top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
    Seda Küçük
  • 5 Eyl 2024
  • 6 dakikada okunur
Son zamanlarda kitaplardan, dizilerden, filmlerden ve bazen de sosyal medyadan aşina olmaya başladığımız bir kavramın kuvvetli adımlarının sesini gitgide artan bir şekilde duymaya başlar olduk. Aile dizimi... Yaklaşık 15 yıldır kişisel gelişim konularında çalışmalar yürüten Aile Dizimi Uzman Uygulayıcı ve Danışmanı Eshwari Ayşe Tuğba Dedeoğlu ile aile dizimini konuştuk. İşte uzmanından çok merak edilen aile dizimi hakkındaki bilinmesi gerekenler.


Tuğba Hanım nedir bu aile dizimi?

Asıl adı sistem dizimi olan bu çalışma, sesini daha çok aile dizimi çalışmaları olarak duyurdu. Yani bu şu demektir ki içinde bir sistem bulunan her yapıya dizim açılabilir; iş, aile ve ilişki gibi. Bizler birey olarak her zaman birtakım ilişkilerin içindeyiz ve bu ilişkiler hiçbir zaman sadece iki kişiyle sınırlı kalmaz. Aile, iş ya da arkadaş ortamlarımızda kurduğumuz ilişkilerimiz her daim çok daha kapsamlı bir bağ örüntüsüne sahip. Aile dizimi de aslında en basit hâliyle, bu bağ alanımızda yaşanmış olaylar ve sonuçları arasındaki ilişkileri nesnel olarak inceleyen, gözümüzle göremediğimiz ama farkındalıksız bir şekilde etkisini hayatımızda hissettiğimiz şeyleri görünür kılan bir yöntem.


Eshwari Ayşe Tuğba Dedeoğlu | Aile Dizimi Uzman Uygulayıcı ve Danışmanı

Aile dizimiyle ilgili ilk çalışma ne zaman ve kim tarafından yapıldı?

Kökleri 1980’lere kadar dayanan bu yöntem, ilk olarak Alman Psikoterapist Bert Hellinger tarafından ortaya konmuştur. Afrika’daki görevi sırasında yerli Zulu kabilesinin aile yapılarını ve ritüellerini gözlemleme şansı bulan Hellinger, Zulu kültüründe bireylerin ailelerine ve atalarına olan derin bağlarından etkilenmiş ve bu gözlemlerini psikoterapi alanına uyarlamıştır. Aile Dizimi, bireylerin aile içindeki dinamikleri ve bilinçaltı bağlarını keşfetmelerine olanak tanırken bireylerin sadece kendi kişisel geçmişleriyle değil aynı zamanda ailelerinin ve atalarının yaşantılarıyla da derinden bağlantılı oldukları fikrini

merkeze alır.


Aile dizimi uygulaması nasıl oluyor, bu uygulamayı kimler yapabiliyor?

Uygulama konusunda belli başlı aşamalar vardır ama şunu belirtmek gerekir ki her çalışma kendi içinde biricik ve özeldir. Hazırlık aşamasında, kolaylaştırıcı (uygulayıcı, danışman) ve danışan hangi konuda çalışacaklarını belirler, sonrasında temsilciler seçilerek dizim başlatılır.


Farklı ekoller olmakla birlikte en önemli ve dikkat edilmesi gereken nokta, danışanın dizim esnasında verdiği tepkiler, enerjisi ve elbette temsilcilerin enerjileridir. Temsilciler, birbirleriyle olan ilişkilerini ve duygularını ifade ederek danışanın ait olduğu sistemi canlandırır. Dizimin açıldığı alanın enerjisi bize her şeyi anlatır. Uygulayıcı, dizim sırasında ortaya çıkan dinamikleri yorumlar ve çözüm önerileri sunar. Gerekirse temsilcileri farklı konumlandırarak yeni çözümler de üretebilir. Sonuç olarak dizim çalışması bittikten sonra uygulayıcıyla birlikte deneyiminizi gözden geçirirsiniz ve günlük hayatınıza bu deneyimleri nasıl aktarabileceğinizi değerlendirirsiniz.



Aile dizimi bir nevi atalarımızla yüzleşme, hesaplaşma ve sonrasında da onlardan kaynaklı sorunları çözmek için gerçekleştirilen alternatif bir yöntem. Bu yöntemle ataların karmalarını temizlemek mümkün mü?

Aile dizimi konusunda uzun zamandır aklıma takılan ve çoğu insanın yanlış anladığını düşündüğüm bir durum var. Atalardan kurtulmak, geçmiş ataların karmalarını temizlemek, atalarla bağlarını kesmek, soy ağacı temizliği gibi pek çok başlıkta aile dizimi ve bağ kesme üzerine onlarca çalışmayla karşılaştım. Uzun yıllardır bu konuda okuyan, araştıran, eğitimler alan, aile dizimi konusunda sayısız çalışmaya katılan, farklı farklı eğitmenler ve uygulayıcılar ile çalışan biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim ki bu başlıkların hepsi ne yazık ki hatalı. Bunların hepsi insanı yanlış yönlendirmekten, insanlara yanlış vaatlerde bulunmaktan öteye geçmeyen hatalı başlıklar ve çalışmalar.


“Atalardan kurtulmak” diye bir şey söz konusu değildir, hiçbir zaman da olmadı. Çünkü özünü reddetmek ya da ondan kurtulmak, kendini reddetmekle eş değerdir. Hiçbir sorumluluk almadan zavallı kurban torun rolünü oynamaya başlamaktır. “Kanadın taşıdığı yük” ya da “obadan kurtulmak” kavramları da aynı şekilde çok hatalıdır. Gereken sorumluluğu almadan tüm sorunların kaynağını atalara yükleyip hayatımıza devam etmek bizi kahraman değil, sadece bir kurban yapar.


Son dönemde öne çıkan pek çok aile dizimi çalışması ve uygulayıcısı olsa da aile dizimi uygulamasını gerçekten hem beden hem enerji hem de farklı çalışmalarla destekleyen tecrübeli bir uygulayıcıyla gerçekleştirmenizi öneririm.


Çünkü göreceksiniz ki aile dizimi, özünde bir farkındalık çalışmasıdır. İşinin ehli kişilerin gerçekleştirdiği uygulamalarda; ailenizden gelen bağları, aktarılan enerjileri yani esasında orada olanı fark edersiniz. Olanı kendi döneminde, kendi şartlarında ve kendi imkânlarında görürsünüz. Konunun aslında sizinle bir ilgisi yoktur. Sadece atada olan bir enerji vardır ve insanı asıl şifalandıran da (illaki bu deyişi kullanmak durumunda değiliz, “iyileştiren” de diyebiliriz) bu enerjiyi görebilmektir.



Ailelerimiz ve atalarımız özünde kötü, bozuk ya da temizlenmesi gereken olgular değildir. Bu konuda önemli olan ise onları kendi dönemlerinde, kendi şartlarında ve kendi koşullarında yargısızca görebilmek, anlayabilmek ve fark edebilmektir. Olanı olduğu gibi görmek, esasında bize ait olmadığını fark edebilmek önemlidir. Yanlış anlaşılmasın; bu durum, hiçbir şey yapmadan oturduğumuz yerden hayatımıza devam edebileceğimiz anlamına gelmiyor. Yaşamımızı değiştirmek, iş yapış şeklimizi değiştirmek, ilişkilere bakış açımızı değiştirmek için edindiğimiz tüm bu farkındalıkları kullanmalıyız. Farkındalıklarımız, esasında söz konusu yoldaki taşları bir bir kaldırabilmemiz için elimizdeki en büyük güçtür.


“Atalarımdan kurtuldum!” dediğimizde, aslında yapmaya çalıştığımız şey kendi soy ağacımızdan kurtulmaya çalışmaktır. Bunu yapmaya çalışmak ise aldatmacadan başka bir şey değildir ve doğrusunu söylemek gerekirse mümkün de değildir. Naçizane tavsiyem, bu tarz konular altında verilen eğitimlerden ya da yapılan uygulamalardan uzak durmanızdır. Aile dizimi, son dönemin en popüler çalışmalarından biri olduğu için gösterilen ilginin bir sonucu olarak, alanında çok deneyimli hocaların yanında sadece çok kısa sürelerde eğitimler alarak ortaya çıkan ve “seanslar” vermeye başlayan maalesef çok sayıda “eğitmen” var. Bu noktada dikkatli olmalı, doğru eğitmeni bulabilmek için ince eleyip sık dokumalıyız. İşini bilen kişiyi bulmak, buradaki en büyük amacımız olmalı.


Farklı ekoller olmakla birlikte en önemli ve dikkat edilmesi gereken nokta, danışanın dizim esnasında verdiği tepkiler, enerjisi ve elbette temsilcilerin enerjileridir. Temsilciler, birbirleriyle olan ilişkilerini ve duygularını ifade ederek danışanın ait olduğu sistemi canlandırır. Dizimin açıldığı alanın enerjisi bize her şeyi anlatır. Uygulayıcı, dizim sırasında ortaya çıkan dinamikleri yorumlar ve çözüm önerileri sunar. Gerekirse temsilcileri farklı konumlandırarak yeni çözümler de üretebilir. Sonuç olarak dizim çalışması bittikten sonra uygulayıcıyla birlikte deneyiminizi gözden geçirirsiniz ve günlük hayatınıza bu deneyimleri nasıl aktarabileceğinizi değerlendirirsiniz.



Aile dizimi bir nevi atalarımızla yüzleşme, hesaplaşma ve sonrasında da onlardan kaynaklı sorunları çözmek için gerçekleştirilen alternatif bir yöntem. Bu yöntemle ataların karmalarını temizlemek mümkün mü?

Aile dizimi konusunda uzun zamandır aklıma takılan ve çoğu insanın yanlış anladığını düşündüğüm bir durum var. Atalardan kurtulmak, geçmiş ataların karmalarını temizlemek, atalarla bağlarını kesmek, soy ağacı temizliği gibi pek çok başlıkta aile dizimi ve bağ kesme üzerine onlarca çalışmayla karşılaştım. Uzun yıllardır bu konuda okuyan, araştıran, eğitimler alan, aile dizimi konusunda sayısız çalışmaya katılan, farklı farklı eğitmenler ve uygulayıcılar ile çalışan biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim ki bu başlıkların hepsi ne yazık ki hatalı. Bunların hepsi insanı yanlış yönlendirmekten, insanlara yanlış vaatlerde bulunmaktan öteye geçmeyen hatalı başlıklar ve çalışmalar.


“Atalardan kurtulmak” diye bir şey söz konusu değildir, hiçbir zaman da olmadı. Çünkü özünü reddetmek ya da ondan kurtulmak, kendini reddetmekle eş değerdir. Hiçbir sorumluluk almadan zavallı kurban torun rolünü oynamaya başlamaktır. “Kanadın taşıdığı yük” ya da “obadan kurtulmak” kavramları da aynı şekilde çok hatalıdır. Gereken sorumluluğu almadan tüm sorunların kaynağını atalara yükleyip hayatımıza devam etmek bizi kahraman değil, sadece bir kurban yapar.


Son dönemde öne çıkan pek çok aile dizimi çalışması ve uygulayıcısı olsa da aile dizimi uygulamasını gerçekten hem beden hem enerji hem de farklı çalışmalarla destekleyen tecrübeli bir uygulayıcıyla gerçekleştirmenizi öneririm.


Çünkü göreceksiniz ki aile dizimi, özünde bir farkındalık çalışmasıdır. İşinin ehli kişilerin gerçekleştirdiği uygulamalarda; ailenizden gelen bağları, aktarılan enerjileri yani esasında orada olanı fark edersiniz. Olanı kendi döneminde, kendi şartlarında ve kendi imkânlarında görürsünüz. Konunun aslında sizinle bir ilgisi yoktur. Sadece atada olan bir enerji vardır ve insanı asıl şifalandıran da (illaki bu deyişi kullanmak durumunda değiliz, “iyileştiren” de diyebiliriz) bu enerjiyi görebilmektir.


Ailelerimiz ve atalarımız özünde kötü, bozuk ya da temizlenmesi gereken olgular değildir. Bu konuda önemli olan ise onları kendi dönemlerinde, kendi şartlarında ve kendi koşullarında yargısızca görebilmek, anlayabilmek ve fark edebilmektir. Olanı olduğu gibi görmek, esasında bize ait olmadığını fark edebilmek önemlidir. Yanlış anlaşılmasın; bu durum, hiçbir şey yapmadan oturduğumuz yerden hayatımıza devam edebileceğimiz anlamına gelmiyor. Yaşamımızı değiştirmek, iş yapış şeklimizi değiştirmek, ilişkilere bakış açımızı değiştirmek için edindiğimiz tüm bu farkındalıkları kullanmalıyız. Farkındalıklarımız, esasında söz konusu yoldaki taşları bir bir kaldırabilmemiz için elimizdeki en büyük güçtür.



“Atalarımdan kurtuldum!” dediğimizde, aslında yapmaya çalıştığımız şey kendi soy ağacımızdan kurtulmaya çalışmaktır. Bunu yapmaya çalışmak ise aldatmacadan başka bir şey değildir ve doğrusunu söylemek gerekirse mümkün de değildir. Naçizane tavsiyem, bu tarz konular altında verilen eğitimlerden ya da yapılan uygulamalardan uzak durmanızdır.


“Aile dizimi, son dönemin en popüler çalışmalarından biri olduğu için gösterilen ilginin bir sonucu olarak, alanında çok deneyimli hocaların yanında sadece çok kısa sürelerde eğitimler alarak ortaya çıkan ve “seanslar” vermeye başlayan maalesef çok sayıda “eğitmen” var. Bu noktada dikkatli olmalı, doğru eğitmeni bulabilmek için ince eleyip sık dokumalıyız. İşini bilen kişiyi bulmak, buradaki en büyük amacımız olmalı.”

Her şeyde olduğu gibi, ne yazık ki popüler olmak adına yanlış uygulamalar yapan uygulayıcılar karşınıza çıkabilir. Bunları göz ardı edip doğru uygulayıcıyı ve doğru alanı seçmek ise tamamen bizim elimizdedir. Şöyle dönüp bir kendimize bakmamız lazım. Kurtulmaya çalıştığımız şey ne? Sorumluluk almaktan neden kaçıyoruz? Kendi sorumluluğumuzu neden almıyoruz? Hayatımızda ters giden ne varsa tüm sorumluluk bize aittir. Akan enerjiyi görmek bize iyi gelebilir çünkü kök sebebi anlarız ama yolu yürümek nihayetinde yine bize kalır. Atalarımız yıllar yıllar önce birine haksızlık yapmış, birini öldürmüş, hakkı olmayan bir toprağa veya eve sahip olmuş olabilir. Başına tam tersi mağduriyetler de gelmiş olabilir. Yine de şöyle bir düşününce anlarız ki bunları yaşayan kişi biz değiliz; hiçbiri bizim başımıza gelmedi.


Sadece ortada bize aktarılan bir enerji var ve bu enerjiyi değiştirecek olan da yine bizleriz. Bu değişim ise kurban psikolojisinde kalarak sağlanabilecek bir şey değildir. Atalarımızdan kurtulmak yerine onların şartlarını, dönemlerini ve yaşadıklarını anlamak çok önemlidir. Değişimi ancak böyle bir farkındalık seviyesinde gerçekleştirebiliriz.



Aile dizimi çalışması kişiye ne kazandır?

Farkındalık dediğimiz şey esasında yaşamın ve gelişimin temelini oluşturan unsurdur. Bizi her daim ileriye taşıyacak araçtır. Aile dizimi çalışmaları da bu farkındalığı güçlendiren, pekiştiren ve yaşamımızda kendi sorumluluğumuzu alarak ilerlememizi destekleyen çalışmalardan sadece biridir. Doğru aile dizimi çalışmaları, geçmişle barışarak bugünü ve geleceği daha sağlıklı ve dengeli yaşamamıza yardımcı olmanın yanı sıra atalarımızdan miras aldığımız enerjiler ve deneyimleri fark etmemizi sağlayarak bizi tanımlar ve güçlendirir. Bu nedenle, onları anlamak ve kabul etmek, kişisel gelişimimizin ve ruhsal iyiliğimizin vazgeçilmez bir parçası olarak hayatımızda var olur. Alanında yetkin kişilerle çalıştıktan sonra doğru uygulamalarla köklerimize inebilmek, olan enerjiyi fark edebilmek, gerekli farkındalığa ulaşabilmek ve gözümüzü daha ileriye dikebilmek işten bile değil…



  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 26 Ağu 2024
  • 3 dakikada okunur
Türkiye’nin e-ticaret pazarı, bir kadın girişimciye daha başarının yolunu açtı. 15 yıllık kurumsal kariyerin ardından hobi olarak üretmeye başladığı dekorasyon ürünlerinde Atelier Simi markasıyla faaliyet gösteren Sinem Türetken, e-ticaretin gücüyle dünyaya açılırken Türk işçiliğini ve kalitesini uluslararası arenaya taşıyor.


Türkiye’nin e-ticaret pazarı, yepyeni girişimcilerin dünya çapında markaya dönüşmesine kapı aralıyor. 15 yıllık kurumsal kariyerin ardından hobi olarak üretmeye başladığı dekorasyon ürünlerinde Atelier Simi markasıyla faaliyet gösteren Sinem Türetken, e-ticaretin gücüyle dünyaya açılırken Türk işçiliğinin kalitesini uluslararası arenada gösteriyor.


Sinem Türetken | Atelier Simi Kurucusu
Sinem Türetken | Atelier Simi Kurucusu

Metropolden Dingin Hayata Geçiş

Atelier Simi Kurucusu Sinem Türetken, 2015’te metropol hayatından dingin bir yaşama geçtikten sonra meslek hayatına yeni bir yön verdiğini belirterek, “Dijital dünyada ürünler, seri üretimle birbirinin neredeyse aynısı şeklinde sunuluyor. Ben ise el işçiliğiyle, özenle, geleneksel tekniklerle kaliteli ürünler üretmeye odaklandım. Koleksiyonumda nazarlıklar başta olmak üzere, kahve bardakları, yemek tabakları ve kase gibi ürünler yer alıyor. Dışişleri ve Turizm Bakanlıklarımızın yurt dışı seyahatlerinde hediye olarak bizim ürünlerimizi seçmeleri bizim için en büyük ödül” dedi.


Arka Planda Emek ve Özen Var

Hâlihazırda ulusal ve uluslararası birçok marka ile kurumsal ölçekte iş birliğinin bulunduğunu belirten Sinem Türetken şunları söyledi: “Her ay ortalama 3 ila 4 kurumsal toplu sipariş üretiyor, özenle paketliyor ve dünyanın her yerine iyi dileklerle uğurluyoruz. Yurt dışında en çok ABD ve İngiltere’den talep alıyoruz. Yerel pazarda da benzer oranda siparişlerimiz var. Elde ettiğimiz başarının temelinde, el yapımının kıymetini anlayan, arka planda harcanan emek ve özenin değerini bilen insanlara hitap etmemiz yer alıyor. Çünkü bu atölyeden çıkan ürünlerin bir hikâyesi var. Her biri özenle üretiliyor, üreticisinden izler taşıyor.



Dalga Serisi Bodrum’u Simgeliyor

Gördüğüm bir objeden, gittiğim bir şehirden, mekândan, kısacası günlük hayatımda karşıma çıkan her şeyden besleniyorum. Bunları tasarımlarıma yansıtıyorum. Şu an yoğun şekilde ürettiklerimizden örnek verecek olursam, Dalga Serisi aslında yaşadığım yeri hikâyelendirdiğim bir tasarım oldu. Porselen üzerine uyguladığım naif dalga, Bodrum’un masmavi denizini; üzerine kondurduğum mini altın balık da yaşadığım yere olan saygımı simgeliyor.



Bir Ürün 10-15 Günde Üretiliyor

Kültürümüzde önemli bir yer tutan ve global bir simgeye dönüşen nazarlığın, sıradanlıktan çıkıp modern ve güncel bir hâlde sunulmayı hak ettiğini düşündüm. Hedefim Türk işçiliğini ve kalitesini dünya çapında temsil etmek. Tam da bu yüzden, tek bir ürünün üretilmesi 10 ile 15 gün sürüyor. Her ürün; elle şekil verme, desenleri çizme, fırınlama için doğal bir süreçte kurumasını bekleme, 3 kez fırınlama gibi aşamalardan geçiyor. Üretimin öncesinde fikir, tasarım ve bu fikrin hayata geçmesini planlamak da aylar alıyor. Büyük emeklerle Bodrum’daki küçük atölyemizden çıkan ürünlerimizin tüm dünyaya ulaşmasından dolayı mutluluk duyuyoruz.



Güvenilir Bir Marka Oluşturmak Müşteri Sadakatini Artırıyor

Girişimcilikte esas mesele cesaret. Dijitalleşen dünyada e-ticaret sınırsız imkânlar sunuyor olabilir. Ancak ilk adımı atmak her zaman cesaret ister. Adayların faaliyet gösterecekleri pazarın ihtiyaçlarını belirleyerek hedef kitlelerini tanımlamaları, pazarlama stratejilerini doğru bir şekilde oluşturmaları açısından çok önemli. Ürünün doğru konumlandırılması bir sıfır önde başlanmasına yardımcı olabilir. Ürün kalitesi ve fiyat dengesini doğru ayarlamak, ödenene değer bir ürün sunmak da önemli. Özellikle lüks segmentteki tüketiciler, temel ihtiyaç olmayan yüksek fiyatlı ürünleri görmeden, kalitesini algılamadan satın almak istemiyor. Bu noktada güvenilir bir marka oluşturmak, müşteri sadakatini artırırken gönüllü marka elçileri yaratıp rekabet avantajı kazandırıyor.”





Atelier Simi, bir hayalin gerçeğe dönüşme hikâyesidir. Yıllarca hep ertelenmiş ve sonunda ortaya çıkmış bir tutkunun elle tutulur hâle gelmesi. Ve size ulaşan her bir parça benim bu hayalimin devam etmesinin en büyük destekçisi. Benim keyifle yarattıklarım sizin de keyif anlarınızın en büyük eşlikçisi olsun... Desteğiniz için çok teşekkür ederim. (Sinem Türetken)

Oi Filoi, kelimenin tam anlamıyla komşu mutfağına bir saygı duruşu... Karmaşık tariflerden çok sadelik ve yüksek malzeme kalitesi üzerine kurulu Yunan mutfağının, geleneksel tariflere bağlı bu kıyıdaki temsilcisi. Ilık yaz akşamlarını fonda Yunan ezgileriyle, tabakları ise özenle hazırlanmış Yunan lezzetleriyle dolduruyor. Girişimcilikten daha çok kendi ideallerini hayata geçirmek için üç arkadaş tarafından kurulan Oi Filoi, yine aynı üç kişinin gündelik emekleri ile hizmet veriyor. Volkan Akdamar’ın mutfak şefliğini yaptığı mekânda, tabaklara Burcu Aykıran tarafından her yıl özenle hazırlanan özel bir şarap kavı eşlik ediyor. Özge Sarıoğlu ise idari işlerden sorumlu.

Oi Filoi Bodrum - Gümüşlük | Tel: 0533 305 30 20
Oi Filoi Bodrum - Gümüşlük | Tel: 0533 305 30 20

Koca bir pırnar ağacının tek ama büyülü gövdesi altındaki mekânda, sadece birkaç masa bulunuyor. Cuma’dan Salı’ya kadar beş akşam servis veriliyor ve rezervasyonsuz misafir kabul edilmiyor. Oi Filoi 19:00–00:00 saatleri arasında açık. Deniz ile arasındaki bitki örtüsü yemyeşil bir manzara sunarken bir yandan da dalga sesleri ve iyot kokusu mekâna fantastik bir hava katıyor.



Oi Filoi menüsü ile olduğu kadar servisi ile de sıra dışı bir deneyim sunuyor. Menüde yer alan sıcaklar açık mutfakta siparişiniz verildiği anda hazırlanmaya başlıyor. Siparişiniz hazırlanırken mutfak ekibi ile sohbet etmeniz için hiçbir engel yok.



Menüde en bilinen Yunan lezzetlerinden limonlu tzatziki, horiatiki salatası ve pabucaki gibi klasiklerle, az bilinen sofrito gibi geleneksel reçeteler de bulunuyor. Sadece üç baharatın kullanıldığı Oi Filoi mutfağında öncelik, tüm tatların alınabildiği sade bir seçki sunabilmek.



Yemekler için özenle seçilen şaraplar dışında Midilli’nin en sevilen uzoları ve Türkiye’nin en iyi rakıları da menüdeki yerini alıyor. Üstelik adil bir fiyatlandırma politikası ile uzolar kadehte tadılabiliyor ve içilen miktara göre fiyatlandırılıyor.


 Volkan Akdamar’ın mutfak şefliğini yaptığı mekânda, tabaklara Burcu Aykıran tarafından her yıl özenle hazırlanan özel bir şarap kavı eşlik ediyor. Özge Sarıoğlu ise idari işlerden sorumlu
Volkan Akdamar’ın mutfak şefliğini yaptığı mekânda, tabaklara Burcu Aykıran tarafından her yıl özenle hazırlanan özel bir şarap kavı eşlik ediyor. Özge Sarıoğlu ise idari işlerden sorumlu

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page