top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Oğuz Ateş
    Oğuz Ateş
  • 30 May 2022
  • 8 dakikada okunur

Dünyanın çok sayıda ülkesinde insanlara yüzlerce mutfak tasarladım, projelendirdim. Bu sayıda mutfak tasarımları alanındaki deneyimlerimi sizlerle paylaşacağım.



İnsanların yaşamlarını sürdürebilmek için beslenme, barınma gibi zorunlu ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu ihtiyaçlara yönelik olarak ortaya çıkan mekânlarda işlevlerine göre çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Bu işlevlerin gerçekleştiği mekânlardan biri de mutfaktır. Mutfak, konutlarda en önemli yaşam alanlarından biridir. Mutfak, yemeklerin hazırlandığı ve yenildiği, kimi zaman misafirlerin ağırlandığı, aile bireylerinin sohbet ettiği, keyifli zaman geçirdikleri bir iç mekândır. Mutfak, asıl fonksiyonu olan yemek yapmak ve yapılan yemekleri yemenin dışında farklı kullanım amaçlarına sahip olan bir mekândır. Burada mutfağı kullanan bireylerin yaşam tarzı, özellikleri, ailenin büyüklüğü, yemek tüketim alışkanlıkları, konutun ve mutfağın özellikleri vb. unsurlar etkili olabilmektedir. Mutfağın asıl işlevinin dışında kullanılabilmesi için mekânın boyutlarıda önemlidir.


Konutun büyüklüğüne göre mutfağa ayrılan alan farklı olabilir. Küçük konutlarda genellikle dar bir alan, büyük konutlarda da kimi zaman küçük kimi zamanda büyük bir alan mutfak için ayrılmaktadır. Konutta mutfağa ayrılan küçük alan, mutfaktaki işlevlerin rahat bir şekilde yerine getirilmesine engel olabilir. Aynı şekilde mutfak için ayrılan büyük bir alanda etkili bir şekilde kullanılamıyorsa, mutfaktaki işlevlerin rahat bir şekilde yerine getirilmesine engel olur, mutfak kullanışsız olabilir. Mutfak için ayrılan alanın, fonksiyonel bir şekilde tasarımının mutfak büyüklüğünden daha önemli olduğunu söyleyebiliriz. Küçük bir mutfak doğru bir tasarım ile kullanışlı ve rahat bir hâle getirilebilir. Büyük bir mutfakta yanlış alan kullanımı, yanlış tasarım ile rahatsız ve kullanışsız bir mutfak hâline gelip zaman kaybına, fiziksel sorunlara ve verim düşüklüklerine sebep olabilir.



Mutfak, insanların barındıkları özel ve güvenilir bir yapı olan evlerde birçok amacı kapsayan, özel bir mekândır. Yiyeceklerin hazırlandığı, pişirildiği, saklanıp korunduğu ve tercihe bağlı olarak hazırlanan yiyeceklerin servis edildiği bir konut bölümüdür.


Arapça’da yemek pişirilen yer anlamına gelen ‘matbah’ terimi, mutfak için kullanılır. Bu terim, Türkler tarafından ‘mutfak’ olarak adlandırılmıştır. Halk ağzında ‘mutbak’ şeklinde de kullanılmaktadır ancak Türkler Anadolu’ya gelmeden önce mutfak için ‘aşlık, aşevi, aşdamı, aşocağı’ gibi terimler de kullanmışlardır. Muftak, mimari olarak evin bir parçası olması dışında kültürlerin gösterildiği, gerek beslenme ihtiyacının giderildiği gerekse sosyal yaşamın sağlandığı en önemli yerdir. Evin tasarımı ve düzenlenmesine bağlı olarak kültüre göre değişkenlik gösterir. İnsanların beslenme alışkanlıklarıyla mutfak düzenlemeleri gündelik yaşama göre şekillenir.

Mutfakların tasarlanmasının fonksiyonel gereksinimlere ve ortak ihtiyaçlara dayandığını söyleyebiliriz. Bu ihtiyaçları analiz etmeden önce, modern mutfağın önceliklerini görmek için tarihine bakmakta yarar var.



Mutfağın tarihçesi, ateşin tarihçesiyle birlikte düşünülebilir. Isınmayı, aydınlanmayı sağlayan ateş, aynı zamanda pişirmeyi de sağlar. İnsanlar geliştikçe besinleri de pişirmeye başlamışlardır. Bu da mutfak fikrinin oluşmasını sağlamıştır. Yemeği hazırlama ve pişirmek için bir alan ihtiyacı ortaya çıkmıştır.


Yapılan bir araştırmada mutfak kültürünün sadece besin ihtiyacını karşılamak değil, üretmek, belli araçlarla pişirmek ve bir yaşam biçimine dönüşmedikçe mutfaktan bahsetmenin doğru olmayacağı vurgulanmaktadır.


18. yüzyılda mutfakların penceresiz, kapalı alanlar olduğu ayrıca havalandırma ve hijyen sorunlarının bulunduğu da belirtilmektedir. 19. yüzyılda gelişen teknoloji ile elektrikli düzene geçilmiş olup yemek pişirme biçimleri değişmiştir. Mutfaktaki asıl gelişmenin ise buzdolabı ile oluğunu söyleyebiliriz. 20. yüzyılın ilk yarısından I. Dünya Savaşı’na kadar, mutfak tasarımı çok az ilerlemiştir. Daha sonra, yeni araçlar ve ekipmanlar icat edilmiş ve eski dökme demir ocakları gaz veya elektrikli ocaklarla değiştirilmiştir. 1930’larda, iyi yalıtılmış katı yakıt ocakları geliştirilmiş ve genellikle şebeke gazının mevcut olmadığı yerlerde kabul edilmiştir.


Mutfak düzenindeki büyük değişiklik, merkezi olarak yerleştirilmiş bağımsız masaların aksine, mutfak duvarlarını kaplayan sürekli yerleşik tezgâhın konulmasıyla olmuştur. Bu fenomenin öncüsü 19. yüzyılın kileridir. Ayrıca bel, omurga tezgâhlı, alt tarafı dolaplı, gömme lavabo ve duvarlara asılı kayar kapağa sahip dolaplardır.


1923’te Bauhaus, ‘Das Haus am Horn’ adında bir aile evi sergiledi. Burada L-şekilli mutfak, lavabo ve büfe ile birlikte duvar boyunca yerleştirilmiş bir depolama merkezi yer almaktadır. Büfe iki parçaya ayrılmış olup bir taban dolabı ve duvar dolapları mevcuttur. Tezgâh köşede devam etmiş, diğer tarafta başka bir çalışma tezgâhı olan gazlı pişiriciye yer verilmiştir.


1927 yılında, Hollandalı Mimar J.J.P Oud; Stuttgart’taki Weissenhof Siedlung Toplu Konut Sitesi’ndeki evler için düşük maliyetli mutfaklar tasarladı. Bu mutfaklarda geniş bir pencere, bir hazırlık alanı, bir lavabo, dışarıya açılan bir yiyecek dolabı ve bahçeden boşaltılabilecek bir çöplük ile tezgâhın L şeklinde olduğu bir çalışma alanı mevcuttur. Ocak, yemek odasıyla doğrudan iletişim kuran bir kapının yanına yerleştirilmiştir.


1920’lerin sonlarında, 1930’ların başında, mobilya üreticileri, mutfak dolapları için hazır bir pazar buldu. Mutfaklar, aşçıların ihtiyaç duyduğu un kutuları, yumurta rafları ve masalarla tamamlanacak şekilde tasarlanmaya başladı. Buzdolapları yaygın olmadığı için havalandırmalı bölümlere de yer verilmişti.


Mühendisler, kimyagerler, mimarlar, beslenme uzmanları ve profesyonel aşçılar mutfağın tüm yönlerini incelenmiş. Çalışma süreci bilimsel olarak araştırılmış ve modern aerodinamik mutfak için yol açılmıştır. Verimli emek tasarrufu sağlayan cihazların ve ergonomik olarak tasarlanmış mutfakların piyasaya sürülmesiyle dayanıklı, kolay temizlenebilen yüzeylerle ve iyi yapılmış dolaplarla mutfak geliştirilmiştir. Bugün mutfak, en çok değişime uğrayan ve en çok para harcanan mekândır.


20. yüzyılda hayat şartlarının değişmesi ve gelişen teknoloji ile olanaklar da arttı. Daha hızlı ve kolay yemek yapılabilen bir alan, aile üyelerini kısıtlı zamanda bir araya getiren bir mekân hâline dönüştürüldü. Ayrıca bu yüzyıldaki mutfaklar, özellikle 1990’lı yılların mutfağı, daha çok country tarzındadır. Country stili, kır evlerine benzer. Nostaljik görünümünün dışında işlevselliğe de sahiptir. Depolama kapasitesi yüksek dolaplar, dayanıklı zemin malzemeleri ve ahşap masaların olduğu mutfaklardır. Geçmişi çağrıştırmasına rağmen günümüz modern araç gereçleriyle donatılmıştır. Dolap kapaklarında masif ahşap veya eskitilmiş boya ile kaplı yüzeylerin oluştuğu, mutfağın genelinde pastel renkler, tabaklıklı raflar, kayınağaç, akçaağaç tezgâh, country mutfağının atmosferini oluşturur. Country stili mutfaklarda ahşap baş öğedir. Genellikle de beyaz ahşap tercih edilir. Rahatlık ise diğer önemli bir özelliğidir. Bu nedenle dikdörtgen biçimli büyük masalar ve rahat sandalyeler tercih edilir. Ayrıca meşe dolapların, nane yeşili, mavi, gri gibi tonlarda renkli ahşabın da kullanıldığı bu mutfak tarzı, 20. yüzyılda olduğu gibi günümüzde de tercih edilmektedir.


21. yüzyıla geldiğimizde yaşam tarzının ve tüketim kültürünün yansıtıldığı mutfaklar ön plana çıktı. Mutfak, kullanıcıların kişiliğini, zevklerini, alışkanlıklarını vb. yansıtacak şekilde tasarlanmıştır. Mutfak tasarımcıları ve üreticilerin kullanıcılara farklı mutfak tarzları sunabilmek için çaba sarfettiklerini ifade etmiştir. Mutfak tasarımcıları ve üreticileri, ahşap granit, doğal taş, paslanmaz çelik gibi farklı ve çeşitli malzemeleri kullanarak high-tech, minimalistik, geleneksel gibi tarzlarda mutfaklar tasarlamışlardır.


Geleneksel ve günümüz mutfak iç mimarisi incelendiğinde mutfak araç ve gereçlerinin yerleştirilmesi, düzenlenmesi, masaların, oturma alanlarının geliştirilmesiyle çalışma düzeneklerinin modernleştirilmesi yıllar geçtikçe artmıştır. Geleneksel mutfak stili, klasik mutfak olarak da adlandırılır. Göze çarpmayan mobilyalar, basit geometrik şekilli, sade ve doğal renkli ahşap mutfaktır. Modası geçmeyen, sade çizgiler taşır fakat gösterişlidir. Her çağa uygun olabilir. Krem, kahverengi veya beyaz mutfakta, zarif çizgilere sahip dolaplar, doğal taş, mermer tezgâh tercih edilir.


Modern mutfak, ileri teknoloji ile tasarlanmış ürünlerin kullanıldığı, düzeni seven insanların tercih edebileceği mutfak stillerinden biridir. Fazla sayıda dolap vardır ve dış yüzeyler sade ve boştur. Parçaların yerleşimi de yekpare olmalıdır. Fonksiyonel raf sistemleri, kolonlar krom askı çubuklarla da görünüm zenginleştirilir. Modern mutfakta cam kullanımı da oldukça yaygındır. Cam, dolap kapaklarında, raflarda kullanılır. Mat veya parlak lake, paslanmaz çelik yüzeyler, quartz, granit veya doğal taş tezgâh, zemin taş, beton, mat ya da parlak armatürler kullanılır.



Mutfakta kullanışlı bir düzen elde etmek için çeşitli çalışma sıralarının gidiş-geliş, geriye dönüşü yani zaman ve kuvvet harcanmasını en aza indirgeyecek şekilde planlama yapılmalıdır. Çalışma üçgeni içinde yer alan eylemler, pişirme, hazırlama ve saklamadır. Bu alan yaklaşık yedi metreyi geçmemelidir. Eviye, ocak ve buzdolabı arasında olan bu mesafe önemlidir. Mutfakta bu sıralama, sağ elini kullananlar ve sol elini kullananlar için sağa ve sola olarak sıralanmalıdır. Çalışma yüzeyleri, ocak, lavabo, gıda deposu, mutfak depolama ve servis masası arasında yürümeyi en aza indirecek şekilde konumlanmalı, mutfak tasarımı yapılırken bu üçgen göz önüne alınmalıdır. Mutfakta rahatlıkla bu üçgende erişim sağlanmalı ve aynı zamanda çalışma alanı da bırakılmalıdır. Sıklıkla kullanılan mutfak plan tipleri altı grupta toplanabilir. Bu mutfak tipleri kısaca şu şekilde:


Tek Duvar Tipi Mutfaklar

Mutfaktaki tüm aktivite alanlarının tek bir duvar boyunca sıralandığı mutfak tipidir. Diğer bir ifadeyle pişirme alanının her iki tarafında sayaç alanı bulunan tek duvarlı düz bir mutfak düzenidir. Dar ve uzun mekânlar için idealdir. Aktivite üçgeni konseptini uygulamak mümkün değildir. Bir aktivite alanından diğerine doğrusal bir hareket söz konusudur. Özellikle bu tür mutfaklarda açık raf sistemleri hem işlevsel hem estetik bir çözüm sunmaktadır. Aynı zamanda küçük mutfak alanları için de ideal olan bu tasarıma kolay erişim için dolap muhafazası ve cihazların pişirme aletlerinin uygun şekilde yerleştirilmesi de dahildir. Mutfak alanı, bir stüdyo daire gibi küçük açık bir alanda görsel dağınıklığı en aza indirmek için sürgülü kapıların arkasına bile gizlenebilir.


Koridor Tipi Mutfak

Bu mutfak tipi, tüm aktivite alanlarının karşılıklı iki duvarda yer aldığı tiptir. Genellikle bir duvarın yemek yapmak için hazırlıkların yapıldığı, ocağın bulunduğu, diğer tarafta ise eviyenin bulunduğu tip mutfaklardır. Hareket alanı küçük ama düzenli bir mutfak tipidir. Uzun fakat yeterli geniş mekânlarda ideal çözüm sağlayabilir. Mevcut alanı faydalı bir şekilde kullanmak için genellikle koridor tipi mutfaklar tercih edilmektedir. Bu mutfaklar, tek duvar tipi mutfaklara göre daha fazla depolama alanına imkân verir. Verimli bir aktivite üçgeni rahatlıkla oluşturulabilir.


L Tipi Mutfak

Tüm aktivite alanlarının birbirini kesen iki duvarda çözümlendiği bir mutfak tipidir. Açık alan ve stüdyo tarzı yaşamın artması ve resmi yemek odasının azalmasıyla açık kat planları ve L şeklinde mutfaklar çok popüler hâle gelmiştir. L şeklinde bir mutfak, sürekli bir çalışma platformu sağlar ve bu sayede kullanışlı bir çalışma alanı oluşturur. Hem büyük hem küçük alanlarda rahatlıkla kullanılabilir. Doğal olarak aktivite üçgeni L tipi mutfaklarda kendiliğinden oluşur. Bu tip mutfaklarda yemek yeme ve diğer aktiviteler iki ayrı bölüm olarak planlanırsa aileler için uygun bir çözüm sunabilir.

U Tipi Mutfak

U şeklinde bir mutfak düzeni paralel bir mutfağa benzer ancak bir ucu kapalı ve diğeri açıktır. Tüm aktivite alanlarının mekânın üç duvarında çözümlendiği mutfak tipidir. Bu mutfak formatı depolama, pişirme, hazırlama ve hatta bir ucunda küçük bir yemek alanı için bolca yer sağlar. U şeklinde bir mutfak, gerekli gereçlerin çoğunu barındırabilir ve ayrıca duvar dolapları için geniş alan sağlar. U tipi mutfaklarda karanlık köşeler, olabilir ve bu problem oluşturabilir. Bu köşeler, gün ışığında bile yeterince aydınlık olmuyorsa yüzeylerde açık renkler tercih edilerek problem çözülebilir. Bu tip mutfağın köşe bölümlerine televizyon yerleştirilebilir. Ayrıca büyük U tipi mutfaklar, ortaya masa konulması için elverişlidir.


Yarım Ada Tipi Mutfak

Bu mutfak tipi, tezgâhın bir bölümünün duvardan ayrılarak yarım ada biçiminde şekillenmesiyle oluşur. Yarım ada mutfaklar, özellikle oturma mekânıyla mutfağın ortak bir alan içersinde çözülmeye çalışıldığı durumlar için idealdir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken mutfak ile oturma mekânının birbirlerine geçişlerinin boyutsal olarak doğru planlanması ve birinin diğerinin varlığını yok etmeyecek şekilde olmasıdır. Yarım ada mutfak uygulamaları genellikle tezgâhtaki çalışma alanını arttırmak ve yemek yeme işlemini tezgâhın bu bölümünde çözümlemek amacıyla yapılır.


Ada Tipi Mutfak

Tüm aktivite alanlarından bir ya da birkaçının mekânın ortasında çözümlendiği mutfak tipidir. Geniş alan için uygun olan ada tipi mutfaktaki en temel amaç, daha çok tezgâh alanı yaratmaktır. İki kişinin rahatlıkla çalışabileceği hareket alanlarının kolayca oluşturulabilmesi bu tip mutfakların en önemli faydasıdır. Bir mutfak adası yerleşimi, her taraftan erişime sahip ana mutfak alanına bağlı olmayan bir tezgâh içermektedir. Mutfak adası, mutfakta çalışma alanı ekleyen ve aynı zamanda yemek alanı olarak da kullanılabilen bir konsepttir.


Mutfaklarda ada temel olarak, yiyecek hazırlama ve yemek pişirme desteği için ek alan olarak kullanılmaktadır. Özellikle küçük ve çalışan ailelerde hızlı yemekler için bir masa olarak kullanımı da sözkonusudur.

Daha yenilikçi tasarımlar, sebzeleri ve meyveleri kesmek için bir lavabo veya atık atma ünitesini, mutfak eşyalarını, çatal bıçak takımlarını veya kesme aletlerini tutmak için çekmeceleri içerebilir. Her taraftan adaya erişim, mutfakta dolaşmayı kolaylaştırır ve aynı zamanda aile ya da misafirler ile etkileşim sağlar. Mutfak alanı çok küçük ise taşınabilir tipte ada kullanılabilir. Bağımsız ada üniteleri konutun taşınılması gereken durumlarda diğer konuta da götürülebilir, bu özellikle kiracılar için uygun bir çözümdür.


Ada Tipi Mutfak, tiplere göre sınıflandırılabilen mutfaklar dışında diğer mekanlarla ilişkisine göre de ele alınabilir. Örneğin açık mutfak, kapalı çalışma mutfağı gibi. Açık Mutfak | Amerikan Mutfak Günümüzde yaygın olarak kullanılır. Küçük evlerde büyük avantaj sağlar. Açık mutfak, ortak yaşam alanı olarak, en çok kullanılan salonla mutfağın arasında bir ayırma duvarı olmadan entegre edilerek ortaya çıkan bir mutfak şeklidir. Salon veya oturma odası ile bir arada kullanıldığında tezgâh ve masa aynı yerde olabileceği için büyük avantaj sağlar. Ancak koku en büyük problemdir. Bu nedenle havalandırma sisteminin iyi planlanması gerekir. Ayrıca yaşam şeklimizde yemek yapmak çok önemli bir yere sahip olduğu için kalabalık ailelerde açık mutfak sorun oluşturabilir.


Mutfak, konutların en önemli alanlarından biridir. Bu alan yemek pişirme, yemek yemenin yanısıra aile üyelerinin iletişim merkezi durumunda olan hatta arkadaş ve dostlarla keyifli sohbetlerin yapıldığı bir alandır. Bu alanın bireylerin istek ve beklentilerine uygun olması, onların mutfaklarından memnun olmaları dolayısıyla yaşamlarından da memnun olmalarını sağlayabilir.

Gerek mutfak tasarımı yapan tasarımcıların gerekse mutfak üretimi yapan firmaların bireyleri memnun edecek, onların beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde kararlar alması ve bunları uygulayabilmesi bireylerin özellikleri, davranışları, tercihleri hakkında bilgi sahibi olmasıyla mümkün olabilir. Fonksiyonel, rahat bir mutfak için mutfak kullanıcılarının görüşlerini almak, mutfağı onların özellikleri, ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda tasarlamak gerekir. Bu hem bireylerin mutlu olmasını, yaşam kalitesinin arttırılmasını hem de zaman ve ekonomik açıdan tasarruf sağlayacaktır. Dolayısıyla aile ve ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır.


  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 30 May 2022
  • 2 dakikada okunur

Isı yalıtımı, gürültü kontrolü, akustik konfor ve yangın güvenliği gibi yalıtım ihtiyacı duyulan birçok alanda ürün geliştiren Türkiye’nin ilk yalıtım firması İzocam, ısı yalıtımında doğru bilinen 15 yanlışı şöyle sıraladı.



  • Yanlış: Isı yalıtımı sadece kış aylarında işe yarar.

  • Doğru: Sanılanın aksine ısı yalıtımı dört mevsim boyunca evinizin ısısını dengede tutmaya yardımcı olur. Isı yalıtımı olmayan evler kışın sıcaklığını çabuk kaybeder, yazın ise hızlıca ısınır. Bir mekânı elektrikle soğutmak doğalgazla ısıtmaya göre çok daha pahalıdır.

  • Yanlış: Boya ile ısı yalıtımı yapılır.

  • Doğru: Boya ve sıva benzeri malzemeler ile binaların ısı yalıtımı sağlanmaz. Dış cephe boyalarının uygulama kalınlıkları çok ince olduğu için istenilen ısı yalıtımı performansını gösteremezler.

  • Yanlış: Yalıtımda kullanılan mineral yün ürünler kanserojen maddeler içerir ve sağlığı tehdit eder.

  • Doğru: EUCEB, mineral yünlerin ilgili Avrupa Birliği yönetmeliklerine göre sağlıklı ve güvenli bir içerikte üretilip üretilmediğini denetler ve gerekli şartları sağlayan üreticilerin ürünlerine verilen EUCEB sertifikası sağlıklı yalıtımı garanti eder. EUCEB sertifikası bulunan ürünler, Avrupa Birliği’nde test edilmiş, deri ve solunum yoluyla canlılarla temas etmeleri durumunda zarar vermeden vücuttan atıldıkları kanıtlanmış ürünlerdir.

  • Yanlış: Daha ucuz malzeme kullanarak yalıtım maliyetini düşürebiliriz.

  • Doğru: Yalıtım için harcanan maliyet lüks bir harcama değil, doğru konforun (ısı-ses-yangın güvenliği) yakalanması için yapılması gereken yatırımdır. Doğru yalıtım malzemesi ve doğru uygulama ile yalıtım yapmak bina ömrü boyunca en iyi getiriyi ve en yüksek konforu sağlayacaktır.

  • Yanlış: Yalıtımı kalınlaştırmak maliyeti çok arttırır.

  • Doğru: Yalıtım plakasını kalınlaştırdığınız zaman yapıştırıcı, sıva, boya, sarf malzemesi ve işçilik bedelleri aynı kalır. Toplam maliyetteki artış sağlanan faydanın yanında çok önemsizdir.



  • Yanlış: Vana ve ekipmanların yalıtımı yapılmaz.

  • Doğru: Vana ceketi ile vana ve ekipmanlarınızın yalıtımını yaptırabilirsiniz. Su sayaçlarında ve borularda yalıtım yapmak, donma tehlikesini ortadan kaldırarak sadece su tesisatlarını korumakla kalmaz, sıcaklığın uzun süre korunmasını mümkün kılarak, enerjide yüzde 50’yi aşan oranda tasarruf sağlar.

  • Yanlış: Binaya yapılan ısı yalıtımının ömrü çok kısadır.

  • Doğru: Malzemeler standartlara uygun şekilde üretilmiş, stoklanmış ve uygulanmışsa, ömürleri genel olarak bina ömrü kadardır.

  • Yanlış: Yalnızca cam kalınlığı arttırılarak ısı yalıtımı sağlanabilir.

  • Doğru: Yalıtımlı cam (çift cam, low e-cam) ısı yalıtımına katkı yapar fakat tek başına yeterli değildir. Nitelikli ve tam bir ısı yalıtımı için evin tüm cepheleri ile birlikte taban ve çatıya da ısı yalıtımı uygulanmalıdır.

  • Yanlış: Isı yalıtımı yapılırken kullanılan malzeme binaya ağırlık verir, deprem esnasında binayı riskli duruma sokar.

  • Doğru: Aksine dışarıdan gelecek iklimsel etkilere karşı koruma sağlar, korozyonu önler, bina daha uzun ömürlü olur. Depreme karşı daha da güvenli bir ortam sağlar.

  • Yanlış: Isı yalıtımında kullanılan dübeller işlem sırasında binaya zarar verebilir.

  • Doğru: Dübellerin bina statiğine olumsuz bir etkisi yoktur. Dübeller bina kabuğuna sadece 5 cm girmektedir.



  • Yanlış: Sadece dış duvarlara yapılan ısı yalıtımı yeterlidir.

  • Doğru: Tüm cepheler ile birlikte döşeme ve çatıya da ısı yalıtımı uygulanmalıdır. Isı kayıplarına cephenin ve döşemenin yanı sıra pencereler, çatı, hava bacaları ve termal köprü de sebep olabilir.

  • Yanlış: Sıcak iklimde yer alan bina için ısı yalıtımı gerekli değildir.

  • Doğru: Yalıtım soğuktan korunma amaçlı olduğu kadar sıcaktan korunma için de gereklidir. Özellikle çatı araları yazın 70 C°’a kadar ısınabilmekte ve alt katların çok ısınmasına sebep olabilmektedir.

  • Yanlış: Isı yalıtım malzemeleri zamanla erir ve yok olur.

  • Doğru: Doğru yoğunlukta, kalınlıkta ve doğru yerde kullanılan ısı yalıtım malzemesinin ömrü bina ömrüne eşdeğerdir.

  • Yanlış: Isı yalıtımı yaptırmak pahalıdır.

  • Doğru: Isı yalıtımı kendini kısa zaman içerisinde amorti eder.Sadece yönetmeliklere uygun yapılan yalıtım ile bir bina, yalıtımsız bir binaya göre %60’ın üzerinde enerji tasarrufu sağlar.

  • Yanlış: Binanın dış duvarına yapılan yalıtım ısı yalıtımı için yeterlidir.

  • Doğru: İyi bir ısı yalıtımı için tüm cepheler ile birlikte döşeme ve çatıya da ısı yalıtımı uygulanmalıdır.

  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 13 May 2022
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Haz 2022

Heykeltraş Seda Yaman, büyük şehrin kaotik ortamından kaçıp Bodrum’a sığınanlardan... Seda Yaman, “Henüz 7 yaşındayken bir duvarın üzerine oturup; kırılmış cam parçalarıyla sokaktan topladığım taşları kazıyarak tozlarını çıkartıp sonra da o tozları ıslatıp heykelcikler yapardım... Benim heykelle, çamurla maceram böyle başladı. Şimdi de hurdalıklara gidip enteresan metal ve ahşap parçalar topluyorum. Mümkün olduğunca çok malzeme araştırması, denemesi yapıyorum. O malzemeler mutlaka bir heykelin parçası ya da bana ilham kaynağı oluyorlar. Stresten uzak yaşamak yaratıcılığımı arttırdı. Ben kendi maceramı kovalıyorum. Benim hayalim, bu yolculuğun kendisi” diyor.


Seda Yaman, 1976 yılında İstanbul’da doğdu. Çamurla tanışması henüz çocuk yaşta başladı. Sokakta oynarken taşlardan çıkardığı tozları ıslatıp minik heykeller yaptı…

Tutkusunun peşinde koştu ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Heykel Ana Sanat Dalı’nı bitirdi. Sonrasında medya sektörüne yöneldi. İlk durağı o dönemler Türkiye’nin “Amiral Gemisi” olarak bilinen Hürriyet Gazetesi oldu. Bir kaç yıl burada Foto Muhabiri olarak çalıştı. Ardından 18 yıl süreyle dergilerde konser ve sahne fotoğrafçılığı yaptı. Bu süreçte çok sevdiği ve okulunu okuduğu seramik ve heykel çalışmalarını da eş zamanlı olarak sürdürdü. İç ve dış mekânlara seramik tasarımlar hazırladı. Bir yandan da seramik öğretmenliği... Özellikle Darüşşafaka Lisesi’nde vermiş olduğu seramik dersleri kendisine mesleki tecrübenin yanı sıra, yurdun dört bir yanından gelen birbirinden yetenekli öğrenciler ile çalışma keyfini de yaşatmış oldu.



"Ben Şehir İçin Yaratılmış Bir Organizma Değilim"

Başta Bodrum olmak üzere yurt içi ve yurt dışından hem özel hem de kurumsal müşterilerine ait çok farklı mekânların dekorasyonları için tasarımlar yapan Heykeltraş Seda Yaman, “Şehir hayatında 34 yıl. Bu seneler boyunca kalabalık, şehir karmaşası ve sonucunda oluşan sebepsiz koşuşturma, hayatın her alanındaki sürekli bir yerlere yetişme hâli benim bir gün ‘Ben şehir için yaratılmış bir organizma değilim’ diyerek arabaya atlayıp Bodrum’a gelmeme sebep oldu. Bodrum’a ilk adım attığımda 3-4 ay kadar bir yelkenlide yaşadım ve neler yapabileceğimi kurguladım. Sonrasında dağın yamacına, küçük bir taş eve yerleşip aynı

mekanda atölyemi de oluşturarak yaşamaya başladım" dedi.


"Heykelle, Çamurla Maceram Çocukken Başladı"

7 yaşındayken sokakta bazı taşları topladığını, sonra bir duvarın üzerine oturur, kırılmış cam parçalarıyla taşları kazıyarak tozlarını çıkarttığını, sonra da o tozları ıslatıp heykelcikler yaptığını anlatan Seda Yaman şunları söyledi: "Benim heykelle, çamurla maceram böyle başladı. Şimdi de hurdalıklara gidip enteresan metal ve ahşap parçalar topluyorum. Mümkün olduğunca çok malzeme araştırması, denemesi yapıyorum. O malzemeler mutlaka bir heykelin parçası ya da bana ilham kaynağı oluyorlar. Çamurla kullanılabilir obje tasarlarken, kendim bir seramik parçayı nerede kullanmaktan keyif alıyorsam o ürünleri yapmayı tercih ediyorum. Şarap bardaklarım da böyle ortaya çıktı. Ek olarak, heykel formları kullanarak oluşturduğum viski karafları ve puro tablaları da var. Benim en büyük tutkum metalle karışık heykeller. Heykellerimde konusuz işleri seviyorum. benim için görsel sanatlar estetik ve teknik konudan bağımsız bir kavram. Çoğunlukla uykudan önce veya rüyamda gözümün önünde tasarımlar beliriyor. ‘aa tamam bu tam yapmak istediğim şey’ diyorum. Kendi anlarımı tasarlıyorum. Önceyi sonrayı değil anları. Bence bu işin en önemli parçası malzeme tanımak ve çok merak. Ürünlerimi kendi mekânlarında barındıranların beğenerek eşsiz bir parçaya sahip olmalarından çok mutlu oluyorum. Örneğin şarap sofralarına estetiği, tasarımı ve özgünlüğü katmak bana büyük bir keyif veriyor. Malzemeyle uğraşmanın her evresi çok enteresan. Her yaptığım çalışmada olasılıkları görmek için sabırsızlanıyorum. Seth Godin’in bana ilham veren bir sözü var; ‘İyi bir iş yapmak sizi mükemmel yapmaz. Sizi mükemmel yapan şaşırtıcılıktır, göze çarpmaktır, sürprizlerle dolu olmaktır, zarif ve dikkate değer olmaktır’ Kesinlikle benim sanattan anladığım tam da bu. Anlayışım gibi yaşıyorum. Bu da sizi ne kadar farklılaştırıyorsa..."



‘Cebimdeki Yabancı’ Filmi ile Şansı Açıldı

Kadrosundaki ünlü oyuncularla yayınlandığı dönemde başarılı bir çıkış yakalayan, “Cebimdeki Yabancı” filminin neredeyse tamamının geçtiği muhteşem yemek masasındaki seramik bardakları da ilgi odağı olmuştu. Belçim Bilgin, Buğra Gülsoy, Şebnem Bozoklu, Leyla Lydia Tuğutlu, Serkan Altunorak, Şükrü Özyıldız ve Çağlar Çorumlu gibi ünlü isimleri bir araya getiren filmde kullanılan bardaklar tasarımcısı Seda Yaman’a da şans getirdi. Ferzan Özpetek’in yapımcılığını üstlendiği film boyunca oyuncuların elinden düşürmediği bardaklar izleyenler tarafından büyük ilgi görmüştü. Filmde kullanılan Sedaceramic bardakları, Bodrum’da yaşayan seramik sanatçısı Seda Yaman’ın “Aşk ve Şarap” koleksiyonunda yer alan ürünlerinden oluşuyor.




O Masada Olmayı Hayal Ederdim

Filmlerini izlemeye başladığından b


eri hep Ferzan Özpetek’in sofrasında olma hayali kurduğunu belirten Seda Yaman, “Yapımcılığını Ferzan Özptek’in yaptığı ‘Cebimdeki Yabancı’ filminde, benim seramik şarap bardaklarım kullanıldı. Dolayısıyla bir biçimde o sofrada bulunmuş oldum. Bu beni çok mutlu etti” dedi.




BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page