top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 21 May 2022
  • 2 dakikada okunur

UPS’in Kadın İhracatçı Programı (KİP) ile ihracata başlayan kadın girişimciler, İzlanda’dan Kanada’ya 70’e yakın ülkeye ihracat yapıyor. En çok ihracat yapılan ülkeler sıralamasında ABD ilk sırada bulunuyor. UPS, kadınların işlerini küresel pazarlarda genişletmelerine destek oluyor.




Lojistik sektöründe küresel lider UPS, Türkiye genelinde düzenlenen ve işletme sahibi kadınların ihracat becerilerini geliştirmelerini desteklemek üzere yürütülen Kadın İhracatçı Programı (KİP) ile kadın girişimcileri dünyanın dört bir yanına taşıyor. UPS, kadın girişimcilerin tedarik zinciri süreçleri, gümrük düzenlemeleri, dijitalleşme ve uluslararası ticaret fırsatlarına erişim gibi ihracat yaparken karşılaşılabilen zorlukları aşmalarına destek oluyor. Kadın ihracatçıları engelleyen bariyerleri tespit ederek onların küresel pazarlara erişimini artırmaya odaklanan program sayesinde kadın girişimciler; Kuzey Amerika, Avrupa, Uzak Doğu, Avustralya, Afrika, Orta Doğu bölgelerinde bulunan 70’e yakın ülkeye ulaşarak ihracat yapıyor. En fazla ihracat yaptıkları ülke ABD, bu ülkeyi sırasıyla İngiltere, Kanada, Almanya ve Avustralya izliyor.




Kadınların yalnızca yüzde 17’si fırsatlara erişebiliyor


UPS Türkiye Genel Müdürü Burak Kılıç, Türkiye’deki kadınların yalnızca yüzde 17’sinin, gelişmekte olan girişimleri için çeşitli fırsatlara erişimi sağlayabildiğini belirterek şunları söyledi: “Bu oran, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) ortalama oranlarının oldukça altında. Araştırmalara göre kadın girişimciler ihracat yaptığında, işletmeleri daha üretken oluyor, daha çok çalışan istihdam ediyor ve daha çok satış yapıyor. Kadın girişimciler içinde bulundukları toplulukları da geliştiriyor. Buna rağmen, işletme sahibi kadınların yalnızca yüzde 15’i ihracat yapıyor. Birçok kadın, ticari girişimler oluşturmak için gereken kaynağa, bilgiye ve desteğe sahip değil. Kadın girişimciler, hem küresel anlamda hem de ülkemizde yeteri kadar ortaya çıkaramadığımız çok büyük bir potansiyel. Ancak kadınların üretim ve hayal gücü ile ülkemizin gerçek potansiyelini ortaya çıkartabiliriz. Hayata geçirdiğimiz Kadın İhracatçı Programı ile daha fazla sayıdaki kadın girişimcinin, sınır ötesi işler yapabilmesi, ekonomik büyümeyi hızlandırması, piyasada yeni işler yaratması ve çok daha fazlası mümkün hale geliyor.”



7 bin 500 kadın girişimciye ulaşıldı


Türkiye Kadın Girişimcileri Derneği (KAGİDER) ve Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) iş birliğinde gerçekleştirilen Kadın İhracatçı Programı kapsamında, kadınlara yeni pazarlara ulaşma, girişimcilik, tedarik zinciri yönetimi gibi eğitimler verilirken; mentorluk, öğrenme ve bilgi paylaşımı için destekleyici ağ yaratma; ihracatta en iyi uygulamalar, ticaret politikaları ve yeni pazar fırsatları konulu e-öğrenme ve atölye çalışmaları gibi fırsatlar da sunuluyor.


2019 yılından bu yana devam eden program kapsamında şu ana kadar 7 bin 500 kadına ulaşıldı. Program ayrıca, Amerikan Şirketleri Derneği Türkiye tarafından Çeşitlilik ve Kapsayıcılık ödülüne layık görüldü.


  • Yazarın fotoğrafı: Özge Zeki
    Özge Zeki
  • 11 May 2022
  • 2 dakikada okunur

Özellikle davet tasarımlarıyla öne çıkan Barrus markası Londra’ya açıldı. Şu anda Londra’da Selfridges çatısı altında satılan tek Türk markası olma başarısını elde eden Barrus’un Kurucu Ortağı ve Baş Tasarımcısı Neslişah Yılmaz ile projeleri üzerine konuştuk.



Moda sektörü ile nasıl tanıştınız? Barrus’un kuruluş öyküsünden kısaca bahseder misiniz?

2011 yılında Marmara Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarım bölümünden, bölüm birinciliğiyle mezun oldum. Eğitim dönemim süresi boyunca çeşitli yarışmalara katıldım ve dereceye girdim. Yüksek lisans eğitimimdeki konumu biraz daha çeşitlendirip Nanoteknoloji Tasarımlara yöneldim. ‘Karbon Lifleriyle Isıtmalı Ceket’ tezimi vererek onur öğrencisi olarak mezun oldum. Master eğitimim sırasında İTHİB-İTA tarafından düzenlenen Teknik Tekstil Yarışmasında dereceye girdim. Yarışmaya katıldığım ‘Cilt Kanserine Karşı Uyarıcı ve Koruyucu Kumaş’ projemin patentini alarak TÜBİTAK tarafından bronz madalya ile ödüllendirildim ve 2016 yılında ‘ilk 5 Kadın Girişimci’ arasında yer aldım. Aslında şu anda yaptığım mesleği, kazara seçmedim ya da hobi olarak başlamadım.Bu başarı için gerekli olan eğitimleri almayı planlayarak başladım. Eğitim süresince birçok tekstil firmasında stajlar yaparak mezun olduktan sonra da gerekli deneyime sahip olmak için tasarım departmanlarında çalıştım. 2014 yılında Volkan Hidayetoğlu ile birlikte Barrus London markasını kurduk.


Barrus London ile tüm dünyaya açıldınız. Londra’nın en büyük AVM’lerinden birinde satışta olan tek Türk markası oldunuz. Aynı zamanda küresel çevrim içi pazar yerlerinden de müşterilerinize ulaşıyorsunuz. Türkiye’de marka yaratmanın ve bunu küresel boyuta taşımanın ne gibi zorlukları olduğunu düşünüyorsunuz? Bir sonraki hedefiniz nedir?

Markamızı kurduğumuz ilk andan beri hedefimiz dünya pazarıydı. 2016 yılında London Fashion Week’den aldığımız teklifle bu süreç hızlı gelişti. Arka arkaya yaptığımız defileler, moda otoritelerinden tam not alarak güzel gelişmeler yaşamamızı sağlamıştı. Ancak ülkemizde ve dünyada oluşan krizlerle bu süreç yavaş ilerlemiş olsa da önemli olan doğru ve sağlam adımlarla ilerleyebilmek.


Yeni sezon için bir koleksiyon hazırlığında olduğunuzu biliyoruz. Bu koleksiyonun odağında neler olacak?

İki yıldır üretimimizin yönünü geri dönüştürülmüş malzemelere çevirdik. 2020 yılında, geri dönüştürülmüş kumaşlarla yaptığımız defilemiz büyük yankı uyandırmıştı. Günlük giyim ve dış giyimde tercih edilen geri dönüştürülmüş kumaşlardan ‘haute couture elbiseleri’ Türkiye ve dünyada ilk yapan Barrus London oldu. Şu anda hazırlanan koleksiyonumuzun odağında geri dönüştürülmüş kumaşlar yer alıyor. Seçen Tekstil recycle kumaşlarıyla içimize sinen koleksiyonlar hazırlamanın heyecanı anlatılamaz. Sonbahar-Kış koleksiyonumuz için hazırlıklarımız tam gaz devam ediyor. Önümüzdeki sezon yaz olacağı için soft renklerin yanında canlı, parlak renklerimizden hazırlanan parçalarımız da var. Uzun süredir rahat kıyafetlere alıştığımız için, rahatlıktan çok uzaklaşmayan ama şık tasarımlar üzerinde çalışıyoruz.

  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 14 Mar 2022
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Haz 2022



Bu yıl 4.'sü düzenlenen Bodrum Acı Ot Festivali, 2 gün boyunca coşkuyla kutlandı. Birbirinden farklı lezzetlerin ve etkinliklerin gerçekleştirildiği festival renkli görüntülere sahne oldu. Türkiye'nin büyük bir bölümünün kış şartlarına teslim olduğu bir dönemde, Bodrum adeta erken bahar yaşandı.


Cumartesi ve pazar günü Ortakent'te düzenlenen Bodrum Acı Ot Festivali, binlerce misafiri ağırladı. Festivalde 250 adet ana standın yanında, 30 adet de el sanatları standı yer aldı. İki gün boyunca yoğun kalabalığın oluştuğu festivalde yörede yetişen acı ot, tilkişen, ebegümeci, turp otu, kenker gibi otlar ile yöresel yemekler ve tatlılar sergilenip satışa sunuldu.




Festival süresince yöresel sanatçılar tarafından konserler ve yöresel halk oyunları gösterileri gerçekleştirildi. Festivalin her iki gününde şefler mutfak performanslarıyla büyük beğeni toplarken Bodrum’un doğal otları ile zeytin ve zeytinyağı, festival süresince misafirlerin beğenisine sunuldu. Etkinlik kapsamında, söyleşiler ve yemek yarışması yapıldı. Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras da yemek yazarı Sahrap Soysal ile mutfağa girip birlikte yemek yaptı.






Başkan Aras, acı otun Bodrum’da çok önemli bir yer tuttuğunu belirterek şunları söyledi: “Acı ot ve tilkişen bizim kültürümüzde çok önemli bir yer tutar. Aslında farklı yörelerde olabilir ama bizim buradaki sunuş biçimi, pişirilmesi ve ona verilen önem çok farklıdır. O yüzden biz, bunu Acı Ot Festivali olarak isimlendirdik ve başlattık. İlk sene çok güzel geçti. İkinci sene daha görkemliydi ama sonra biliyorsunuz salgından dolayı ara verildi bu tür faaliyetlere ama her zaman Acı Ot Festivali Bodrum’da merakla beklendi, izlendi. OYDER Başkanımız ve yönetim kuruluna teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımız gerçekten çok büyük bir emek veriyorlar festival için. Bu sene de kısmet, biliyorsunuz, İstanbul’da havalar çok bozuktu. Şu anda kar yağıyor. Uçuşlar iptal edildi. Aslında çok daha fazla katılım, şehir dışı katılım olacaktı. Ama maalesef biraz da bu hava şartlarından dolayı şehir dışından gelişlerde sıkıntı olabilir. Ama artık Bodrum o kadar kalabalık ki biliyorsunuz 400 bini aşan bir nüfusla kendi başına büyük bir kent gibi artık Bodrum. O yüzden Bodrumlu bu festivali ayakta tutmaya zaten yetecektir. Ben inanıyorum. Hava da çok güzel, biraz serin ama otlar için iyi. Otlar en azından bayılmayacak. Onlar bu serin havada diri diri kalacaklar. Gelen misafirlerimiz özellikle öğleden sonra daha kalabalık olacaktır. Bodrum’un tam yöresel ve doğal, tarihi bütün yemeklerinden bütün gastronomisinden faydalanacak misafirlerimiz. Bu tür festivallerin en önemlisi de kültür alışverişidir.


Zeytinliklerimizi Madenlere Kurban Etmeyeceğiz


Zeytinliklerimize sahip çıkacağız. Zeytinliklerimizi madenlere kurban etmeyeceğiz. Maden bir kere çıkar, zeytin 2 bin yıldır bu topraklarda yaşıyor. O zeytinleri oradan kaldırırken vicdanlarınızı dinleyin lütfen. O zeytinler sizin atalarınız yokken de vardı bu topraklarda. O yüzden lütfen bu konuyu tekrar değerlendirelim. Bu konuya çok önem veriyoruz. Belediye olarak yönetmeliğin iptali için gerekli yargı başvurumuzu yaptık. Hukuksal işlemi başlattık. Özellikle zeytinin barışla da anıldığını düşünürseniz, şu anda tam ihtiyacımız olan barışın zeytinlerimizi, kültürümüzü korumaktan geçtiğini de burada sizlerin huzurunda ifade etmek istiyorum. Tekrar katıldığınız için, bu güzel günde bizlerle beraber olduğunuz için, Bodrum’un bu kadim tarihine, kültürüne destek verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”



Başkan Aras, Bodrum Ukraynalılar Derneği'nin de katılımının bulunduğu festivalde Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış Dünyada Barış” sözüyle birlikte “Savaşa Hayır” diyerek beyaz güvercin uçurdu.




Bodrum Kaymakamı Bilgehan Bayar ve OYDER Yönetim Kurulu Başkanı Öncel Erkal'ın da açılışta birer konuşma yaptığı festival, sanatçı Altay’ın verdiği konser sonrası gerçekleştirilen plaket töreniyle sona erdi.




Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page