top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 30 Ara 2025
  • 2 dakikada okunur
Bodrium Hotel bünyesinde hizmet veren Ianua Spa Wellness & Center Güzellik ve Makyaj Uzmanı Samiye Çeki, kalıcı makyaj konusunda merak edilen soruları yanıtladı. Kalıcı makyajın giderek yaygınlaştığını belirten Çeki, bu uygulamanın günlük makyaj yapma süresini kısalttığını ve her zaman bakımlı bir görünüm sağladığını söyledi.


Kalıcı makyajın en sık uygulandığı bölgelerin kaş, dudak ve göz çevresi olduğunu belirten Samiye Çeki, “Kalıcı makyaj, aslında tıbbi pigmentlerin cildin üst katmanına işlenmesiyle yapılan yarı kalıcı bir uygulamadır. Kaş, eyeliner veya dudak renklendirme gibi bölgelerde kullanılır. Dövme çok daha derine uygulanır ve kalıcıdır. Kalıcı makyaj ise yüz estetiği için özel üretilmiş, cilt dostu pigmentlerle ve daha yüzeysel bir teknikle yapılır. Bu yüzden zamanla solar ve yenilenmesi gerekir. En sık uygulanan bölgeler kaş, dudak ve göz çevresidir. Kaşta mikroblading ya da pudralama teknikleri tercih edilirken, dudakta kontür veya tam renklendirme yapılabilir. Gözlerde ise dipliner ya da eyeliner şeklinde uygulanır” diye konuştu.



Yoğun Çalışan Kadınların Tercihi

Uygulamalar hakkında bilgi veren Güzellik ve Makyaj Uzmanı Samiye Çeki şunları söyledi: “Uygulama genellikle 1-2 saat arasında sürüyor. Kalıcılık ise cilt tipine, yaşam tarzına ve kullanılan pigmentin kalitesine bağlı olarak 1,5-3 yıl arasında değişiyor. Öncelikle uzman seçimine çok dikkat edilmesi gerekiyor. Kullanılan malzemelerin steril olması, pigmentlerin kaliteli ve sağlığa uygun olması önem taşıyor. Ayrıca kişinin yüz hatlarına uygun doğal bir tasarım yapılmalı. Çok koyu renkler ve abartılı şekillerden uzak durmak kişiyi daha uzun vadede mutlu eder. Uygulamadan sonra 1 hafta boyunca bölgeye su, makyaj veya kozmetik ürün temas etmemelidir. Kabuklanma doğal bir süreçtir ve kabuklar kesinlikle koparılmamalıdır. Güneşten korunmak ve nemlendirici ürünler kullanmak da sonucun kalıcılığını artırır. Yoğun çalışan ve her gün makyaj yapmaya zamanı olmayan, kaşları seyrek olan, dudak rengi soluk görünen ya da eyeliner çekmekte zorlanan kişiler için çok uygun bir uygulamadır.”



Doğru Bilinen Yanlışlar

Kalıcı makyaja ilişkin doğru bilinen yanlışları da paylaşan Çeki, “Kalıcı makyajın, ömür boyu kalacağı düşüncesi büyük bir yanılgıdır. Kalıcı makyaj zamanla solar ve yenilenmesi gerekir. Ayrıca doğal görünüm elde etmek mümkündür ve ‘herkesin fark edeceği kadar yapay durur’ algısı da gerçeği yansıtmıyor” ifadelerini kullandı.



Makyaj Uzmanı Samiye Çeki
Makyaj Uzmanı Samiye Çeki


Günümüzde kadınlar, doğum sonrası yaşadıkları fiziksel değişimlere estetik cerrahiyle çözüm arıyor. Özellikle sosyal medyanın da etkisiyle “Annelik Estetiği” operasyonlarına ilgi her geçen gün artıyor. Egepol Hastaneleri Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Merve Özger, bu operasyonların yalnızca estetik değil, sosyal ve psikolojik açıdan da kadınlara önemli katkılar sağladığını söyledi.


Gebelik ve emzirme sürecinin; kilo alıp verme, hormonların etkisi ve yaşam tarzı nedeniyle kadın vücudunda belirgin değişimlere yol açtığını belirten Op. Dr. Merve Özger şunları söyledi:



Doğum Sonrası Kalıcı Çözüm

“Karın bölgesinde sarkma ve çatlaklar, memelerde hacim kaybı ve sarkma en sık görülen sorunlar arasında. Annelik estetiği, kişinin sağlık durumu ve ihtiyaçlarına göre planlanan bir dizi kombine operasyonu içeriyor. Meme dikleştirme, protezli meme estetiği, meme  büyütme - küçültme, karın germe, genital estetik ve bölgesel incelme bu paket içinde yer alabiliyor.



Psikolojik Sorunlar Yaşanabiliyor

Doğum sonrası oluşan deformasyonlar yalnızca fiziksel değil, sosyal ve psikolojik sorunlara da yol açabiliyor.Bazı kadınlarda büyük meme şikayeti, boyun fıtığı, sırt ağrısı, mantar ve pişik gibi sorunlara sebep olabiliyor. Karın sarkması ise kıyafetlerin altında bile kendini belli ederek özgüveni olumsuz etkiliyor. Karın germe ameliyatını doğumdan en az 6 ay sonra, meme operasyonlarını ise emzirme bittikten yaklaşık 6 ay sonra öneriyoruz. Gebelik nedeniyle karın kaslarının ayrılması durumunda hasta zayıf olsa bile kilolu görünebiliyor. Annelik estetiği bu sorunu da ortadan kaldırıyor. Bu nedenle annelik estetiği kadınların sadece görünümünü değil, yaşam kalitesini de yükseltiyor.



Kış Ayları Tercih Ediliyor

Ameliyat sonrası korse kullanılması gerektiği için bu operasyonlar genellikle sonbahar ve kış aylarında tercih ediliyor.



Op. Dr. Merve Özger
Op. Dr. Merve Özger

Meme küçültme ve dikleştirme operasyonlarında kadınlarda yüzde 20 - 30 oranında emzirme sorunu görülebiliyor. Bu nedenle gebelik planı olan hastaların mutlaka bu ihtimali göz önünde bulundurması gerekiyor. Ayrıca genç ve kilolu hastalarda öncelikle diyetisyen ve dahiliye desteğiyle kilo verilmesini öneriyoruz. Böylece operasyonun başarısı ve kalıcılığı çok daha yüksek oluyor.


Hastalar ameliyattan yaklaşık 10 gün sonra günlük hayatlarına dönebiliyor. Ödemlerin azalması ve ameliyatın tam olarak oturması ise yaklaşık 6 ay sürüyor. Annelik estetiği, doğum sonrası kadınların hem fiziksel, hem de ruhsal açıdan kendilerini yeniden güçlü, sağlıklı ve özgüvenli hissetmelerine olanak tanıyor.”

Sosyal medya kullanımının artmasına paralel belirgin bir oranda artış gösteren estetik cerrahi talepleri, önemli bir araştırmaya konu oldu. Geçmişte yaş, sosyal statü ve cinsiyet ayrımları ile nispeten daha dar bir popülâsyonda görülen talepler, günümüzde tüm kriterlerden bağımsız, ihtiyaç ve gereklilik durumu gözetmeksizin birçok kimse tarafından tercih ve talep ediliyor. Süreçler, tek bir alanda değil çoğu zaman kombine ameliyatlar şeklinde de ilerleyebiliyor. Bu noktada ise araştırma sonuçları, estetik cerrahi hastaları için önemli bir kriter olacak sonucu ortaya koyuyor.


Psikiyatri Uzmanı Dr. Merve Setenay Gürbüz ile Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Dr. Öğr. Üyesi Aslı Datlı’nın yaptığı araştırmaya; herhangi bir psikiyatrik hastalık öyküsü olmayan estetik cerrahi hastaları ve daha önce hiç estetik olmamış sağlıklı insanlardan oluşan kontrol grubu dahil edildi. Tüm katılımcılara Motor beceriden bağımsız görsel algı testi 3(MVPTC-3), Bedeni beğenme ölçeği (BAS), Beden kalitesinin yaşam kalitesine etkisi ölçeği (BIQLI) ve Yaşam doyumu (SWLS) ölçeği uygulandı.  Araştırmaya katılan estetik cerrahi hastalarında, daha önce hiç estetik olmamış hastalara göre anlamlı oranda görsel algı bozukluğu olduğu ortaya çıktı.


Araştırma sonuçları, “Bu bir zihin oyunu mu? Görsel ve psikolojik algılar, estetik cerrahi hastaları ve sağlıklı bireyler arasında farklılık gösteriyor mu?” başlığı ile dünyaca ünlü Aesthetic Plastic Surgery dergisinde yayınlanan çalışma, estetik ameliyatlar öncesinde psikolojik bir taramadan geçmenin önemine vurgu yapıyor.


Çalışmaya göre; estetik cerrahi, kişinin kendini daha iyi hissetmesi için güçlü bir araç. Ancak güzellik algısı, sosyal medya, aile dinamikleri ve toplumsal standartlar tarafından şekillendirilen karmaşık bir süreç. Bu nedenle, ameliyat öncesinde hem fiziksel hem de psikolojik durumun dikkatlice değerlendirilmesi, hasta memnuniyetini artırmanın anahtarı olarak ortaya çıkıyor.



Kişinin Aynadaki Yansımasını Algılama Şekli Estetik Cerrahi Kararını Etkiliyor

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Dr. Öğr. Üyesi Aslı Datlı ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Merve Setenay Gürbüz’ün birlikte yürüttüğü çalışmada; “Kişinin aynadaki yansımasını algılama şekli yani görsel algı tanımı, estetik cerrahiyi tercih etme kararlarını etkiliyor ancak görsel algıda bozukluk olması durumunda doğru kararı verip tatmin edici sonuçlara ulaşmayı zorlaştırıyor” sonucuna ulaşıldı.



Dr. Merve Setenay Gürbüz | Psikiyatri Uzmanı
Dr. Merve Setenay Gürbüz | Psikiyatri Uzmanı

Estetik Cerrahinin Ardındaki Psikolojik Gerçekler

Estetik operasyon sayıları arttıkça farkında olmadan psikolojik durumun etkilendiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Merve Setenay Gürbüz, araştırma sonuçlarına dair psikolojik etkenler konusunda şu bilgileri verdi: “Bu çalışmaya başlarken sorduğumuz soru, ‘Herkesin görsel algısı aynı mı?’, ‘Psikolojik etkenlerle algılarımız değiştiği için gereksiz müdahaleler talep ediyor olabilir miyiz?’, ‘Bu uygulamaların ne kadarı ihtiyaç, ne kadarı sadece talep?’ oldu.


Kişi, çoğu zaman hayatındaki memnuniyetsizliğin ve değiştirmek isteyip de değiştiremediklerinin bir yansıması olarak bu tarz operasyonları doktorundan talep edebiliyor ve sonuç bazen hayal kırıklıkları getirebiliyor. Bu nedenle hem hastayı korumak hem gereksiz operasyonların yaratacağı riskleri minimalize etmek adına bir tarama yapılabileceğini düşünebiliriz. Sonuçta bunlar masum operasyonlar değil ve hasta memnuniyetinin sağlanması ve kişinin objektife yakın bir perspektiften değerlendirilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Çalışmada görsel algı ölçümü için birçok farklı literatür tarandı ve uygulaması pratik olan MVPT 3 isimli testi bulduk. Hiç psikiyatrik tanı almayan hastalarla çalıştık ve gerçekten bir kişi beden dismorfik bozukluk (bedenini patolojik düzeyde olduğundan farklı görenler) tanısı almasa da görsel algılarında bir sorundan ötürü mü birden fazla operasyon talep ediyor bunu bulmaya odaklandık.


Sonuç olarak hiç psikiyatrik tanı almamış, estetik cerrahi operasyon geçiren bireylerin gerçekten de görsel algılarında hiç estetik operasyon geçirmeyenlere göre sorunlar olduğunu tespit ettik. Belki de bu bizim için yineleyen operasyon talepleri olan hastalarda daha derin araştırılması gereken bir duruma işaret edebileceği konusunu ortaya koydu.”


Dr. Öğr. Üyesi Aslı Datlı | Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahı
Dr. Öğr. Üyesi Aslı Datlı | Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahı

Benzemek için Yapılmamalı

Çalışmayla ilgili bilgi veren Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahı Dr. Öğr. Üyesi Aslı Datlı şunları söyledi: “Estetik cerrahiye yönelik artan talebi eleştiriyor değiliz. Aksine, bu hasta popülasyonu içinde doğru hasta seçiminin önemini vurgulamak istiyoruz. Plastik cerrahi işlemlerinin, başkalarına benzemek ya da başkalarını tatmin etmek için değil; yaşla, doğumla veya emzirme gibi süreçlerle dinamiğini kaybetmiş yüz ve vücut alanlarını düzeltmek ya da doğuştan gelen bozuklukları düzeltmek amacıyla kullanıldığında hem fiziksel hem de psikolojik olarak son derece olumlu etkiler yaratabileceğini görüyoruz.Araştırmanın ortaya koyduğu tüm faktörler, estetik cerrahinin sadece fiziksel bir müdahale olmadığını, aynı zamanda psikolojik ve algısal bir süreç olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, ameliyat öncesi görsel algı değerlendirmesi yapmak, hastaların beklentilerini daha iyi anlamak ve gereksiz müdahaleleri önlemek açısından büyük önem taşıyor.”

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page