top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Oğuz Ateş
    Oğuz Ateş
  • 10 May 2023
  • 4 dakikada okunur
Bu sayımızda sizlere Bodrum’un tarihi öneme sahip kültürel yapılarını tarihsel ve mimari yönden inceleyerek anlatmaya çalıştım. Keyifli okumalar dilerim.

Bodrum Kalesi

Bodrum Kalesi MÖ 4. yüzyılda İran İmparatorluğu tarafından inşa edilmiş ve tarih boyunca birçok kez değişikliklere uğramıştır. Bodrum’un simgesi olan bu kale, Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak 1960 yılından beri kullanılmaktadır. Kalenin farklı bölümleri farklı zamanlarda inşa edilmiştir. Kalenin ana yapılarından biri, St. Peter Kalesi olarak da bilinen İngiliz Kalesi’dir. Bu bölüm, 1402 yılında Bodrum’u ele geçiren St. Jean Şövalyeleri tarafından inşa edilmiştir. Kale daha sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun eline geçmiş ve bir süre hapishane olarak kullanılmıştır.


Bodrum Kalesi aynı zamanda bir müze olarak da hizmet vermektedir. Kalede birçok antik eser ve tarihi kalıntı sergilenmektedir. Bu eserler arasında Mısır’dan getirilen bir sfenks heykeli, antik Yunan ve Roma dönemlerine ait mozaikler, Bizans dönemine ait camlar ve Osmanlı dönemine ait silahlar bulunmaktadır. Bazı eserler de Osmanlı’nın izni ile sergilenmek üzere İngiltere’de bulunan British Museum’a gönderilmiştir.


Kale, kayalık bir alan üzerinde iki liman arasında inşa edilmiştir. Kare planlı olup 180 x 185 metre ölçülerindedir. Kale içerisinde İtalyan, Alman, Fransız, İngiliz, Yunanlı isimleri verilmiş kuleler vardır. Fransız Kulesi deniz seviyesinden 47,5 metre yüksekliğe sahip olup en yüksek kuledir. İçerisinde asma köprü, kale korugani, su hendeği, denetim kulesi ve 14 sarnıcı olan iç kaleye toplamda 7 kapı geçilerek ulaşılır. Hapishane olarak kullanıldığında 19. Yüzyılda hamam eklenerek Osmanlı niteliği kazanmıştır.

Kale, aynı zamanda turistik bir cazibe merkezidir. Bodrum’da tatil yapmak isteyenlerin ziyaret ettiği popüler yerlerden biridir. Kaleye yürüyerek ya da deniz yoluyla ulaşmak mümkündür. Kalede tur rehberleri ve audioguide hizmeti de sunulmaktadır. Bodrum Kalesi, Türkiye’nin en etkileyici tarihi yapılarından biridir ve özellikle tarihe ilgi duyanlar için bir ziyaret yeri olarak önerilir.



Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Bodrum Kalesi’nin içinde yer alır ve 1960’dan beri ziyaretçilere açıktır. 33,5 dönümlük alanda kurulmuştur. Eserleri, açık arazideki açık alanlarda da görmek mümkün. Müzenin koleksiyonu, MÖ 3000’lere kadar uzanan tarihi dönemlerden kalma eserlerle doludur. Koleksiyonun büyük bir kısmı, Ege Denizi’nin çeşitli bölgelerindeki antik limanlardan ve batıklardan çıkarılmıştır. Müzede sergilenen eserler arasında gemi batıklarından çıkarılan cam eşyalar, amforalar, madeni paralar, heykeller, seramikler ve günlük hayatta kullanılan objeler yer almaktadır. Müzede en dikkat çekici eserlerden biri, MÖ 1400’lü yıllara tarihlenen bir Mykenai gemisine ait olan 14 metre uzunluğundaki gemi batığıdır. Bu batık, Bodrum yakınlarındaki Uluburun’da bulunmuştur ve dünya tarihi açısından önemli bir keşif olarak kabul edilir. Müze, sualtı arkeolojisi ve deniz tarihi hakkında bilgi edinmek isteyenler için harika bir ziyaret yeridir. Sergiler, arkeolojik eserleri ve sualtı dünyasının güzelliklerini görmek için idealdir.



Halikarnas Mozolesi

Halikarnas Mozolesi, antik dönemde bugünkü Bodrum şehrinin bulunduğu yerde, Karya Satrabı Mausollos’un anısına MÖ 350-353 yılları arasında Kral Mausolos adına karısı ve kız kardeşi Artemisia tarafından yaptırılmıştır. Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir.


Mozole, yaklaşık 45 metre yüksekliğiyle, döneminin en büyük anıt mezarlarından biridir. Mozole, birçok farklı mimari öğeyi bir araya getirmesi nedeniyle Klasik Dönem mimarisinin en önemli örneklerinden biridir. Mozolenin cephesi, piramit şeklindeki çatısıyla Mısır tarzı kuleleri ve kolon yapısı ile Yunan tapınaklarının öğelerini içermektedir. Bu büyüklükte ilk mezar olduğu için bundan sonraki yapılara mozole denilmesine öncü olmuştur. Mozoleyi anlayabilmek için kapalı sergi salonundaki maketi incelemek gerekmektedir.


Yapı, antik yazarlardan aktarılan bilgilere göre en iyi 4 heykeltraş farklı yönlerde bu yapıyı inşa etmeye çalışmıştır. Yapı yaklaşık 1500 yıl ayakta kalmıştır. St. Jean Şövalyeleri 1402 yılında Bodrum’a gelerek yıkık anıtın kaya parçalarını âdeta bir puzzle gibi kullanıp Bodrum Kalesi’ni inşa etmişlerdir. Mozolenin çevresindeki sütunlar, taştan yapılmış süslemeler ve özellikle de mozole heykelleri, mozoleye büyük bir estetik değer katar. Mozole heykelleri, mozolede yatan Mausollos ve karısı Artemisia II ile diğer aile üyelerinin portrelerini içerir. Maalesef, mozole günümüze kadar korunamamıştır. Mozolenin kalıntıları, Bodrum Kalesi’nin inşası sırasında kullanılmıştır. Bununla birlikte, mozole hâlâ antik çağın en önemli yapılarından biri olarak dünya çapında birçok turist tarafından ziyaret ediliyor.



Bodrum Su Sarnıçları

Sarnıç, içerisinde temiz su depolamak için yeraltında inşa edilen mimari yapıdır. Altta dikdörtgen veya çember formunda oluşan depolama alanı ve üstte kubbe biçimindeki suyun akışının sağlanarak içeri girdiği alan olarak iki ögeden oluşmaktadır.


Bodrum su sarnıçlarının mimarı ve kim tarafından yaptırıldığı tam olarak belli olmamakla beraber bir Rodos seferinde Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos’ta görüp bunu Mimar Sinan’a Bodrum’da yaptırmış olduğu rivayet edilmektedir. Su sarnıçlarının tasarım, mimari ve mühendislik olarak tam bir sanat eseri olduğu aşikârdır. Bodrum su sarnıçlarının su saklama alanı çember formda olup yaklaşık 7,5 metre çapındadır. Temizlik, kontrol ve su alımı için insan girişinin yapılabileceği bir kapı bulunmaktadır. Kubbe alanı ise suyun akışı sağlanarak alt yapı ve üst yapının birleştiği noktalarda delikler olup yağmur suyunun içeriye girişi sağlanmaktadır. Bu delikler aynı zamanda aydınlatma ve havalandırma görevi görmektedir. Yer altında inşa edilmiş olan büyük su depolama yapıları genellikle tonozlu tavanlarla kaplanmış ve taş bloklarla örülmüştür. Bodrum su sarnıçlarının korunması ve bakımı oldukça önemlidir. Sarnıçlar, zaman içinde suyun neden olduğu erozyon ve bozulma gibi doğal etkenlerden etkilenebilirler.


Bu nedenle, sarnıçların restorasyonu ve korunması için çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Şu anda aktif olarak amacı doğrultusunda kullanılan sarnıç bulunmamaktadır. Bazı sarnıçlar da içerisinde tarih eser sergilenmek üzere müze olarak kullanılmaktadır.



Bodrum Yel Değirmenleri

Yel değirmeni, pervane sayesinde rüzgâr gücünden yararlanarak dişli çark vasıtasıyla enerjiyi yapı içerisinde bulunan taşa veya pompaya aktarıp tahıl öğütmeye veya su pompalamaya yarayan yapıdır. Bodrum yel değirmenleri günümüze kadar varlığını sürdüren ve Bodrum’un tarihi dokusunu oluşturan önemli yapılar arasındadır. Bodrum yel değirmenleri, yerel halk tarafından un ve çeşitli tahıl ürünlerinin öğütülmesi için kullanılmıştır. Genellikle taş veya tuğla malzemeden yapılan değirmenler, yüksek bir tepeye inşa edilmiştir. Bu sayede, rüzgârın gücünden yararlanarak değirmenin hareketliliği sağlanmıştır. Bodrum’da yer alan yel değirmenlerinin çoğu, 18. ve 19. yüzyıllarda inşa edilmiştir. Değirmenlerin kanatları, çoğunlukla ağaç malzemelerden yapılmıştır. Bodrum’da yer alan yel değirmenleri, geleneksel tarım yöntemlerinin ve öğütme teknolojilerinin bir parçasıdır.


Bodrum’da, 20’den fazla yel değirmeni bulunmaktadır. Bu değirmenlerin çoğu, günümüzde turistik amaçlar için kullanılmaktadır. Bu değirmenleri ziyaret ederek tarihi ve kültürel zenginlikleri keşfedebilirsizin. Ayrıca, değirmenlerin çevresinde yer alan restoran ve kafelerde yöresel lezzetleri tatma imkânı da bulabilirsiniz. Yel değirmenleri, Bodrum’un tarihi dokusunu oluşturan önemli yapılar arasındadır. Bu yapıların korunması ve restorasyonu, yapıların gelecekteki nesillere aktarılması açısından önemlidir.


  • Yazarın fotoğrafı: Oğuz Ateş
    Oğuz Ateş
  • 15 Şub 2023
  • 2 dakikada okunur
Bodrum bölgesinde ev tasarımı yaparken yön belirlemenin önemi büyüktür. İklim koşulları, güneş ışığı ve doğal faktörler göz önünde bulundurularak evin yönü belirlenmelidir. Bunlara ek olarak; denize olan yakınlık, dağlık alanda olması, yamaçta oluşu, rakımı, iklim koşulları, temiz suya ulaşımı, kanalizasyon veya foseptik kullanılacak olması, evin iç mekân sıcaklığı, enerji tasarrufu ve doğal aydınlatma gibi faktörler de önemlidir. Rüzgâr, evin iç mekânının sıcaklığını ve konforunu etkileyebilir.


Bodrum’da rüzgâr, genellikle yaz ve kış olarak güney ve güneybatı yönlerinden esmektedir. Güney yönüne bakan bir ev, güneş ışığını fazla alacağı için yaz aylarında iç mekân sıcaklığı artacaktır. Bu durum sizi yazın biraz bunaltsa da kışın evin ısınma maliyetlerini azaltacak ve enerji tasarrufu sağlayacaktır. Ayrıca, güneş ışığının doğrudan iç mekâna girmesi, doğal aydınlatma sağlayacaktır. Böylece evin iç mekânı daha canlı ve ferah olacaktır.


Güney yönüne bakan bir evin en büyük dezavantajı; yaz aylarında güneş ışığının doğrudan iç mekâna girmesi ve iç mekanın aşırı ısınmasına neden olmasıdır. Bu nedenle, evin camlarına güneş ışığını engelleyen perdeler veya panjurlar yerleştirilmelidir.

Güney yönüne bakan bir ev, kış aylarında ise soğuk rüzgârların etkisini arttırabilir. Bu nedenle, evin yalıtımı iyi yapılmalıdır.

Evin ısıtma maliyetlerini azaltmak için güneş ışığının doğrudan iç mekâna girmesine izin vermek önemlidir. Kış aylarında evin sıcak olması için en önemli kural, ısı kaçırımının engellenmesidir. İzolasyon en güzel ısınma yollarındandır.


Evin yön belirlenmesinde doğru bir tercih yapılması için, evin konumunun ve çevresindeki doğal faktörlerin dikkate alınması gerekir. Örneğin, evin yamaçlar veya tepelerde olduğu durumlarda rüzgâr etkisi daha fazla olabilir. Ayrıca, evin çevresindeki doğal faktörler, yerleşim alanının nerede olduğu, su kaynaklarının varlığı, güneş ışığının etkisi gibi etkenleri de içerebilir.

Bodrum’da yaz aylarında rüzgârın etkisi az olmasına rağmen kış aylarında daha fazla olabilir. Bu nedenle, evin tasarımında rüzgârın etkisini azaltmak için önlemler alınmalıdır. Evin yapısı rüzgârın etkisini azaltacak şekilde tasarlanabilir veya rüzgârın etkisini azaltacak yapı elemanları kullanılabilir. Örneğin, ön cephelerde rüzgârın etkisini azaltmak için özel bir yapı elemanı olarak rüzgar siperleri kullanılabilir.


Ayrıca, evin tasarımında doğal havalandırma sistemleri de kullanılabilir. Evin ön ve arka cephelerinde havalandırma delikleri açılabilir. Bu delikler, rüzgârın etkisini azaltacak şekilde tasarlanmalıdır. Bu sayede evin iç mekânının havalandırılması sağlanır ve rüzgârın etkisi azaltılır. Rüzgar, evin iç mekânının sıcaklığını ve konforunu etkileyebilir.


Bir diğer önemli konu ise yaşam kaynağımız olan sudur. Bodrum’un her bölgesinde ne yazık ki temiz suya ulaşabilmek mümkün değil. Şebeke suyuna ulaşabilirlik veya varsa kuyu seçeneğini göz önünde bulundurmak zorundayız.

Atık su için ise kanalizasyon mu yoksa foseptik mi kullanılacağı konusu, ev tasarımının en başında araştırılıp belirlenmelidir.



Sonuç olarak, Bodrum’da ev tasarımı yaparken kişi öncelikle kendi yaşam standartları ve isteklerini göz önünde bulundurmalıdır. Evin hem yaz hem kış için oturuma hazır olması bile birçok yeniliğe ve detaya sahip olmasına sebep olacaktır.

En önemlisi ev sahibinin istekleri ve genel özellikleridir. Bunların çok iyi belirlenmesi gerekmektedir. Her insanın sıcağa ve soğuğa tahammülleri farklıdır. Bazıları evlerini denize yakın ister bazıları yamaçlarda, tepelerde, bazıları merkezde.

İyi bir tasarımın en önemli kuralı; ne istediğimizi ve ne istemediğimizi bilmektir.


  • Yazarın fotoğrafı: Oğuz Ateş
    Oğuz Ateş
  • 20 Kas 2022
  • 1 dakikada okunur

Bu sayımızda insanların mutluluğu, huzuru, konforu, sağlığı ve güvenliği için yapılarımızın en az içleri kadar önemli olan bahçe alanlarının tasarımı, yenilenmesi, onarımı ve restorasyonu kapsayan konut tipi, peyzaj mimari konusunu ele alacağız.


Peyzaj, Fransızca “paysage” kelimesinden dilimize manzara olarak çevrilse de anlam olarak bütününde; matematik, doğa bilimleri, mühendislik, psikoloji, ekonomi ve sosyoloji bilimlerini içeren doğal oluşumların görünüşüdür. Peyzaj tasarımı ve planlaması bir bilim alanıdır bu nedenle muhakkak uzman kişiler tarafından yönetilmelidir.


Peyzaj planlaması için; alan kullanımı, peyzaj değerlendirme ve potansiyeli, ekoloji, kaynaklar ve kullanılacak cihazlar değerlendirilerek strateji oluşturulmalıdır. Peyzaj planlaması yapılırken bölge ekolojisine uygun bitki ve ağaç türleri tercih edilmelidir. Bitkiler de yaşayan varlıklar oldukları için güneş, su gereksinimi, iklim şartları onlar için çok önemlidir.


Örneğin, mis gibi kokan mandalina ve limon, görsel şölen sunan meşhur begonvil, asırlık zeytin ile muz bölgemizde yetişmektedir.


Su kaynaklarımızın giderek azaldığını düşündüğümüzde az su gereksinimi olan, meyve veren ağaçları dikmek gelecek nesillere yapılacak en büyük yatırımlardandır. Yetiştirdiğimiz çim, bitki ve ağaçların özelliklerini öğrenmeliyiz. Yanlış yapılan sulama, bakım ve budamalar da hem bitkilere hem doğaya hem de ekonomimize ciddi zararlar vermektedir. Oksijeninizin bol olmasını dilerim.

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page