top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 8 Nis 2022
  • 5 dakikada okunur

Vücudunuzun yepyeni bir beslenme düzenine geçtiği Ramazan ayında beslenmeye yeterli önem verilmediği takdirde bazı sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Oysaki kabızlık, baş ağrısı, kan şekeri dengesizlikleri, susuzluk, hazımsızlık, şişkinlik gibi sorunların hiçbirini yaşamadan Ramazan ayını keyifle, sağlıkla ve huzurla geçirmek mümkün.



Diyetisyen Sıla Saraç, Ramazan ayında daha sağlıklı ve enerjik hissetmek için önemli püf noktalarını şöyle sıraladı:


Diyetisyen Sıla Saraç

Sahura kalkmayı ihmal etmeyin

Çoğu insan oruç tutarken sahura kalkmayı ihmal etse de Ramazan ayını sorunsuz geçirmek isteyenler için aslında sahur büyük önem taşıyor. Sahurda öğün yapmadan tüm günü aç geçirmek sizi pek zorlamıyor olsa bile uzun saatler boyunca aç kalmak metabolik faaliyetlerde sorun yaşanmasına neden olabiliyor. Sahura kalkmak bu anlamda günlük tüketilmesi gereken sıvı miktarını tamamlayabilmek, metabolizmayı yavaşlatmamak ve bağışıklığı düşürmemek için kritik derecede önemli.

Sahurda uzun süre tok tutacak yiyecekleri tercih edin

Sahura kalkmak kadar nasıl beslenildiğine de dikkat etmek gerekiyor. Oruçlu olunan süre boyunca acıkmadan ve susamadan günü geçirebilmek için sahur öğününü iyi dengeleyebilmek bir hayli önem taşıyor. Sahuru kahvaltı ile benzer örüntüde geçirmek hem pratik hem de sağlıklı bir seçenek olarak öne çıkıyor. Uzun süre tokluk için yumurta ve peynir doğru seçenekler arasında. Fazla susamamak için tuzlu peynir ve zeytinden kaçınmak ise dikkat edilmesi gereken noktalar arasında bulunuyor. Kuruyemişler kavrulmamış ve tuzsuz olarak tercih edildiğinde sahur için doğru bir tercih oluyor. Yine hamur işi türündeki besinlerden kaçınmak, bunlar yerine tokluğu uzatacak ve susamaya sebebiyet vermeyecek tam tahıl ve hatta mümkünse ekşi maya ile yapılan ekmekleri tercih etmek önemli. Bu noktada ekşi mayanın tokluk süresinin iyice uzamasını sağlayan bir mucize olduğunu unutmamak gerekiyor.


Ramazan pidesine sahurda değil iftarda yer verin

Ramazan boyunca hiç Ramazan pidesi tüketmemek elbette haksızlık olur. Ancak beyaz undan yapılan ve kan şekerinde hızlı yükselme ve düşmeye sebep olabilecek bu besine sofralarda sahur yerine iftarda yer vermek çok daha doğru bir tercih olacaktır. Çünkü sahur sonrası uzun süre tok kalabilmek önemliyken iftarda böyle bir kaygınız olmaz. Bu nedenle ölçüyü aşmamak kaydıyla iftarda pide tüketebilirsiniz. Tabii ki bir avuç içi kadar pidenin bir dilim ekmeğe eş değer kaloride olduğunu hatırlatmakta fayda var.




İftar sonrası sindirim sorunu yaşamamak için bunlara dikkat!

Uzun süren açlık sonrası iftarda bir anda her şeyi yemek isteyebiliyor, besinleri alelacele tüketebiliyoruz ancak iftarda yavaş beslenmek daha sonra hazımsızlık sorunu yaşamamak ve baş ağrısı çekmemek için oldukça önemli. Orucu yüksek şekerli besinlerle veya hamur işiyle açmak yerine su, küçük bir hurma ve cevizle açmak, öğüne çorbayla başlayıp mümkünse 5-10 dakika kadar bekledikten sonra bir sonraki yemeğe geçmek bütün gün boş kalmış sindirim sistemi için daha sağlıklı bir başlangıç olacaktır. Aynı zamanda bu şekilde iftarda aşırıya kaçmanın ve mideye gereksiz yük bindirmenin de önüne geçilebilir. İftar sonrası hafif tempolu yürüyüş yapmak da yine sindirim sistemi ve metabolizmamız için bir hayli faydalı.


Kabızlık korkulu rüyanız olmasın

Ramazan ayında tüm beslenme düzeninin değişmesi sindirim sisteminde de birtakım sorunlara yol açabiliyor. Bunun önüne geçebilmek için sahurda da iftarda da salata ve zeytinyağlı sebzelere yer vermek, ara öğünde veya sahurda kuru meyve tüketmeyi tercih etmek, iftardan sahur bitimine kadar aralıklarla 2 litre su içmeye özen göstermek önem taşıyor. Yine iftar sonrasında çıkacağınız yürüyüş de bağırsaklarınızın hareketliliğine iyi gelecektir. Bu dönemde sofralarda probiyotik besinlere yer vermenin kabızlığın önüne geçmek için bir diğer püf noktası olduğunu unutmamak gerekiyor. Bunun için öğünlerde yoğurt, ayran ve kefir tüketilmesi önem taşıyor.


Ramazan sofralarına özel börekler ve tatlılar canınızı sıkmasın

İftar ve sahur için yapılan börekleri, tatlıları ve güllaç gibi ramazan spesiyallerini tamamen yasak sınıfına koymak, tüketince suçluluk duymak veya yalnızca o döneme özel ve başka zaman ulaşılamazmış gibi hissetmek… Bu duygular size de çok tanıdık geliyor mu? Oysaki bu tip düşünceler o besinden fazlaca tüketmeye sebep olabiliyor. Bu besinleri yasakmış ve o seferden sonra bir daha yiyemeyecekmişsiniz gibi düşünmek yerine, kendinize her istediğinizde tüketebileceğiniz telkininde bulunmak; yediğiniz zaman suçluluk duymak yerine miktarını doğru ayarlayıp keyif almak besinlerle aranızdaki ilişkiyi de düzeltecektir.

Son zamanlarda pek çok geleneksel tarifin fit versiyonları da oldukça rağbet görüyor ancak fit güllaç gibi tadına tam varamayacağınız tarifler uygulamanıza aslında hiç de gerek yok. Çünkü fit adı altında yapılan tarifler yerken daha masum hissettirdiği için aslında daha fazla tüketime de sebebiyet verebiliyor. Tekrar hatırlatmakta fayda var, suçluluk duymadan uygun miktarda orijinal tariften yemek, çoğu zaman çok daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.

Doğru beslenmeyle Ramazan ayında kilo vermek aslında çok kolay

Ramazan ayının maneviyatını göz önünde bulundurduğumuzda, öğünlerde aşırıya kaçmadan beslenmek, bedenen de ruhen de en sağlıklı yaklaşım olacaktır. Porsiyon kontrolü sağlandığı müddetçe, Ramazan ayını kilo kaybıyla sonlandırmak aslında çok kolay. Oruçlu kalınan süre boyunca deneyimlenen uzun süreli ve zorunlu açlık aralığı, acıkmadan beslenme veya atıştırma alışkanlığı olan kişiler için güzel bir disiplin sağlıyor. Bu aralar çokça popülerleşen ve zayıflama yöntemi olarak da kullanılan aralıklı oruçların sistemi de zaten Ramazan ayında tutulan oruca oldukça benziyor. Bu düzen beslenmeye ayrılan kısıtlı zaman aralığında sürekli yüksek kalorili yiyecek ve içecekler tüketilmediği sürece, kalori alımının da otomatik olarak kısıtlanmasına imkân tanıyor. Bu sayede kilo verimi kolaylaşabiliyor.



İşte Ramazan ayında zayıflayabilmek için 5 püf noktası:


1. Yemekleri iyi çiğneyin ve yavaş yiyin

Çok uzun süren açlık, tokluğu algılamada gecikmeye sebebiyet veriyor. Ne kadar uzun aç kalırsak o kadar zor ve geç doyuyoruz. Buna engel olmanın en güzel yolu yemek süresini uzatarak yavaş yemek yemek. Her yeni tabağa geçerken 5 dakika beklemek ve yemekleri iyi çiğnemek, bu süreyi uzatacaktır. Tatlıya evet demeden önce de 15 dakika beklemeyi deneyin, doyduğunuzu ve artık o kadar da istemediğinizi fark edeceksiniz.


2- Uykusuz kalmayın

Yapılan araştırmalar yetersiz uyku sürelerinin artan beslenmeyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Uykusuz kalındığında vücut, alması gereken enerjiyi besinlerden karşılamaya çalışıyor. Bu nedenle sahura kadar uyanık kalıp sonunda çok az uyku süreleriyle günlük rutine dönmek, beden ağırlığı kontrolünde de tehlikeli.


3- Hareket etmeyi ihmal etmeyin!

Gün boyu aç ve susuz kalmak enerjinizi düşürse de siz metabolizmanızın yavaşlamasına izin vermeyin. Kendinizi iyi hissettiğiniz bir saatte mutlaka hafif ya da orta tempolu egzersiz yapın.


4- Bol su içmeyi unutmayın!

Beynimizin susuzlukla açlığı karıştırdığını biliyor muydunuz? Susuzluğunuzu gidermedikçe doygunluğu da tam hissedemiyor olabilirsiniz. İftardan sahura kadar geçen sürede aralıklarla bol su tüketmek bu nedenle de çok önemli. Ve unutmayın: çay, kahve gibi içecekler asla su yerine geçmiyor.


5- İftarda da sahurda da sebzelere yer verin

Sebzeler tokluğu sağlamada şüphesiz en iyi yardımcılarımızdan. Diğer yemeklerde aşırıya kaçmak istemiyorsanız her öğününüzde bol yeşillikli salata tüketmeyi deneyebilirsiniz.


Oruç tutarken bağışıklığınız düşmesin

Gün boyu aç ve susuz kalındıktan sonra bir de doğru beslenilmezse bağışıklık düşebilir. Bunun önüne geçmek içinse besleyici değeri olmayan yüksek kalorili, şekerli besinler ve hamur işi yerine dengeli öğünler planlayıp tüketmek çok kıymetli. Meyve ve özellikle sebzeleri beslenmenizde eksik etmeyin. Burada çeşitliliğin önemli olduğunu unutmayın. Ne kadar çok renkli sebzeleri ve meyveleri tercih ederseniz size o kadar yararı dokunacaktır. Özellikle kırmızı, mor, turuncu sebze ve meyvelerin antioksidan kapasiteleri de çok daha yüksektir. Çiğ kuruyemişleri ve tam tahılları beslenme planınıza eklemek bağışıklığınızı sağlamlaştıracaktır. Yoğurt gibi probiyotik besinleri ve baharatları da sofralarınızda bulundurmayı ihmal etmeyin.


Diyetisyen Sıla Saraç’tan sağlıklı örnek iftar menüsü

  • 1 bardak su & 1 adet hurma & 1 adet ceviz ile oruç açılıp 5 dakika beklenir.

  • 1 kase ezogelin çorba & 1 dilim ramazan pidesi tüketildikten sonra 5 dakika daha beklenir.

  • 1 porsiyon tavuk sote & 2-3 kaşık patates püresi

  • 1 bardak ayran veya 1 kâse yoğurt/cacık

  • Bol yeşillikli salata


Diyetisyen Sıla Saraç’tan bağışıklığınızı güçlendirecek iki baharat kürü

  • Sahurda: 2 kaşık yoğurt & 1 çay kaşığı çörek otu

  • İftardan sonra ara öğünde: 2 kaşık yoğurt & 1 çay kaşığı zencefil ve zerdeçal & 1 tutam karabiber



  • Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
    Seda Küçük
  • 21 Şub 2022
  • 2 dakikada okunur

Yapılan araştırmalara göre canı tatlı isteyen kişiler, eninde sonunda o tatlıyı tüketiyor. Bu nedenle canınız tatlı istediğinde ilk öneri olarak az miktarda tüketmek yardımcı olacaktır. Bu sorunu o tatlıyı yemeden de çözmenin yolları olabileceğini hiç düşündünüz mü? Bazı ünlülerin de denediği 8 çözüm önerisini siz de bir deneyin isterseniz.





Su için

Adına 2 bardak su ve 15 dakika denilen bu yöntem, canınız tatlı bir şeyler istediğinde işe yarayacaktır. Tek yapmanız gereken tatlı krizi geldiğinde 2 bardak su içip 15 dakika beklemek. Göreceksiniz canınız hiçbir şey yemek istemeyecek.


Bir ısırıkla mutlu olun

Amerikan Kalp Derneği’nin açıklamasına göre Amerikalılar günde 22 çay kaşığı şeker tüketiyor, önerilen maksimum miktar ise kadınlar için altı, erkekler için dokuz çay kaşığı dolusu şeker. Suyla kendinizi kandıramadıysanız, o tatlıdan bir ısırık alıp nefsinizi köreltebilirsiniz.



Ortaya karışık yapın

Sağlıklı yiyecekleri tatlı şeylerle karıştırarak yiyebilirsiniz. Bu tatlı krizinde kontrolü elinize almanızı sağlayacaktır. Meyveleri biraz fındık ezmesine batırabilir, light krakerleri ya da kuru meyveleri biraz sürülebilir çikolata ile kaplayabilir, kepekli galetaları reçele batırabilirsiniz.


Favori arkadaşınız Tarçın

Diyabetik hastalara doktorlar tarafından önerilen tarçının mucizesine inanamayacaksınız. Kan şekerini düşürme etkisi olan tarçına alerjiniz yoksa mutlaka denemelisiniz. Göreceksiniz, şekerli şeyler yeme isteğinizi azaltacak. Elmanın ya da muzun üzerine tarçın dökerek olası bir krizi engellemiş olursunuz. Sıcak suya atıp içtiğiniz tarçın kabuğu da gün boyu oluşabilecek bir tatlı krizi için en iyi çözüm.





Kendi tarifinizi oluşturun

Yeme konusunda olduğu kadar üretimde de marifetlerinizi konuşturmanın zamanı geldi. Zararlı şeylerden uzak durarak masum bir tatlı hazırlamaya ne dersiniz? Üstelik ekleyeceğiniz organik tohumlar ve tahıllarla tatlınızı vitamin deposuna çevirebilirsiniz. Tarçın bu tariflerde de baş tacı haberiniz olsun.





Yoğurtlu günler

İçine tarçın, meyve parçaları, reçel, yulaf ve kuru meyve ekleyerek yoğurdunuzu tatlandırabiliriz. Yoğurtla ilişkinizi pekiştirecek bir sürü başka masum seçenekler bulabilirsiniz. Pekmez ve yoğurt ikilisini de denemenizi tavsiye ederiz.


Bitter çikolata ve hünerleri

Cilt Sağlığına İyi Gelir. Güneş ışınlarının neden olduğu hasarların iyileşmesine yardımcı olur. Diyabet düşmanıdır. Kan şekerinin düzenlenmesine yardımcıdır. Hamileler için mutluluktur. Felç düşmanıdır. Kalp dostudur. Moral düzeltir. Kilo vermeye yardımcıdır. İyi bir enerji kaynağıdır. İçinde az şeker barındırdığı yetmezmiş gibi hünerleri de saymakla bitmez. Bu yolculukta en güçlü yardımcınız bitter çikolata olacak.


Uzmana danışın

Özel zamanlarınızla ilgili bir durum söz konusu değilse ve bu krizi sürekli yaşıyorsanız kontrol ettirmeniz gereken bir şeyler olabilir.



Tatlı Krizinin Nedenleri

  • İlk olarak polikistik over sendromu olan kadınların tatlı krizlerini diğer kadınlara göre çok daha sık yaşadıkları bilinmektedir. Kontrolü için doktordan randevu alabilirsiniz.

  • Hipoglisemi kan değerlerinizi düşürüyor olabilir. Kişinin ara öğün yapma alışkanlığı yoksa veya uzun süreler boyunca aç kalıyorsa düşen kan şekerine bağlı olarak kişinin tatlı krizine girmesi çok yüksek olasılıktır. Kontrol ettirmenizde fayda var.

  • Bazı vitamin ve mineral eksiklikleri de size bu hissi yaşatıyor olabilir. Demir gibi bazı minerallerin yetersizliğinde kişilerin daha sık tatlı krizleri yaşadıkları bilinir.

  • Bağırsak parazitleriniz olabilir ve bu parazitler yiyecekten üretilen enerjinin büyük bir kısmını çaldığından ötürü iştahı açabilir ve tatlı isteği artar.

  • Duygusal durum; üzüntü, mutsuzluk, stres, depresyon gibi sebepler tatlı isteğinin ortaya çıkmasına neden olabilir.

  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 21 Şub 2022
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 22 Şub 2022

Kış aylarında genellikle enfeksiyon hastalıkları, grip ve nezle gibi sağlık sorunları baş gösterir. Bu hastalıkların çoğunun sebebi, vitamin ve mineral eksiklikleridir. Kış aylarında direnci düşen vücut, hastalıklara daha açık hâle gelir, vitamin ve minerallere her zamankinden fazla ihtiyaç duyar. Beslenmeye dikkat ederek bu gibi hastalıklardan kurtulmak ve hatta bunları önlemek mümkün…




C vitamini

Kış aylarında bağışıklık koruyucusu olan C vitamini daha çok turunçgillerde mevcuttur. Kış aylarında bağışıklık sistemini korumak ve güçlendirmek için düzenli olarak C vitamini tüketmelisiniz. Başlıca C vitamini kaynakları; kuşburnu, yeşil biber, maydanoz, mandalina, portakal, kivi ve limondur.




Demir

Düşük bir demir seviyesinin en büyük belirtisi hâlsizlik ve yorgunluktur. Kadınlarda dönemsel olarak daha çok demir eksikliği çok yaşanır. Ispanak, brokoli, badem, ay çekirdeği gibi kuru yemişler ve tam buğday ürünlerinden demir ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. C vitaminiyle birlikte kullanımı demir emilimini arttıracaktır.


D vitamini

D vitaminin en ideal kaynağı güneştir. Güneşten uzak kalınan kış aylarında vücut, gerekli D vitaminini alamaz. Bu yüzden D vitaminini besinlerle birlikte takviye olarak almak gerekir. D vitamini stokları azaldığında, hâlsizlik, bitkinlik, kas ve eklem ağrıları, bağışıklık kaybı görülür. Bu da birçok kronik hastalıkların oluşumuna zemin hazırlar. Uzmanlar tarafından genel sağlığın korunması adına her gün D vitamini alımına önem verilmesi tavsiye ediliyor. Havuç, brokoli, mantar, yağlı balıklar, hayvansal ürünler, süt ürünleri, tahıl, badem sütü gibi bitki bazlı süt çeşitleri, Soya/Soya Peyniri D vitamini açısından zengin gıdalardır.


Omega-3 yağ asitleri

Konumuz her ne kadar vitaminler olsa da omega-3 olmadan olmaz. Omega-3 takviyeleri ruh hâlinizi yükseltmeye ve zihinsel yoğunluğunuzu arttırmaya yardımcı olacaktır. Yapılan araştırmalar, yağ asitlerinin insan vücudu için çok güçlü ve mutlaka alınması gereken yağlardan olduğunu gösteriyor. Vücudunuzun eksik omega-3 yağ asitlerini karşılamak için yağlı deniz balıkları (somon, sardalya, ton balığı) yumurta, keten tohumu, chia tohumu, ceviz, bitkisel yağlar (keten tohumu yağı, soya fasulyesi yağı, kanola yağı) tüketmelisiniz.



E vitamini

Kışın cilt sürekli kurur ve pul pul dökülmeler yaşanır. E vitamini eksikliği yaşıyorsanız bu durumu yaşamanız çok normaldir. Deri ve cilt problemlerini E vitamini alarak kontrol edebilirsiniz. E vitamini aynı zamanda kalp-damar sağlığını koruyan ve kanseri önleyen antioksidan özelliğine sahip temel vitaminlerden biridir. Bitkisel yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, avokado, çerezler gibi pek çok gıdada bulunur.


Kış Aylarında Sağlıklı Beslenmek İçin;


  • Sebze ve meyveleri taze tüketiniz.

  • Meyvelerin çizilmemiş olanlarını satın almaya özen gösteriniz.

  • Limonu tüketeceğiniz zaman kesin.

  • Yemek pişirirken tahta kaşık kullanınız. Metal teması C vitaminin havaya karışmasını hızlandırmaktadır.

  • C vitamini bakımından oldukça zengin olan patateste vitamin kabuğa yakın kesimlerde bulunur. Kabuklarını soyarken dikkat etmeli ya da önce haşlayıp kabuklarını ondan sonra soymalısınız. Bu işlemle besin kaybının önüne geçerken aynı zamanda ısının etkisi sayesinde C vitamini patatesin ortasına yerleşir ve böylelikle vitamin kaybını sıfıra indirmiş olursunuz.

  • Yeşil yapraklı sebzeleri fazla hırpalamadan yıkayınız.

  • Sebzeleri bıçakla değil elle doğramaya özen gösteriniz.

  • Besinleri tüketeceğiniz kadar hazırlayıp servis ediniz.

  • Besinlerin haşlandıktan sonra besin değeri kayıplarını önlemek için suyunu dökmeyiniz. Haşlanan sebzenin suyunu çorba ya da başka yemeklerde kullanabilirsiniz.


Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page