- Seda Küçük

- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Kış, bu yıl her yerde olduğu gibi Bodrum’da da kendini sert hissettirdi. Yağmur uzun süre dinmedi, rüzgâr eksik olmadı; kimi zaman sokaklar sessizliğe büründü, kimi zaman deniz hırçın yüzünü gösterdi. Ama Bodrum’un en güzel tarafı da tam burada ortaya çıkıyor. Yağmurun ardından açan güneş, gri bulutların arasından sızan o ilk ışık, her şeye rağmen insanın içini ısıtmayı başarıyor. Islanan toprak kokusu, pırıl pırıl bir gökyüzü ve hafifçe esen rüzgâr… Bodrum, zor zamanlarda bile güzelliğini hatırlatmayı biliyor.

Şubat ayı, Bodrum’da her zaman umut demektir. Çiçeklerin birer birer açması, baharın gelişini müjdelemesi… Dileriz bu yıl da öyle olur. Çünkü iklim değişiklikleri artık sadece konuştuğumuz bir konu değil, doğrudan hissettiğimiz bir gerçek.
Tüm bu güzelliklerin yanında, Bodrum’un son dönemde en çok konuşulan meselesini görmezden gelmek mümkün değil. İnşaat çalışmaları neredeyse her yerde. Yollar âdeta köstebek yuvasına dönmüş durumda. Yapılan yerlerin kısa süre sonra yeniden bozulması, çalışmaların yeterince planlı ve sağlam yapılmadığını düşündürüyor. Su ve internet altyapısı için yürütülen çalışmaların aynı anda ve koordinasyonsuz ilerlemesi, neredeyse tüm yolların kazılı kalmasına neden oluyor. Sonuç mu? Beş dakikalık mesafeler yirmi dakikaya uzuyor, bir yerlere gitmek zaman zaman işkence hâline geliyor.
Bodrum artık yalnızca yaz aylarında değil, kışın bile trafikle anılır hâle geldi. Artan nüfus ve yoğunluk karşısında hizmetin yetişmekte zorlandığını hepimiz hissediyoruz. Günlük yaşamın akışı sekteye uğruyor, sabır daha da kıymetli bir hâle geliyor.
Bunları dile getirirken amacımız sadece eleştirmek değil; hepimizin sevdiği, yaşamak istediği bu yer için çözüm arayışına katkı sunmak. Çünkü Bodrum hepimizin. Bu topraklarda yaşayan, çalışan, üreten herkesin ortak dileği; daha planlı, daha özenli ve Bodrum’un ruhuna yakışır bir yaşam.

Ve işte tam da bu duyguyla, size şubat ayının sıcacık ruhunu taşıyan çok keyifli bir sayı hazırladık. Sevgililer Günü’nden ilham alan yazıların eşlik ettiği bu sayıda; sağlıktan modaya, kitaplardan teknolojiye, seyahatten sağlıklı beslenmeye uzanan dopdolu bir içerik sizi bekliyor.
Ayrıca bu sayımızda, edebiyatımızın güçlü kalemlerinden Buket Uzuner ile gerçekleştirdiğimiz özel röportaja da yer verdik. Doğa, insan, yaşam ve edebiyat üzerine yaptığımız bu samimi ve düşündürücü sohbetle sayfalar arasında kısa bir mola verecek, nefes alacaksınız. Kışın yorgunluğunu unutturacak, bahara dair umudu tazeleyecek bu sayımızı keyifle okumanız dileğiyle…
