top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 6 Şub
  • 2 dakikada okunur
Türk pop müziğinin megastarı Tarkan, yaklaşık 7 yıl aradan sonra sahnelere dönerek müzikseverlere unutulmaz bir konser serisi yaşattı. Uzun süredir canlı performans gerçekleştirmeyen sanatçının İstanbul’da verdiği konserler, daha ilk andan itibaren büyük bir heyecan yarattı ve kısa sürede gündemin zirvesine yerleşti.

Tarkan
Tarkan

İstanbul’daki Volkswagen Arena’da gerçekleştirilen konserler, biletlerin satışa çıkar çıkmaz tükenmesiyle Tarkan’ın yıllar geçse de popülerliğinden hiçbir şey kaybetmediğini bir kez daha gösterdi. Günler öncesinden oluşan yoğun talep nedeniyle konserlerin tamamı kapalı gişe oynandı; bu durum, sanatçının sahnelere dönüşünü âdeta bir müzik şölenine dönüştürdü.


Tarkan
Tarkan

Sahneye enerjik performansı ve geniş repertuvarıyla çıkan Tarkan, kariyerinin farklı dönemlerinden seçtiği hit şarkılarla izleyicilere nostalji ve coşkuyu aynı anda yaşattı. Sanatçı, konser sırasında yaptığı konuşmalarda hayranlarına duyduğu özlemi dile getirirken, uzun bir aradan sonra yeniden sahnede olmanın kendisi için de özel bir anlam taşıdığını vurguladı .


Tarkan
Tarkan

Konser serisi yalnızca müzikal açıdan değil, yarattığı kültürel ve magazinsel etkiyle de dikkat çekti. Ünlü isimlerin izleyici olarak katıldığı gecelerde zaman zaman sürpriz anlar yaşandı; bu anlar sosyal medyada geniş yankı buldu. Öte yandan biletlerin kısa sürede tükenmesi, karaborsa tartışmalarını da beraberinde getirdi ve konserlere olan yoğun ilgiyi bir kez daha gözler önüne serdi.


Tarkan
Tarkan

Ekonomik boyutuyla da konuşulan konserler, yüksek seyirci sayısı ve bilet gelirleriyle müzik sektörüne canlılık kazandırdı. Uzmanlara göre bu konser serisi, Türkiye’de büyük ölçekli canlı müzik etkinliklerine olan talebin hâlâ çok güçlü olduğunu ortaya koydu .


Tarkan’ın 7 yıl sonra gelen bu dönüşü, yalnızca bir konser serisi değil; sanatçının dinleyicileriyle yeniden kurduğu güçlü bağın ve Türk pop müziğindeki kalıcı yerinin etkileyici bir göstergesi olarak hafızalara kazındı.


Tarkan
Tarkan

Hayranlarına Teşekkür Etti

Tarkan, konserlerin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla hayranlarına teşekkür etti. Sanatçı, sahne öncesi ve sonrası yaşadığı duyguları şu sözlerle dile getirdi:


“Geçtiğimiz günlerde sosyal medyadaki güzel paylaşımlarınızı gördüm, yorumlarınızı okudum, hakkımda çıkan güzel yazıları okudum. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Çok teşekkür ederim, sağ olun, var olun. Ama şunu söylemek istiyorum ki konserlerde ben de sizlerden aldığım o güzel enerjiyle sahnede o hâle geliyorum. Bizim yarattığımız bir sinerji bu. Ama anlıyorum ki ne kadar özgür olmaya, biraz rahatlamaya ve deşarj olmaya da ihtiyacımız varmış. Bana da çok iyi geldiniz siz. Ben de size iyi geldiysem ne mutlu bana.”

Türk tiyatrosunun usta ismi Haldun Dormen, 97 yaşında hayata veda etti. Sanat camiasının duayenlerinden olan Dormen, uzun yıllar sahnelerde oyuncu, yönetmen, eğitmen ve oyun yazarı olarak Türkiye tiyatrosuna yön verdi.


Türk tiyatrosunun duayeni Haldun Dormen, bir süredir enfeksiyon nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 97 yaşında yaşamını yitirdi. Ölüm haberini oğlu Ömer Dormen, sosyal medya üzerinden duyurdu; “Sevgili babam Haldun Dormen’i ebediyete uğurlamanın tarifsiz üzüntüsü içindeyim. Onu tanıyan, seven ve hayatına dokunduğu herkese baş sağlığı diliyorum.” ifadelerini paylaştı.


Son Yolculuğuna Sahneden Uğurlandı

Usta sanatçı için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde vasiyeti doğrultusunda bir tören düzenlendi. Törene sanat dünyasından çok sayıda isim katıldı, Dormen uzun alkışlarla son yolculuğuna uğurlandı. Ardından Teşvikiye Camii’nde cenaze namazı kılındı ve Edirnekapı Şehitliği’ndeki aile mezarlığına defnedildi.


Muhteşem Bir Vizyonerdi

5 Nisan 1928 yılında Mersin’de doğan Haldun Dormen, Türk tiyatrosunun sadece bir “usta oyuncusu” değil; modern sahne sanatlarının sistematik olarak gelişmesinde rol oynayan bir vizyonerdi. Ailesinin kültürel zenginliği ve eğitim fırsatlarıyla genç yaşta sanata yöneldi; Galatasaray Lisesi’nde sahneyle tanıştı, sonra Robert College ve ardından ABD’de Yale Üniversitesi’nde tiyatro eğitimi aldı. Amerika’da sahne deneyimi edinen Dormen, içindeki sahne tutkusunu Türkiye’ye taşıdı ve ülkemizde Batı tarzı müzikallerin öncüsü oldu. Türkiye’de sahnelenen ilk modern müzikal sayılan Sokak Kızı İrma gibi eserlerle tiyatro kültüründe bir paradigma değişimi sağladı.


Sanat, Eğitim ve Kurumculuk

Dormen yalnızca bir oyuncu değildi. Oyuncu, yönetmen, eğitmen, oyun yazarı ve çevirmen kimliklerini aynı anda taşıdı. 1955’te kurulmuş olan Dormen Tiyatrosu, birçok genç oyuncunun yetişmesine altyapı sağladı. Sahne eserleri arasında Lüküs Hayat, Hisseli Harikalar Kumpanyası gibi klasikleşmiş gösterimler var; Dormen’in sahneye taşıdığı eserler yıllarca seyirciyle buluştu, tiyatro repertuarının vazgeçilmez parçaları oldu. Eğitim alanına olan katkısı da büyük oldu: Bir nesil oyuncuya tiyatroyu sadece sahne performansı olarak değil, disiplinli bir kültürel pratiğe dönüştüren bir öğretmen olarak dokundu.


Ödüller ve Toplumsal Etki

Dormen, yaşamı boyunca sayısız ödül aldı ve Devlet Sanatçısı unvanıyla onurlandırıldı. Sadece performansları değil, sahne sanatlarına yaklaşımı ve genç sanatçılara rehberliği, onu bir “kültür elçisi” hâline getirdi.


Mirası Yaşayacak

Haldun Dormen’in ayrılığı, sadece bir sanatçının vefatı değil; bir dönemin, bir vizyonun kapanışıydı. Sahneye adım attığı ilk günden son anına kadar sahneye ve sanatın gücüne olan inancını koruyan Dormen, tiyatroyu salt bir eğlence değil, bir kültür ve refleksiyon alanı olarak Türkiye’ye kazandırdı. Onun eserleri, yetiştirdiği oyuncular ve sahneye yansıttığı estetik miras, Türk tiyatrosunun geleceğinde yaşamaya devam edecek.

  • Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
    Seda Küçük
  • 8 Oca
  • 3 dakikada okunur
Her kitap, yeni bir yolculuktur. İster okuyun ister dinleyin, o an nerede olduğunuzun bir önemi yoktur. Kitap, sizi astral bir yolculuğa çıkarır; bazen kendi iç dünyanızda derinleşirken bazen de başkalarının hayatlarına savrulursunuz. Okurken mekânları ve karakterleri zihninizde canlandırır, onların hikâyesine kapılırsınız. Bazen bir öğretinin içinde kendinizi test eder, bazen de hayatın anlamını yeniden keşfedersiniz. Okudukça hayata yeni anlamlar yükler, yenilenmeye duyduğunuz ihtiyacı fark edersiniz...



Hayat İmkansız – Matt Haig


Bazen bize sihir gibi görünen şey, yaşamın henüz anlayamadığımız bir parçasıdır… Grace Winters hayata küsmüş emekli bir matematik öğretmeni. Günlerini televizyon izleyip kitap okuyarak, beyninin körelmemesi için bulmaca çözerek geçiriyor. Bir zamanlar üstüne titrediği bahçesine bile ilgisini kaybetmiş. Yalnız, yapayalnız hissediyor. Yıllardır görmediği ve haber almayı beklemediği bir arkadaşının ona bir Akdeniz adasındaki köhne evini miras bıraktığını öğrenince, Grace bir planı ya da cebinde bir ada rehberi olmadan, aklında sorular ve tek yön uçak biletiyle, kendini İbiza’da buluyor. “Neden ben? Neden bu ev?” Arkadaşının hayatına ve ölümüne dair cevaplar İbiza’nın engebeli tepeleri ile altın kumsalları arasında gizli. Parça parça bulabildikleri ise en uçuk hayal gücünün sınırlarını zorlayacak kadar tuhaf. Ve imkânsız gibi duran bütünü görebilmek için Grace, önce kendi geçmişiyle yüzleşmek zorunda.


Sırların Sırrı - Dan Brown


Saygın Simgebilim Profesörü Robert Langdon, yeni bir ilişkiye başladığı noetik bilimci Katherine Solomon’ın vereceği konferansa katılmak için Prag’a gider. Doktor Solomon insan bilincinin doğasına dair şaşırtıcı keşiflerin anlatıldığı, yüzyıllardır süregelen inançları altüst edebilecek bir kitap yayımlamak üzeredir. Ancak acımasız bir cinayet hayatlarını tam anlamıyla kaosa sürükler ve Katherine kitabıyla birlikte aniden ortadan kaybolur. Prag’ın kadim mitlerinden fırlamışa benzeyen azılı bir katilin peşine düşen Langdon ise kendisini aniden karanlık bir örgütün hedefinde bulur.  Olaylar Londra ve New York’a doğru genişlerken Langdon zamana karşı yarışmak zorunda kalır. Zira profesörün peşine düştüğü şey yalnızca bir kayıp vakası değil, insan zihni ve bilincine dair bildiğimiz her şeyi sonsuza dek değiştirebilecek bir uyanış ve gizli kapıların ardında bekleyen Gerçek’tir.  Bilimin soğuk gerçekleriyle kadim öğretilerin iç içe geçtiği bu akıl almaz serüvende tek bir soru her şeyi değiştirecektir: Gerçek nedir ve nereye gizlenmiştir?


Bay Mercedes - Stephen King


Dünyanın en çok satan yazarı Stephen King`den zamana karşı yarışan yüksek gerilimli bir roman. King’in saplantılı bir çılgının zihninden geçenleri tüyler ürpertici biçimde dile getirdiği, iyi ile kötünün arasında verilen savaşın öyküsü. Amerika’nın küçük bir şehrinde yüzlerce işsiz gece yarısı sıraya girmiş iş fuarının açılışını beklerken, bir anda sislerin içinden fırlayan çalıntı bir Mercedes aralarına dalıp insanları ezip geçer ve kayıplara karışır. Katliamın boyutları korkunçtur. Aylar sonra, bu davayı sonuçlandıramadan polis teşkilatından emekli edilen ve yalnız yaşadığı evinde oturmuş intiharı düşünmekte olan Billy Hodges’a, doğduğu evde alkolik annesiyle birlikte yaşayan ve intiharı düşünen caniden bir mektup gelir. Sıkıcı yaşantısından bir anda kurtulan emekli dedektif, binlerce kişinin ölümüne neden olacak başka bir şeytani plan hazırlayan caninin kim olduğunu bulmak için harekete geçer. Bakalım bu oyunda kim av, kim avcı olacak?


Martin Eden - Jack London


Jack London’ın yarı otobiyografik romanı Martin Eden, 20. yüzyıl başında sosyal ve ideolojik meseleler ağırlıklı içeriğiyle Amerikan edebiyatında büyük ölçüde kabul görmüştür. London farklı sınıflar arasındaki zihniyet ve değer farklarını gözlerimizin önüne sererken, statü ve servetin Amerikan toplumundaki hayati önemine işaret eder. Romanın ana temalarından biri, başarı ve refah yolunun sosyal sınıf farkı gözetilmeksizin herkese açık olduğu şeklinde özetlenebilecek Amerikan Rüyası’dır. Ya da bu idealin yarattığı muazzam hayal kırıklığı… London, romanı bir sanatçının çıraklıktan olgunluğa geçiş sürecini işleyen Künstlerroman geleneğinde yazmıştır. Martin’in aşkı uğruna eğitimsiz genç bir işçiden başarılı ve rafine bir yazara dönüşüm mücadelesini anlatır.



Bekle Beni - Zülfü Livaneli


Polisler Selim’i alıp götürdüler. Gitmeden önce Leyla’ya son bir kez sarıldı, kulağına fısıldadı: “Güçlü ol Leyla. Bu da geçecek.” Ama ikisi de biliyordu ki önlerinde zorlu ve belirsiz günler vardı. Selim’in yokluğu evin her köşesine sinmiş, sessiz bir çığlık gibi Leyla’nın yüreğini dağlıyordu. Her şey bir anda değişmişti, geri dönüşü olmayan bir noktaya gelinmişti, bir uçurumun kenarındaydılar, düşüş başlamıştı. Zülfü Livaneli’den bir aşk ve direniş hikâyesi: Bekle Beni. Leyla ile Selim, aşkın coşkusuyla bir hayat kurmak için mücadele ederlerken kendilerini türlü zorluğun, ayrılığın içerisinde bulurlar. Bir yanda birbirine kavuşma telaşı, diğer yanda özgürlük mücadelesi onları roman boyunca farklı yerlere sürükler. Aşkları direnişlerini besleyecek, direnişleri de aşklarını güçlendirecektir. Aşkı, dostluğu, aile bağını ve özgürlük tutkusunu ince ince ören Bekle Beni; bir ülkenin özgürlük yolunda çektiği zorlukların, baskıya karşı girişilen mücadelenin, direnmenin, yalnız bırakılmanın ve dayanışmanın romanı.


Aylardan Kasım Günlerden Perşembe - Ayşe Kulin


Bu kitapta okuyacaklarınızı, O’nun hakkında yazılmış pek çok kitabı okuyup inceleyerek edindiğim birikimi yüreğimdeki Atatürk sevgisiyle harmanlayarak yazdım. İstedim ki okurlarımı bu kitapta İyi Asker ve Kurucu Devlet Adamı Atatürk’ün değil, çocuk Mustafa’nın, delikanlı Mustafa Kemal’in, dost, aşık, evli, boşanmış ve en sonunda hasta ama her dem yalnız bir adamın iç dünyasına götüreyim. Hatalarım olduysa O, beni kocaman yüreğiyle umarım bağışlar. -Ayşe Kulin

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page