top of page
Yazarın fotoğrafı: Hülya Büyükbayrak
Hülya Büyükbayrak
14 Şub 2025
2 dakikada okunur
Sevgililer Günü’nün rengi kırmızıdır... Aşkın rengi kırmızıdır... Tutkunun rengi kırmızıdır... İşte tam da bu yüzden, bu Sevgililer Günü’nde aşk kokan kırmızı bir menü hazırlamaya ne dersiniz? Başlangıçtan tatlıya kadar özenle seçilmiş bu menü, sevginizi en güzel şekilde ifade etmenize yardımcı olacak. Haydi, romantik bir ziyafet için mutfağa!


Menümüz

Başlangıç: Domates Çorbası

Ana Yemek: Köz Biberli Risotto Eşliğinde Kuzu İncik

Tatlı: Orman Meyveli İrmik Tatlısı


Domates Çorbası

Malzemeler:

  • 2 yemek kaşığı tereyağı

  • 1 adet orta boy soğan (rende)

  • 2 diş sarımsak (rende)

  • 6 adet iri boy domates (rende)

  • 2-3 dal taze kekik

  • Tuz

  • Karabiber

  • 1 yemek kaşığı toz şeker

  • 1 yemek kaşığı balzamik sirke

  • 4 su bardağı tavuk suyu


Üzeri için:

  • Rendelenmiş kaşar peyniri


Hazırlanışı

Soğan ve sarımsağı rendenin küçük tarafıyla rendeleyin. Tencereye tereyağını koyup eritin, ardından soğan ve sarımsağı ekleyip kavurun. Rendelenmiş domatesleri ekleyip karıştırın. Çorba tıkırdamaya başlayınca tavuk suyunu ekleyin. Tuz, karabiber, toz şeker, balzamik sirke ve taze kekiği ilave edin. Çorbanın kapağını kapatıp kaynamaya bırakın. Kıvam aldıktan sonra blenderdan geçirip bir taşım daha kaynatın. Servis kaselerine alıp üzerlerine rendelenmiş kaşar peyniri serpiştirin. Sıcak servis edin.


Köz Biberli Risotto

Malzemeler:

  • 100 g risotto pirinci

  • 500 ml kırmızı biber suyu

  • 1 adet arpacık soğan

  • 2 yemek kaşığı tereyağı

  • 1 avuç ince rendelenmiş parmesan

  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı

  • Çıtır kızartılmış adaçayı yaprakları

  • 2 yemek kaşığı kıyılmış badem

  • 1 tatlı kaşığı karabiber


Hazırlanışı

Arpacık soğanı 1 yemek kaşığı tereyağında kavurun.Risotto pirincini ekleyip biraz yumuşamasını sağlayın. Kademeli olarak kırmızı biber suyunu ekleyerek karıştırın. Pirinç “aldente” kıvamına gelene kadar karıştırarak pişirin. Parmesan ve kalan tereyağını ekleyip karıştırın. İki porsiyon olacak şekilde servis edin. Üzerine kızartılmış adaçayı yaprakları, badem ve karabiber serpiştirin.


Kuzu İncik

Malzemeler:

  • 4 adet kuzu incik

  • 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı

  • 2 adet soğan

  • 4 diş sarımsak

  • 1 yemek kaşığı tereyağı

  • 1 yemek kaşığı domates salçası

  • 1 adet domates

  • Tuz

  • Karabiber

  • 1 yemek kaşığı toz şeker

  • 2 dal taze kekik

  • 3 su bardağı su


Hazırlanışı

Düdüklü tencereyi ısıtıp inciklerin her iki tarafını mühürleyin ve kenara alın. Aynı tencereye zeytinyağı, doğranmış soğan ve ince dilimlenmiş sarımsakları ekleyip soteleyin. Tereyağı ve domates salçasını ekleyerek kavurun. Küp doğranmış domates, tuz, karabiber, toz şeker ve taze kekiği ilave edip karıştırın. Üzerine suyu ekleyerek incikleri tencereye alın. Düdüklü tencerenin kapağını kapatın. Kaynadıktan sonra 45-50 dakika kadar pişirin (normal tencerede 3 saat orta kısık ateşte pişirebilirsiniz). Pişen incikleri cam fırın kabına alın. Kalan suyunu üzerlerine gezdirip 180 derece önceden ısıtılmış fırında 10-15 dakika üzeri kızarana kadar pişirin.


Orman Meyveli İrmik Tatlısı

Malzemeler:

  • 1 litre süt

  • 7 yemek kaşığı toz şeker

  • 7 yemek kaşığı irmik

  • 1 paket vanilya

  • 2 yemek kaşığı tereyağı

  • 2 avuç orman meyvesi

  • 1 paket krem şanti

  • 3/4 su bardağı süt

  • 1/2 paket çilekli jöle

  • 1 su bardağı su


Hazırlanışı

Süt, toz şeker, irmik ve vanilyayı bir tencereye alın. Karıştırarak koyu bir kıvam alana kadar pişirin. Fokurdamaya başlayınca altını kapatıp tereyağını ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Karışımı suyla nemlendirilmiş bir cam kaba dökün ve soğumaya bırakın. Soğuyan tatlının üzerine orman meyvelerini karışık şekilde yerleştirin. Krem şantiyi sütle çırpıp sıkma torbasına koyun ve meyvelerin aralarına ufak bezeler hâlinde sıkın. Jöleyi suda açarak tüm katların üzerine gezdirin. Donduktan sonra soğuk servis yapın. Şimdiden afiyet olsun ve Sevgililer Günü’nüz kutlu olsun!

Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
Seda Küçük
13 Şub 2025
5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 14 Şub 2025

İspanya’nın en güneybatı kesiminde Endülüs özerk bölgesinin merkezi ve en büyük şehri olan Sevilla, keşifler çağının altın şehri olarak anılmaktadır. Atlas Okyanusu’na bağlanan Guadalquivir Nehri üzerinde kurulmuştur. Yol boyunca birçok parkın yer aldığı nehir kenarında, şehrin kalabalığından uzak manzaraya karşı harika bir gezinti yapabilirsiniz. Şehrin her yerinde uzun tarihinin izleri vardır. Modern şehrin karmaşasına karşın, dar sokakları ve şirin balkonlu evleriyle barriolar (eski mahalleler), ateşli İspanyol hayatının güçlü yadigârıdır. Tarihi eser tutkunlarını mutlu edecek kadar çok gezilmesi ve yapılması gereken aktivite var bu şehirde. Sizi içine attığı atmosfere bayılacaksınız. Birçok operaya konu olan (Bizzet’in Carmen’i, Beethoven’ın Fideliosu, Mozart’ın don Giovanni ve Figaro’nun Düğünü ve tabii ki Rossini’nin Sevil Berberi) şehir, portakal çiçeği avluları, küçük meydanları, boğa güreşleri, Flamenko dansçıları ve tapas barları ile Endülüs’ün kalbidir.


Futbol Şehri Sevilla

Ayrıca spor tutkunlarının da bileceği gibi şehrin iki büyük takımından birisi olan Sevilla FC, 3 kez üst üste olmak üzere toplamda ise 7 kere UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğu ve 1 kez UEFA Süper Kupası şampiyonluğu yaşamıştır. Sevilla’da Akdeniz iklimi hakimdir. Yaz aylarında şehirdeki sıcaklık bunaltıcı olabileceğinden, temmuz ve ağustos aylarında gitmekten kaçının.


Tarihçesi

Bir rivayete göre Yunan Mitolojisi kahramanı Herkül tarafından kurulan Sevilla’nın gelişimi M.Ö. II. yüzyılda başladı. M.S. VI. yüzyıl başlarında Singil Vandallarının kurduğu krallığın başkenti oldu. 711 yılında Müslümanların yönetimine geçti ve İşbiliye adını aldı. Bu dönemde şehir, büyük bir gelişme göstererek önde gelen bir kültür ve ticaret merkezi durumuna yükseldi. XII. yüzyılda yüksek bir refah düzeyine ulaştı ve geniş çaplı bayındırlık çalışmalarıyla daha da büyüdü. 711’den beri Müslümanlarca yönetilen İşbiliye, 1248’de Katilya ve Leon Kralı III. Fernando tarafından ele geçirildi. III. Fernando’nun komutasındaki Hristiyan ordusunun 1248’de Müslüman yönetimine son vermesinden sonra, çok sayıda insan kentten sürüldü. Bu durum yörenin ekonomisine geçici de olsa zarar verdi. Yeni Dünya’nın keşfi Sevilla için yeni bir fırsat doğurdu. İlerleyen yıllarda Yeni Dünya kaynaklarının aktığı bir merkez durumuna gelen Sevilla, iki yüzyıl boyunca İspanya’nın denizaşırı ticaretinde egemen bir konumda kaldı. XVII. yüzyılda denizaşırı ticaret gerileme sürecine girdi. Buna karşılık kültürel yaşam büyük bir canlanma gösterdi. Diego Velazquez, Francisco de Zurbaran ve Bartolome Esteban Murillo, heykelci Juan Martinez montanes ile şair Fernando Herrera gibi büyük sanatçılar bu şehirde yetişti. Ünlü Don Kişot romanının yazarı olan Miquel de Cervantes’de bu topraklarda yaşadı.



Aktiviteler

Sevilla daracık sokakları, birbirine yaslanmış fısıldaşan binaları ve eserleriyle görülmesi gereken harikulade yerlerden biri. Bu şehirde gezilmesi gereken çok yer var. Sevilla Katerali&Giralda Çan Kulesi, Santa Cruz Mahallesi, Real Alcazar, Plaza de Espana görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Şehri detaylı gezip keşfetmek isteyenler için ise Metropol Parasol, Flamenko Müzesi, Macerana Bazalikası, Torre del Oro, Sevilla Boğa Güreşi Alanı, Isla Mágica, Hospital de los Venerables, Calle Sierpes, Triana Bölgesi’de diğer güzel alternatifler arasında olabilir.


Sevilla Katerali & Giralda Çan Kulesi

Tarihi XIII. yüzyıla kadar uzanan bu dini yapı dünyanın en büyük gotik kilisesi ve en büyük üçüncü kilisesidir. 1248’de Kastilya Kralı III. Fernando’nun önderliğindeki ordunun kenti ele geçirmesinden sonra buradaki cami kiliseye çevrilmiş. 1356’daki depremde kullanılamayacak hâle gelen dini yapının yerine Sevilla Katedrali’nin yapımına karar verilmiş. 1507 yılında tamamlanan katedral Kristof Kolomb’un gömüldüğü yer olması nedeniyle de özel bir öneme sahiptir. Giralda, Sevilla Katedrali’nin çan kulesidir. 105 metre uzunluğa sahip kule caminin günümüze ulaşabilen tek bölümünü. Giralda, deniz seviyesinin 23 metre üstünde yer almaktadır. UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edilen bu kule, orta çağ şehir tarihine ait en önemli sembollerden birisi olarak kabul edilmektedir.


Santa Cruz Mahallesi

Santa Cruz, Sevilla’nın en önemli turistik bölgelerinden birisidir. XVIII. yüzyılda gerçekleştirilen yenileme projesi ile yeniden hayat bulan mahalle, şehrin en güzel yerlerinden biri. Mimari yapısı nedeniyle daima serin olan bir yer burası. Mahalledeki dar sokaklardan birine verilen isim oldukça enteresan. Herhâlde darlığı ve balkonların birbirlerine değecek kadar yakın olması sebebiyle “Öpücük Sokağı” ismiyle anılıyor.


Real Alcazar

Moro kökenli Müslüman krallar için inşa edilmiş bir kraliyet sarayıdır. Adı dilimizde “Kralın Evi” anlamına gelmektedir. Müdeccen stili mimarisiyle göz kamaştıran yapının üst katları hâlen kraliyet ailesi tarafından kullanılmaktadır. Dünyada hâlâ kullanılan kraliyet saraylarının en eskisi olan Alcazar, UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edildi. Dizi ve film çekimleri için oldukça efsunlu bulunan Alcázar Sarayı’nın ilgi çekici bölümlerinin başında ise Maria del Padilla Banyosu geliyor.


Plaza de Espana

Maria Luisa Parkı’nda bulunan Plaza de Espana, hem mücceden hem de Rönesans etkilerinin gözlemlendiği bir meydandır. 1924-1929 yılları arasında İspanya-Amerikan Dünya Fuarı için inşa edilmiştir. Maria Luisa Parkı’ndaki bahçeler Jean-Claude Nicolas Forestier tarafından tasarlandı. Yaklaşık yarım mil uzunluğunda bir alana yayılmış çeşmeler, süs havuzları, oturma bankları, portakal ve çam ağaçları ile çiçeklerden oluşan bu parkın içine ve çevresine Expo için birçok yapı da inşa edildi.



Mutfak

İspanyollar, günün büyük kısmını evde değil sokakta geçirirler. Adım başı yer alan restoran ve kafelerde oturup güzel yemekler lezzetli içkiler tadarak, dışarıda geçirilen zamanın hakkını çok da güzel verirler doğrusu. Et sever bir millet olmalarına rağmen Endülüsler ıspanağı da bolca tüketirler. Bir gün yolunuz düşerse bu güzel şehirde mutlaka yemeniz gereken birkaç lezzeti sizler için hazırladık. Unutmadan bazı lezzetleriyle bize yakın bir mutfak olduğunu da hatırlatalım.


Bull’s Tail | İspanyolların milli yemeklerinden biridir Bull’ Tail. Farklı bölgelerde farklı isimlerle anılan bu yemek, boğanın kuyruk etiyle yapılmaktadır. Kırmızı et, şarapla birlikte pişiriliyor, yanında papates kızartması ve ekmek dilimleriyle servis ediliyor. Geçmiş yıllarda boğa güreşlerinin ardından kesilen ve gereksiz olarak görülen hayvanların kuyruk kısımları fakir halka dağıtılıyormuş. Günümüzde ise şık restoranlarda en çok tercih edilen yemeklerden biri.


Spinach And Chickpeas | Nohut ve ıspanağı bir arada hayal edemiyor olabilirsiniz fakat çok et sever biri değilseniz bu yemek oldukça lezzetli gelecektir size. Üstelik karbonhidrat ve demir deposu olan Spinach And Chickpeas geziniz sırasında enerjinizi de yükseltecektir. Yanında ekmek dilimleri ile servis edilen spinach and chickpeas çok iyi bir seçim olabilir, tatmadan geçmeyin!


Cazon En Adobo | Atlantik Okyanusu’na sadece bir saatlik mesafede bulunan Sevilla da hâliyle deniz ürünleri de çok seviliyor. Cazon En Adobo, köpekbalığının kimyon, kekik, sirke ve limonla harmanlandıktan sonra hafifçe kızartılmasıyla hazırlanıyor. Bu yemek, şehrin mutlaka tadılması gereken efsane lezzetleri arasında bulunuyor.


Montadito De Pringa | Sevilla’da gerçekten muhteşem sandviçler var. Montadito de pringa tavuk, sosis ya da chorizo ile hazırlanıyor. Bu lezzetli sandviçler, bölgeden bölgeye değişkenlik gösterebilmektedir. Bir şeyler atıştırıp açlığınızı yatıştırmak için harika bir seçim.


Torrijas | Yanında dondurma ile de servis edilen bu küçük ekmekler sizi çok mutlu edecek. Ekmek dilimleri, kızartılmadan önce çırpılmış yumurtaya bulanıyor ve ardından fırında ya da tavada kızartılıyor. Bu şekilde tüketilse de bal, şeker şurubu gibi tatlandırıcılarla da kaplanabilmektedir.


Ulaşım

Türkiye’den Sevilla Havaalanı’na ne yazık ki direkt uçuş yok. Ancak aktarmalı olarak uçabilir veya 4 saat 30 dakika süren direkt uçuşla Malaga’dan buraya ulaşabilirsiniz. Malaga-Sevilla arası mesafe 214 km. Havalimanına 10 km uzaklıktaki Maria Zambrano İstasyonu’na taksiyle gidebilir, buradan 2 saatlik bir tren yolculuğu ile Seville Santa Justa İstasyonu’na ulaşabilirsiniz. Bir diğer alternatif ise Madrid üzerinden Sevilla’ya gitmek olabilir, hızlı tren ile 2,5 saatte Sevilla’ya ulaşabilirsiniz.



Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
Seda Küçük
12 Şub 2025
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 Şub 2025

Bolu’da yaşanan otel yangını, turizm sektöründe iş sağlığı ve güvenliğinin (İSG) ne kadar kritik olduğunu gösteren somut bir örnek olarak ele alınabilir. Bu olay, özellikle acil durum planlamalarının ve yangın güvenlik önlemlerinin yetersizliğinin yaratabileceği ciddi sorunlara dikkat çekmektedir. Yangın sırasında otel çalışanlarının ve misafirlerin hızlı tahliye edilememesi; İSG konusunda alınması gereken tedbirlerin sadece kâğıt üzerinde kalmaması, uygulamada da etkin olması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.


Otel yangınları gibi olaylar, önlenebilir kaza kategorisinde yer almakta ve bu tür kazaların etkilerini minimize etmek için belli başlı önlemlerin uygulanması gerekmektedir. Yangın algılama sistemleri, düzenli olarak yapılan acil durum tatbikatları ve yeterli sayıda çıkış kapısı, otel ortamlarında İSG standartlarının temel unsurlarıdır. Yangına karşı alınabilecek diğer önlemler arasında yangın algılama ve alarm sistemleri, yangın söndürme ekipmanlarının kullanımı konusunda personelin eğitilmesi, acil durum kaçış planları ve yönlendirme levhaları ile eğitim ve tatbikatlar yer almaktadır.


Turizm sektörü; çalışanların ve misafirlerin bir arada bulunduğu, dolayısıyla çok yönlü bir İSG planlaması gerektiren bir sektördür. Bir otelde çıkacak yangın ya da başka bir acil durum sadece o an orada bulunan bireyleri değil, aynı zamanda otelin itibarını ve sektörün geneline olan güveni de etkiler. Bu nedenle, İSG uygulamalarının etkin bir şekilde hayata geçirilmesi, hem çalışan sağlığını ve güvenliğini sağlar hem de otelin uzun vadede başarılı bir hizmet sunmasına katkıda bulunur.


Turizm işletmelerinde İSG konusunda alınacak önlemlerin etkinliği, sürekli bir iyileştirme ve denetim mekanizması ile mümkün olabilir. Olası tehlikelerin önceden belirlenmesi ve bu tehlikelere karşı önlemlerin alınması, bir risk değerlendirme planının parçasıdır. Otel içerisindeki İSG uygulamalarının belirli aralıklarla denetlenmesi, eksikliklerin zamanında tespit edilmesine ve giderilmesine olanak tanır. Çalışanların yanı sıra yöneticilerin de İSG konusunda bilinçlendirilmesi, bu konudaki sorumlulukların daha etkili bir şekilde yerine getirilmesini sağlar.


Bolu’da yaşanan otel yangını; turizm sektöründe İSG’nin sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda insan hayatını koruma amacı taşıyan kritik bir unsur olduğunu hatırlatıyor. Turizm işletmelerinin bu konuda daha duyarlı hareket etmesi hem misafirlerin hem de çalışanların güvenliğini sağlayarak sektörün genel itibarını yükseltecektir. Bu nedenle, otellerde ve diğer turizm işletmelerinde İSG standartlarının eksiksiz bir şekilde uygulanması, hayati öneme sahiptir.


İhmalin gölgesinde kaybettiğimiz bu değerli insanların acısı, hepimizin yüreğinde derin bir yara açtı. Bu tür trajedilerin bir daha yaşanmaması için sorumluluklarımızı hatırlamalı, tedbiri ve dikkati her şeyin önüne koymalıyız. Hayatlarını kaybedenlerin hatırasına saygı göstermek, aynı acıyı tekrar yaşamamak için ders almak ve gerekli adımları atmakla mümkün. Unutmayalım ki her ihmal, bir insan hayatına mal olabilir; bu ağır bedeli bir daha ödememek için hep birlikte daha duyarlı olmalıyız.


Bolu’daki yangında hayatlarını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır; yaralananlara da acil şifalar diliyorum.

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page