları işliyor. Kazanın hemen ardından SSCB, olayın araştırılması için ülkenin önde gelen nükleer fizikçilerinden Valery Legasov’u görevlendirir. Yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren dizide Valery, felaketin boyutlarını kontrol altına almak için zorlu bir mücadele verir.



Şahsiyet | 12 Bölüm | IMDb: 9.1

Uluslararası Emmy Ödülü sahibi olan Şahsiyet’in başrolünde Haluk Bilginer ve Cansu Dere’yi izliyoruz. Adli katip memurluğundan emekli olan Agâh’ın hayatı, kendisine alzheimer teşhisi konulmasıyla altüst olur. Tüm anılarını beyninin zamanla sileceğini fark eden Agâh, bu durumu fırsata dönüştürmek için tehlikeli bir oyuna girer. Yıllardır düşündüğü cinayetleri tek tek işlemeye başlar. Agâh’ın işlediği bu cinayetler, cinayet büro amiri Nevra’nın hayatını da derinden etkiler.



The Queens’s Gambit | 7 Bölüm | IMDb: 8.9

Walter Tevis’in aynı adlı romanından uyarlanan The Queen’s Gambit, Soğuk Savaş döneminde geçen bir hikâyeyi anlatıyor. Henüz daha 9 yaşındayken yetimhaneye gönderilen Beth Harmon, burada çalışan bir görevliden satranç oynamayı öğrenir. Satranç’ta olağanüstü bir başarı gösteren Beth, önüne çıkan tüm rakipleri tek tek yener. Karakterin satranç kariyerine odaklanan dizi, ergenlikten yetişkinliğe geçiş dönemini de gösteriyor. En iyi olmak için ilerleyen Beth Harmon’ın en büyük problemi ise madde bağlılığı. The Queen’s Gambit sizi hüzünlendirirken akıcı senaryosuyla da ekrana bağlayacak.




11.22.63 | 8 Bölüm | IMDb: 8.2

Stephen King’in aynı isimli kitabından uyarlanan mini dizinin başrolünde bizi James Franco karşılıyor. Bilim kurgu türünde dikkat çeken yapımlardan biri olan 11.22.63, bir restoranın deposundan zaman yolculuğu yaparak 22 Kasım 1963’e giden öğretmen Jake Epping’in hikâyesini konu alıyor. Tek amacı John F. Kennedy suikastını engellemeye çalışmak olan Jake’in olaylar planladığı gibi gitmeyecektir.



The Undoing | 6 Bölüm | IMDb: 7.5

Nicole Kidman ve Hugh Grant’ı bir araya getiren mini dizi The Undoing, başarılı bir terapist olan Grace Sachs’ın hayatına odaklanıyor. Mutlu bir evliliği olan Grace’in yaşamı vahşi bir kazanın ardından kocasının kaybolması ile kabusa döner. Kendini bir anda felaketlerin ortasında bulan Grace, oğluyla birlikte yeni bir sayfa açmaya çalışır. “Bilmeliydin” adlı romandan uyarlanan The Undoing, psikolojik gerilim türü severlerin izlemesi gereken bir yapım.

  • Yazarın fotoğrafı: Melis Tutan
    Melis Tutan
  • 22 Şub 2022
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 22 Eyl 2022

Julia Cameron 40’ın üzerinde kitabı olan, yaratıcılık konusuna kafayı takmış Amerikalı bir yazar. Yazarlığının yanında öğretmen, şair, film yapımcısı, besteci ve gazeteci şapkaları da var. Yazar en çok, dünya çapında çok satanlar listesinden düşmeyen 11 milyon baskı yapmış “Sanatçının Yolu” kitabı ile biliniyor. Sanatçının Yolu, içindeki yaratıcığı keşfetmek ve ateşlemek isteyenlere bir rehber niteliğinde.


Turisti olduğunuz bir şehrin sokak çalgıcılarıyla dans etmek gibi…

Sanatçının Yolu, okuyucusunu ya da yaratıcılığını keşfe niyetlenmiş yolcusunu 12 haftalık bir yolculuğa davet ediyor. Bir ders kitabı gibi, kitaptaki her haftanın hedef kazanımları var. İsterseniz kitabı elinize bir alışta da bitirebilirsiniz. Ama kitabı durup düşünmeden, alıştırmalarını yapmadan bitirmek; keşfetmek için sabırsızlandığınız bir şehirde turist bürosundan aldığınız şehir rehberini hızlıca okuyup bir kenara koymak gibi olur. O rehberi şehre gitmeden de her yerde bulup okursunuz oysaki… Ama kitabı haftalık ödevlerini yaparak okumak, keşfetmek için heyecanlandığınız bir şehrin her sokağını yürüyerek gezmek, yerel lezzetlerinin peşine düşmek, oralı insanlarla sohbet etmek, kedilerini sevmek, takılarını alıp takmak, sokak çalgıcılarında dans etmek gibi…



Sabah sayfaları

Kitabın yaratıcılık bahsindeki temel pratiği “Sabah Sayfaları”. Yani sabah uyanır uyanmaz hiçbir şey yapmadan, yataktan çıkmadan yazanlar var, belki elinizi yüzünüzü yıkayıp, en fazla çayınızı kahvenizi alıp, hemen defterinizin başına geçerek aklınıza ne geliyorsa üç sayfa yazmak. Sayfa sayısını önemsiyor yazar. Ortalama bir defter ile her sabah muhakkak üç sayfa yazılmasını öneriyor. Yazacak hiçbir şey bulamadığınızda havadan sudan yazın, hatta “Şu an yazacak hiçbir şey bulamıyorum ve çok sıkıldım” bile yazarak o sayfaları doldurun diyor. Üç sayfa yazmanın zihin akışında önem teşkil ettiğini belirtiyor. Sayfa sayısının bilimsel alt yapısını bilmemekle birlikte, 3 sayfa tamamlanmasa bile her sabah yazmak da sevdaya dahil… Sabah sayfaları son zamanlarda dizilerde terapi sahnelerinde de psikoterapistlerin danışanlarına önerdiği bir alıştırma. Uyanır uyanmaz yazılan sabah sayfaları, aslında tam da ayılmamışken, uyku ile uyanıklık arasında farklı bir bilinç akışından, kelimelerin kağıdımıza dökülüverişi ile gün içinde aklımıza takılması muhtemel konuların açığa çıkışı olarak tanımlanıyor. Bu sayfalarda yazılanları nehirdeki çakıl taşlarına benzetiyor yazar. Hayati önemde olmayan, zihninizi meşgul eden ufak tefek konuları sabah sayfalarında dökersiniz ve bu sayede gün içinde daha akışkan bir zihinde olursunuz diyor. Yazarken, yazdıklarınızı beğenmeyen, ne saçma sapan şeyler bunlar diyen bir iç ses olacağını da söylüyor ve buna “sansürcü” adını veriyor. Bırakın o arkada gevezelik etsin, siz nasıl hissederseniz hissedin yazmayı sürdürün diyor. Zamanla sabah sayfalarını yazmak alışkanlığa dönüştükçe, sansürcünün sesinin de kısılacağını ekliyor.



“Yeni bir şey akıl ile değil, iç gereklilikten doğan oyun içgüdüsü ile bulunur. Yaratıcı zihin, sevdiği nesneler ile oynar.” C. G. Jung


Sanatçı buluşmaları

Sabah sayfaları ile birlikte kitabın bir diğer temel pratiği de “Sanatçı Buluşmaları”. Böyle yazınca ismi çok havalı dursa da aslında çok basit. Yaşamın içinde sadece kendimize ayırdığımız, yapmak zorunda olmadan, sadece meraktan, ilgimizi çektiğinden, bize iyi geldiğinden, sözün özü çocukluktaki oyunlarımızda nasıl sadece o andaysak, öyle istekli ve eğlenceli zamanlar, şimdiki zamanın kelimeleri ile kendimizi akışta hissettiren eylemlerimiz, kitabın literatürüne göre “Sanatçı Buluşması”.


Yaratıcılık yolcuğunda kitabın iki temel pratiği olan “Sabah Sayfaları” ve “Sanatçı Buluşmaları” bir radyo alıcısı ve vericisi olarak betimleniyor kitapta. İki aşamalı ve iki yönlü bir sürece benzetiliyor. “Sabah sayfalarını yazarak “gönderiyorsunuz”; kendinizi ve evreni düşlerinizden, umutlarınızdan ve hoşnutsuzluklarınızdan haberdar ediyorsunuz. Sanatçı buluşmaları ile “alıyorsunuz”; kendinizi anlayışa, ilhama ve yaratıcılık yolunda yaşamın rehberliğine açıyorsunuz” sözleriyle özetliyor yazar bu süreci.


“Sanatçı Buluşmaları”, kendimize ayırdığımız, bizi akışta tutan şeylerin, bilinçli farkındalık ile içinde olmak. Bu bir konsere, tiyatroya gitmek, müze gezmek gibi sanatsal eylemlere katılmak olabileceği gibi, çiçek dikmek, bahçeyi biçmek hatta kek yapmak bile olabilir. Yazar kitapta, sanatın böyle küçük gibi görünen anlardan ve deneyimlerden beslendiğini söylüyor. Sanatçı Buluşmaları’nda yaratıcılığımızı besleyecek eylemlerin bir görev gibi değil de eğlenceli olduğu için tercih edeceğimiz şeyler olması gerekiyor. Bunlar, yapmak zorunda olduğunuz aslında sıkıldığımız işler değil, sadece ilgi duyduğunuz, merak ettiğiniz şeyleri oyun oynar gibi yapacağınız şeyler.


Sanatçı Buluşmaları ile ilgili kitabın 56. sayfasında altını çizdiğim satırlarda şöyle yazıyor; “Bilinmeyeni düşünün, bilmeyi değil. Bilinmeyen bizi çeker, yönlendirir, ayartır. Her zamanki yoldan değil de bu yoldan gidersem ne görürüm? Alışılmış yoldan ayrılmak bizi şimdiye çeker.”



Okuma grupları

Kitabın başlangıcında, bir kullanım klavuzu gibi, kitabı nasıl okuyacağımıza dair öneriler var. Kitap, bireysel okunabileceği gibi okuma grupları ile haftalık buluşmalar ile de okunuyor. Ben, çevirmen, yazar Ebrar Güldemler’in 12 haftalık okuma grubu ile çıktım bu yolculuğa. Ebrar uzunca bir süredir başka okuma grupları ile de online dünyada, katılımcıların duygudaşlığı ile büyüyen şahane alanlar açıyor. Okuma grubu buluşmalarında haftalık olarak, o haftanın edinimleri ile ilgili katılımcılar kendi deneyimlerini paylaşıyorlar. Ebrar, yazarın Türkçe’si henüz olmayan metinlerini kendi çevirileri ile grupta paylaşıyor ya da yaratıcılığa dair farklı kaynaklarla, çocuk kitapları, filmler, söyleşiler, diziler, çizgi filmler, masallar gibi o haftanın konusuna derinlik katan önerilerde bulunuyor. Özellikle pandemide evlerimize kapandığımız dönemlerde bu buluşmalar günlük yaşamlarımızda molalar verdiğimiz, hepimizin birden sevindiği göğe bakma durakları gibiydi.



Sanatçının Yolu’na başlamayı düşünenlere, Mark Eliyahu’nun tüm notalarını yaşayarak çaldığı Journey (Yolculuk) parçasını eşlikçi olarak önererek, keyifli yolculuklar diliyorum.

  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 4 Şub 2022
  • 4 dakikada okunur

Geçtiğimiz yıl pandemi nedeniyle yayınlanamayan Efsane PIrellI Takvimi, ünlü şarkıcı Byran Adams’ın imzasını taşıyan “On The Road” (yolda) temaLI 48. edisyonuyla yayınlandı.



Yirmi yıldan uzun süredir müzik dünyasındaki başarılarına yenilerini eklemeye devam eden Bryan Adams, bir yandan da ünlü bir fotoğrafçı olarak yerini sağlamlaştırıyor. Adams şimdi de On The Road (Yolda) temalı Pirelli Takvimi için çektiği fotoğraflarla sanatçıların yollardaki ve turnelerdeki hayatlarından kareler yakalıyor. Kanadalı müzisyenin Pirelli Takvimi için bestelediği, takvimle aynı adı taşıyan “On The Road” şarkısı da yeni albümünde yer alacak.



Çekimlerin gerçekleştiği sette müzisyenler, performans öncesi gerginlikten provalar ile konserler arasındaki molalara, bir şehirden diğerine uzun yolculuklara ve otel odalarının yalnızlığına kadar turne hayatının farklı anlarını yeniden yaşıyor. Bunlar Bryan Adams’ın da çok iyi bildiği deneyimler ve The Cal™ tarihinde bir ilk olarak fotoğrafçı da kadroda yer alıyor.


Müzik türleri ve kültürlerden dünyaca ünlü on sanatçı Bryan Adams’a eşlik ediyor: Cher, Grimes, Jennifer Hudson, Normani, Rita Ora, Bohan Phoenix, Iggy Pop, Saweetie, St. Vincent ve Kali Uchis. Çekimler bu yaz sadece üç gün içinde Palace Theatre ve Hollywood’daki Chateau Marmont Oteli olmak üzere Los Angeles’taki iki lokasyonda ve Capri’deki Scalinatella otelinde gerçekleştirildi.


Bryan Adams’ın sanatçıları kendilerine has özellikleriyle 12 aya yansıttığı takvim, 160’tan fazla sayfadan oluşuyor ve portreler dahil 70’i aşkın fotoğraf içeriyor. Albümün kapağında da yer alan St. Vincent bir otelde uyanırken, Kali Uchis boş gününde havuz başında, Saweetie bir başka yolculuk için otelden çıkış yaparken, Cher ise kuliste görülüyor. Normani’yi ses provasından önce dinlenirken, Jennifer Hudson’ı salona gelirken, arka kapakta da yer alan Iggy Pop’u konser öcesinde, Grimes’ı kayıt stüdyosunda, Bohan Phoenix’i konser sonrası otelde ve Rita Ora’yı konserden sonra görüyoruz.





Bryan Adams fotoğraflarının hikâyesini şöyle açıklıyor: “Yolda yaşanan her şeyi birkaç güne sığdırıp özetlemek son derece zor olacaktı. O nedenle ben de bazı yönlerini yansıtmaya çalıştım… Örneğin, müzisyenler çoğu zaman binanın önünü görmezler, arkasını görürler. Sahneye açılan kapıyı, kulisi, bir binanın bodrum katını görürüz… Sahneden aracın kapısına gidersiniz, oradan otel kapısına, tren veya otobüs kapısına… Kısacası pek çok kapı var ama konu her zaman seyahat etmekle ilişkili…”



Pirelli Başkan Yardımcısı ve CEO’su Marco Tronchetti Provera ise şöyle konuştu: “Bryan Adams yıllardır bildiğim ve takdir ettiğim bir sanatçı. Müzik dünyası ile yollarda olmayı ve seyahat etmeyi birleştirme fikrinin pandemi sonrasında kademeli olarak normalleşmeye çalışırken geri dönen Pirelli Takvimi için mükemmel olacağını düşündük. Bu takvim, Pirelli’nin 150. yıl dönümünü kutlayacağımız için çok önemsediğimiz 2022’nin aylarını gösterecek.”



ON THE ROAD | YOLDA

Kamera arkasında Bryan Adams ile sohbet


Sizin Pirelli Takviminizin gerisindeki fikir neydi?

Hayatın içinde bir sanatçı olarak yol alma fikrini aktarmak için yaratıcılığı kullanmaya çalıştım. Söz konusu fotoğraf ise bazı şeylerin normal olmasını istemezsiniz. Unutulmaz bir görüntü yakalamak istersiniz; ben de bunu yapmayı denedim.



“On the Road” (Yolda) temasını nasıl buldunuz?

Açıkçası çok zor olmadı çünkü 45 yıldır yollardayım. Bu fikri önerirken bir yandan da bunun daha önce yapılmış olabileceğini düşünüyordum çünkü son derece bariz bir konu. Seyahat eden müzisyenler ve lastik üreten bir şirket arasında ortak bir ilişki olabileceğini düşündüm. Bana mantıklı geldi. Pirelli de fikri çok beğendi.



Turnelerin, performansların ve yolda olma deneyiminin hikâyesini fotoğraflarınızla nasıl anlattığınızı açıklayabilir misiniz?

Yolda yaşanan her şeyi birkaç güne sığdırıp özetlemek son derece zor olacaktı. O nedenle ben de bazı yönlerini yansıtmaya çalıştım… Örneğin, müzisyenler çoğu zaman binanın önünü görmezler, arkasını görürler. Sahneye açılan kapıyı, kulisi, bir binanın bodrum katını görürüz… Sahneden aracın kapısına gidersiniz, oradan otel kapısına, tren veya otobüs kapısına… Kısacası pek çok kapı var ama konu her zaman seyahat etmekle ilişkili…


The Cal ilk kez müzik ve müzisyenler için böyle bir yaklaşımı benimsiyor. Siz de hem fotoğrafçı hem müzisyen olarak bunu uygulama açısından benzersiz bir konumdasınız. Nasıl yaptığınızı anlatır mısınız?

Her şeyi toparlayıp anladığım bir dünyayla ilişkilendirilebildiğim için memnunum. Benim için şahsen başka müzisyenlerle çalışabilmek, onların dünyalarına göz atabilmek ve neler yaptıklarını görmek gerçekten harika bir deneyimdi. Bildiğiniz gibi her şey çok değişti ve resimler müzik dünyasında yaşananların inanılmaz derecede önemli bir parçası hâline geldi.

Bir sanatçı şimdi nasıl temsil edilmek istediğini tek bir fotoğrafla kendi başına tamamıyla değiştirebiliyor. Yani kontrol kendisinde… O nedenle müzisyenler için hem fotoğraflar anlamında hem sanatsal açıdan ilginç zamanlardan geçiyoruz.





Fotoğraflarınızın neyi iletmesini istersiniz?

İnsanların fotoğraflarda betimlediğimiz düşleri ve gerçekleri beğeneceğini umuyorum. Bunlar olabileceklerin sadece küçük bir kesiti ve maalesef her şeyi sığdırabileceğimiz kadar yer yok… Her kişinin hikâyesini anlatabilmek için ayrı bir kitap gerekir. Burada her sanatçıya kısa ve ilginç bir bakış sunmaya çalıştık.


Yollardan en favori anınızı paylaşabilir misiniz?

Apocalypse Now (Kıyamet) filminden örnek vereyim. Bir asker ormanda olmaktan bahsediyor ve ormanda olduğu her gün evine gitmek, evinde olduğu her gün ise ormana dönmek istiyordu. Müzisyenler de biraz böyledir. Bir kere yola çıktınız mı bağımlısı olursunuz, tekrar tekrar yapmaya devam edersiniz.


Turneye çıkmak sizin için ne anlama geliyor?

Turneler gerçekten benim hayatımın bir parçası ve bunu başka nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Başka bir aileye sahip olmak gibi ve Covid salgını nedeniyle o ailemi özlüyorum.



Tekrar yola çıkacağınız için heyecanlı mısınız? İlginç bir his. Düşünecek çok zamanım oldu. Böyle bir şeyin olabileceğini asla düşünemezdim, tüm dünyanın kapanacağı ve seyahat edemeyeceğimiz aklıma bile gelmezdi. Yeniden yola çıkacağım için heyecanlıyım ama karantina döneminden gerçekten keyif aldığımı da söylemeliyim. Ailemle harika zaman geçirdim ve kendi küçük dünyamızda kapalı kalmışken çok eğlendik. Şimdi o kapalı ortamlardan çıkmaya başlıyoruz, dünya da yavaş yavaş açılıyor. Umarım böyle devam eder.


Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page