top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 22 Şub 2022
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 17 Şub 2024

O, yaşamı, sanatı, fıkraları, anekdotları, hicivleri, şiirleri, besteleri, Atatürk sevdası, birbirinden değişik hikâyeleri, ele avuca sığmaz kişiliği, cesur kalemi ve insanlık adına yaptığı nokta atışı tespitleriyle nam salmış bir Neyzen Tevfik...


1880’de Ege’nin engin yeşilliğini kucaklayan Bodrum’da hayata gözlerini açan şair, doğumunu da kendisine has üslubuyla şöyle anlatırdı; “Ben bu iki aziz mahlûkun sulbünden 1296 senesinde Bodrum’da dünyaya geldiğim zaman biri çekip de kulağıma yeryüzünün beni bekleyen maddî, manevî akıbetlerini fısıldayabilseydi, geldiğim yoldan geri dönmeye muhakkak yeltenirdim. Fakat aynı zamanda da iki tesir altında bundan vazgeçerdim. Birisi anam ve babamın güzel yüzlerindeki riyasız ve masum insanlık ifadesi, ikincisi de Ege Denizi’nin bütün hayatımda hayali ruhumu kucaklayan yeşil enginliği…”



Asıl adı Mehmet Tevfik Kolaylı olan şair, ney üflemedeki mahareti nedeniyle Neyzen olarak bilinirdi. Darulmuallimin okulunun ilk mezunlarından babası Hasan Fehmi Efendi, sanatsever bir Rüştiye öğretmeniydi. Neyzen, İlk ve ortaöğrenimini Bodrum’da yaptı. Öğretmen olan babasının yeni bir göreve atanması üzerine ailesiyle Urla’ya taşındı. İyi bir medrese eğitimi aldı, Mısır sürgünü sırasında Ezher Üniversitesi’nde eğitimine devam etti ve ilmi konulardaki yeteneğinin kaynağı olarak her zaman babasını gösterdi.


Özgürlüğüne düşkün olan şair, babasının otoriter tutumu nedeniyle epeyce zorlanıyordu. Sara hastalığının ortaya çıkmasıyla Fehmi Efendi’nin bu tutumu da yumuşadı ve oğluna daha serbest bir yaşam lütfetti. Bu özgürlükle yaşamı başka türlü şekillenmeye başlayan Neyzen Tevfik’in henüz çocuk yaşlarda duyduğu ney sesi yaşamında bambaşka bir kapı araladı. Hasan Fehmi Efendi, gönülsüz bir şekilde de olsa oğlunun ney dersi almasını kabul etti. Fakat oğlunun İzmir’de savrulduğunu düşünüyordu ve iyi bir eğitim alması için onu İstanbul’a göndermenin en doğrusu olduğuna karar verdi.


İstanbul’da İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ile tanışan Neyzen Tevfik, ondan Farsça öğrenerek İzmir Mevlevihanesi’ne girdi. Bir süre sonra İstanbul’a yerleşen Tevfik, Galata’nın yanı sıra Kasımpaşa Mevlevihane'lerinde de işine devam etti. 1902 yılında Bektaşi dervişi oldu. Bu sıralarda şiire ilgi duyan Tevfik, Mehmet Akif ve Şair Eşref’ten çok etkilendi. İçkiye olan düşkünlüğüne rağmen dindarlığı ile bilinen Mehmet Akif ile yakın arkadaşı oldu. İstanbul’da cemiyet hayatının aranan ismi hâline gelen Neyzen Tevfik’in en büyük kusuru, içkiliyken ulu orta Sultan Abdülhanmid’i ve hafiye teşkilatını eleştirmekten çekinmemesiydi.


Okuduğu sert bir hicviye yüzünden hapse atılan Neyzen’in dışarı çıktığında artık peşinde hafiyeler vardı ve eski dostları ondan bir vebalıymışçasına kaçıyordu.

Bunun üzerine İstanbul’dan kaçarak Mısır’a gitti. Burada da sert hicviyelerine devam etti ve Sultan Abdülhamid aleyhine yazdığı bir şiir sebebiyle idama mahkûm edildi ve Türk yetkililer onu Mısır’dan getirmek için bir hayli çaba sarf etse de o bir şekilde Mısır’da kalmayı başardı. Neyzen’in yurda dönüşü ancak İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra mümkün oldu. Döndükten sonra da hicvetmekten geri durmadı. Toplumdaki haksızlıkları gözüne kestiren Tevfik, siyasetin yanı sıra; dini baskı, çıkarcılık gibi konuları da işledi.


1946’da basın yararına düzenlenen bir konserde yaptığı taksimlerle izleyicileri büyüledi. Konser sonrası onu dinlemenin bir şans olduğunu dile getirdiler.

1949 yılında, dostlarından İhsan Ada, Neyzen Tevfik’in eserlerini, onun gözetimi altında, Azâb-ı Mukaddes adı ile kitaplaştırdı. 1951 yılında Onu Affettim adlı bir filmde önemli bir rolde oynadı. Ağlayan Şarkı adlı bir başka filmde ise, Suzan Yakar’a eşlik etti.1952 yılında, arkadaşlarının ısrarı ile Şehir Komedi Tiyatrosu’nda jübilesi yapıldı. 1930’larda İstanbul Belediye’sinin bağladığı yardım aylığını saymazsak Neyzen’in düzenli bir geliri hiç olmadı. Neyzen Tevfik, kendini hiçliğe adamıştı. Para-pul, mal-mülk, şan-şöhret onun için asla önemli olmadı. Haksızlığa, adaletsizliğe, dini araç olarak kullananlara hep başkaldırdı.



28 Ocak 1953 tarihinde hayata gözlerini yuman şairin, cenaze namazı Beşiktaş’ta Sinan Paşa Camii’nde kılındı. Caminin avlusundan taşan kalabalık; ana caddeleri, kahveleri, yolun karşısında ki Barbaros Bulvarını doldurdu ve bin bir çeşit insan bir arada uğurladı Neyzen’i.


  • Yazarın fotoğrafı: Oğuz Ateş
    Oğuz Ateş
  • 22 Şub 2022
  • 2 dakikada okunur

Bu güzel kış mevsimi günlerinde içinizi ısıtacak bir konu ile karşınızdayım. Isıtmayı, mekânların çoğunlukla doğal kaynaklar kullanılarak, çeşitli ısıtma sistemleriyle istenilen sıcaklıkta tutulması bir nevi iç ve dış ısı kaybının karşılanması olarak açıklayabiliriz. Mekânın istediğimiz şekilde ısınması için ısı kaybını minimuma indirmek gerekir. Bu da ancak sağlam bir izolasyonla gerçekleşir.


Bilinen en eski ısıtma sistemi odun ve kömür gibi doğal kaynakların yanması ile olandır. Eski evlerin ortasında bulunan ocak diye tabir ettiğimiz mimari alan, hem yemek pişirilmesi hem de ısınma için kullanılmıştır. Yıllar sonra İngiltere Kralı II. Charles’ın yeğeni Prens Rupert’in 1867 yılında hava akımının geçişi için kullanılan düz baca sistemini keşfetmesi ile şömine, mimari bir öğe olarak mekânlarımıza girmiştir. Modern günümüzde şömine hem ısıtma hem de mimari gösteriş bakımından oldukça tercih edilmektedir. Geleneksel odun şöminesinin yanı sıra elektrikli, gazlı hatta dekoratif şömineler de tercih edilmektedir.


Kışın en çetin geçtiği şu günlerde sevdiklerimizle birlikte şömine başında keyifli bir 14 Şubat geçirmek ne harika olurdu. Düşüncesi bile insanın içini ısıtıyor, gerçekten. Soba, doğal yakıt kullanılan ısıtma sistemleri kategorisindeki bilinen en eski ısıtma ekipmanlarındandır. Odunlu, kömürlü ve doğalgazlı olarak sınıflandırılmaktadır. Döküm, emaye, pik demir gibi malzemeler kullanılarak üretilmektedir. Hem görsellik hem de işlevsellik açısından kovalı, camlı ve kuzine gibi kendi içerisinde ticari seçeneklere sahiptir. Kuzine dilimize, latince yemek pişirmek anlamına gelen coquere fiilinden türeyen Fransızca “cuisine” kelimesinden gelmiştir.


TDK’ya göre, “Hem ısıtmaya hem de üzerinde veya içinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası” anlamına gelmektedir. Demek oluyor ki halkımızın çoğunlukla kullandığı “kuzineli soba” ifadesi yanlış bilinen bir tabir şekliymiş. Kuzine zaten kendi içerisinde soba anlamını taşımaktadır. Konumuza biraz edebî bilgi kattıktan sonra yazıma odun ve kömür gibi katı ve sıvı doğal kaynakların kullanıldığı merkezi ısıtma sistemlerinden kalorifer ile devam edebiliriz. Merkezi kalorifer sistemi kazanlarında odun, kömür veya sıvı yakıt olan fuel oil gibi kaynakların yakımı ile suyu ısıtarak kompresörler vasıtasıyla mekânlardaki döşemeden ısıtma sistemi borularına veya radyatör diye adlandırdığımız ekipmanlara dolaşımını sağlayarak yapılan bir ısıtma sistemidir.

Radyatör ve döşemeden ısıtma sistemi, elektrik veya güneş enerjisi ile çalışan günümüz teknolojisinin son parçası olan ısı pompaları sistemlerinde de kullanılmaktadır. Mekânın metrekare cinsinden büyüklüğüne, kw seçeneklerine göre tercih edilmektedir. Diğer elektrikli ısıtıcılara oranla düşük elektrik sarfiyatı sağlar. Kurulum aşaması fiyat açısından yüksek olsa da sonrası masrafının az olmasından dolayı kendisini amorti edecektir.


Elektrik enerjisi ile çalışan sistemlerde yer alan klimada ısıtma elemanı seçenekleri arasındadır. Mekânın büyüklüğü ve iklim şartları, klima için en önemli koşullardır. Hava sıcaklığının +5 derecenin altında olduğu bölgelerde çok tercih edilmemektedir. Çevreye son derece duyarlı olmamız gerektiği bu modern çağda atıkları ile çevreye en az zarar veren doğalgaz ile bu sayımızdaki yazımı noktalayacağım. Doğal bir kaynak olan doğalgaz, merkezi kalorifer ısıtma sistemleri ile kombi veya doğalgaz sobaları ile kullanılmaktadır. Kombi seçerken mekânın alanına göre hesap yapılıp o hacme uygun yoğuşma özellikli kombiler tercih edilmelidir. En güzel ısıtma minimum ısı kaçırılımı ile olacaktır.


  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 2 Şub 2022
  • 1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Kas 2022

Asıl adı; küçük küçük koyların önünü kesen adalardan oluştuğu için Adaboğazı olan Akvaryum Koyu, denizinin temizliği nedeniyle ismini yöre halkı tarafından almıştır. Bitez ve Gümbet bölgeleri arasında bulunan koy, pırıl pırıl deniziyle birçok yerli ve yabancı turisti ağırlamaktadır. Akvaryum Koyu, özellikle günü birlik tekne turlarının vazgeçilmez rotalarından biridir. Ayrıca mavinin her tonuna sahip deniziyle mavi tur tutkunlarının da tercih ettiği ve sevdiği bir lokasyon.



Bodrum’un Dogal Akvaryumu

Bodrum, tarihi yapısı ve kültürel mirası ile doğal güzellikler bakımından büyük beğeni toplayan bölgeler arasında yer alıyor. Her yaz döneminde muhteşem koyları benzersiz teknelere kucak açan Bodrum’un Akvaryum Koyu da tüm ziyaretçilerini büyüleyen muazzam bir güzelliğe sahip. Kalabalıklardan kaçmak, huzur bulmak için birebir. İki yanında uzanan yemyeşil kara parçaları ve ışıl ışıl parlayan Ege Denizi’nin büyüsüyle muhteşem bir atmosfer oluşturmakta. Turkuaz, mavi, yeşil ve daha niceleri… Burada denize girmenin verdiği keyfi tüm hücrelerinizde hissederken ruhunuzda filizlenen sonsuz bir huzurun esiri olabilirsiniz. Akvaryum Koyu’nun berrak suyu ve nefes kesen güzelliğiyle birlikte denizin altındaki büyülü dünyayı da tecrübe etme şansına sahipsiniz. Bodrum’a geldiyseniz bu güzel koya uğramadan tatilinizi sonlandırmayın.




Genelde deniz ile ulaşımı tercih edilen Akvaryum Koyu’na kara yolu ulaşımı şansınız da var. Bitez mevkii üzerinden patika yolları kullanarak Akvaryum koyuna ulaşabilirsiniz. Yolun sadece birkaç metresi düz, geri kalanı tamamen taşlı bir patika. Sağlam tabanlı, rahat bir ayakkabı giymeniz şart. Yol boyunca belirli aralıklarla taşların üzerine beyaz ve kırmızı çizgiler çizilmiş. Bu çizgileri takip ettiğiniz sürece kaybolma olasılığınız da yok. Ulaşımı karadan yapacak olanlar için yanınıza yiyecek ve içecek bir şeyler de almanızı öneririz. Koyda hizmet verecek herhangi bir tesis bulunmamakta.


BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page