top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Dt. Ebru Küçük Erşan
    Dt. Ebru Küçük Erşan
  • 24 Mar
  • 2 dakikada okunur
Dijital diş hekimliği, tedavilerde hata payını minimuma indirirken hız, konfor ve estetik hassasiyeti en üst seviyeye taşır. Gelişmiş dijital tarama, CAD-CAM ve yapay zekâ destekli planlama süreçleri sayesinde hastalarımıza; öngörülebilir, kişiye özel ve yüksek doğrulukta çözümler sunuyoruz.


Hata Payını Azaltmada Dijital Yaklaşım

Diş hekimliğinde mükemmele ulaşmanın temel koşullarından biri, hata payını en aza indirmektir. Biz de bu hedef doğrultusunda, en güncel dijital teknolojileri tedavi süreçlerimizin merkezine alıyoruz. Dijital ağız içi tarayıcılar ve bilgisayar destekli tasarım ve üretim sistemleri (CAD-CAM) sayesinde, geleneksel ölçü yöntemlerinden kaynaklanabilecek sapmalar ortadan kaldırılıyor ve milimetrik doğrulukta veriler elde ediliyor.



Dijital Ölçüleme ve CAD-CAM ile Milimetrik Doğruluk

Tedavi sürecinin ilk aşamasında, hastamızın alt ve üst çenesi üzerinde hiçbir işlem yapılmadan dijital taramalar alınıyor ve bu kayıtlar güvenli şekilde arşivleniyor. Tedavi tamamlandıktan sonra ağız yeniden dijital olarak taranıyor ve elde edilen yeni veriler, başlangıç kayıtlarının üzerine birebir kopyalanıyor. Bu yöntemle, hastanın diş kapanışı ve çene ilişkileri doğru ve eksiksiz şekilde aktarılmış oluyor.



Dijital Rehberlerle Planlanan Restorasyon Süreci

Yapılacak tüm restorasyonlar bu dijital rehberler üzerinden planlandığı için tedavi süreci hem daha hızlı ilerliyor hem de ideal bir kapanış doğruluğu sağlanıyor.



Yapay Zekâ Destekli Estetik Analiz ve Gülüş Tasarımı

Dijital diş hekimliğinin sunduğu olanaklar bununla da sınırlı kalmıyor. Yapay zekâ destekli sistemler sayesinde hastalarımızın yüz ve ağız fotoğrafları analiz ediliyor; yüz hatlarına, dudak yapısına ve gülüş dinamiklerine en uygun diş formu belirleniyor. Bu veriler doğrultusunda diş kesimleri ve estetik tasarım detayları planlanıyor.



Mock-Up Uygulaması ile Sonucun Önceden Deneyimlenmesi

Hastalarımız, ertesi gün ağızlarına takılan tasarım (mock-up) dişler sayesinde, kalıcı dişlere geçmeden önce elde edilecek sonucu birebir simülasyon olarak görebiliyor.




Hızlı Üretim, Kontrollü Süreç ve Güvenli Sonuçlar

Kapanış ve estetik form onaylandıktan sonra ana dişler genellikle 3–4 gün içerisinde üretilerek ağıza uygulanıyor. Bu sayede hem tedavi süresi kısalıyor hem de hastalarımız sürecin her aşamasında kontrol ve güven hissi yaşıyor. Geleneksel yöntemler diş hekimliğinin temelini oluşturur; ancak bu yöntemler ileri teknolojiyle birleştiğinde, hem fonksiyonel hem de estetik açıdan kusursuz sonuçlar ortaya çıkar. Biz de dijital diş hekimliği yaklaşımımızla, hastalarımıza daha konforlu, daha hızlı ve çok daha hassas tedaviler sunmayı amaçlıyoruz.

  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 20 Ara 2025
  • 1 dakikada okunur
Kaşkaloğlu Göz Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, halk arasında bilinenin aksine, astigmat rahatsızlığının lazerle tedavisinin mümkün olduğunu söyledi.


Sık görülen görme kusurlarından biri olan astigmatın, gözlük kullanılmadığında baş ağrısı, bulanık görme ve netlik kaybı gibi rahatsızlıklara neden olduğunu belirten Asena şunları söyledi:



Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena
Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena

“Femtosaniye Lasik uygulamasıyla astigmat tedavisinde başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Lasik operasyonları dünyada yaygın olarak uygulanıyor. Lasik, excimer laser ile kornea tabakasına yeniden şekil verilerek kırma kusuru dediğimiz göz bozukluklarının düzeltilmesi işlemidir. Kırma kusuru olarak tanımladığımız göz bozuklukları; miyopi, hipermetropi ve astigmattan oluşuyor. Lasik sayesinde bu bozukluklar düzeltilebiliyor.






Görme Kalitesi Yükseliyor

Miyop ve hipermetropta olduğu gibi astigmat tedavisinde de femtosaniye lasik uygulaması gerçekleştiriyoruz.Halk arasında astigmatizmanın lazerle düzeltilemediğine dair yanlış bir kanı hakim. Astigmat da miyopi ve hipermetropi gibi belli sınırlara kadar lasik cerrahisiyle düzeltilebiliyor. Eğer 1 numaranın üzerinde astigmat varsa ve hastanın göz yapısı uygunsa lazer tedavisiyle görme kalitesi eski seviyesine döndürülebiliyor. Astigmatı olan bazı hastalar kontakt lens kullanamıyor ve yüksek numaralı astigmatlarda lensler de yeterli olmuyor. Eğer göz yapısı uygun değilse ve numara çok yüksekse, göz içi lens (ICL) tedavisi uyguluyoruz ve bu yöntemle de iyi sonuçlar alabiliyoruz.



Femtosaniye lasik tedavisinde iki göze de aynı operasyondan yapıyoruz ve işlem birkaç dakika sürüyor. Ameliyat hazırlığıyla birlikte, hasta 10 - 15 dakika ameliyathanede kalıyor. Hastanın ameliyat olduğu gün dinlenmesi ve gözünü kapalı tutması gerekiyor. Ertesi gün ise normal yaşantısına dönebiliyor.”

  • Yazarın fotoğrafı: Prof. Dr. Mete Güngör
    Prof. Dr. Mete Güngör
  • 16 Ara 2025
  • 5 dakikada okunur
Yumurtalık kanseri, kadınlarda en sık görülen ve en ölümcül jinekolojik kanserlerden biridir. Çoğu zaman sinsice ilerleyen bu hastalık, erken evrelerde belirti vermediği için genellikle geç dönemde teşhis edilir. Karında şişkinlik, hazımsızlık, kasık ağrısı gibi masum görünen yakınmalar aslında ciddi bir hastalığın habercisi olabilir. Erken tanı şansı sınırlı olsa da düzenli jinekolojik muayeneler, risk faktörlerinin bilinmesi ve vücuttaki küçük değişikliklerin önemsenmesi, hastalığın erken fark edilmesinde büyük rol oynar. Günümüzde cerrahi teknikler ve kemoterapi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde yumurtalık kanseriyle mücadelede önemli ilerlemeler kaydedilmiştir; ancak en etkili silah hâlâ farkındalık ve düzenli kontrollerdir.


Yumurtalık kanserleri, ülkemizde rahim içi kanserleri ile birlikte en sık görülen ve en ölümcül jinekolojik kanserlerdir.


1) Yumurtalık kanserinin nedenleri ve risk faktörleri nelerdir?

Yumurtalık kanserinin nedeni tam olarak bilinmemektedir.


RİSK FAKTÖRLERİ

  • Kalıtsal gen mutasyonları: Yumurtalık kanserinin küçük bir bölümü (Yüzde 10-15) kalıtsal gen mutasyonundan kaynaklanır. Yumurtalık kanseri riskini artırdığı bilinen genlere meme kanseri geni 1 ve 2 (BRCA1 ve 2) adı verilir. Bu genlerin meme kanserine neden olduğu bilinmekle birlikte, bu genlerin bulunduğu kadınlarda ayrıca yumurtalık kanseri riski ciddi şekilde artar. Bu nedenle ailesinde meme kanseri hikâyesi olanlarda yumurtalık kanseri görülme riski de fazladır.

  • Ailede yumurtalık kanseri öyküsü: Ailesindeki kadınlarda yumurtalık kanseri tanısı olan kadınların, bu hastalığa yakalanma riski daha yüksektir.

  • Önceki bir kanser tanısı: Daha önce meme, kolon, rektum veya rahim kanseri tanısı konulmuş kadınların yumurtalık kanseri riski daha yüksektir.

  • Artan yaş: Yaşlandıkça yumurtalık kanseri riski artar. Yumurtalık kanseri en sık menopozdan sonra (70 kadında bir) görülür ortalama görülme yaşı 63, ancak herhangi bir yaşta da meydana gelebilir.

  • Hiç hamile kalmamış olmak: Hiç hamile kalmayan kadınlarda yumurtalık kanseri riski daha yüksektir. Bununla birlikte özellikle erken yaşta ve çok sayıda doğum yapan kadınlarda yumurtalık kanseri daha az görülür.


2) Yumurtalık kanseri belirtileri nedir?

Yumurtalık kanseri semptomları hastalığa özgü değildir. Genelde sindirim sistemi ve mesane sorunları dahil diğer birçok yaygın hastalığın semptomlarını taklit eder. Bu yüzden tanı geç ve ileri evrede konur.



BELİRTİLERİ

  • Karında basınç hissi ve şişkinlik,

  • Kasıkta dolgunluk veya ağrı,

  • Uzun süreli hazımsızlık, gaz veya bulantı

  • Bağırsak alışkanlıklarında kabızlık gibi değişiklikler

  • Mesane alışkanlıklarında sık sık idrara çıkma ihtiyacı dahil değişiklikler

  • İştah kaybı veya hızlı bir şekilde tokluk hissi

  • Vajinal kanama

  • Kilo kaybı


3) Yumurtalık kanserinde bir tarama ve korunma yöntemi var mıdır?

Yumurtalık kanserlerini önceden tesbit edecek bir yöntem yoktur. Yani bir tarama metodu yoktur ve tanı tesadüfen rutin jinekolojik muayenelerde konur. Genellikle hastalar yukardaki şikayetler nedeniyle geç dönemde doktora başvururlar. Bu nedenle yumurtalık kanseri tanısı konduğunda, hastalık genellikle ileri evrededir. Bu nedenle kadınların hiç olmazsa senede bir rutin jinekolojik muayene ve pelvik ultrason yaptırması gerekir. Belirgin bir korunma yöntemi olmamakla birlikte doğum yapmış olmak ve en az bir yıl doğum kontrol hapı kullanmış olmak yumurtalık kanseri riskini azaltır. Ayrıca son yıllarda yumurtalık kanserinin yarısının tüplerden başladığı tesbit edildiği için bir şekilde tüplerin alınması yumurtalık kanserinde yüzde 50 korur.


4) Yumurtalık kanseri tanısı nasıl konur?

  • Pelvik ve karın muayenesi: Jinekolojik muayene ve karın muayenesinde elimize bir kitle gelebilir. Ayrıca karında birikmiş sıvıya bağlı şişkinlik (ascite) tesbit edilebilir.

  • Radyolojik incelemeler (ultrason, CT, MRI): Bu yöntemlerle normal anatomik yapıdan farklı olan yumurtalıklardan kaynaklanan çeşitli boyutlardaki kistler ve kitleler, karın boşluğunda sıvı birikimi ve karın boşluğunda bulunan diğer organlarda tümoral kitleler ve büyümüş lenf bezleri tesbit edilebilir.

  • CA 125 kan testi: CA 125 yumurtalık kanseri hücrelerinin yüzeyinde ve bazı sağlıklı dokularda bulunan bir proteindir. Yumurtalık kanseri olan birçok kadında kanlarında anormal yüksek CA 125 düzeyleri bulunur. Bununla birlikte, kanser dışındaki birçok hastalık da CA 125 düzeylerinin artmasına neden olur ve erken evre yumurtalık kanseri olan birçok kadında CA 125 düzeyleri normaldir. Bu nedenle, bir CA 125 testi yumurtalık kanseri tanı ve taraması için her zaman kullanılmaz ancak tedavinin nasıl ilerlediğini izlemek için kullanılabilir.

  • Diğer tümör markerleri: HE-4, HCG, alfa-fetoprotein, proteomikler tanısal laparoskopi veya laparotomi. Yumurtalık kanseri olabileceğinden şüphelendiğimiz komplike kistleri olan hastalar doku tanısı için ameliyat edilir ve şüpheli olan kitle etrafa yayılmadan tam olarak çıkartılarak patolojiye incelemeye gönderilir. Eğer tanı kötü huylu (yumurtalık kanseri) gelirse evreleme cerrahisi denilen ve jinekolojik onkologların gerçekleştirebildiği geniş bir ameliyat yapılır. Amaç hastalığın yaygınlığını tesbit etmek ve geride hiç tümör kalmadığından emin olmaktır.


5) Yumurtalık kanseri nasıl tedavi edilir?

Yumurtalık kanseri tedavisi genelde geniş bir ameliyat ve kemoterapinin kombinasyonunu içerir.

  • Ameliyat: Laparotomi (karında yukardan aşağıya büyük bir kesi aracılığıyla). Yumurtalık kanseri tedavisi genelde her iki yumurtalık, fallop tüpleri, rahim (histerektomi ve bilateral salpingooforektomi) ve ayrıca çevredeki lenf düğümleri (pelvik ve paraaortik lenfadenektomi), yumurtalık kanserinin sıklıkla yayıldığı omentum diye bilinen bir karın yağ dokusu katmanının (omentektomi) ve apendiksin alınmasını (apendektomi) içeren kapsamlı bir operasyondan oluşur. Yumurtalık kanseri cerrahisindeki amaç geride hiç tümör dokusu bırakmamaktır. Bu, kanserin yayıldığı her doku ve organın  (diafram, barsak, dalak, karaciğerin bazı parçaları) çıkartılması demektir (Sitoreduktif veya debulking cerrahisi). Kemoterapi büyük, hacimli yumurtalık tümörlerine etki edemez. Tümörün mümkün olduğunca çıkarılmasıyla kemoterapötik tedavi daha etkin şekilde tümöre nüfuz edebilir. Böylelikle tümör kemoterapiye daha fazla yanıt verecek ve hastanın hayatta kalma ihtimali artacaktır. Ameliyatın yeterli yapılması hastaların yaşam süresini uzatır. Bu nedenle bu cerrahileri mutlaka bu konuda eğitim almış jinekolojik onkologların yapması gerekir.

  • Kemoterapi: Ameliyat sonrası genellikle 3 haftalık aralıklarla 6 kür kemoterapi uygulanır. Kemoterapi kalan kanser hücrelerinin öldürülmesi için tasarlanan ilaçlardır. Damar yoluyla veya karın içi boşluğa verilebilir.

  • HIPEC: Özellikle tekrarlayan hastalıkta, ikinci bir ameliyat ile tümör tamamen temizlenebilirse ameliyat esnasında hasta uyandırılmadan karın boşluğuna sıcak kemoterapi uygulanır. Bu tedavide daha yüksek dozda kemoterapi direkt hedef bölgeye ısıtılmış olarak (42.5 santigrad derece ) yaklaşık 1-1.5 saat süreyle verilir.

  • Neoadjuvan kemoterapi ve interval debulking: Over kanseri tanısı alan bazı hastalarda, hastalık çok yaygın olabilir ve tümörün ilk ameliyatta tamamen çıkartılması mümkün gözükmeyebilir. Ayrıca bazı hastaların genel durumu böylesine büyük bir ameliyatı tolere edebilecek durumda olmayabilir. Bu iki durumda da tedaviye önce kemoterapi ile başlanır, 3-4 kür tedavi sonrası hastanın tümörü tam olarak çıkartılabilecek duruma gelir ve genel durumu düzelirse ameliyat edilir.


6) Doğurganlığın korunması mümkün mü?

Yumurtalık kanseri çok erken evrede veya genç yaslarda görülen germ hücreli yumurtalık kanserlerinde tesbit edilirse, diğer yumurtalık ve rahim bırakılarak ameliyat yapılabilir. Böylece daha çocuk doğurmamış ve genç kadınlarda, çocuk sahibi olma yeteneğini ve hormon üretimini korumuş oluruz. Buna fertiliteyi koruyucu cerrahi denir.


7) Yumurtalık kanserleri kapalı yöntemle (Laparoskopi ve Robotik) ameliyat edilebilir mi?

Eğer tümör erken evrede, küçük ve yumurtalıkta sınırlı ise laparoskopi veya robotik cerrahi ile rahim, yumurtalıklar, omentum, apendiks ve lenf bezlerinin çıkartıldığı standart ameliyat yapılabilir. Böylece hastanın iyileşme süresi açık ameliyata göre çok hızlı olacağından hastanın kısa sürede kemoterapiye başlaması mümkün olacaktır. Ancak bu yöntemler yaygın, ileri evre kanserlerde uygun değildir.


8) Yumurtalık kanseri tedavisi gören bir hastada tedavi sonrasında beklentiler nedir ve nasıl takip edilir?

Yumurtalık kanseri tedavisi görenlerin büyük bir kısmında  ilk 5 yıl içinde kanser tekrarlar. Hastalığın evresine göre değişmekle birlikte genel olarak 5 yıllık yaşam şansları % 50 civarındadır. Bu nedenle hastaları tedavi bitiminden sonra 3-4 ay aralıklarla 5 yıl boyunca takip ederiz. Hastalığı tekrarlayan kadınlarda da tekrar ameliyat ve farklı kemoterapi protokolleriyle tedavi etme şansı vardır.

BODRUMDergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page