top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
    Seda Küçük
  • 5 Eyl 2022
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 17 Eyl 2022

Bu sayımızdaki konuklarımız Güzelce Ailesi’nin tatlı kedileri Hanzade ve Alice… Berrin Hanım; çocukluğundan kalma kedilere karşı korkusu nedeniyle 40’lı yaşlara kadar bir kedi sahiplenmeyi aklının ucundan dahi geçirmemiş. Ta ki yoğun bir tempoyla üniversiteye hazırlanan oğlu Ahmet’in bir kedi sahiplenmek istemesine kadar… Oğlunun isteğini ilk etapta hiç düşünmeden reddeden Berrin Hanım, daha sonra ‘tamam’ demiş. Evin ilk kedisi Hanzade’den sonra bu kez kızları Tuğçe’nin isteği üzerine ikinci kedileri Alice’i sahiplenmişler. Bu süreçte Murat Bey’in de tüye karşı alerjisi olduğu ortaya çıkmış. Fakat evin yeni sakinlerini o kadar sevmişler ki ortaya çıkan bu durum karşısında bir an bile onlardan ayrılmayı düşünmemişler. Bunun yerine Murat Bey, alerjisi için ilaç kullanmayı tercih etmiş. İşte Güzelce Ailesi ile Hanzade ve Alice’in hikâyesi…

Sahiplenme hikâyeniz nedir, ilk karşılaşmanızda ne hissettiniz?

Öncelikle daha önceden fobim olduğunu belirtmek isterim. Sanırım küçüklükten kalma bir korku. Ailem özellikle de kardeşlerim kedileri çok severdi. Bu yüzden zaman zaman kedi misafirlerimiz olmuştu. Ama ben onlara asla yaklaşamaz ve sevemezdim. Hayatım boyunca da bu böyle devam etti. Ta ki bir gün oğlum Ahmet, kedi sahiplenmeyi isteyene kadar. 2015’te oğlum lisede okurken, üniversite sınav hazırlığına başlamıştı. Çok yoğun bir tempo içindeydi. Sanırım çok bunalmıştı ve kendine rahatlayabileceği bir alan, pozitif bir ortam oluşturmak istemişti. İlk zamanlar bu isteğini hiç düşünmeden geri çevirdim. Çünkü değil bir kedi sahiplenmek yanında bile duramıyordum. Ama anne yüreği işte, o galip geldi ve ben ‘tamam’ dedim. Söz verdikten sonra da internette gezmeye, araştırmaya başladım.



İlk kedimiz Hanzade’nin resmini gördüğümde vuruldum. Sanki bir kedi değil küçücük ponçik bir ayıydı. Bu özelliği beni rahatlatmıştı. Hemen aile ile iletişime geçip sahiplenmek istediğimizi belirttik. Taşıma çantası alıp eşimle, Hanzade’nin ilk evine gittik. Karar vermiştim, onu beğenmiştim ama fobimi nasıl yenecektim henüz bilmiyordum. Görüşmeyi yaptığımız esnada ilk sahibi Hanzade’yi bana uzatıp ‘Al annesi’ demez mi! Bir anda dondum kaldım. Nasıl dokunacaktım ve onu nasıl alacaktım? İlk tepki olarak ‘Ama ben tutamam ki’ dedim. Kadıncağız şaşkınlıkla, ‘İyi ama ona nasıl bakacaksınız’ dedi. Ben de bu sorunun cevabını henüz bilmiyordum. Eşime almasını rica ettim. Ve evimize geldik… İlk günler her şeyi ile eşim ilgilendi oğlum da sevdi…



Hanzade de sanki bu hayattaki en güzel duygulardan biri olan hayvan sevgisini aşılamak istercesine yaklaşmaya, peşimde gezmeye, şirinlikler yapmaya başladı. Tam bir hafta sonra Hanzade benim kucağımda uyumaya başlamıştı. Farkında bile olmadan fobimi yenmiş ve bu güzel duyguyu 40’lı yaşlarımda da olsa tatmayı başarmıştım.


İkinci kedimiz Alice ise ailemize Hanzade’den 1,5 yıl sonra katıldı. Onu sahiplenmemizin sebebi de büyük kızım Tuğçe’nin ısrarıyla oldu. Hem kızımın isteği gerçekleşecekti hem de Hanzade’ye bir arkadaş gelecekti. Alice’i de yine sosyal medyadan takip ettiğim bir yerden bulup, sahiplendik. Alice iki kız kardeşti. Aslında biz telefonda görüştüğümüzde diğer kardeşine talip olmuştuk ama kızımla onları görmeye gittiğimizde Alice bizi seçti. Çok konuşan, minik bir bebekti. İlk anda bize konuşarak yaklaştı sonra da kendini sevdirdi. Kızım onu çok sevmişti. İlk sahibine fikrimizi değiştirdiğimizi belirterek, ‘Alice’i sahiplenebilir miyiz” diye sorduk. Olumlu yanıt alınca da çok mutlu olduk. Artık ailemize Alice de katılmıştı.


İsimlerini nasıl koydunuz, sizin için özel bir anlamı var mı?

Her iki kedimizi de sahiplendiğimiz için isimlerini ilk sahipleri koymuşlardı. Biz de değiştirmek istemedik.


Cinsleri nedir, bu cinslerin en belirgin özellikleri nelerdir?

Hanzade, Scottish Fold, Alice ise Scottish Straight cinsi. Fold’ların en belirgin özelliği kulaklarının mutasyon sonucu kıvrık olması. Her ikisinin de ortak özelliği; insan canlısı, sevimli, uyumlu ve oyuncu olmaları…


AHMET & HANZADE

Nasıl iletişim kuruyorsunuz, isteklerini size nasıl anlatıyorlar?

Hayvanların da insanlar gibi farklı farklı karakterleri olduğunu, onlar sayesinde anladık. Alice, sürekli konuşarak, çeşitli sesler çıkararak derdini anlatırken, Hanzade çok nadir ve kısa bir sesle komut verir gibi davranır. Mesela, Hanzade bahçeye çıkmak istediğinde, ‘Kapıyı açın der gibi’ kapının önünde durup suratımıza bakıp, tek bir miyavla isteğini anlatır. Alice; doymayan, yaş mamayı da çok seven bir kedi. Sabah odamızın önünde uyanmamızı bekler. Baktı ki geç kalkıyoruz miyavlayarak bizi uyandırır. Bir de sabahları kendisini sevdirme seremonisi vardır. Yanımıza uzanır, avucumuzun içinde yatar. Hanzade ise babasının aşığıdır. Sabahları babasının bacakları etrafında onu sevmesi için dolanır, peşinden ayrılmaz.




TUĞÇE & ALICE

Karar vermeden önce, evde bir hayvanla yaşamanın nasıl bir şey olduğuna dair bir fikriniz var mıydı?

Aslında, vardı desem yalan olur. Bir canlıyı sahiplenmek, onu sevmek dünyanın en güzel şeyi ama aynı zamanda da sorumluluğu çok büyük. Artık sizin bir evladınız gibi oluyor, çocuklarınızdan ayırt edemiyorsunuz. Mesela; eski alışkanlıklarınız, tatil planlarınız değişmek zorunda. Uzun süre evde yalnız bırakıp bir yere gidemezsiniz. Ya onlarla gideceksiniz ya da hiç gitmeyeceksiniz. Bu yüzden bizim tatil tarzımız değişmek zorunda kaldı. Tatil köyü, otel konsepti yerine önce yazlık kiralamaya başladık sonra da satın aldık.









Hanzade ve Alice’in aileye katılmasından sonra hayatınız nasıl değişti?

Yaşam tarzımızı tamamen onlara göre ayarlamaya başladık. Benim için çok önemli olan fobimi yenmiş oldum. Hayvan sevgisini tattım. Onlar geldikten sonra, eşimin tüye karşı alerjisi olduğu ortaya çıktı. Ortaya çıkan bu alerji nedeniyle bir an bile onları başkasına vermeyi düşünmedik. Yıllardır, alerji ilacı kullanıyor. Sevgi için fedakârlık şart.


BERRİN GÜZELCE & ALICE

Bir evcil hayvana sahip olmanın olumlu ya da olumsuz yanları nedir?


Her şeyden önce başka bir varlığın sorumluluğunu üstleniyorsunuz. Onları korumak ve iyi bakmak zorundasınız. Aşılarından, yiyeceklerine kadar bir insan yavrusuna gösterdiğiniz ilgiyi ve dikkati vermek zorundasınız. Çünkü onlar size muhtaç. Ama bu size hiç yorucu ve külfet olarak gelmiyor. Onları koşulsuz bir şekilde seviyorsunuz. Onlar hastalandığında uykusuz kalıp iyileşmesi için elinizden geleni yapıyorsunuz, dualar ediyorsunuz. Onları sevmek dünyanın en güzel duygusu.






MURAT GÜZELCE & HANZADE

Evcil hayvan sahiplenmek isteyenlere mesajınız nedir?


Onları koşulsuz sevecek ve asla terk etmeyecekseniz sahiplenin. Bilin ki onlar sizin ailenizin bir ferdi. Çocuğunuzu nasıl bırakıp gidemezseniz, onları da öyle bırakıp gidemezsiniz. Ben hayvan sevgisini çok geç tattım ama bu dünyada bu duyguyu yaşamış olduğum için Allah’a şükrediyorum. Onlar sizin yaşam sevinciniz, mutluluğunuz ve evladınız olacak…


  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 2 Şub 2022
  • 5 dakikada okunur

Sahra 10 yaşında… İstanbul, Özel Burçak Eyüboğlu Ortaokulu 5. sınıfta okuyor. Tatillerde annesi Yasemin Hanım’la birlikte soluğu Bodrum’daki evlerinde alıyor. Uzun zamandır bir köpek sahiplenmek istiyormuş ama bir türlü o isteğine kavuşamamış. Pandemi sürecinde; bir gün annesiyle sadece fikir edinmek için köpeklere bakmaya gitmişler. Ve o gün, 8 Kasım 2020’de tanışmışlar. Aslında Poodle cinsi bir köpeği sahiplenmeye karar vermiş ama o gün Morkie cinsi henüz 2.5 aylık yavru köpeği görünce, “İşte bu, Bingo” demiş ve adını da Bingo koymuş. O günden sonra da en iyi arkadaşı Bingo olmuş.





Bingo’yla ilk karşılaşmanız nasıl oldu?


Sahra: Bir sürü köpek ve kedi vardı orada ama onunla aramızda çok özel bir iletişim kurduk. Bingo, benimle ilgilenmeye çalıştı. Ama bir yandan da ürkek davranıyordu. Daha önce ne yaşadı bilemiyoruz. İlk kucağıma aldığımda korkuyordu ama buna rağmen kafasını bana dayadı ve sakinleşti. O an kendimi çok mutlu hissettim. İlk defa bir hayvanım olacaktı. O yüzden çok başka duygular hissediyordum. İlk günümüz çok güzel geçti.


İsmini nasıl koydunuz?


Sahra: Köpek sahiplenmeye karar verdiğimizde annemle isim konusunda çok düşündük. Bir sürü isim üstünde durduk… Fakat köpek sahiplenmek için gittiğimiz gün, onu ilk görüp kucağıma aldığımda, “Anne işte bu… Bingo” dedim. İsmini de böyle koydum.



Neden bir evcil hayvan sahiplenmek istediniz?


Sahra: Aslında bütün hayvanları çok seviyorum. Neredeyse bütün arkadaşlarımın bir evcil hayvanı vardı. Ben de çok istiyordum ama sadece benim istememle olmuyor, annemin de buna onay vermesi gerekiyordu.


Karar vermeden önce, evde bir hayvanla yaşamanın nasıl bir şey olduğuna dair bir fikriniz var mıydı?


Sahra: Aslında hiçbir fikrim yoktu. Bir köpeği sahiplenmek istiyordum. Bu içten gelen bir duyguydu ve ben de bu duygu-mun peşinden gittim.


Bingo’nun aileye katılmasından sonra hayatınız nasıl değişti?

Sahra: İlk eve geldiğimizde çok korkuyordu. Sahiplendiğimiz yerden bize, “İlk iki hafta büyük bir kafese koyun, aksi taktirde her yere tuvaletini yapabilir” dediler. O yüzden ilk iki hafta kafese koyduk. Yatağını, kafesini, mama ve su kaplarını da kafese yerleştirdik. Kafese girer germez yatağına gidip oturdu. Çok ürkekti. İkinci günden itibaren bize alışmaya başladı. Sonrasında da normalleşti.


Bir yavru köpeğin tuvalet eğitimi alması ne kadar sürüyor?


Sahra: Köpekten köpeğe değişebiliyor. Bingo’nun tuvalet eğitimi 2 ay sürdü. Biraz uğraştırdı bizi.


Geriye dönüp baktığınızda o günkü verdiğiniz kararı bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?


Sahra: Tabii ki verdiğim kararın arkasındayım. Pişman değilim, çok mutluyum. Hatta şartlar uygun olsa yeni bir hayvanı daha sahiplenmek isterim.


Köpek sahiplenmek için nasıl karar verdiniz?

Yasemin: Pandemi süresince evdeydik ve yalnızdık. Okul online olduğu için yapacak çok fazla bir şey, gidecek pek fazla bir yer yoktu. Hazır yalnızız ve evcil hayvanla ilgilenebilecek zamanımız da olduğu için dedik ki “Şu anda tam zamanı…” Bingo’yu sahiplendiğimiz gün, ben sadece “Bir bakalım, bir fikir edinelim, iyice bir düşünelim” diye yola çıkmıştım. Sonuç itibarıyla bir canlıyı daha hayatımıza dahil edecektik ve bu o kadar kolay verilebilecek bir karar değildi. Bir tanıdığımızın tavsiyesiyle köpek sahiplendiren bir yere gittik. Orada köpek ve kediler vardı. Bakacağız diye gittik fakat Sahra, Bingo’yu gördüğü gibi “Anne, işte bu” dedi. Kucağına almak için izin istedi ve sonra kucağına aldı. O an karar vermişti. Aslında başka bir cins köpek istiyordu ama o an fikrini değiştirdi.


Evcil hayvan almaya karar verdiğinizde yaşamınızda ve evinizde ne tür değişiklikler oldu?


Yasemin: Bu kararı verirken, şunu iyi biliyorduk, hayatımız eskisi gibi olmayacaktı. Hayatımızda nelerden fedakârlık yapacağız, bunları düşündük. Benim çok sık yurt içi ve yurt dışı iş seyahatlerim oluyordu. Sahra’yı da beraberimde götürüyordum. Okuldan birkaç gün izin alıp birlikte gidiyorduk. Ayrıca her yıl Avustralya’ya gidiyorduk Sahra’nın babası ve kardeşlerini görmeye… Onlar buraya geliyordu. Bunun dışında yaz tatili için bir yerlere gidiyorduk. Pandemiden sonra durumlar çok değişti… Evcil hayvan almaya karar verirken dedik ki “Bütün bunların hepsini unutacağız.”


Sonuçta bu bir eşya değil. Her yere emanet de edemeyiz. Otele bırakmak mümkün ama yine de bir sürü problem yaşanabiliyor. Çok kolay bir durum değil.


“Bunlardan vazgeçebilecek miyiz” diye sordum. Sahra’nın cevabı “evet” oldu. Dedim ki “Yemesi ve eğitimiyle sen ilgileneceksin. Tabii ki ben de sana destek olacağım.” Sahra tüm bunları kabul etti. Sonrasında internetten araştırma yaptı. Nasıl eğitilir, tuvalet eğitimi nasıl verilir gibi…


Çok uzun bir süre düşündük. Sonuçta evlat ediniyorsunuz ve karar verdikten sonra bunun dönüşü yok. Sahra’nın “İşte bu… Bingo” demesinden sonra ben de “Bu kadar insan bunu becerebiliyorsa biz de yapabiliriz” dedim ve Bingo’lu günlerimiz başladı.


Eve geldikten sonra sizin hayatınız nasıl değişti?


Yasemin: Tuvalet eğitimi olana kadar evdeki halılar kalktı. Henüz bir bebek, ne zaman nereye ne yapacağını o da bilmiyor, biz de. İlk başta tuvaletini pede yapmayı öğrensin diye iki hafta büyük bir kafeste kaldı. Nitekim de öğrendi. Sonrasında kafes dışına çıkınca kimi zaman pede tutturdu kimi zaman tutturamadı. O dönemde bir halı gitti. Evin düzeni tamamen değişti. Ortada halılar yok, bazı yerlere bariyer yaptık. Pandemi kısıtlamaları bittikten sonra ben işe Sahra da okula gitmeye başlayınca yani hayat normalleşince Bingo evde yalnız kalmak zorunda. Sahiplendiğimizin ikinci gününden itibaren buna alışsın diye ara ara bahçeye çıkıp onu evde yalnız bıraktık. Yalnız bırakırken yemeğini, suyunu, oyuncağını hazırlıyorduk. Beyefendinin iki yatağı var. Biri bizim yatak odamızda biri de koridorda üşümesin diye… Benim düzenim gitti artık Bingo’ya odaklı bir düzenimiz var.


Birlikte uyumaya izin var mı?


Sahra: Her zaman yok. Çarşaflar değişeceği zaman üçümüz birlikte yatak keyfi yapıyoruz.


Dışardayken Bingo’yu düşünüyor musunuz? Eve gelince sizi nasıl karşılıyor?



Sahra: Okuldayken aklımın bir köşesinde hep Bingo var. Eve yaklaşırken heyecanlanıyorum. Kapıyı açınca beni iki ayak üstünde karşılıyor. Bacağıma sarılıyor, gel diyor. Hemen yanıma yatıyor sev beni diyor. Yalıyor…


En belirgin özellikleri nedir?


Sahra: Bizi çok seviyor. Bir de sürekli yalıyor… “Dur”, “Bekle” ve “Hayır” komutunu biliyor. Diğer komutları öğretmedik.


Bir şey isteyeceği zaman bunu size nasıl anlatıyor?


Yasemin: Gece bazen susuyor. Köpeklerin çok geç saatlerde su içmemesi lazım çünkü tuvaletle ilgili sürprizler yapabiliyorlar. Gidip su kabına patisiyle vurup ses çıkarıyor. Biz de az da olsa veriyoruz. Susuzluğunu gideriyoruz. O zaman uyuyor.


Bingo’nun türünün özellikleri nedir?


Yasemin: Muhteşem. Morkie bir evde bakılabilecek en rahat köpek cinslerinden biri. Kesinlik tavsiye ediyorum. Çok uyumlu, alerjik değil, tüy dökmüyor, komuttan anlıyor, şımarık değil ve eğitilmesi inanılmaz kolay. Tüyleriyle birlikte 2.5 kilo ve bundan daha fazla büyümüyor. Bir kedi kadar. Çok tatlı ve uysal. Hep beni sevin istiyor. Hayır dediğimizde sınırlarını biliyor. Gelip ayağımızın dibinde yatıyor. Evimizin neşesi oldu. Dışarı çıkmaya başladığından beri tuvaletini dışarıda yapıyor.


Bu yaşta bir canlının sana muhtaç olması senin hayata bakışını nasıl değiştirdi?


Sahra: Bingo’yla olan ilişkim sayesinde empati kurabiliyorum.


Bir evcil hayvanın aylık masrafı nedir?


Yasemin: 4.5 aylığa kadar çok sık aşısı var. Toplamda 10’a yakın aşı oldu. O dönem masraflı. İlk dönemde, yatağı, maması, oyuncağı vb. Ondan sonra çok fazla veterinerlik bir işi yok. Sadece bir maması var. O da aylık 300-400 liralık kadar bir masrafı var. Köpek sağlığı açısından sadece hazır mama ve ödül maması vermek gerekiyor. O mamaların içinde köpeklerin ihtiyacı olan her türlü vitamin ve mineraller mevcut.


Evcil hayvan sahiplenmek isteyenlere bir mesaj vermek ister misin?


Sahra: Kesinlikle bir köpek sahibi olmalarını tavsiye ediyorum. Ama bir evcil hayvanı sahiplendiklerinde hayatlarında belli fedakârlıklar yapacaklarını bilmeliler. Mesela biz eskiye göre çok fazla seyahat edemiyoruz. Tatile gidemiyoruz. Çünkü otellerin büyük bölümü evcil hayvan kabul etmiyor.




Yasemin: Bir hayvan sahiplenmeden önce çok iyi düşünmek lazım. Bir evlat ediniyorlar. Bir canlı sahipleniyorlar. Çocuk doğurmak gibi bir şey. Sıkılınca bırakmak, yaramazlık yaptığında sokağa atmak mümkün değil. Çok iyi düşünülüp verilmesi gereken bir karar. Bir hayvana yapılabilecek en büyük kötülük onu bir aile ortamına alıştırıp sonra da sokağa bırakmaktır.

  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 1 Kas 2021
  • 2 dakikada okunur

Bu sayımızdaki konuklarımız Melis Tutan ve onun can dostu Fındık... “Satın Alma Sahiplen” mottosuyla buluşmuşlar... Bodrum’da, yazın çocukları oynasın diye alınıp, tatil dönüşü evin bahçesine terk edilen köpeklerden biriymiş Fındık... Komşularının açtığı sahiplendirme ilanı sayesinde kavuşmuşlar. Fındık, kendisine gülündüğünde alınıyor, bunu bakışları ve davranışlarıyla belli ediyor. Melis Tutan, “Onunla yaşamak hayatıma sonsuz bir sevgi ve neşe kattı” diyor.



Sahiplenme hikâyeniz?

32017 yılında, ev arkadaşımla birlikte, bir evcil hayvanımız olmasını çok istiyorduk. Fakat köpeği çok yalnız bırakamayacağımızdan, kedi arayışı içindeydik. Instagramda sahiplendirme sayfalarına bakarken, Fındık’ın ilanını gördüm. Kediler ile bir sepet içinde yatıyordu. Onu görür görmez hemen aradım. Bodrum’da, yazın çocukları oynasın diye alınıp, tatil dönüşü evin bahçesine terk edilen köpeklerden biriymiş... Komşularının açtığı sahiplendirme ilanı sayesinde kavuştuk. Fındık geldikten 1 ay sonra, hamile olduğunu fark ettik. Birbirinden farklı üç yavrusu oldu. Üçünü de sahiplendirdik. Evde onlarla yaşamak muhteşem bir deneyimdi.




Onunla yaşamak hayatınıza neler kattı?

3Onunla yaşamak hayatıma sonsuz bir sevgi ve neşe kattı. Eve her gelişimde beni heyecan ve coşkuyla karşılaması, tarifsiz bir duygu. Bir canlının sorumluluğunu ve bakımını üstlenmenin nasıl bir şey olduğunu yaşamamı sağlıyor. Onsuz, hayatımın çok eksik olacağını düşünüyorum. Ondan ayrıyken fotoğraflarına bakmak bile bana neşe veriyor.




İsim seçme öykünüz?

3Kendisi küçüçük olduğu için Fındık ismini çok yakıştırdık. Dışarıda, adını bilmeden, Fındık diyerek sevenler oluyor. Tam bir Fındık.


Fındık, kendisine gülündüğünde alınıyor, bunu bakışları ve davranışlarıyla belli ediyor. Tüylerini ilk kestirdiğimizde, biraz fazla kesildiği için çok komik olmuştu. Biz de gülünce, küsmüştü. Kendine has hareketleri çok komik. Küstüğünde arkasını dönüp, arada çaktırmadan yandan bakmaya çalışıyor. Bir de biz yemek yerken, yanımıza gelip bir eli havada, yalvarır şekilde bekliyor ve istediğini almadan gitmiyor. Başka bir komik huyu ise binada asansör varsa mutlaka binmek istiyor. Önünde bekleyip, kapı açılınca asansöre kendi giriyor.



Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page